iş seyahati etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iş seyahati etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2012 Pazar

yazmak olsun...


ayın 13ü .tam 5 dakika sonra hatta bu yazı bittiğinde belki de 13ü olmuş olacak.sabahleyin yine seyahate başlıyorum.sanırım iki hafta kadar sürer.ankara-konya-kayseri-adana-antep-antakya-mersin-konya-antalya-ısparta-denizli-aydın-muğla-manisa-izmir-kütahya-balıkesir-bursa.zaten türkiye de başka şehir de kalmadı :).hayırlısı bakalım,Allah kazasız,belasız bir seyahat daha bitirmek nasip etsin.önceleri daha çok seviyordum gezmeyi,ancak şu son zamanlar görev edasıyla gittiğimi düşünmeye başladım.hani ucunda bir haz yok yani.haz,sadece satış olunca oluşuyor.işyerinde otursam ve bunun karşılığında para alsam bu da beni tatmin etmez.hani oturduğu yerden para kazanıyor formatı var ya o bana uymuyor.otur otur nereye kadar,can sıkıntısı,internet minternet o da bir yerde tıkanıyor,kısır döngü.habire bloga bir şeyler yaz,o da olmuyor.daha ötesine gitsem dertsiz başıma dert bile açarım.yazacak o kadar çok şey var ki aslında.yazdıklarım,kendimi frenlemiş hallerim.bu arada ayın 16 sında fetih 1453 vizyona giriyormuş.mutlu oldum.fragmanını gördüm 10 numara,ciddi ciddi savaş filmi çekmişler.hani gıpta edip,hatta kıskanıp baktığımız yabancı filmler yok muydu aynı onlar gibi.nihayet diyorum.ben bu yazının resmini de fetih 1453 afişinden yapayım en iyisi.gazete de yukarıdaki afişi gördüğümde çocukluğuma gittim.çocukluğumda da şimdi de fena karakalem çizmem(hiç eğitimini almamış biri olarak).yukarıdaki "ulubatlı hasan" canlandırmasını çocukluğumda sürekli çizerdim.bir onu çizerdim bir de çağrı filminin afişini :) .hani dirsekten görünen bir el ve elde bayrak.the message.buradan konu değişik mecraalara kaymadan bitireyim.sabah yolculuk var.filmi de anadoluda bir müşterimle bir sinemada seyrederiz herhalde veya tek başıma :).ama seyrederim inşallah.çocuklarımla seyredecek kadar kansız olsaydı keşke.:(

27 Aralık 2011 Salı

DİZ DİZE ŞARKISI EŞLİĞİNDE GECE YOLCULUĞU

seyahatleri tek başına yaparım,herkes"sıkıcı olur"diye düşünür.ama benim için yalnız seyahat etmek daha keyiflidir.istediğim müziği dinler,istediğim kadar sesini açar,istediğim kadar kısarım.istediğim yerde durur,istemediğim yerde durmam...konu dışına çıkmadan bağlayayım;evet,yine bir seyahat ve dinlediğim parça sevgili kardeşimin yaptığı beste.aynı zamanda 2011 yılının en iyi parçası seçilmiş karadenizin sesi radyosu dinleyicileri tarafından.biz demiştik,bu parça 10 numara diye:)

9 Aralık 2011 Cuma

seyahat yazısı



sen hiç, dolunayın denize yansıması ile yol arkadaşlığı yaptın mı?
ben yaptım,senden daha iyi arkadaş,söyliyeyim!

çünkü; içine huzur veriyor.

sen hiç, kapkaranlık yollarda,bulutsuz havada,binlerce yıldızla yol arkadaşlığı yaptın mı?

ben yaptım,senden daha iyi arkadaşlar,söyliyeyim!

çünkü; hep yanındalar.

onların önüne bulut geçince,yapacakları bir şey yok!

ama senin kafan bulutlandımı,senin yapacakların var!

söyliyeyim istedim!


not:üstteki resim,benim eserim değildir,http://bostanciogludevran.wordpress.com/2011/09/03/bu-gece-dolunay-mi-var/ den alıntıdır.

3 Ağustos 2011 Çarşamba

arsuz,palm beach otelinin akşam manzarası




arsuz da palm beach isimli bir otelin önünde otururken oluşan bu manzarayı paylaşmak istedim.otelin sahibi,beni utandırdı;onu da bilahare anlatırım

1 Temmuz 2011 Cuma

iş seyahatinde köpek dostum :)



























bu köpek var ya , bu köpek!

burası muğla'da sanırım akyaka diye bir kasaba(sahil beldesi) idi.isminde yanılıyor alabilirim.gökova'da bir yer yani.bu köpek de orada takılan bir mahlukat.o tabak,yarısını benim yediğim tostun tabağı.öbür yarısını da bu köpek hazretleri götürdü.o sandalyede oturuyordum,hiç farkında değildim,arkamda yerde öylece uzanmış oturuyor.tostun yarısına geldiğimde arkamdan sertçe iki havlama sesine irkilip,döndüm,mesafemiz o sandalye ile köpek mesafesi kadar işte.köpek sadece kafasını kaldırıp,yüzüme bakıyor.resmen yiyecek istedi.hakkını yemeyeyim onuru ile.hiç ezilmeden,hiç hakkıma saldırmadan "ben de acıktım,bana da verirsen hayır demem"kıvamındaydı.çok hoşuma gitti,bu hali.bir parça attım önüne,anında götürdü,bir parça daha onu da.ve tostun kalan yarım halini önüne attığımda,en son ellerimi gösterdim,bitti dercesine.o da hakkına razı oldu,minnettar bakışı ile.artık orada bir dostum var.

10 Kasım 2010 Çarşamba

seyahat manzaraları

muhtemelen hemşehrimdir.kırıkkale-ankara arasında,ankara girişinde sağ tarafta bir vakfıkebir ekmek fırını.tabelaya 25 saat açık yazmış mübarek adam.ilginçti.

seyahat manzaraları

yol boyunca hoşuma giden çayır,çimen resimleri çektim.burada belki çok güzel gözükmüyorlar ama,yanlarındayken,çok güzeldi.yemyeşil çayırlar ve kırmızı killi toprak.sorgun dan ankara ya gidiş .neredeyse hep düzlük.ova vs.















otel odaları







kayseri de kalacaksam,kendimi bir an önce içine atmak istediğim otel.özgür kardeşimden bana kalan yadigar otel.temiz,sevimli bir otel.her seferinde bulmakta güçlük çekerim yerini.çünkü;her defasında şehre başka bir yerden giriyorum.en sonunda otogar ve gar istikametinde olduğunu,soley fabrikasının yakınında olduğunu beyine kazıdım.buraya da yazıyorum ki,yarın öbür gün yine bulamazsam buraya bakayım :)



28 Ekim 2010 Perşembe

seyahatten manzaralar

burdur üzerinden antalya ya gidiş yönünden willow dinlenme tesislerinin görünüşü
bu sevgili kardeşim de içtiğim bir bardak çayı müessesemizin ikramı olsun diyerek,beni mahcup etti.

geziyorum,tozuyorum,satıyorum,okuyorum,içiyorum(çay),görüyorum.ne mutlu bana :)


20 Ekim 2010 Çarşamba

iş seyahati

bayağıdır boşlamışım blogu...
geçen hafta seyahatteydim yine.güzergah denizli,antalya,konya,adana,gaziantep-istanbul :)
denizli antalya arasında burdur dolaylarında bir restaurant var.bir kaç gün içinde onunla ilgili resimler yüklerim.her zaman geçerken özellikle durup çay içtiğim bir yer.yemek yiyemedim henüz.oturur,kapısındaki masalardan birinde çayımı yudumlarken,doğal hava görüntüsü içindeki hayvanları izlerim.ördek,kaz,yavru köpekler,ördek yavruları,gölet,eski bir wolksvogen(sanki yanlış yazdım,neyse önemli değil,anlayın artık),kağnı arabaları parçaları,ahşap tekerlekler,samanlar vs.
bu mekanı çok severim,arkasında bir otel var ancak 5 yıldır açamamışlar,sanki biri engelliyor açılmasını.çünkü 5 yıl önce garsonlara sorduğumda -3 ya da 4 ay içinde açılacağını söylüyorlardı.
neyse; seyahatin başlangıcında oradaydım.sonunda da gaziantep den 10 saatte istanbul a neredeyse hiç durmadan döndüm.zor oldu.ama oldu.

11 Ağustos 2010 Çarşamba

iş gezisi.






seyahatteydim yine.
bursa dan başladım.bursa ya hep deniz otobüslerinin 7.30 seferi ile giderdim.o sabah geciktim.10 seferi ile gittim.çok da bir şey farketmedi benim için.uğrayacaklarıma uğradım.balıkesire geçtim oradan.balıkesir i severim.o beni sever mi bilmem?bir müşterim vardı uğrayacağım.balıkesirde de işimi bitirdim,sonra ver elini izmir.bursa ve balıkesir de sıcaklığı o kadar çok hissettim ki;klimadan iltihaplandırdığım ciğerlerimin tekrar aynı arızayı yapacağını düşündüm.izmir daha berbattı.kalmayı sevdiğim otelde yer kalmadığından diğer kaldığım otele geçtim,orada yer vardı.sevdiğim otel -sc inn butik otel-.kaldığım -park otel-.sc inn daha sıcak gelir bana,yoksa diğerinin de pek bir farkı yok.resepsiyondaki bayan,güler yüzlüydü,ilgiliydi.kültürlü bir hanıma da benziyordu.ta ki benim bir soruma "tabii ki de" diye cevap verene kadar.gözümden düştü birden.neyse,bu nesli de böyle kabul edeceğiz artık.içimden uyarmak geçtiyse de rencide olacağını düşünerek vazgeçtim.uzuun zamandır ilk defa otele bu kadar erken giriyordum ve keyif alıyordum bu işten.genelde otellere 00.00 dan sonraları girerim ve gün bitiktir zaten.direk yatak.ama bu kez haberlere,tartışma programlarına,belki bir filme bakabilecek zamanım vardı :); belki de yanımda getirdiğim gazetede bir iki yere göz atardım.gazeteyi genelde tuvalette okumak için odama çıkarırım :)) benim için büyük keyif.orada geçirdiğim boş zamanı en iyi kullanma yolu gelir bana.neyse iğrençliği de bırakalım.izmir de önce kemeraltı na gittim.izmir in neredeyse tek sevdiğim bölgesi.sonra pınarbaşına gittim.işler yine bitti.sonrasında ödemiş ilçesini ziyaret ettik.benim meşhur pansiyonuma gittim.birgi çınaraltı pansiyon ( www.birgicinaralti.blogspot.com buradan görebilirsiniz) oturduk aytaç la sohbet ettik.özlemişim muhabbetini.partizanca muhabbetlere girdik,çıktık birbirimizi incitmeden.o gece uyuyabildiğim kadar uyudum.ertesi günün programı zayıftı çünkü.denizli ve muğla ya birer müşteriye uğrayacaktım.denizli deki müşterimden içişleri bakanının talimatları doğrultusunda ihtiyaç giderdim.akşam muğla da oldum,oradaki müşterime de uğradıktan sonra yine düştük yollara.niyetim fethiye ya da kaş da konaklamaktı.ancak kaş a mola vermek için uğradım.daha doğrusu bir asker arkadaşım vardı oralarda ona bakayım diye gittim.o da beş yıldır amerika da yaşıyormuş.annesi ile tanıştık.ve yine bastım antalya ya gittim.oralardan niyetim gündüz geçmekti.yolu bilerek uzatmıştım,fakat geceye denk gelince hayallerim suya düştü.o yolda kaş ile kalkan arasında kabotaj plajı vardır.gece olmasına rağmen -zınk-diye tepede durdum.belki görürüm diye.bir tekne ışığı ve bir kamp ışığı harici bir şey görünmüyordu.bir de kıyıya vuran dalgaların sesi.beni orası hep çeker.müthiş bir koydadır.gece otelde son bir oda bulabildim antalya da.bir daha o otelde kalmamaya karar verdim.o gece yapış yapış olmama rağmen duş alamadım çünkü.otel kayalar.belki birinizin yolu düşerse,madur olmayın diye yazdım.ertesi gün antalya daki müşterimle akşamladık,hatta geceledik.saat 23.00 de denize girdik.müşterimin bir de karavanı var.onu konyaaltına çekti.kapısında oturduk,çay muhabbeti de yaptık.yeni otel arayıp da bulmam saat 02.00 deydi.o da boktan bir otel çıktı.ya yer yok,ya olanların burnu kalkmış vs.tam burnu kalkanlardan birinde karar vermiştim ki "bu otel fenaya benzemiyor"diyerek bir otele daldım sahil boyunda.antalya daki otel rezilliğim o otelle tavan yaptı.neyse.ertesi gün müşteride bıraktığım şarj cihazını almaya gidip çayımı içip yola yine girdim.ısparta.gül şehri.ısparta da bitti.gül lokumu aldım :).kütahyadan iki öğrenci otostop yapıyordu onları aldım.istanbul pendik e bıraktım.yol çabuk geçti onların sayesinde.bol bol konuştuk.ve seyahat bitti.sadece yazmak olsun diye yazdım gibime geldi ama neyse...bir seyahatimin özetini sizle paylaştım.


11 Mayıs 2010 Salı

seyahat...

gezdim,geldim bir hafta.
bursa ya dokunarak,izmir e gittim.oradan antalya ya.antalya dan konya ya.konya dan ankara ya.ankara dan samsun a. samsun dan döndüm
izmir 565 km.izmir den antalya 446,antalya dan konya 323,konya dan ankara 258,ankara dan samsun 419,samsun dan istanbul 737 km.
ilginç bir seyahatti.antalya da saat 13.00 de müşterimde oldum,saat 21,45 te siparişimi aldım,dükkanı beraber kapattık,evi dükkanının karşısında olan müşterimin evine gittik.ayıptır söylemesi bir mangal yaptı,biz de yedik.arkasından bir okey çevirdik,oldu saat 03.00 .eee.kalsan kalınmaz,gitsen gidilmez.antalya da kalsam o gün konya yı bitiremeyeceğim.gitsem,gitsem mi diye düşünmek bile bana kalmadı.gittim.05.30 da konya daydım,bir otele atayım kendimi dedim ama oteller dolu.06.00 da toptancıların olduğu sitenin yanına çektim arabayı saat 10.30 a kadar arabanın içinde uyumuşum :) . diğer vilayetleri de sırasıyla turladıktan sonra evde olduğumda yine gece idi ve saat 03.00(aslında sabah)
bir iş seyahati daha mutlu sonla sonlanmıştı.iş iyiydi ve ben tek parça evimdeydim.