28 Ağustos 2017 Pazartesi

ALAŞEHİR-MANİSA

Manisa üzümü ile meşhur ilimizdir, ilçesi Alaşehir üzümle kaplı desem abartmamış olurum. Bu yıl (2017) gördüğüm kadarı ile üzüm çok fazla. Yani yıl sanki bereketli. 
Ayçiçek de öyle tarlada tek başına idi, onu da çekmesem ayıp olurdu :) 




27 Ağustos 2017 Pazar

PAMUKKALE -RÜZGAR PARAŞÜTÜ

O gün Denizli'de bir arkadaşla karşılaştım, bana hangi otelde kalacağımı sordu. Ben de bir kamp yeri bulursam, çadırda kalacağımı söyledim, "sen de otel rezervasyonunu iptal et, birlikte kamp yapalım" dedim, önce sıcak bakmadıysa da değişiklik olur diye sanırım, oteli iptal etti ve akşam kamp yeri aramaya başladık. Öncesinde Karahayıt'ta bir şeyler atıştırdık ve kampta lazım olabilir diye bir kaç atıştırmalık aldık. Denizli'ye çok gelip gittim, Karahayıt'a çok eskilerden bir kez gelmişliğim vardı, bu kez gördüğüm beni çok şaşırttı. Çok sıcak ortamı olan bir çarşısı var. Tatil beldesi havasında değil,köy havasında bir belde. Hani şu kırmızı kayası olan sıcak su kaynağı olan yer. Çarşı girişinde 30-40 metre ileride solda bir çay bahçesi gibi bir yere oturduk, tost ve çay yedik,içtik. Tost normalde akşamları yoğun olduğu için yapmıyorlarmış, ancak sakindi o akşam ve bize yaptılar, size de tavsiye ederim, 10 numara tostu var. Saat 22.30 a kadar oralarda dolaştık ve sonra uygun bir yer bulmak için arabalarla yer aramaya başladık. Karahayıt'tan daha da yukarılara çıktık,çamların arasında bir yer buluruz ümidi ile. Ancak istediğimiz gibi bir yer bulamadık. Daha sonra Pamukkale'ye indik (Denizli'den gelişte Pamukkale karşınıza geldiğinde sağdan üst kısma giden bir yol var), Pamukkale'nin üst kısmına gider gibi gidiyorsunuz ve karşınıza yol ayrımı çıkıyor,siz Pamukkale tarafına değil,sağdaki yoldan devam ediyorsunuz. Yol ayrımında ufak kamp yazısı (sanırım Tepe Camping'ti) var, o yazıyı takip edip takriben 6-7 km.yol çıkıyorsunuz. Kamp yakınında tabelalar sizi kampa sokuyor. Aşağıda gördüğünüz fotoğraflar o alandan. Kamp fiyatı kişi başı 30 TL. (fiyatın içinde sanırım havuz fiyatı da var) . Biz sadece gece çadır kurup yattık,sabah da işimize devam ettik, o nedenle kampın elektrik prizleri hariç hiç bir şeyinden faydalanmadığımız için biraz bize pahalı geldi.30 TL. sunulan imkanlar için fazla değil aslında. Denizli'yi,Pamukkale'yi tepeden gören bir yer. Konumu harika. Sabah 06.00 gibi üst kısımdan yoğun insan sesleri gelmeye başladı. Tam üst kısmımız paraşüt ile atlanılan nokta imiş. Bu da bana ayrı bir tad verdi. Çünkü fotoğrafladım :) 
Tavsiyemdir.











YEDİGÖLLER-BOLU

Yedigöller, hep tabelasını gördüğüm, gitmek istediğim ancak bir türlü gidemediğim bir kamp alanı idi. İş gereği, Bartın'a giderken gördüğüm tabeladan bu kez içeri daldım. Sabah 04.00 gibiydi sanırım. Gün doğumunda oralarda olurum diye düşünmüştüm ve gün doğumu saatlerinde kamp bölgesine vardım. Takriben 06.00 gibi kamp alanından içeri girdim. O saatte kapıda hiç bir görevli yoktu. Giriş ücretli aslında. Kişi fiyatını unuttum açıkçası,araç 12.50 TL, çadır kurmak 25 TL. (sanırım profesyonel fotoğraf ve kamera çekimleri için) fotoğraf çekim 125 TL. kamera çekim 1250 TL. (düğün,belgesel vs.içindir diye düşündüm bu fiyatlandırmayı) 
Niyetim çadır kurup 2 saat dinlenmekti, çünkü 20 saattir uykusuzdum ve takriben son 6 saat araç kullanmıştım. Ancak seyahat dediğim gibi iş ile ilintili olduğundan, işimi de aksatmayayım diye önce biraz keşif yaptım. Nerelerin fotoğrafı çekilir ona göz attım. İlk gördüğüm göl etrafında çadırlar kurulu idi,çok güzel bir ortam vardı. Ben, beni yolun götürdüğü en üst taraflara kadar çıktım. Yukarılarda seyir tepesi var. İlk fotoğraf oradan çekildi. Çok sıcak bir ortamı var kampın. Her yer fotoğraf karesi :) 
Bu arada benim girdiğim yol, çok kötü bir yol onu söyleyeyim. Çıkarken farklı bir yoldan çıktım orası daha iyi,hatta böyle bir yer için bayağı iyi. Yedigöller yoluna ilk girdikten takriben 5 km. sonra önüme iki yaban domuzu çıktı, araç sürerken dikkatli olmakta fayda var. Bir yerlerde yol kenarlarında da baykuşlar. Çıkışta durduğum bir noktada bir sincap ile karşılaştık :) . Yani değişik hayvanlarla karşılaşma şansınız/riskiniz var. Ben tüm gölleri vakitsizlikten gezemediğimi belirteyim. Ancak kesinlikle gidilmesi,gezilmesi,hatta kamp yapılması gereken bir yer. İçeride bir büfe ve restaurant var. Büfe aktif, restaurant da açıktır herhalde, o saatte kapalıydı. Girişte tuvaletler ve mescitler mevcut. Kampçılardan olta ile balık tutmaya çalışan bile vardı. 
Güzel bir alan, mutlaka gidin, sonbaharda fotoğrafçılar için ekstra harika olur dememe gerek yok sanırım. Burayı bilen biliyordur. Ben ilk kez geldim, çok sevdim ve sonbahara program yapıyorum. 
Çıkarken saat 07.40 gibiydi, yine görevli yoktu ve ben kimseyi bulup ücret veremedim. Hakkını helal et Yedigöller...












8 Eylül 2016 Perşembe

15 TEMMUZ DEMOKRASİ NÖBETLERİ...

KONYA / arka plandaki dede; gece saat 02.00 kendince vatanı bekliyor. ne mutlu ona ! 
                                                             


                                                    Beştepe/ANKARA - Bir gurbetçi arabası
Büyükçekmece/ İSTANBUL - 70 yaşında bir başka dede, ancak konyadaki dededen daha dinç.eşiyle beraber nöbetteydi.
                                                           Beştepe / ANKARA - İnsanlar beştepe'ye külliyenin olduğu yere Millet camii karşısında çadırlar kurmuştu.
                                                                        KONYA
 Orhangazi / BURSA
                                                          Büyükçekmece / İSTANBUL - Daha genç bile değiller, ama kıpır kıpırdılar, heyecanlıydılar. Siyah tshirtlü delikanlı "tekbir" diye bağırdığında diğer çocuklar "Allahu Ekber" diye Emniyet müdürlüğü önündeki nöbette ses getiriyorlardı

   Büyükçekmece / İSTANBUL -Sabah 06.00 civarları. yeni uykudan uyanmışlardı, gececiydiler. Nöbet farklıydı. 18-20 yaşlarında gençler 
                                                                        KONYA      
                                         BURSA- iki genç daha . yine gece 02.00 civarları
                                                                 

16 Mayıs 2016 Pazartesi

Canım Acıdı...

Bugün bir proje ve etkinlik vardı yaşadığım ilçede.
Bir fotoğraf projesiydi. 270 e yakın fotoğraf çekilmiş 20 civarı fotoğraf sanatçısı emek vermiş, hikayeler dinlenmiş,ona göre fotoğraflar çekilmiş,fotoğrafı çekilenlerin kimi vefat etmiş, onun burukluğu ile ama hedeften sapmadan müthiş bir proje ortaya çıkarılmış. Fotoğrafı çekilen insanların da davet edildiği, ağırlandığı bir açılış ile fotoğraf sergisi açılmıştı. Fotoğrafı çekilmiş ve sergilenen insanların mutluluğu görülmeye değerdi. Kiminin gözlerinin içi gülüyor, kimi ağlıyordu. Müthişti ortam.
İşin içinde emek vardı, fotoğrafçıların müthiş emeği vardı, onların da bu ortamın renkliliği ile birlikte yaptıkları işin mutluluğu,huzuru yüzlerinden okunuyordu, onların yerinde olmayı çok istedim, ama bu projede olamadım.
Neyse,
geleyim canımı acıtan, siyasetçinin vicdansızlığına,acımasızlığına,adaletsizliğine.
Yukarıda anlattığım tabloda bir sıkıntı yok,sıkıntı bundan sonra...
Sonrasında proje içinde olan insanların yer aldığı slayt gösterisi yapıldı, ben fotoğraf derneği başkanının konuşma yapmasını,tanıtım yapmasını,projeyi tanımlamasını beklerken (ki; çok iyi yapacağını biliyorum) semtin belediye başkanı aldı sazı eline (mikrofonu).  bu projeyi siyasi ranta nasıl dönüştürebileceği,kendini nasıl  öne çıkartabileceği bilemedi, pardon çok iyi biliyordu. her türlü atraksiyonu yaptı. "Canlarım,ciğerlerim,kuzu sarmalarım..."vs.
lan o insanları sen mi fotoğrafladın, o insanların hikayelerini sen mi dinledin, o sergiyi sen mi oluşturdun, o kadar emeği sen mi verdin?
o emeği veren insanların emeğini çaldın. O işin onureliğini ellerinden çekip aldın. ve o insanlara ayrıca ayıp ettin (umurunda olduğunu sanmıyorum ya)
o kadar emek veren fotoğrafçılara "görevliler,görevli arkadaşlar" diye hitap ettin.
ZATEN SENİ SEVMEZDİM, ŞİMDİ NEFRET EDİYORUM.
belediye başkanının partisi önemli değil, insani(!) duruşu önemli. Başkanın ismine kadar yazarım da o fotoğraf derneği zarar görebilir diye onu da yazmıyorum (hiç isim yazmama sebebim budur)