Kuzey Cephe,soğuk alması ile ünlüdür.rüzgâr yiyen taraftır.O yüzden Kuzey Cephe dayanıklı olmak zorundadır.Rüzgara,kara,fırtınaya karşı hep dik durabilmelidir.Bir de savaşlarda cephe mevzuları vardır.Bizimkisi de Kuzey Cephesi olsun.Serde; zaten Kuzeyliyiz...
dost etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dost etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Haziran 2010 Cumartesi
İkinci el...
20 yıldır bir çok şeyi,ortamı paylaştığım en iyi dostum dediğim "A." yı satıyorum.çok kafa dengidir.20 yıl sonra sizi yolda bırakacak bir dost(!)a ihtiyacınız varsa kaçırmayın...(pazarlığa açık)
18 Eylül 2008 Perşembe
Fikret Bey...
Sadece bir insan. O kadar. Çok fazla vasfı yok. -Ağzı ile kuş tutmuyor-o cinsten yani. Ama insan...
Müslüman değil, kendi öyle söylüyor. "Ateistim" diyor. İnanasım gelmiyor. "Elhamdülillah Müslümanım!" diyenden daha müslümanca yaşıyor. Ticaretle uğraşmıyor, yalan söylemek zorunda kalırım diye. Hiç bir iş yapmıyor. "Yapacağım her iş, riyakarlık, yalancılık barındırıyor" diyor. "Böyle davranmazsan iş yapamıyorsun, böyle davransam, kendime ihanet ederim." diyor. Saygı duyuyorum, mecburen. Çünkü, gerçekten hayat bu hale dönmüş durumda.
Öyle biri düşünün ki, hep o sizi arasın, siz arayamasanız da. Hep o halinizi hatırınızı sormak için, telefon açsın. Hayatınızdaki ufak ya da büyük değişiklikleri hiç atlamasın, bu zamanlarda hep yanınızda olmak için çaba sarfetsin, siz onun için bir şey yapmıyorken. Doğduğunuz günü hiç atlamasın. Hatta, kendi yaşına bakmadan(benden büyüktür), bir pasta alıp, sizi ziyarete gelsin, "Doğum günün kutlu olsun!" diye. Siz belki de doğum gününüzü hiç önemsemiyorsunuz, ancak önemseyen birileri karşınıza dikildiğinde, gözlerinizi dolduruyor. Buna dost deniliyor, kenarda köşede kalmış böyle insanlar diyorsunuz. Karşılık beklemeden, sizi önemseyen ve önemsediğini, her fırsatta hissettiren.
Tanışıklığımız bile bu kadar değeri hakedişinizle ters orantılı. Altında çok emekler barındırmayan, size bunları yapmasına sebep bir zemin oluşturmayan, tanışma ve ardı.
Fikret Bey, sağolun.
Bir de deseniz; "Ben ateist değilim artık!" ne mutlu edeceksiniz beni.
Müslüman değil, kendi öyle söylüyor. "Ateistim" diyor. İnanasım gelmiyor. "Elhamdülillah Müslümanım!" diyenden daha müslümanca yaşıyor. Ticaretle uğraşmıyor, yalan söylemek zorunda kalırım diye. Hiç bir iş yapmıyor. "Yapacağım her iş, riyakarlık, yalancılık barındırıyor" diyor. "Böyle davranmazsan iş yapamıyorsun, böyle davransam, kendime ihanet ederim." diyor. Saygı duyuyorum, mecburen. Çünkü, gerçekten hayat bu hale dönmüş durumda.
Öyle biri düşünün ki, hep o sizi arasın, siz arayamasanız da. Hep o halinizi hatırınızı sormak için, telefon açsın. Hayatınızdaki ufak ya da büyük değişiklikleri hiç atlamasın, bu zamanlarda hep yanınızda olmak için çaba sarfetsin, siz onun için bir şey yapmıyorken. Doğduğunuz günü hiç atlamasın. Hatta, kendi yaşına bakmadan(benden büyüktür), bir pasta alıp, sizi ziyarete gelsin, "Doğum günün kutlu olsun!" diye. Siz belki de doğum gününüzü hiç önemsemiyorsunuz, ancak önemseyen birileri karşınıza dikildiğinde, gözlerinizi dolduruyor. Buna dost deniliyor, kenarda köşede kalmış böyle insanlar diyorsunuz. Karşılık beklemeden, sizi önemseyen ve önemsediğini, her fırsatta hissettiren.
Tanışıklığımız bile bu kadar değeri hakedişinizle ters orantılı. Altında çok emekler barındırmayan, size bunları yapmasına sebep bir zemin oluşturmayan, tanışma ve ardı.
Fikret Bey, sağolun.
Bir de deseniz; "Ben ateist değilim artık!" ne mutlu edeceksiniz beni.
15 Eylül 2008 Pazartesi
insanoğlu...
İnsanoğlu, ilginç varlık. Önce doğuyor, el bebek-gül bebek büyütülüyor. Çocuk oluyor, neşeleniyor, ağlıyor, hayatın gerçeklerini öğrenmeye başlamamışken, sığ yaşantısı içinde mutsuzlukla az tanışıyor. Varsa-yoksa arkadaşlarım diyor, onlarla birarada olmak istiyor.Okulla tanışıyor, daha fazla arkadaşı oluyor.İçlerinden bazılarını seçiyor; "Bunlar benim en iyi arkadaşlarım" diyor. Onlarla paylaşmaya başlıyor.Kavgayı öğreniyor, kavga ediyor,bu arada büyüyor.Orta okulda arkadaş kavramı oturmaya başlıyor, kemikleşiyor.Lise ye geliyor bir şekilde.Orada artık arkadaş değişiyor,dost oluyor. Delikanlılık ruhu devreye giriyor.Kız olsun erkek olsun bu dönem, arkadaş,dost için ölünecek zamanlar oluyor.Sonra üniversite; burada biraz menfaatler çarpışıyor gibi.Arta kalan dostlar(ki; onların adı değişiyor gerçek dost oluyor)-Halbuki , dost dediğin şey zaten,gerçektir.Süreç; kültürler eşitse ve maddi düzey aynıysa,dostluk ilerleyip gidiyor.Birbirine yaslanmalar başlıyor.Biri eksik kaldı mı, diğeri tamamlıyor. Bu döngü taa ki, birinin su koyvermesine kadar devam ediyor.Yaş belirli bir yere geldiğinde,beylik sözler ezberlemeye başlıyorsun"Dost ararsan cebine bak" "Dost kara günde belli olur" misali.Ya da "dost diye bir şey yok"deyip çıkıyorsun işin içinden.Emeklerine acıyorsun.Dostlar(!) size tavsiyem; kimseye emek vermeyin,herkese yardım edin.Kimseden bir şey beklemeyin, herkesin yanında olun. "Ne güzel dosttu" denilesi insanların bittiği dönemdeyiz.Siz varsınız,yanınızda kimse yok.Tek başınasınız.Bir büyüğün dediği gibi "Dost ararsan Allah yeter!" gerisi hikaye.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)