arkadaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkadaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2010 Cuma

arkadaş...



sen hiç yere düştün mü?
kalabalık içinde,herkesin omuz verdiği ortamda,durduk yerde bir kütüğün devrilişi gibi devrildin mi?

sen, düşeceğinin göstergesi sallanışı yaşarken,bir omuza yaslanıp ayakta dururum dediğinde,etrafında gördüklerinin sadece casper tarzı hayaletler olduğunu anladın mı hiç?

tek başına kalmışlığı hissettin mi?

etrafımdakiler de kimdi? dedin mi?

vay be ! dedin mi?

darlıklarında yanlarına koştuğun,darlığında seni yok saydı mı?

Allah kimseyi bu hallere koymasın,ya da Allah her insanı o hallere koysun ki; dostunu düşmanını ayrıştırsın.o zamanlarda düşman dediğin,dostun(!)dan yakın olabiliyor biliyormusun?

hani beraber maça gitmiştiniz,hani beraber konsere...

hani birlikte turlara katılmıştınız...

hani dertlerinizi konuşmuş,paylaşmıştınız...

aşkını anlatmıştın ona,o da sana anlatmıştı,saatlerce...

hani galata köprüsünün altında bira içip,şarkı söylerken birlikte gülmüştünüz "ben seni bi öpiyim abi! "diyen sevimli sarhoşa...

hani ortaköyde denize düştüğünde elinden çekip karaya almıştın o arkadaşını "gülmeyin bak,fena olacak"derken ,yerlerde yatıp eğlendiğiniz o arkadaşların nerede?

nerede birlikte adalar a giderken şarkı söylediğin arkadaşların...

nerede birlikte kavgalara girdiğin dostların...

"sen benim en iyi arkadaşımsın!"diyenlerin nerede?

ben hepsinin masal olduğunu gördüm,yaşadım, henüz görmemişlere tavsiyem, her an olacakmış gibi hazırlıklı olun ki; sıkıntısız geçiresiniz o anları.

Allah bunları göstermedi ya da göstermeyecek mi? o zaman ne mutlu size !

15 Eylül 2008 Pazartesi

insanoğlu...

İnsanoğlu, ilginç varlık. Önce doğuyor, el bebek-gül bebek büyütülüyor. Çocuk oluyor, neşeleniyor, ağlıyor, hayatın gerçeklerini öğrenmeye başlamamışken, sığ yaşantısı içinde mutsuzlukla az tanışıyor. Varsa-yoksa arkadaşlarım diyor, onlarla birarada olmak istiyor.Okulla tanışıyor, daha fazla arkadaşı oluyor.İçlerinden bazılarını seçiyor; "Bunlar benim en iyi arkadaşlarım" diyor. Onlarla paylaşmaya başlıyor.Kavgayı öğreniyor, kavga ediyor,bu arada büyüyor.Orta okulda arkadaş kavramı oturmaya başlıyor, kemikleşiyor.Lise ye geliyor bir şekilde.Orada artık arkadaş değişiyor,dost oluyor. Delikanlılık ruhu devreye giriyor.Kız olsun erkek olsun bu dönem, arkadaş,dost için ölünecek zamanlar oluyor.Sonra üniversite; burada biraz menfaatler çarpışıyor gibi.Arta kalan dostlar(ki; onların adı değişiyor gerçek dost oluyor)-Halbuki , dost dediğin şey zaten,gerçektir.Süreç; kültürler eşitse ve maddi düzey aynıysa,dostluk ilerleyip gidiyor.Birbirine yaslanmalar başlıyor.Biri eksik kaldı mı, diğeri tamamlıyor. Bu döngü taa ki, birinin su koyvermesine kadar devam ediyor.Yaş belirli bir yere geldiğinde,beylik sözler ezberlemeye başlıyorsun"Dost ararsan cebine bak" "Dost kara günde belli olur" misali.Ya da "dost diye bir şey yok"deyip çıkıyorsun işin içinden.Emeklerine acıyorsun.Dostlar(!) size tavsiyem; kimseye emek vermeyin,herkese yardım edin.Kimseden bir şey beklemeyin, herkesin yanında olun. "Ne güzel dosttu" denilesi insanların bittiği dönemdeyiz.Siz varsınız,yanınızda kimse yok.Tek başınasınız.Bir büyüğün dediği gibi "Dost ararsan Allah yeter!" gerisi hikaye.