müslüman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müslüman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2012 Pazartesi

FATİH ALTAYLI NE DİYOR ?


Pazar günü kaleme aldığı yazısında Fatih Altaylı diyor ki; “Önce insan
yetiştirelim,sonra muhafazakar/dindar nesil kendiliğinden yetişir!”
Görmediği şey, Müslüman, dört dörtlük insandır da aynı
zamanda.Ancak, Altaylı’nın etrafında Müslüman olmadığından örnekten gitme
şansına da sahip değil.O da haklı tabi !
Etrafında Cübbeli Ahmet Hoca örneği(!)
geliştiğinden.Kime,nasıl yaklaşacağını bilemedi garibim. Müslüman, Müslüman’dır
kardeşim, O’nun insanlığı dahi tartışılamaz.Müslüman ise Elhamdülillah tartışılamaz
insanlığı.Ancak Müslüman’ım deyip de farklı merkezlerde dolaşıyorsa ona zaten
Müslüman denmiyor,münafık deniyor.Bunun ayrımını bilenler bu ironi sarmalına
girmezler.
Buradan çıkacak başka bir şey de şudur; kendine Müslüman
diyen, İslam’ı layığı ile yaşamalı ki; kötü örnekler çıktığında “Ya bak!
Müslüman işte!” söylemine bizi toslatmasın.
Son yıllarda ortaya çıkan enteresan tablo tuhaf. Şöyle ki;
kendini Müslüman tanımlayan tesettür(!)lü hanımlarımızın, yüzlerinde bir kilo
boya. Renk cümbüşü giyimler vs. Bunların zengini, fakiri diye bir şeyi de
yok.Zengin cenah da aynı,fakir cenah da.Zengin hanımların makyajları daha
kaliteli ürünlerden oluşuyor ve daha havalı görünüyorlar.Fakirlerin makyaj
malzemesi de ucuz yollu olduğundan onların görüntüleri de rüküş kıvamında oluyor.

MÜSLÜMANLAR NE KADAR KARDEŞTİR ?



MÜSLÜMANLAR NE KADAR KARDEŞTİR !

Günümüz Müslümanlarının kardeşliğinden söz edebilir miyiz ?
Edebilirsek ne kadarınınkinden söz edebiliriz. Hangimiz Müslüman’ız, hangimiz
Müslüman rolü yapıyoruz ?
Her Cuma hutbesinde hutbenin peşine imam bir ayet okur. Özeti
şudur; “Her Müslüman eşine, dostuna, çevresindekilere yardım etmekle
yükümlüdür!” . Eee, Cuma namazı kılınıp dışarı çıkıldığında kaç Müslüman(!)
bunu layığı ile uygulamaya geçer. Ben gözlemimi yazıyorum yüzde iki. “Ben
Müslüman’ım deyip de buna riayet eden insanımız o kadar az ki!
İnsanlarımız, kendi derdine düşmüş pozisyondalar.Verdikçe
çoğalacağı mantığını terk etmiş, gelecek korkusu ile yaşayıp mal,mülk
zenginleştirme derdine düşmüş, çoluğu ve çocuğunun geleceğini imar etme
sıkıntısı ile haşır neşir olmuş bir zümre haline gelmişiz.Etraflarında olup
bitene sadece üzülüyormuş gibi yapan fertler olmuşuz. Üzülen, dertlenir
etrafındakinin derdi ile. Çözüm üretir, bir derdin var mı? Varsa ne yapabilirim
? diye sorar.
Evet, maalesef bu durumdayız. Bu durumda olunca direk şunu
sormak geliyor içimden “Müslüman mıyız? “
Ne kadar Müslüman’ız diye soramıyorum,Müslümanlığın oranı olmaz. Ya
Müslüman’sındır, ya değilsindir.Kendimi bu kategoride değerlendirmek bile
istemiyorum.Kendim için tanımladığım şablon bana keyif vermiyor.Bu keyifsizlik
Müslüman kelimesinin karşılığı ile paralel.
“Müslümanlar kardeştir “ Hucurat 12. Nasıl kardeşliktir ki
bu; kimse kardeşinin derdine el uzatmaz.El uzatsa bu kadar dert olmazdı
zaten.Nasıl kardeşliktir ki bu; benim malım senin malın diyememe
cesaretsizliğine düşürüyor bizi.Nasıl kardeşliktir bu.Bunu biri bana
anlatmalı.Yemeyelim birbirimizi(bu tamamen argo bir söylemdir-yeme beni,gibi-).
Kimse “Müslümanlar Kardeştir!” ayetine tekabül eder şekilde
yaşamıyor(İstisnalar,konu dışıdır).Allah bu duyguyu her Müslüman’ım diyene
tattırsın.

18 Eylül 2008 Perşembe

Fikret Bey...

Sadece bir insan. O kadar. Çok fazla vasfı yok. -Ağzı ile kuş tutmuyor-o cinsten yani. Ama insan...
Müslüman değil, kendi öyle söylüyor. "Ateistim" diyor. İnanasım gelmiyor. "Elhamdülillah Müslümanım!" diyenden daha müslümanca yaşıyor. Ticaretle uğraşmıyor, yalan söylemek zorunda kalırım diye. Hiç bir iş yapmıyor. "Yapacağım her iş, riyakarlık, yalancılık barındırıyor" diyor. "Böyle davranmazsan iş yapamıyorsun, böyle davransam, kendime ihanet ederim." diyor. Saygı duyuyorum, mecburen. Çünkü, gerçekten hayat bu hale dönmüş durumda.
Öyle biri düşünün ki, hep o sizi arasın, siz arayamasanız da. Hep o halinizi hatırınızı sormak için, telefon açsın. Hayatınızdaki ufak ya da büyük değişiklikleri hiç atlamasın, bu zamanlarda hep yanınızda olmak için çaba sarfetsin, siz onun için bir şey yapmıyorken. Doğduğunuz günü hiç atlamasın. Hatta, kendi yaşına bakmadan(benden büyüktür), bir pasta alıp, sizi ziyarete gelsin, "Doğum günün kutlu olsun!" diye. Siz belki de doğum gününüzü hiç önemsemiyorsunuz, ancak önemseyen birileri karşınıza dikildiğinde, gözlerinizi dolduruyor. Buna dost deniliyor, kenarda köşede kalmış böyle insanlar diyorsunuz. Karşılık beklemeden, sizi önemseyen ve önemsediğini, her fırsatta hissettiren.
Tanışıklığımız bile bu kadar değeri hakedişinizle ters orantılı. Altında çok emekler barındırmayan, size bunları yapmasına sebep bir zemin oluşturmayan, tanışma ve ardı.
Fikret Bey, sağolun.
Bir de deseniz; "Ben ateist değilim artık!" ne mutlu edeceksiniz beni.