kardeş kardeş...kayra ve duruKuzey Cephe,soğuk alması ile ünlüdür.rüzgâr yiyen taraftır.O yüzden Kuzey Cephe dayanıklı olmak zorundadır.Rüzgara,kara,fırtınaya karşı hep dik durabilmelidir.Bir de savaşlarda cephe mevzuları vardır.Bizimkisi de Kuzey Cephesi olsun.Serde; zaten Kuzeyliyiz...
4 Eylül 2009 Cuma
Ramazan 15
3 Eylül 2009 Perşembe
kayra - duru - dostoyevski

O akşam, onlara çocuk hikayeleri değil de, Dostoyevski'nin başladığım bir romanından okuyayım istedim.Evde başlamıştık okumaya, bu kadar ilgilerini çekeceğini tahmin etmemiştim. Dolaşmaya çıktık,hep birlikte ve kitabı da yanıma alayım,bir yerde otururuz ve okurum onlara diye düşündüm.Eğleniriz diyordum :) .Akşam,ışıklı bir bankın üzerine tünedik.Yedi-sekiz sayfa daha ileri gittik.Sürekli kitapla ilgili bir şeyler soruyorlardı,onlar sordukça ilgilerinin yoğunluğu ile ben devam ediyordum okumaya.Taa ki; sıkıldıklarını beyan ettiklerine kadar...:))29 Ağustos 2009 Cumartesi
ben!
28 Ağustos 2009 Cuma
iftar...
ramazan...
ramazan ayını seviyorum,her haliyle güzel.
27 Ağustos 2009 Perşembe
25 Ağustos 2009 Salı
BEN !
24 Ağustos 2009 Pazartesi
gezilerden...
11 Ağustos 2009 Salı
bir pazarlamacının seyahatinden...
10 Ağustos 2009 Pazartesi
sektörel yazılar
kısa boylu olan...
ankara'nın sokaklarında.
şu an zonguldak'ta beş katlı alışveriş merkezi sahibi.nereden nereye.
herkesin bir hikayesi var.mehmet'in hikayesi de şimdi zonguldak'ta devam ediyor.kaliteli bir kardeş.Allah yolunu açık etsin.
20 Temmuz 2009 Pazartesi
ikoncan,ahmetcan,alican
bir ikoncan muhabbetidir gidiyor medyada.neye hizmet eder bu haberler anlamış değilim.kimdir bu ikoncanlar ne boka yararlar.nedir yani ikoncan.ne anlamı vardır,kim için vardırlar,bir işlevleri var mıdır? niye bu insanlar burnumuzun dibine sokulurlar.bize ne faydaları var,ya da tersten okursak ne zararları var?say say bitmez.şu ikoncan muhabbeti bir bitsin artık,diğer canlara ayıp oluyor.
16 Temmuz 2009 Perşembe
15 Temmuz 2009 Çarşamba
18 Haziran 2009 Perşembe
kemençe ustaları

Hüseyin Dilaver "Bakın Şu Gemilere" ve "Gel Gidelim Pazara",
Picoğlu Osman "Tamzaranın Üzümü" ve "Trabzon Kahya Havası",
Maçkalı Hasan Tunç "Yüce Dağ Başında" ve "Gider Bu Güzellikler",
Cemile Cevher Çiçek & Maçkalı Hasan Tunç "Ey Fadime",
Mehmet Sırrı Öztürk "Görele Daylı Havası" ve "Fındıklıktan Yukarı",
Cemile Cevher Çiçek & Maçkalı Hasan Tunç "Divane Aşık Gibi",
Recep Bayraktar "Yayla Havası" ve "Tuzcuoğlu Horonu",
Ahmet Güngör "Ben Sevdalı Sabriyim" ve "Irmağın Kenarında"
16 Haziran 2009 Salı
15 Haziran 2009 Pazartesi
Sektörel yazılar
Ankara sokaklarında küçük bir tezgah,ortada Sabri Aksoy,sağdaki Hüseyin Haçat,soldakini ben tanımıyorum.Sabri Aksoy,şu an İskenderun'da , Hüseyin Haçat, Sinop'ta.Her ikisi de alışveriş merkezi sahibi.Mekanları ikisinin de güzel.Hüseyin'in avm,sanıyorum 8 katlı.Sabrinin de 3-4 katlı(yanılmıyorumdur umarım-unuttum-)Nereden nereye ...Hüseyin zamanında biraz badire atlattı,ama yeniden kendini toparladı.Hep herkesin bir hikayesi vardır derim,onların ki de böyle.24 Mayıs 2009 Pazar
Serdar Arseven,Ümit Zileli,Mehmet Faraş

Dün gece televizyonda resmen bir 'mahalle savaşı' yaşandı. Verilen arada kollar sıvandı, bardaklar havada uçuştu
Bir tarafta Vakit Gazetesi, diğer tarafta Cumhuriyet Gazetesi... Yani iki ayrı mahalle...
İki ayrı kamp...
32. Gün'de karşı karşıya gelen Vakit Gazetesi Ankara temsilcisi Serdar Arseven ve Cumhuriyet Gazetesi yazarları Ümit Zileli ve Mehmet Faraş arasında öyle bir tartışma yaşandı ki, karşılıklı ağır hakaretler edildi. Sonunda program yarıda kesildi...
32. Gün Genel Yayın Yönetmeni Rıdvan Akar'ın yönettiği programda "şerefsiz, alçak" havada uçuştu. Sinirler gerildi. Zileli programı terketmek üzere ayağa kalktı. Rıdvan Akar, programa ara verdi.
ARADA BARDAKLAR HAVADA UÇUŞTU
Programa verilen arada tansiyon daha da yükseldi. Kulisteki tartışma, karşılıklı hakaretlerle daha da tırmandı. Serdar Erseven, ceketini çıkartıp gömleğinin kollarını sıvayarak, kozlarını paylaşmaya dışarı davet etti. Bunun üzerine Mehmet Faraş, Ersever'in üzerine iki bardak fırlattı. Kargaşa da Rıdvan Akar'ın da parmağı yaralandı. Kavga güçlüle yatıştırıldı.
Evet,böyle bir program gerçekleşti.Serdar Arseven'in gazetesinde yazdığı yazı ağzı ile yazayım.Bu olayı Serdar Arseven yapmış olsaydı.Yani bardakları fırlatan Serdar Arseven olmuş olsaydı; muhteşem basınımız(!) yıllarca gündemden düşürmezdi.Ancak bakıyorum ki; doğru düzgün hiç bir gazete bu konu üzerine gitmedi,gitmiyor,gitmeyecek.Eee,böyle olunca da,medyaya bakışım doğal olarak yanlı oluyor.Birileri yanlı olduğu sürece,ben de yanlı eleştiri yapmaya devam edeceğim.Kimin mi umurunda.Benim umurumda! Bu da yeterli...
















