ben etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ben etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2012 Çarşamba

kahvaltı...

sanıyorum geçtiğimiz cumartesiydi.yani istanbul a kar yeni düşmeye başlamış,bu kadar yoğunlaşmamıştı.çoluk-çocuk evde değil.evde tek başına kahvaltı yapma durumu.kahvaltı benim için(ayıptır söylemesi)beyaz peynir,bal,tereyağıdır.ekmek taze olmalı(masadaki ekmek o kadar taze değildi).o sabah da yeşil bir elma ile taçlandırmışım kahvaltımı :) .

29 Haziran 2011 Çarşamba

ÇANAKKALE ŞEHİTLİKLERİNDEYİZ...

binlerce şehit ismi geçiyor,binlerce avustralyalı anzak ismi geçiyor,taşlarda.bir tanesi gözüme çarpınca resmini çekme ihtiyacı duydum.belki başka şehitliklerde de vardır ama,zamanımız çok değildi ve gördüğümü resimleyeyim hiç olmazsa dedim,bu ayrıştırmacılık değil,öyle algılansın istemem."ahmet oğlu hüseyin 23 sürmene"





her yer mezarlık aslında,bastığınız yerlerin altında kimler var bilmiyorsunuz,siz yere basarken,yere basmaktan muaf sayan bir kudret varmış hissi ile dolaşıyorsunuz o topraklarda.bir vefa sergilemenin affı ile gözlüyorsunuz her yeri,her yer de sizi.ben 45 yaşında gittim,çocuklarım 7 yaşında.























ÇANAKKALE'DEYİZ...



çanakkale dahilindeyiz artık.fatih sultan mehmet'in yaptırdığı surları gezdik,çanakkale savaşından arta kalan şarapnel parçalarının ve mermi artıklarının sergilendiği yerleri gezdik.



























21 Aralık 2010 Salı

gün bitmemiş...

bugün, ölümle ne kadar da burun buruna yaşadığımızı fark ettim.
iş yerinde 3lü elektrik fişi arızalıydı,oyalanmak için tamir edeyim dedim.tamiratı bitirdik,denemek için elektrik olan bir başka fişe taktı bir çalışan (takriben 55-60 yaşlarında).o ara daha vidalarını takmamıştım.fişi denedik.çalışır hale gelmişti.55-60 yaşlarındaki çalışan abi,o 3lü fiş yerine,elektrik olan kablodan başka bir fişi çekmemiş mi? ben de fiş çekili diye,vidaları takmak için 3lü fişi elime aldığımda bir çarpılma yaşadım.az sonrasında da yaşamayacaktım :) .Allah tan sigorta attı,sanırım kısa devre yaptırmışım(öldürmeyen Allah öldürmüyora kılıf ya da verilmiş sadakam varmış vs).sigorta atmamış olsaydı.bu akşam blogumdan bu yazdıklarımı okuyamayacaktınız.okuduğunuz şey ruhuma fatiha olacaktı.

8 Şubat 2010 Pazartesi

BEN!

sultanahmet ticaretten eve dönüşte sultanahmet meydanında otobüs beklemek çok eğlenceli gelirdi bana.ben 39 a binerdim. herkes neredeyse gitmiş olurdu,ben en son duraktan ayrılanlar içinde olurdum.çünkü 39 seyrek gelen bir otobüstü.zaten okula en uzak mesafede oturan öğrencilerdendim.bazen 37 ye binerdim.bazen de aksaraya kadar yürürdük,osmanla veya arifle.osman aksarayda,arif de fındıkzade de otururdu.osman ile hacıbozanoğullarına bazen uğrar,o küçük ama havalı lokantada fıstıklı baklava yerdik.osman tatlının üzerine ayran içerdi.benim de tuhafıma giderdi.aytaçla yürüdüğümüzde ise beyazıtta sayidoğlunda şöbiyet yerdik,ama şöbiyetin esaslısı lalelideki çavuşoğlundaydı...o yolu yürümeyi seviyordum.bazen gülhane parkına giderdik.gülhane parkına bir keresinde sınıfça kavga etmeye gitmiştik.o zaman lise 2 deydik.kız yüzünden (kızımız mehtap günaydın),diğer sınıftan ibrahim diye bir çocukla çıkıyordu,ibrahimin boş boğazlığı yüzünden,sınıfımızın kızını korumakla vazifelendirmiştik kendimizi.diğer sınıfa randevu verdik "gülhaneye gelin lan,orada görüşelim" gülhane hem gezme alanıydı,hem kavga.biz yirmi kişiydik,diğer sınıfın konu ile ilgilileri beş kişi ya da sadece onlar gelebilmişti.ibrahim de vardı gelenler içinde.bizim yanımızda saz da vardı,bir arkadaşımız saz çalardı.biz hem kavga etmeye hem müzik dinlemeye gitmiştik aslında.biz yirmi kişiden onbeşini kenara ayırdık.beşe beş kavga edecektik."eee,ne diyonuz şimdi lan!" muhabbetinden sonra,rakiplerden(!) iki kişiyi dövdük.birinde benim hasar vermişliğim biraz fazla olmuştu.sınıfın kavgacıları içindeydim ve genelde kavgaya ilk ben girerdim.ama üzüldüm sonrasında.mehtap"niye ona vurdun,o çocuk iyi bir çocuktu deyince" üzüntüm daha da arttı.bu kavgadan bir yıl sonra o sınıfın öğrencilerini bizim sınıfa verdiler.o sınıftan gelen arkadaşlardan fikri aydoğdu "o günkü kavgadan sonra aramızda konuştuk-çok delikanlılarmış ama,beşe beş kavgaya girdiler,çoğunluklarını kullanmadılar-dedik"diye anlatınca sınıfımla gurur duydum...
bu da öyle bir anı işte...

BEN!

sultanahmet ticaret lisesi(stl),güzel günlerimin geçtiği okulumdu.güzel arkadaşlıklar,güzel anlar yaşamıştım orada.birinci sınıftaydık.sınıf başkanı yaşar dı.soyadını unutmuşum :).iktidar zaafiyeti olan bir başkandı.iri yarı idi ama iktidar zaafiyetini,öğrencilerin ismini tahtaya yazarak yenmeye çalışırdı.dersin hocası geldiğinde,tahtaya yazılanlara fırça atacaktı ya,o da böylece zamanla iktidar elde edecekti :). o gün,dersin hocası yoktu ve sınıfta oluşan gürültüye okulun rehberlik hocası kayhan bey girdi hiddetle."niye bağrışıyorsunuz! bu tahtadakiler odama gelsin!" beş kişiydik tahtada ismi olan.isimlerini hatırlamadığım diğer dört kişi ile birlikte odasına gittik.odasında bir öğrenci vardı,kayhan beyin angarya yazı işlerini hallediyordu,üst sınıftan bir öğrenciydi.öğretmeni tanıdığını belirten bakışları ile "yandınız"dedi.sonrasında kayhan hoca girdi odaya."evet,niye konuşuyordunuz,söyleyin bakalım,sen!"diye hiddetle en başta duran arkadaşa sordu.ben en sondaydım.her arkadaşım "hocam ben konuşmuyordum"kıvamında cevap verdi.hoca da "tabi,tabi!"diye dalga geçti doğal olarak.en son bana geldiğinde "sen de konuşmadın di mi?"diye sorduğunda aldığı cevapla şaşırdı "hayır,ben konuştum hocam,herkes birbiri ile konuşuyordu zaten,ben de arkadaşlarımla konuşuyordum ve başkan konuşanların bazılarını yazdı.o bazılarından biri de benim"gibi bir cevap verdim.kayhan bey "bu işte.doğru,dürüst,mertçe yaptığınızı söylemelisiniz.sen kal,diğerleriniz çıkın dışarı!" kal dediği bendim :) ."evladım,okulda en ufak bir derdin olduğu zaman mutlaka bana gel,her türlü yardımımı göreceksin,aferin!".ben bir daha kayhan beyin odasına gitmedim,derdim olsa da gitmedim.ama odasından çıkarken yüzümde hoş bir tebessüm vardı.dürüstlük kazanmıştı :).kayhan hocaya o günden sonra daha fazla saygı gösterdim.

3 Ocak 2010 Pazar

BEN!

düz lisede aklımda kalan tek öğretmen,ekrem öğretmen.biyoloji öğretmeniydi.o da dışarıdan dersler boş geçmesin diye gelirdi.beni ekstra severdi :) boş derslerde top oynardık,okulun bahçesinde,bir gün çok şık bir hareketimi görmüş, bana "sen bir yerde top oynuyormusun?" diye sormuştu."hayır,oynamıyorum"deyince."Allah Allah,du bi bakalım"demişti,hani bir yere topçu olarak yerleştirecekmiş gibi ama olmadı işte :).bir de bir ingilizceci vardı.ismini hatırlamıyorum,o da beni bir gün dersten atmıştı.nedeni de; hani benim ingilizcem ortaokuldan iyiydi ya.ingilizce dersi bana faso fiso gelirdi,millet dersi anlamaya çalışırken,ben bir insan resmi yapmıştım.öğretmen de yaptığım resmi görüp "neyin resmi bu ?" diye sorduğunda verdiğim cevap dersten atılmama sebep olmuştu.cevap şuydu "sizin resminiz hocam"(resim yamuk yumuk bir tiplemeydi).ben o dersi okulun bahçesinde geçirdim,arkamdan da "bunu sınıfta bırakacam ama kanaati aşan notlar alıyor! ingilizce dersi iyi !" :)
öğrencilerden de hatırladıklarım; duran,ercan,irfan,burada da ahmet siyami gürbüz,nesrin özer,nilay sezer,nurhan...
düz lise de gördüğüm şey aslında içler acısıydı.koskoca sınıftan geçen bir öğrenci vardı;birol.yani direk geçen,diğerlerinin çoğu bütünleme imtihanlarında geçerdi.ihl deki eğitim adam gibiydi,düz lisedeki eğitim ise yetersizdi.

21 Aralık 2009 Pazartesi

BEN!

...ve ortaokul eğitiminden hatırladıklarım;sınıfta kalan öğrenci sayısı 100 de 2 filandı.sınıfın yarısından çoğu teşekkür,takdir ile sınıf geçerdi.teşekkür ve takdirin kıymetli bir değerlendirme yöntemi olduğunu bu nedenle anlayamamıştım(herkes bunlardan aldığı için).ben takdir hiç alamadım,ancak hep sınırında teşekkür alırdım.takdiri kıl payı kaçırırdım.
babam vefat etti...
okul,saat dörtte,beşte bitiyor,öğle yemeğini okulda yiyorduk.bizi annem,babamın emekli maaşı ve kendince yaptığı ticaretle (tahtakaleden kazak,terlik vs alıp-satmak gibi) bizi okutmaya çalıştı.ben öğle yemeği masrafını bahane ederek,öğleye kadar olan düz liseye gittim.annem de saygı gösterdi.ben sonraki zamanlarda pişman oldum.çünkü neredeyse oradaki tüm arkadaşlarım bir baltaya sap oldular.ben ise kendimi,kaos içine attım.düz lisede fırlamalık prim yapıyordu.hayatında zayıf dersi olmayan ben,ilk dönem sekiz zayıfla tanıştım.yıl sonunda dört zayıf ve ökk ile edebiyat dersinden bir üst sınıfa geçtim.

29 Ağustos 2009 Cumartesi

ben!

İlkokula başlamışım,annem sırama yerleştirmiş beni.Hayal meyal o günü hatırlıyorum şimdi.Orta okula başladığım günü de hatırlıyorum.Daha büyük bir sınıf,daha akıllı çocuklar...O zaman bizim okula imtihanla giriliyordu.Düşünün ben 19. olarak girmiştim okula.İsmail diye bir arkadaşım oldu.En iyi arkadaşım oydu o zaman,ta ki İsmail'e ağır bir laf edene kadar.Sebebini hatırlamıyorum,ancak ben haksızdım diye hatırlıyorum.İsmail, doktor olmuş. Bir başka arkadaşımız,daha doğrusu ağabeyimiz Neslibey abi(bu ağabey şeklinde yazımı bile İsmail'den ilk duymuştum,benim için o zaman abi diye yazılır ve okunurdu) vesilesi ile Hasan ile görüştük yıllar sonra(neredeyse 30 yıl).Hasan beni İdris'le telefonla görüştürdü.Sonra da Ali'den bahsetti, onunla kulaklarımı çınlatmışlar.Ali'yi çok net hatırlayınca Hasan şaşırdı biraz :) .Birde Siyami vardı,okuldan ayrılmıştı,benim ayrıldığım dönemde.Onu bir daha okuldan sonra hiç görmedim,duymadım.

25 Ağustos 2009 Salı

BEN !

sabahları;yani saat yedi gibi, yataktan kalktığımda herkes uyuyor olurdu.herkesten kastettiğim annem ve kızkardeşim.babam zaten işte olurdu.canım sıkılırdı;bu yüzden sokağa çıkardım.arkadaşlarımdan o saatlerde dışarı çıkan olursa birlikte oynardık.sanırım yaşım yedi gibiydi.evden çıkarken de annem beni hala uyuyor sansın diye yorganın altına yastık yatırırdım(insana benzer şekilde)sonra sokağa çıkardım.çocukluğum güzel geçti.her anını iyi yaşadım diyebilirim.misket oynadım,saplama oynadım,tumba oynadım,futbol oynadım,sek sek oynadım,ip atladım,yakartop oynadım,istop oynadım,kuka oynadım vs.vs.o dönemin çocuklarının yapması gereken her şeyi yaptım.hatta yapmaması gerekenleri de.mesela 7 - 8 yaşlarında iken kumar oynadım.hem de 21 ya da basmaca(büyük açan kazanır).kumar mevzusu ile alakalı sıkı bir tokat yemişliğim oldu kıçıma.çok iyi bir fırça.çocukluk işte,deyip bağlayayım konuyu.