ergenekon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ergenekon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2010 Salı

şamil tayyar

Şamil Tayyar Kimdir?

Şamil Tayyar, (d. 1965 Gaziantep, Türkiye) Star Gazetesi Ankara Temsilcisi ve köşe yazarı, kitap yazarı, gazeteci, eski siyasetçi.

1965 yılında Gaziantep’in İslahiye ilçesinde doğdu. İlk orta ve lise öğrenimini İslahiye ilçesinde tamamladı. 1986 yılında Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesini bitirdi.

Gazeteciliğe 1985 yılında Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesinde son sınıf öğrencisi iken Milliyet Gazetesinde başladı. 21 yıllık meslek hayatının 17 yılı Milliyet ve Sabah gazetelerinde geçti.

Son olarak Yeni Şafak Gazetesinde Ankara Haber Müdürü ve köşe yazarı Tercüman Gazetesinde köşe yazarı olarak çalıştı.

1997 yılında İlk Kitabı olan Refahyol Tutanakları yayınlandı.

Tayyar, son yıllarda birçok kitap derledi ve çıkardı.

Zülfikar Doğan’ın ayrılmasının ardından Star Gazetesi Ankara Temsilciliği görevine getirilmiştir. Aynı zamanda Star Gazetesi’nde köşe yazarlığı da yapmaktadır.

hükümet,basını baskı altına alıyor.basını istediği gibi yazdırıyor.yoksa tutuklanıyorsun...BUNLAR BİR KISIM BASININ SÖYLEMİ.

ŞAMİL TAYYAR(yandaş basın).yazdıkça hakkında davalar açılıyor.hakkında 40 dava açılmış,şimdilik 50 ay hapsi kesinleşmiş.açılmış davalardan da 100 yıl hapsi isteniyor.ama yandaş.

...ve en sonunda şamil tayyar -pes-diyor. "artık yazmıyorum".

yani -ALIN DÜZENİNİZİ .........-diyor sanki.ergenekonun ortaya çıkarılmasında en büyük katkı sahibi olan yazar,yazamıyor.ne acı.kim baskı altında acaba.



zaman gazetesi hakkında bin soruşturma açılmış,553 ü davaya dönüşmüş.

star gazetesi hakkında bin beş yüz soruşturma açılmış 300 ü davaya dönüşmüş.

yenişafak hakkında bin soruşturma açılmış,95 i davaya dönüşmüş.

vakit gazetesi hakkında üç yüz elli soruşturma açılmış,200 ü davaya dönüşmüş.

yandaş medya ya bunlar ! bir elleri balda bir elleri yağda.



davaların çoğu ergenekon hakkında yazmanın getirisi.davalar,gizliliği ihlal ve adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs ten açılıyor.ancak,zekeriya öz ve diğer savcılar,hakimler aleyhinde yazılar yazanlara dava-mava yok.niye onlar yandaş basın değil.kim yargıda bir taraf ise o, boru öttürüyor,milletin gözüne sokuyorlar ama gören göz lazım.



dün hasan celal güzel, millet için bir şeyler yapmak istedi hapis yattı.bugün ŞAMİL TAYYAR ın durumunu hazmedemiyorum.ergenekon gibi konularda kalem oynatmak,size şanlı şöhretli bir yaşam sağlamaz,aksine namlu ucunda yaşamana sebep olur.

29 Eylül 2008 Pazartesi

"Baykal devlet içindeki illegal yapılanmanın içinde!"

Baykal, devletteki illegal yapının adamı
İSTANBUL (CİHAN)Kültür eski Bakanı ve Susurluk Komisyonu'nun en aktif üyelerinden biri olan Fikri Sağlar, Deniz Kuvvetleri Eski Komutanı Özden Örnek'e ait darbe günlüklerinin Ergenekon soruşturması kapsamına alınmaması halinde devlet içindeki illegal yapılanmaların ortaya çıkartılamayacağını söyledi.
Sağlar, "Ergenekon'un avukatıyım" diyen CHP Lideri Deniz Baykal'ın devlet içindeki illegal yapılanmanın adamı olduğunu öne sürdü.
Today's Zaman'ın hafta sonu eki Sunday's Zaman'da yayınlanan haberde Ercan Yavuz'un sorularını cevaplayan Fikri Sağlar, Ergenekon soruşturmasının sonuca ulaşmasının Türkiye'nin bağımsızlığı anlamına geleceğini vurguladı.
Kürt sorununun silahla çözülemeyeceğini belirten Sağlar, "PKK'yı yaşatan Türkiye'deki siyasi yanlışlıklardır. Şiddetin, silahlı mücadelenin sürmesi için her şey yapılıyor." dedi. İşte röportajdan çarpıcı bölümler;
Türkiye, devlet içindeki bu illegal yapıları neden ortaya çıkaramıyor?
Kontrgerillanın varlığını ilk bilen Bülent Ecevit'ti. Bunu bilmek başına bir sürü işler getirdi. Zaten bununla mücadele eden çok siyasetçinin başına çok işler geldi. Benim de başıma geldi. Biz bu düzenin yarattığı siyasetçiler değiliz. Bu yapılarla mücadele etmeye başladığımızda da bizim siyaset yapmamızı engelleyen bir güçler oluşuyor. Bu çabayı hala gösterdikleri açık. Bugün Deniz Baykal'ın hal ve hareketlerine bakın, hangi taraftan olduğunu görürsünüz. Deniz Baykal ve beraberindeki yöneticiler bizim gibi bu düzene karşı olan, Ergenekon yapılanmasının oluşturduğu derin devlet anlayışı yerine hukukun üstünlüğünü, demokrasinin bütün kurum ve kurulları ile bir arada olmasını, egemenliğin kayıtsız ve şartsız millete ait olmasına, bürokratik militer devlet yerine hukuk devletini savunan siyasetçilere geçit vermiyorlar.
Bu tür siyasetçiler nasıl engelleniyor?
Kontrgerilla ile ilgili parlamentoda Meclis araştırması açılmasını isteyen, bunun için önerge veren siyasetçilerin hiç biri bugün siyaset sahnesinde değil. Bu bir tesadüf değildir. Sağda da böyle solda da böyle. Faili Meçhül Cihayetleri Araştırma Komisyonu Başkanı Sadık Avundukluoğlu, Susurluk Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış yok, Sabri Ergül yok. Susurluk Komisyonu Raportörü Hâkim Akman Akyürek, 9 Aralık 1997'de İstanbul'da geçirdiği kazada hayatını kaybetti. 21 Kasım 1999'da da TBMM Susurluk Komisyon Sözcüsü Fazilet Partili arkadaşımız Bedri İncetahtacı, Ankara Esenboğa Havalimanı yolunda geçirdiği trafik kazasında can verdi. Akman Özyürek'in evinde değişik pasaportlar, kimlikler bulundu. Bu yapıya karşı olanların ciddi bir şekilde etrafı çevrilmiştir.
Sizin başınıza ne tür olaylar geldi?
Ben de 1999 yılında iki ölümcül kaza geçirdim. Ama CHP'den ihraç edilme serüvenini anlatırsam bunu anlayabilirsiniz. 6. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi Susurluk'ta devlet içinde bir çete yapılanması olduğunu, bu çetenin lideri Korkut Eken olduğuna karar verince televizyon kameralarına konuşan Eken, "Bizim ceza almamızı sağlayan Fikri Sağlardır, biz onunla hesaplaşacağız" demiştir. İki gün sonra CHP benim ihraç edilmem doğrultusunda çalışmaya başlamıştır. İhraç edilmemin gerekçesini şimdi CHP'ye sorsanız cevap veremiyorlar.
Bu yapının CHP içinde uzantıları da mı var?
Bugün CHP, e-muhtırayı kabul edilen, darbeleri kabul eden bir anlayışının yerleştiği bir noktadadır. 301 maddeyi savunan, 1982 Anayasasını koruyan, darbe Anayasa'sına sahip çıkan bir çizgiye gelmiştir. Yani hukuk devleti, demokrasi, hak ve özgürlükler karşısında siyaset yapan bir yapıya dönüşmüştür. Maalesef böyle bir partiye sol bir parti denemez. CHP'nin tabanı böyle değildir, yöneticileri bu anlayıştadır.
CHP'yi oy verenler hala CHP'nin sol parti olduğuna inanıyor…
CHP, Atatürk'ün kurduğu, emperyalizme karşı mücadele veren cumhuriyeti kuran parti olması sebebiyle hala sol parti olarak biliniyor. CHP'ye sol parti değildir dediğiniz zaman, yerine yeni bir parti koymanız gerekiyor. Ama onu da koyamıyorsunuz. Erdal İnönü'nün siyaseti bırakmasından sonra solun birinci partisi her zaman DSP olmuştur. Eğer CHP o dönemde gerçek bir sol parti olabilseydi, Ecevit, 1995 ve 1999 seçimlerinde solun birinci partisi olamazdı.
Susurluk'ta neden sonucu gidilemedi?
Susurluk meselesinde devletin yasadışı faaliyetlerine katılmamış tek parti Milli Nizam çizgisinden gelen partilerdi. Onlar her zaman devlet tarafından dışlanan partilerdi. Hatta bu yapılar biraz da onlara karşı mücadele için kurulmuştu. Refah Partisi'nin en büyük şanssızlığı DYP Lideri Tansu Çiller'in hükümet ortağı olmasıydı. Erbakan o gün Susurluk için 'faso fiso, gulu gul dansı, mum söndü oynuyorlar' demeseydi devletin kurumlarını çalıştırsaydı, birçok şey sıcağı sıcağına bulunacaktı. Ama maalesef ortağının sözünü dinledi. Bu işlere bulaşmış ortağını korumak adına bunu reddetti. Sonra 28 Şubat geldi. O yapı 28 Şubat'ı gerçekleştirdi, 28 Şubat'a da karşı koyamadığı için bugün Ergenekon'a geldik.
Tüm partilerin içinde bu yapının temsilcileri var mı?
Özel Kuvvetler Komutanlarından bir tanesi, "Parlamentoda her partiden milletvekillerimiz var. CHP içinde bile milletvekillerimiz vardı' itirafında bulunmuştu. Bu yapıların sağcısı solcusu yok. Bu yapı her taraftan korunuyor. Bu yapılar için solcu bulmak eskiden zordu. Vatan millet diyerek sağcılar daha kolay bu yapılar içine sokuluyordu. Ama şimdi solcusu sağcısı kalmadı. Hepsi işin içinde.
Soğuk Savaştan sonra PKK ile mücadele de bu yapının korunması için gerekçe olarak kullanılmadı mı?
PKK'yı yaşatan Türkiye'deki siyasi yanlışlıklardır. Şiddetin, silahlı mücadelenin sürmesi için her şey yapılıyor. Kürt sorunu silahla çözülemez. Sonuçta onlar sizin vatandaşınız. O vatandaşları silahla yola getirmeye çalışmanın mantığı olamaz. Terörle mücadele yeni düşmanlar yarattı. Böylece bu yapılar saflarını sıklaştırdı. İçerde bölündüğünüz, toplumsal barışı tam olarak sağlamadığınız sürece bu yapılara fırsat verir, güdülürsünüz. Toplumda bir düşman yaratma çabası tüm hızıyla sürüyor. Kürt- Türk, Alevi-sunni, laik-anti laik, şehirli-köylü, hatta mahaller bile ayrıştırılıyor. Demokrasi yerine biat kültürü egemen kılınıyor. Ayrışma olduğu, kavga kültürü var olduğu sürece demokrasi yerine bu yapılara hizmet ederiz. Mesela Güneydoğu'da kirli savaşa yıllarca batıda doğan çocuklar götürülüp savaştırıldı. Bu Kürt-Türk ayrıştırmasını tetikledi. Bilinçli olarak bu noktaya getirildi.
Ergenekon Soruşturması'ndan umutsuz görünüyorsunuz.
Aksine umutla bekliyorum ama endişeliyim. Başbakan'a karşı veya hükümet karşı kim muhalefet yapıyorsa bu dosyanın içine şöyle veya böyle yerleştiriliyor intibasının yerleştirilmesi Ergenekon'un çözülmesi önündeki en büyük engel. Kim bu hükümet karşı çıkıyorsa onları tutukluyorlar görüntüsünün verilmemesi lazım. Bunlardan kaçınılmadığı takdirde çözümü engelleriz. Herkesi tutuklayıp içere atıp, sonra tek tek serbest bırakmaya başlarsanız, asıl suçluyu bulamazsınız. Bir kısmını tutup, diğerlerini serbest bırakmaya başlarsanız gerçeği ortaya çıkaramazsınız. 2400 sayfa iddianame 10 bilerce sayfa ek, sürekli yeni dalgalarla insanları içeri alırsanız o zaman bu iş çözülmez. Siyasi irade bunu ortadan kaldırma konusunda çok kararlı olmalı.
TSK tarafından Eruygur ve Tolon'a cezaevinde yapılan ziyaret ne anlama geliyor?
Tüm askerlerin askeri cezaevleri yerine sivil cezaevlerinde tutulması önemlidir. Askerler trafik suçu işleyen mensuplarını bile askeri cezaevlerinde gözaltında tutarlar. Asker bunu talep etti mi, etmedi mi bilmiyorum. TSK adına yapılan ziyaret iki generalle sınırlı. Eruygur ve Tolon ziyaret edilmiştir. Aynı cezaevinde bulunan bir başka general olan Veli Küçük ziyaret edilmemiştir. Veli Küçük de silah arkadaşları ve generaldi. Onu niye ziyaret etmediler? Bunu çok anlamlı buluyorum.
CHP misyonunu tamamladı mı?
CHP'nin bugünkü mevcut yöneticileri CHP'nin programına ihanet ediyorlar. Her birinin partiden ihraç edilmesi gerekiyor. CHP'nin programı sosyal demokrat programdır. Her yerinde hak, hukuk, insan hakları, evrensel haklar vardır. Ama bugün, devletçi, hatta demokrasi dışı bir yapıyı ve yönetim anlayışına sahiptir. CHP'nin tabanı ile oy verenleri arasındaki kurumsal kimlik arasında büyük bir çelişki vardır. CHP yöneticileri CHP içinden atıldığında CHP gerçek kimliğine kavuşur. Çünkü CHP, Türkiye'nin en eski ve en köklü partisidir. CHP yöneticileri bugün Diyarbakır'a Karadeniz'e gidemiyor. Sadece Ankara ile Antalya arasında gidip gelebiliyorlar. Ankara'nın içinde bile dolaşamamaktadırlar. CHP yöneticileri Keçiören'de dayak yiyen kişinin kurtarıcılığına ABD'nin üçüncü sınıf kâtiplerini çağırıyor.
CHP'yi gerçek sol kimliğine kavuşturmak mümkün değil mi?
Bu kadroya devirmek imkânsız. Bu kadronun seçicileri de bu kadro tarafından atanıyor. Orada bir kısır döngü var. Bu döngüyü durduracak tek güç halktır. Halk CHP'ye oy vermezse CHP yöneticilerini iktidarlarını sürdüremezler.
CHP barajın altında kalmasına rağmen liderleri koltuğunu korumayı başarıyor.
Askerlerin hazırladığı Andıç adı verilen raporda, CHP Liderlerinden bir tek Deniz Baykal'ın terör örgütünün düşüncesine sahip olmadığı, kendi düşüncelerine uygun hareket ettiği vurgulanmıştır. CHP'nin tek lideri Baykal değil; Erdal İnönü, Murat Karayalçın, Altan Öymen, Hikmet Çetin de lideriydi. Kürt raporu sebebiyle diğer CHP liderlerine bu suçlamalar yapılırken sadece Baykal'ın bu liste dışında kalması çok anlamlıdır. Bunun ne anlamı geldiği açıktır.
Ergenekon'un dış bağlantısı var mı?
12 Eylül Darbesi'nden sonra 'Bizim çocuklar yaptı' diyenlere karşı,bir soruşturma başlatılıyor ve bu kişiler tutuklanıyorsa Ergenekon onlara karşı yapılıyor demektir. Ergenekon soruşturmasının sonuca ulaşması Türkiye'nin bağımsızlığıdır. Türkiye'ni tam bağımsızlığı burada yatıyor. Türkiye kendi hukuka uygun bir yargılama yapabiliyorsa o zaman bağımsızız demektir. Türkiye'ni artık ekonomisi yok. Ekonominin aktörleri Türkiye'nin dışında. Bir devletin en azından siyaseti ve hukuku bağımsız olmalıdır. 5 Kasım 2007'de sınırötesi operasyonda ABD'nin iznini aldıktan sonra Türkiye'nin bağımsızlığından bahsetmek mümkün değil.
29.09.2008

23 Eylül 2008 Salı

TUNCAY ÖZKAN GÖZALTINDA..


Tuncay Özkan gözaltına alınmış. Herhalde en çok ben üzülmüşümdür. Çünkü; adam yerine koymuş oldular. Başka bir söyleyişle adamdan saydılar.

APO ERGENEKON ÜYESİDİR !

28 Şubat sürecinde Genelkurmay'ı İZLETTİĞİ iddia edilen emekli istihbarat daire başkanı: Apo Ergenekon üyesidir
'YOK DAHA NELER' Mİ DEDİNİZ?
Şubat sürecinde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı yapan Bülent Orakoğlu Ergenekon terör örgütüne yönelik çok çarpıcı iddialarda bulundu. Orakoğlu, PKK, Dev-Sol, Hizbullah ve Hizbuttahrir örgütlerinin Ergenekon tarafından kurulan 'naylon' örgütler olduğunu ifade ederek, "Abdullah Öcalan da Ergenekon üyesidir. Abdullah Öcalan devlet görevlileri ile bir araya geldiğini, görüştüğünü söylemiştir ama Ergenekon'un adamı olduğunu söylememektedir" dedi. İpek Medya Grup Başkanı Fatih Karaca'nın hazırlayıp sunduğu Gündem Siyaset programının bu haftaki bölümünde Ergenekon davası ve Ergenekon yapılanmasının geçmişten bugüne tüm ayrıntıları masaya yatırıldı. Programa katılan TBMM Susurluk Komisyonu Üyesi ve eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar ve 28 Şubat sürecinin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu'nun çarpıcı iddiaları ise Ergenekon'a yeni bir bakış açısı kattı. "ERGENEKON DEVLETİN DIŞINDA" Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sağlar, Ergenekon terör örgütünün Susurluk çetesinin bir uzantısı olduğunu söyledi. 1950'lerde NATO tarafından çeşitli ülkelerde kurulan kontr-gerilla kadrolarının Türkiye ve Almanya haricindeki diğer ülkelerde başarı ile tasfiye edildiğini belirten Sağlar, Susurluk ve Ergenekon gibi örgütlerin varlığı ile bu olgunun halen sürdüğünün ortaya çıktığını söyledi. 11 yıldır, bu yapının Türkiye'den tasfiye edilmesi için mücadele ettiğini vurgulayan Sağlar, Susurluk Komisyonu üyeliğinden edindiği bilgiler çerçevesinde Susurluk'un 12 Eylül öncesinde ve sonrasında kullanıldığını, bu yapının, bir şeyleri hedefleyenler tarafından oluşturulduğunu ancak tasfiyesinin başarılı olmaması ile birlikte bugün Ergenekon olarak yeniden ortaya çıktığını söyledi. "Ergenekon Susurluk'un devamıdır" şeklinde konuşan Sağlar, Susurluk'ta devlet kademelerine sızan bir örgüt yapısı olduğunu ancak Ergenekon'nun, bir zamanlar devlet kademelerinde bulunmuş emekliler ve onların devlet içindeki bağlantılarından kurulu bir örgüt tablosu çizdiğini söyledi. ERGENEKON'UN ÇÖZÜMÜ TÜRKİYE İÇİN ŞANSTIR" Sağlar, Ergenekon'da hiçbir şekilde halk desteği olmadığını vurguladı. Ergenekon'un korkusuzca üzerine gidilerek çözülmesinin Türkiye için bir şans olacağını belirten Sağlar, Susurluk'tan farklı olarak Ergenekon'da devletin, onun dışında kurulan çeteleri takibinin söz konusu olduğunu söyledi. Sağlar, her türlü girişime rağmen Ergenekon davasının iddianamesinde hata olduğunu da dile getirdi. Sağlar'a göre 2 bin 450 sayfalık iddianameyi destekleyen on binlerce sayfalık deliller olduğu halde eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'in 'Darbe Günlükleri'nin iddianamede yer almamış olmasının büyük bir eksiklik olduğunu söyledi. "ERGENEKON DOĞRU DÜRÜST ANLATILMADI" Sağlar, Ergenekon davasının öneminin, halka Susurluk kadar çok iyi aktarılamadığını belirtti. Özellikle bu davanın çeşitli çevrelerce laiklere, Atatürk'e ve yurtseverlere karşı açılmış bir dava gibi gösterildiğini vurgulayan Sağlar, "Hala birtakım çevreler, Ergenekon'un fasa fiso olduğu izlenimini vermeye çabalıyor. Bu çok tehlikeli bir propagandadır. Eğer bu operasyon sonuna kadar götürülmezse Türkiye'de siyasi birtakım çalkantılar yaşanmaya devam edecektir. Bu dava, laiklere ve ulusalcılara karşı açılmış bir davadır anlayışını ortadan kaldırmak gerekli. Çünkü bu düşünceler Türkiye'yi kutuplaşmaya götürür. Bir terör örgütünün şundan bundan yana olması mümkün değildir. Bu bir davadır, suç örgütü vardır. Davada da gereği yerine getirilecektir. Rakibimiz suçtur" şeklinde konuştu. "SUSURLUK ÜZERİNE GİDİLSEYDİ 28 ŞUBAT OLMAZDI" Emniyet İstihbarat'ın eski patronu Bülent Orakoğlu'nun saptamaları ise çarpıcıydı. İstihbaratçı gözüyle Ergenekon terör örgütünün tahlilini yapan Orakoğlu, Susurluk'un devlet içindeki sağ tandanslı bir çeteleşme olduğuna dikkat çekerken, Ergenekon'un ayrılıkçı Kürt, aşırı sol, sağ ve muhafazakar kanatları içinde barındırdığının ortaya çıktığını söyledi. Bu durumun Türkiye'nin nasıl bir abluka altına alındığının anlaşıldığının altını çizen Orakoğlu, amacın Türkiye'de bir kaos ortamı yaratılması olduğunu kaydetti. Kendisinin görevde olduğu dönemde Susurluk sürecini yakından izlediğini belirten Orakoğlu, Susurluk'un yeterince üzerine gidilemediğini, eğer gidilmiş olsaydı 28 Şubat sürecinin yaşanmayacağını ve Refah-Yol hükümetinin düşürülemeyeceğini söyledi. Ergenekon'da da aynı sürecin bugünkü hükümeti hedef aldığını belirten Orakoğlu, bu oyunun başarıya ulaşamadığını ancak devlet kademelerinde halen derin yapılanmaların var olduğunu söyledi. "GLADİO YAPILANMASI AÇIKLANSIN" Orakoğlu, Ergenekon davasının amacına ulaşması ve bu tür yapılanmaların tamamen devletin içinden temizlenmesi için öncelikle Gladio yapılanmasının devlet tarafından açıkça kamuoyuna anlatılması gerektiğini söyledi. Özellikle 28 Şubat sürecinin aktörlerinin halen yargılanmamasının sonucu olarak bugün bu durumun yaşandığına dikkat çeken Orakoğlu, Ergenekon'un üzerine gidilmediği sürece Türkiye'de ilerleyen dönemde farklı kisvelerde 28 Şubatlar yaşanacağından şüphe duyulmaması gerektiğini söyledi. "APO ERGENEKON ÜYESİDİR" Orakoğlu'nun en çarpıcı iddiası ise bölücü örgüt elebaşı Abdullah Öcalan'ın Ergenekon örgütü üyesi olduğu yönündeydi. Orakoğlu, Abdullah Öcalan'ın geçmişte pek çok kez kendisini devlet görevlisi olarak tanıtan kişilerle irtibata geçtiğini ifade ettiğine dikkat çekerek, kendisinin de tam olarak bilmediği bu yapılanmaya hizmet ettiğini ve Ergenekon örgütüne üye olduğunu söyleyemeyeceğini iddia etti. 28 Şubat aktörlerinin Avrupa'da PKK sorumlularıyla görüşmeler yaptığını savunan Orakoğlu, "PKK, Hizbullah, Dev-Sol ve Hizbuttahrir örgütleri Ergenekon yapılanmasının naylon örgütleridir" dedi. Orakoğlu, hükümetin ve TSK'nın Ergenekon yapılanmasının üzerine gitmek konusunda siyasi irade gösterdiğini vurgulayarak, Ergenekon'un gövdesine ulaşmak için kararlılık gösterilmesi gerektiğini, sadece kollarının budanmasının yetmeyeceğini söyledi.

14 Eylül 2008 Pazar

mason perinçek



Ergenekon tutuklusu Doğu Perinçek, çekirdekten masonmuş
Doğu PerniçekErgenekon terör örgütü soruşturması kapsamında tutuklanan İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perniçek'in, 'üst düzey mason' olduğu, elektronik posta incelemeleri sonucunda ortaya çıktı.
Tutuklulardan Doç. Dr. Ümit Sayın ile gazeteci Adnan Akfırat arasındaki konuşmalarda, Perinçek'in çekirdekten mason olduğu ifadeleri yer alıyor.
Perinçek'in üst düzey mason olduğuna dair MSN konuşmaları, örgüt içindeki yapının derinliğini de ortaya koyuyor. Konuşmalarda, Ümit Sayın, mason olmak için uğraşan Akfırat'a, masonluk ritüellerini anlatıyor. Mason olmanın inceliklerinden bahseden Sayın, Akfırat'ın, 'İç gruba girmek için ne gerekiyor?' sorusuna, "Ananı babanı bile gözden çıkaracak kadar davamıza sahip olduğunda iç gruba girebiliyorsun. Çekirdek grup çok gizlidir. Doğu Bey de çekirdekte" cevabını veriyor.
aynı klasördeki bir mektup da ise hoşlanmadığı bir kişinin mason locasına girmesine engel olması için Perinçek'ten yardım istiyor. Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile samimi fotoğrafları yayınlanan Doğu Perinçek'in üst düzey bir mason olduğu ortaya çıktı.

Adnan Akfırat ile Ümit Sayın arasında geçen MSN konuşmaları iddianameye şöyle yansıdı:
A.A: Bana bile bugüne kadar belli etmedi.
Ü.S: Sen katılınca sen de belli etmeyeceksin.
A.A: Fark edilirse bir şekilde?
Ü.S: Gizleyemeyecek duruma gelirsen benim yaptığımı yaparsın. Locadan bilgi sızdırıyorum dersin.
A.A: Bu işe ısınmaya başladım.
Ü.S: İngiltere'de mı5 ve mı6 büyük ölçüde masonlardan oluşur. Doğu Bey'in asıl tanışıklığı da oradan geliyor.
A.A: Üyeler dernekler masasına bildiriliyor mu?
Ü.S: İçişleri Bakanlığı'na bildirilmeleri lazım. Ama ölen eski üyelerini bildiriyorlar merak etme. Hem öyle herkesin listesi locada tutulmuyor. Asker, MİT'çi, gazeteciler, savcılar, polis müdürleri, işadamları, bürokratlar rektörler falan...
Perinçek'in masonluk bağlantısını gösteren deliller MSN yazışmaları ile sınırlı değil. İddianamenin 98. klasöründe yer alan ve Ümit Sayın tarafından Doğu Perinçek'e yazılan mektupta ilginç bilgiler yer alıyor. Amerika'da yaptığı faaliyetleri Perinçek'e rapor eden Sayın, 1997 tarihli mektupta Tuncay Uslu isimli üst düzey bir masona övgü ve iltifatlarda bulunduktan sonra bazı problemleri için yardım istiyor. Birçok yazışmada adı sadece Doğu Bey olarak geçen Perinçek, bu mektupta, soyadı ile birlikte anılıyor.
Ümit Sayın: Cerrahpaşa farmakolojiden Gökhan Akkan'ın bizim cemiyete girdiğini öğrendim. Büyük locaya mektup yazarak bu kişinin cemiyete alınması konusundaki sakıncaları belirtmiştik. Sizi ve Doğu Perinçek'i de durumdan haberdar etmiştik.