19 Şubat 2012 Pazar

cami süslemeleri


bu cami o cami değil,ancak o caminin de buraya resmini koyup onun üzerine yazmış olacağım.sözünü edeceğim cami istoç yeni cami ve onun gıyabında tüm yeni yapılan camiler...
camiler ne içindir? ibadet içindir,doğru mu? doğru ! camilere öyle işçilik yapılır ki(cemaat tarafından ya da imam ve tayfası tarafından),ben şahsen uyuz olurum.istoç yeni cami de bir cuma namazında imam,talep de bulunuyordu,camiye çiniden ayetler yaptırılacak toplam 20000 tl tutuyor.bunun için cemaatten yardım...
cami cemaatleri bu manada iyidir,istenilene hemen cevap verir; kimi az,kimi çok,kimi de masrafın tamamını karşılar tek kalemde.
ancak benim takıldığım,bu süslemelere niye ihtiyaç duyarız,duyarlar,duyarsınız.çinili ayetler olmayınca namaz kabul olmuyor mu? yapılan masraflar bu manada bana abartılı gelir.bir tv programında bu konuda edip yüksel fikir beyan etmişti,ondan beri bu pencereden bazen bakarım.istoç yeni camideki yardım talebi içimi sızlattı.20000 tl.sadece çiniler için.20000 tl.ile 20 aile 20 ay boyunca geçinir gider günümüzde.çok mu israfkârız? evet,çok israfkârız,kimle ne yarıştırıyoruz.
istoç yeni cami ile sınırlı olsa haydi neyse ! bu harcamalar,masraflar genel olarak tüm camilerde yapılıyor,ne işe yaradığını kestirememişimdir.yazık,o kadar aç,açığımız varken.Allah cami yapanı,mükâfatlandıracağını söylüyor,ama süsleyen,allayan,pullayan için bir şey demiyor.onları da israf ayeti ile uyarıyor "yiyiniz,içiniz,fakat israf etmeyiniz;çünkü Allah israf edenleri sevmez."(araf,31)
vebal sizin beyler,cami yapalım,artık cemaatler camilere sığmaz oldu.ancak,fuzuli harcamalardan uzak durun Allah aşkına...

17 Şubat 2012 Cuma

2.sınıf 2.dönem başkanlık seçimi

bu da benim doğum günümden bir kuple olsun (başkanlık kutlaması değil)
bu kez yarışı,duru kazanmış :) . kayra kendini biraz madara olmuş hissetmişti.çünkü,kayra kendini daha popüler hissetti her zaman ;) .6 çocuk aday olmuş,3 kız 3 erkek olarak.ilk turda duru ve kayra diğer arkadaşları arasından sıyrılmış olması aile olarak bize gurur verdi.başkanlık seçimi şeklinde son tura kayra ile duru beraber girmişler 3lü kademeli seçim sonucunda duru,kayra yı bir oyla geçip sınıf başkanı olmuş,kayra da yardımcısı :) .bizi onurlandırdıkları için onlara teşekkür etmek borcumuz herhal.

16 Şubat 2012 Perşembe

bmc otobüsleri


bmc halk otobüsleri hangi aklı evvelin tasarımı ise kendisini tebrik etmek(!) lazım.otobüslerin hafif bir frende tüm yolcuları dalgalandırmasını mı saysam,koltuk aralıklarının genişliğini(!) mi saysam,yoksa en arka kapı tarafındaki sağ iki koltuk yolcusunun ayaklarını nereye koyacağını şaşırmasını mı saysam.altı parmaklık ayak payı bırakılmış,kapı açıldığında,o koltuklarda oturanlar ayaklarını hemen 8 pozisyonuna getirmek zorunda kalır.bir şeyi tasarlıyorsan önce o şeyin içinde yolcu olman lazım sanırım.bu saydıklarım bir yolcu olarak tesbitim,şoförlerini de dinlemek lazım,kimbilir onların ne dertleri vardır.

15 Şubat 2012 Çarşamba

ilişki...:)

"Türkiye'nin 'özür ısrarı'
ilişkileri bozuyor
İsrail Başbakan Yardımcısı Silvan Şalom, Mavi Marmara
saldırısı için özür talebi devam ettiği için Türkiye'yle ilişkilerin normale
dönmediğini söyledi."
NORMAL VE ANORMAL TÜM İLİŞKİNİZE .......

14 Şubat 2012 Salı

verilmiş sadakam ...










bir önceki gün bu saatlerde seyahate gideceğimi yazmıştım.bu sabah yola çıktım.ankara ya gidiyordum,sonra aklıma devrek deki müşterim geldi,ona da geçerken bir uğrayayım istedim.tam yeniçağa dan o tarafa döndüm,takriben 1 km.kadar gitmiştim ki yolun asfalttan mıcıra dönmeye başladığını gördüm,hafif frene dokundum,dokunuş o dokunuş sanıyorum 200 metre kadar araç sürüklendi.sürüklenmede değil aslında mıcır-kumda sörf yapmak gibi bir şeydi.100 metre kadar gittiğim istikamete önden,100 metre kadar gittiğim istikamete arka arka gittim.aracın kontrolü bende değildi artık.geri geri şarampole düştüm.araba yan yattı.bana bir şey olmadı Allah tan.araba şoför mahalli tarafına devrildi.takla atıp atmadığımı hatırlamıyorum.aslında en son kareyi hatırlamıyorum.bir otobüs durdu.özemniyet turizm e ait.şoför,muavin,bir iki yolcu sağolsunlar koşarak geldiler.ben üst tarafta kalan kapıyı açıp oradan çıkmaya çalışırken,onların yardımı ile kolay çıktım.hemen araçtan su ve meyve suyu getirdi muavin.az ilerideki menteşeoğulları mı ,mengeşoğulları tesisleri mi ne vardı,oraya getirdiler.orada jandarma,polis,çekici bekledim.sonra polislerle beraber tutanak tutmak için gittiğimizde polise şöyle bir şey söyledim "ya herkes vızır vızır geçiyor oradan,bir mal ben miymişim?" deyince hep birlikte gülüştük.halbuki yol tecrübem de iyidir ama demek ki olacakmış.Allah beterinden korusun.
hıı,bu arada 8 yaşındaki kızım gitmemi istemiyordu "gitmesen baba" gitmem gerektiğini söyleyince de " inşallah kaza yaparsın da hemen gelirsin" gibi bir temenni de bulunmuştu.gitmemi istemiyordu,severler beni :) ."o nasıl bir duadır kızım ?" dediğimde yanlışını anladı "arabaya bir şey olsun,sana bir şey olmasın,öyle bir kaza olsun,sen otobüsle geri gelirsin" e kadar duayı indirdi.onun dediği oldu :) .

12 Şubat 2012 Pazar

yazmak olsun...


ayın 13ü .tam 5 dakika sonra hatta bu yazı bittiğinde belki de 13ü olmuş olacak.sabahleyin yine seyahate başlıyorum.sanırım iki hafta kadar sürer.ankara-konya-kayseri-adana-antep-antakya-mersin-konya-antalya-ısparta-denizli-aydın-muğla-manisa-izmir-kütahya-balıkesir-bursa.zaten türkiye de başka şehir de kalmadı :).hayırlısı bakalım,Allah kazasız,belasız bir seyahat daha bitirmek nasip etsin.önceleri daha çok seviyordum gezmeyi,ancak şu son zamanlar görev edasıyla gittiğimi düşünmeye başladım.hani ucunda bir haz yok yani.haz,sadece satış olunca oluşuyor.işyerinde otursam ve bunun karşılığında para alsam bu da beni tatmin etmez.hani oturduğu yerden para kazanıyor formatı var ya o bana uymuyor.otur otur nereye kadar,can sıkıntısı,internet minternet o da bir yerde tıkanıyor,kısır döngü.habire bloga bir şeyler yaz,o da olmuyor.daha ötesine gitsem dertsiz başıma dert bile açarım.yazacak o kadar çok şey var ki aslında.yazdıklarım,kendimi frenlemiş hallerim.bu arada ayın 16 sında fetih 1453 vizyona giriyormuş.mutlu oldum.fragmanını gördüm 10 numara,ciddi ciddi savaş filmi çekmişler.hani gıpta edip,hatta kıskanıp baktığımız yabancı filmler yok muydu aynı onlar gibi.nihayet diyorum.ben bu yazının resmini de fetih 1453 afişinden yapayım en iyisi.gazete de yukarıdaki afişi gördüğümde çocukluğuma gittim.çocukluğumda da şimdi de fena karakalem çizmem(hiç eğitimini almamış biri olarak).yukarıdaki "ulubatlı hasan" canlandırmasını çocukluğumda sürekli çizerdim.bir onu çizerdim bir de çağrı filminin afişini :) .hani dirsekten görünen bir el ve elde bayrak.the message.buradan konu değişik mecraalara kaymadan bitireyim.sabah yolculuk var.filmi de anadoluda bir müşterimle bir sinemada seyrederiz herhalde veya tek başıma :).ama seyrederim inşallah.çocuklarımla seyredecek kadar kansız olsaydı keşke.:(

10 Şubat 2012 Cuma

bana nice mutlu yıllar :)


bugün bir arkadaşım/akrabam olan bir kardeşin dükkanına uğradım.benden iki yaş büyük."bugün benim için özel bir gün" dedi."hadi yaa,hayırdır?" dediğimde "doğum günüm bugün"dedi.ben de "hadi yaa? tesadüfe bak benim de doğum günüm !" deyince gülüştük karşılıklı.sözel olarak doğum günlerimizi karşılıklı kutladık.sevdiğim bir çaycısı var o sokağın.hangi sokak; süleymaniye de mimarsinan caddesinde bir çaycı kardeş işte! ona çay söyledi,çaylarımız geldi,biraz eskilerden sohbet ettik,dertleştik,doğum günlerimizi karşılıklı böyle kutladık.

9 Şubat 2012 Perşembe

hakan kılıç


Allah rahmet eylesin...
bir puştun kurşunu ile öldürüldü,belki de şehit.niyetli olduğunu okudum internetten,Allah bilir doğrusunu.
bir puşt vurdu onu,insanlar uğurladı,
uğurlayanların hepsi muhtemelen türktü.
uğurlayanların hepsi muhtemelen müslümandı.
hepsini bırakın aralarında bir tane muhtemelen ermeni yoktu.
o da birilerinin planları doğrultusunda vurulmuştu işte !
hani nerede ermeni-türkler,hani nerede türk-ermeniler,nerdesiniz lan şerefsizler...

6 Şubat 2012 Pazartesi

FATİH ALTAYLI NE DİYOR ?


Pazar günü kaleme aldığı yazısında Fatih Altaylı diyor ki; “Önce insan
yetiştirelim,sonra muhafazakar/dindar nesil kendiliğinden yetişir!”
Görmediği şey, Müslüman, dört dörtlük insandır da aynı
zamanda.Ancak, Altaylı’nın etrafında Müslüman olmadığından örnekten gitme
şansına da sahip değil.O da haklı tabi !
Etrafında Cübbeli Ahmet Hoca örneği(!)
geliştiğinden.Kime,nasıl yaklaşacağını bilemedi garibim. Müslüman, Müslüman’dır
kardeşim, O’nun insanlığı dahi tartışılamaz.Müslüman ise Elhamdülillah tartışılamaz
insanlığı.Ancak Müslüman’ım deyip de farklı merkezlerde dolaşıyorsa ona zaten
Müslüman denmiyor,münafık deniyor.Bunun ayrımını bilenler bu ironi sarmalına
girmezler.
Buradan çıkacak başka bir şey de şudur; kendine Müslüman
diyen, İslam’ı layığı ile yaşamalı ki; kötü örnekler çıktığında “Ya bak!
Müslüman işte!” söylemine bizi toslatmasın.
Son yıllarda ortaya çıkan enteresan tablo tuhaf. Şöyle ki;
kendini Müslüman tanımlayan tesettür(!)lü hanımlarımızın, yüzlerinde bir kilo
boya. Renk cümbüşü giyimler vs. Bunların zengini, fakiri diye bir şeyi de
yok.Zengin cenah da aynı,fakir cenah da.Zengin hanımların makyajları daha
kaliteli ürünlerden oluşuyor ve daha havalı görünüyorlar.Fakirlerin makyaj
malzemesi de ucuz yollu olduğundan onların görüntüleri de rüküş kıvamında oluyor.

MÜSLÜMANLAR NE KADAR KARDEŞTİR ?



MÜSLÜMANLAR NE KADAR KARDEŞTİR !

Günümüz Müslümanlarının kardeşliğinden söz edebilir miyiz ?
Edebilirsek ne kadarınınkinden söz edebiliriz. Hangimiz Müslüman’ız, hangimiz
Müslüman rolü yapıyoruz ?
Her Cuma hutbesinde hutbenin peşine imam bir ayet okur. Özeti
şudur; “Her Müslüman eşine, dostuna, çevresindekilere yardım etmekle
yükümlüdür!” . Eee, Cuma namazı kılınıp dışarı çıkıldığında kaç Müslüman(!)
bunu layığı ile uygulamaya geçer. Ben gözlemimi yazıyorum yüzde iki. “Ben
Müslüman’ım deyip de buna riayet eden insanımız o kadar az ki!
İnsanlarımız, kendi derdine düşmüş pozisyondalar.Verdikçe
çoğalacağı mantığını terk etmiş, gelecek korkusu ile yaşayıp mal,mülk
zenginleştirme derdine düşmüş, çoluğu ve çocuğunun geleceğini imar etme
sıkıntısı ile haşır neşir olmuş bir zümre haline gelmişiz.Etraflarında olup
bitene sadece üzülüyormuş gibi yapan fertler olmuşuz. Üzülen, dertlenir
etrafındakinin derdi ile. Çözüm üretir, bir derdin var mı? Varsa ne yapabilirim
? diye sorar.
Evet, maalesef bu durumdayız. Bu durumda olunca direk şunu
sormak geliyor içimden “Müslüman mıyız? “
Ne kadar Müslüman’ız diye soramıyorum,Müslümanlığın oranı olmaz. Ya
Müslüman’sındır, ya değilsindir.Kendimi bu kategoride değerlendirmek bile
istemiyorum.Kendim için tanımladığım şablon bana keyif vermiyor.Bu keyifsizlik
Müslüman kelimesinin karşılığı ile paralel.
“Müslümanlar kardeştir “ Hucurat 12. Nasıl kardeşliktir ki
bu; kimse kardeşinin derdine el uzatmaz.El uzatsa bu kadar dert olmazdı
zaten.Nasıl kardeşliktir ki bu; benim malım senin malın diyememe
cesaretsizliğine düşürüyor bizi.Nasıl kardeşliktir bu.Bunu biri bana
anlatmalı.Yemeyelim birbirimizi(bu tamamen argo bir söylemdir-yeme beni,gibi-).
Kimse “Müslümanlar Kardeştir!” ayetine tekabül eder şekilde
yaşamıyor(İstisnalar,konu dışıdır).Allah bu duyguyu her Müslüman’ım diyene
tattırsın.

3 Şubat 2012 Cuma

google

internet ortamı artık,çekilmez olmaya başlıyor,başlayacak.google,facebook yeni açılım/yeni arayüz/yeni formatları ile canımızı sıkacak gibi gözüküyor."bu zamana kadar ektik,şimdi biçeceğiz" yaklaşımı sergileyen bu blog ve sosyal paylaşım mekanları "artık biz sizi rahat bırakmayacağız,sizden sebepleneceğiz,bilgilerinizi kullanacağız,biriktireceğiz" şablonuna sokmanın son vuruşunu yapma hazırlığında.yani bir nevi istihbarat mekanizması gibi çalışacağız, diyorlar.bu bize ters,niye ters? bir tür özgürlük meraklısıyız,belki ondan.hee,bu zamana kadar çok mu özgürdük,yok,değildik,ama en azından öyle hissediyorduk.bu hissi de elimizden aldığınızda resmi olarak da kucağa oturma durumunu kabullenmeyeceğimize göre,bu blog,face oluşumları ile vedalaşacağız gibi geliyor bana.ille de bir şeyler yazma derdi olanlarda .com uzantılı şahsi sayfalara yönelecektir diye düşünüyorum.ben böyle düşünmeye başladım bile.

1 Şubat 2012 Çarşamba

chyrkyn


-y a z ı s ı z-

kahvaltı...

sanıyorum geçtiğimiz cumartesiydi.yani istanbul a kar yeni düşmeye başlamış,bu kadar yoğunlaşmamıştı.çoluk-çocuk evde değil.evde tek başına kahvaltı yapma durumu.kahvaltı benim için(ayıptır söylemesi)beyaz peynir,bal,tereyağıdır.ekmek taze olmalı(masadaki ekmek o kadar taze değildi).o sabah da yeşil bir elma ile taçlandırmışım kahvaltımı :) .

kayra

oğlumla satranç oynuyoruz.başım biraz sancılı.oğlum da ıslık öttürüp duruyor ve öttürmemesi için ısrar ediyorum,o "tamam baba" deyip devam ediyor,5 mi 10 mu kaç uyarıdan sonra,şaka kaabilinden gidip elektrik bandı alıp ağzını bantlıyorum,o,o bantın aralığından da yine bir name tutturuyor beni deli etmek için :)

ttnet/turk telekom




3 gündür internetimiz yok.bir arızası varmış,şebekenin;bu nedenle internetimiz yok.3 günde 6 kez de telefon açmışımdır.tatmin olmadığım cevaplar alıyorum,işim görülmüyor,bir telefondan öteye gidemiyorum.hani kampanya dahlinde olmamış olsam,hemen iptal ettirip,başka bir internet servis sağlayıcısına geçicem.bu smile adsl kesinlikle olmaz,onu belirtmeden geçmeyeyim.superonline ı denerdim.onu da bir görmüş olurduk.ttnet,devlete ait bir kurumken,böyle sıkıntılar yaşatmazdı.ancak özelleştikten sonra tamamen kapitalist yaklaşımlar doğrultusunda müşterilerini üzmeye başladılar.kampanyalı bir notebook üzerinden 36 ay göbeğimiz kendilerine bağlandı.göbeğimiz bağlanmadan önce notebook yanında 3g modem vermeleri gerekirken bayi işgüzarlığı ile ücretsiz olan 3g modem verilmemişti,kavga-dövüş ile onu aldım,ancak onun ayrıca bir fatura bedeli varmış,onu da evvelki akşam öğrendim(cahillik işte),her ay 5 tl gibi devletin aldığı bir vergisi varmış ve ayrıca faturalandırılırmış.ben cahil cahil (kavga ederken bayi ile bunları öğrenemediğimden) notebook yanında verilen aylık 2 gb.ücretsiz kullanımlı 3g modemim var(gerçi hiç kullanmadım,geçen akşam internet arızası hallolmadığından,onunla girme teşebbüsüm oldu) formatında hem avea ya borçluymuşum,hem 2 gb.kullanımım iptal olmuş.bunları yazarken kafam biraz karışık(ısrarla da yazmak istiyorum),siz cümleleri toparlayın bir zahmet.dün akşam 15 tl yi faturadan düşecekleri konusunda mesaj göndermişler,henüz hala 2 gb kullanım hakkım olup olmadığını öğrenemedim.onu da öğrenirsem,yazma kabiliyetim devam ederse yazarım.

TEDAŞ

bizim çocuklar sömestr tatili nedeniyle,babaannelerine gittiler.olacak bu ya,gittikleri gün kombi arıza yapmış,üstüne de elektrik kesilmiş.elektrik 48 saat kesik kalmış,bir ara 2 saat kadar gelse de.kombi yok,elektrik yok(kombiciler gelmiş,elektrik yok diye gitmiş); çocuklar ısıtıcı olmadan,perişan olmuşlar.bir ara kardeşimin ve annemin telefonlarının şarjı da bitti.irtibatımız da kesildi.düşünün istanbulun göbeğinde böyle bir şey yaşanıyor.ah TEDAŞ...

istanbulda kar

bu yokuştan çok araç,geri döndü,manevra yaptı,u dönüşü yaptı,kaza yaptı,bu araba çıkamadı ama,geri geri kazasız inebilmeyi başardı.başarılı olduğu için yayınlanmayı hak etti :)))

istanbulda kar

siz,yoldan inen adam ne zaman düşecek diye seyredeceksiniz videoyu muhtemelen :) . ben başarılı insanları öne çıkarmayı severim, o adam düşmeyecek :))))

istanbulda kar






istanbulda kar


iki gün arasındaki fark ;)

istanbulda kar

29.01.2012 ile 31.01.2012 arasındaki fark (aynı nokta)

istanbul,kara doydu...

30 Ocak 2012 Pazartesi

28 Ocak 2012 Cumartesi

MUHTEŞEM IŞIKLAR




Yılda iki kez belirginleşiyor kuzey ışıkları. İlki mart, nisan arasında, ikinci
ve en görkemlisi ise eylül, ekim arasında. bilim bu ışıkların nedenini tartışıyor. NASA’nın yaptığı açıklamaya göre,
güneşteki fırtınalardan uzaya saçılan parçacıklar Dünya’nın manyetik alanına
yapışıyor. Yüklenme kritik noktaya ulaştığında, fazlası aniden boşalıyor. İşte
bu işlem sırasında kuzey ışıkları oluşuyor. En parlak ışıklar 11 yıllık güneş
lekeleri döngüsünün tam ortasında görülüyor. Tahminlere göre yeni döngünün
başlama tarihi 2009. Yani 2014’te Tromso’da şölen olacak. Kuzey ışıklarının
dönemleri, şiddeti konusunda internetten (www.nasa.go, www.swpc.noaa.gov) bilgi
alabilir, youtube gibi web sitelerinden büyüleyici görüntüleri
izleyebilirsiniz.(bu görüntü ve yazı internet ortamından aldığım,kendi resim ve bilgilerim değildir,bu güzellikler de blogumda olsun diye aldım)

karikatür


bugün sadece bir karikatür paylaşayım...

26 Ocak 2012 Perşembe

sinbo


sinbo markası piyasaya gireli (hatırladığım kadarı ile) takriben 10 yıl kadar olmuştur.ilk zamanlarda ürünleri sürekli arıza verirdi.arızalı ürünler,firma tarafından bire-bir değiştirilerek tüketici mağdur edilmezdi(müşteri aldığı yere giderse).ben hem sektörden biri olarak,hem bir tüketici olarak arızaların tüketici nezdinde zamanla sinbo için büyük sıkıntı olacağını düşünmüştüm(marka/imaj meselesi).YANILDIM.çünkü sinbo,hiç geri vites yapmayarak,sürekli kendini geliştiren,yenileyen bir çizgi izledi.geldiği nokta mı? sinbo diye bir markamız var.ve bu marka belki de türkiye de bir ilki yaptı ve hala daha yapıyor; arızalanan ürün için yurtiçi kargoyu arıyorsunuz,kargo gelip arızalı ürünü alıyor(ücretsiz),takriben en geç 10-15 gün içinde size yine yuriçi kargo(ücretsiz),yenisini geri getiriyor(sıfır ambalaj ile,yeni almışınız gibi).biz bunu iki kez yaşadık(birisinde sinbo'nun yan markası scarlett almıştık,15 gün içinde sinbo marka vantilatörle değiştiler,ikincisinde de sinbo marka mini fritözümüzü 10-12 gün gibi bir zamanda yenilediler.
niye bunları yazdım,hep kötü şeyleri yazarız,söyleriz ya; iyi şeyler yapanları da yazmak,konuşmak lazım ki;güzellikler artsın,teşekkürler sinbo(reklam metni olsa ancak bu kadar güzel hazırlanırdı :)) iyi şeyler yaptığınız da bu sizin zaten reklamınızdır(chyrkyn).

25 Ocak 2012 Çarşamba

İSKİ ELEKTRONİK SU SAATİ

şu güzelliğe bak ya!

kimin fikriydi bu bilmiyorum(aslında biliyorum) şu elektronik su saatini çıkaranın kulaklarını her su bitişinde çınlatıyorum.insanı paronayak yapan bir uygulama.bitti mi bitmedi mi,ne zaman bitecek,banyoda köpüklü kalırmıyım,kalırsam ne olur ? gibi onlarca soru ile içimi içime yediren bir durum.eskiden faturanı geciktirirdin,ama yine de öderdin,bilirdin nasıl ne zaman ödeyeceğini.şimdi şak diye kestiler şak diye ortada kalmaman için kendilerince bir sistem türetmişler ama,diyelim ki banyodasın,su kesildi,tek başınasın,nasıl çıkıp da kartı ek su akıtsın diye okutacaksın,sorarım sayın yetkililer...yetkililer...yetkililer...kartınızı..! yetkililer..!