4 Aralık 2010 Cumartesi

kayra duru


BÖLÜM I

anne:-yaa kayra,daha şimdi üstünü değişmedik mi?yine mi üstüne çay döktün? niye dikkat etmezsin,niye dolaşarak çay içersin? Allah canımı alsa da kurtulsam!

der ve kayra ya yeni kıyafet getirmek için odasına gider.arkasından kayra,babasının ve kızkardeşinin duyacağı ses ile :

kayra:-Allah benim canımı alsa da kurtulsanız! der.

BÖLÜM II

kayra nın üstü değişmiş,anne ve babasının olmadığı ortamda kız kardeşi duru,ona öğüt vermeye başlar,baba da tesadüfen kulak misafiri olur.

duru:-kayra,bir daha öyle söyleme,annem kızgındı öyle söyledi,ama aslında öyle söylemek istememiştir,çok kızmıştı,ağzından kaçmıştır.

kayra:-ama ben de kızgındım.

duru:-olsun sen yine de öyle söyleme,annem düzeltmek ister hemen,sen de öyle söyleyince annemi üzersin,kendini üzersin,beni üzersin,babamı üzersin.bu evdeki tüm aileyi üzersin.hatta,bu evde olmayan aileyi de üzersin.herkes çok üzülür.

kayra:-ingiltere kraliçesi de mi?

duru:-dalga geçme kayra!


10 Kasım 2010 Çarşamba

sivrisinek



dev gibi diyecem,ayıp olacak ama,kallavi bir sivrisinek.yukarıdaki resimde çocuklarımın bakışlarından büyüklüğünü anlayabilirsiniz.


seyahat manzaraları

muhtemelen hemşehrimdir.kırıkkale-ankara arasında,ankara girişinde sağ tarafta bir vakfıkebir ekmek fırını.tabelaya 25 saat açık yazmış mübarek adam.ilginçti.

seyahat manzaraları

yol boyunca hoşuma giden çayır,çimen resimleri çektim.burada belki çok güzel gözükmüyorlar ama,yanlarındayken,çok güzeldi.yemyeşil çayırlar ve kırmızı killi toprak.sorgun dan ankara ya gidiş .neredeyse hep düzlük.ova vs.















otel odaları

sivas tan yozgat a giderken,sorgun dan geçiyorsunuz.bu termal otel de sorgun un hemen girişinde yolun solunda kalıyor.üstünde bir restaurant var.otel güzel olabilecekmiş,ancak hakkını vermemişler.salaş bir havası vardı.kahvaltı yetersizdi.bu oteli de sorgun daki müşterim vehbi tavsiye etti.zaten,kalınacak başka da otel yok gibiydi.bir daire tahsis ettiler,70 tl.fiyat iyiydi ama dediğim gibi 100 üzerinden ancak 60 alır.ama,resmen dublex bir dairede kalıyorsunuz.
üst kattaki diğer oda.
üst kattaki bir oda.
üst kata çıkış merdivenleri...
banyo ve wc.banyo yerini küvetin büyültülmüşünü düşünün.termal suda banyo yapılsın diye yapmışlar.
soldaki oturma grubu ve tv.
büyük termal otel,sorgun-yozgat.giriş kat,sağda mutfak,solda oturma grubu ve tv.




seyahat manzaraları

kayseri-sivas yoluna paralel,bir süre yan yana gittiğimiz tren.


kayseriden henüz sivasa doğru yola çıkmadan uğradığım bir benzin istasyonunda duran impala.
ne günleri olmuştur...

otel odaları







kayseri de kalacaksam,kendimi bir an önce içine atmak istediğim otel.özgür kardeşimden bana kalan yadigar otel.temiz,sevimli bir otel.her seferinde bulmakta güçlük çekerim yerini.çünkü;her defasında şehre başka bir yerden giriyorum.en sonunda otogar ve gar istikametinde olduğunu,soley fabrikasının yakınında olduğunu beyine kazıdım.buraya da yazıyorum ki,yarın öbür gün yine bulamazsam buraya bakayım :)



otel odaları

yeni gitmeye başladığım temiz bir otel.20 günde ikinci kez burada kalıyorum.nedenini unuttum ama,bir daha kalmayayım dediğim bir otele döndü,galiba bir şeyler eksik bu otelde,mesela ruh.(gerçi konya da her daim boş otel bulma oranım düşük,o nedenle büyük konuşmamakta fayda var).

seyahat manzaraları


istanbul dan eskişehir e giderken bilecik bozöyük dolaylarında yolun sağında(gidiş) doğa içinde bir restaurant var;şelale restaurant.restaurantın hemen yanından akan dere,çay herneyse,restauranta ayrı bir hava katıyor.oradan geçerken, aç isem uğrar bir köfte yerim :) .bu kez de öyle oldu.öğle vaktiydi,açtım,bir köfte yedim.

seyahat manzaraları

istanbul'dan çıkış saatlerim, fatih sultan mehmet köprüsü sis altında. biraz geriden köprü direklerini göremiyordum.

28 Ekim 2010 Perşembe

otel odaları

antalya-konyaaltı nda perlamare otelin balkondan manzarası...hepsi bu.otel fransızlara daha çok hitap ediyor sanırım,otelde birkaç aile vardı,onlar da fransızdı.çıkarken de ntv nin arabası vardı kapıda onlar da fransız takılıyordu sanırım :) . ben otele fransız kaldım...aşağıda...
sezonun bitmek üzere olduğu bir dönemde otelde kalışım benim pek içimi açmadı.aynadaki toza dikkat,özellikle çektim.

burası banyosu,çok ayrıntıya girmedim.:)


aslında fena otel değil ama bakarsan bağ oluyor,bakmazsan toz oluyor; yine aynaya dikkat !





















seyahatten manzaralar

burdur üzerinden antalya ya gidiş yönünden willow dinlenme tesislerinin görünüşü
bu sevgili kardeşim de içtiğim bir bardak çayı müessesemizin ikramı olsun diyerek,beni mahcup etti.

geziyorum,tozuyorum,satıyorum,okuyorum,içiyorum(çay),görüyorum.ne mutlu bana :)


seyahatten manzaralar

şaraplar ve samanlar ...içene niye içiyon diyecek halimiz yok.vardır kendince bir sebebi.
hindiymiş bu yaa.alla allaa...


5 yıldır açılamayan otel.yazık.





seyahatten manzaralar

sevimli köpek yavrusu,suratının sevimsizliği tuvaletini yapıyor olmasından...
ördek,yavruları ile...




seyahatten manzaralar

burası mekanın restaurantı...biraz uzaktan çekim.ördeklerin yüzdüğü gölet,sağda köpek kulübesi


oturup dinlenip çayınızı yudumlayacağınız,bir şeyler okuyacağınız yeşil bahçe



bahsi geçen vosvos,içilesi bir bardak çay ve bir müşterimin sehpasının üzerinde görüp karıştırdığım 1 yıl öncesine ait dergi,onu sonradan okumak üzere almıştım,buraya nasip oldu


sevimli köpek yavrularından biri,gri renkte çok güzellerdi ama güzel bir poz vermedi :)




20 Ekim 2010 Çarşamba

iş seyahati

bayağıdır boşlamışım blogu...
geçen hafta seyahatteydim yine.güzergah denizli,antalya,konya,adana,gaziantep-istanbul :)
denizli antalya arasında burdur dolaylarında bir restaurant var.bir kaç gün içinde onunla ilgili resimler yüklerim.her zaman geçerken özellikle durup çay içtiğim bir yer.yemek yiyemedim henüz.oturur,kapısındaki masalardan birinde çayımı yudumlarken,doğal hava görüntüsü içindeki hayvanları izlerim.ördek,kaz,yavru köpekler,ördek yavruları,gölet,eski bir wolksvogen(sanki yanlış yazdım,neyse önemli değil,anlayın artık),kağnı arabaları parçaları,ahşap tekerlekler,samanlar vs.
bu mekanı çok severim,arkasında bir otel var ancak 5 yıldır açamamışlar,sanki biri engelliyor açılmasını.çünkü 5 yıl önce garsonlara sorduğumda -3 ya da 4 ay içinde açılacağını söylüyorlardı.
neyse; seyahatin başlangıcında oradaydım.sonunda da gaziantep den 10 saatte istanbul a neredeyse hiç durmadan döndüm.zor oldu.ama oldu.

7 Eylül 2010 Salı

boş zaman doldurmak için yazılmıştır

neredeyse bir ay olacak yazı yazmamış,yazamamışım.niye vakit mi yok? vardı aslında,ancak o vakti uyuyarak geçirdim.ramazan ayındayız ya,bu sefer bayağı yordu beni.her gün öğleye kadar hilafsız uyuyorum,bazen öğleden sonra takviye yaptığım da oluyor.neredeyse her gün imsaka kadar oturdum. o saate kadar oturup,uyuyunca,doğal olarak uyku alınmamış oluyor ve bu işe etki ediyor.neredeyse tam bir ay yattım diyebilirim.uyumadan geçirdiğim iş günü sayısı sadece iki.düşünün artık siz.
Allah tan herkes bir mayışıktı da; sıkıntı olmadı.sadece ramazanın son günlerinde bir uyarı geldi.
bugün ramazanın 28.günü.yani bu yılın ramazanı yarın bitiyor.bir ramazan daha bitmiş oluyor.
üç gün firem var,doktor muhabbetine.yani doktora gittim o ara biraz sıkıntım vardı.doktora gittiğim gün ile beraber üç gün tutmadım.

11 Ağustos 2010 Çarşamba

iş gezisi.






seyahatteydim yine.
bursa dan başladım.bursa ya hep deniz otobüslerinin 7.30 seferi ile giderdim.o sabah geciktim.10 seferi ile gittim.çok da bir şey farketmedi benim için.uğrayacaklarıma uğradım.balıkesire geçtim oradan.balıkesir i severim.o beni sever mi bilmem?bir müşterim vardı uğrayacağım.balıkesirde de işimi bitirdim,sonra ver elini izmir.bursa ve balıkesir de sıcaklığı o kadar çok hissettim ki;klimadan iltihaplandırdığım ciğerlerimin tekrar aynı arızayı yapacağını düşündüm.izmir daha berbattı.kalmayı sevdiğim otelde yer kalmadığından diğer kaldığım otele geçtim,orada yer vardı.sevdiğim otel -sc inn butik otel-.kaldığım -park otel-.sc inn daha sıcak gelir bana,yoksa diğerinin de pek bir farkı yok.resepsiyondaki bayan,güler yüzlüydü,ilgiliydi.kültürlü bir hanıma da benziyordu.ta ki benim bir soruma "tabii ki de" diye cevap verene kadar.gözümden düştü birden.neyse,bu nesli de böyle kabul edeceğiz artık.içimden uyarmak geçtiyse de rencide olacağını düşünerek vazgeçtim.uzuun zamandır ilk defa otele bu kadar erken giriyordum ve keyif alıyordum bu işten.genelde otellere 00.00 dan sonraları girerim ve gün bitiktir zaten.direk yatak.ama bu kez haberlere,tartışma programlarına,belki bir filme bakabilecek zamanım vardı :); belki de yanımda getirdiğim gazetede bir iki yere göz atardım.gazeteyi genelde tuvalette okumak için odama çıkarırım :)) benim için büyük keyif.orada geçirdiğim boş zamanı en iyi kullanma yolu gelir bana.neyse iğrençliği de bırakalım.izmir de önce kemeraltı na gittim.izmir in neredeyse tek sevdiğim bölgesi.sonra pınarbaşına gittim.işler yine bitti.sonrasında ödemiş ilçesini ziyaret ettik.benim meşhur pansiyonuma gittim.birgi çınaraltı pansiyon ( www.birgicinaralti.blogspot.com buradan görebilirsiniz) oturduk aytaç la sohbet ettik.özlemişim muhabbetini.partizanca muhabbetlere girdik,çıktık birbirimizi incitmeden.o gece uyuyabildiğim kadar uyudum.ertesi günün programı zayıftı çünkü.denizli ve muğla ya birer müşteriye uğrayacaktım.denizli deki müşterimden içişleri bakanının talimatları doğrultusunda ihtiyaç giderdim.akşam muğla da oldum,oradaki müşterime de uğradıktan sonra yine düştük yollara.niyetim fethiye ya da kaş da konaklamaktı.ancak kaş a mola vermek için uğradım.daha doğrusu bir asker arkadaşım vardı oralarda ona bakayım diye gittim.o da beş yıldır amerika da yaşıyormuş.annesi ile tanıştık.ve yine bastım antalya ya gittim.oralardan niyetim gündüz geçmekti.yolu bilerek uzatmıştım,fakat geceye denk gelince hayallerim suya düştü.o yolda kaş ile kalkan arasında kabotaj plajı vardır.gece olmasına rağmen -zınk-diye tepede durdum.belki görürüm diye.bir tekne ışığı ve bir kamp ışığı harici bir şey görünmüyordu.bir de kıyıya vuran dalgaların sesi.beni orası hep çeker.müthiş bir koydadır.gece otelde son bir oda bulabildim antalya da.bir daha o otelde kalmamaya karar verdim.o gece yapış yapış olmama rağmen duş alamadım çünkü.otel kayalar.belki birinizin yolu düşerse,madur olmayın diye yazdım.ertesi gün antalya daki müşterimle akşamladık,hatta geceledik.saat 23.00 de denize girdik.müşterimin bir de karavanı var.onu konyaaltına çekti.kapısında oturduk,çay muhabbeti de yaptık.yeni otel arayıp da bulmam saat 02.00 deydi.o da boktan bir otel çıktı.ya yer yok,ya olanların burnu kalkmış vs.tam burnu kalkanlardan birinde karar vermiştim ki "bu otel fenaya benzemiyor"diyerek bir otele daldım sahil boyunda.antalya daki otel rezilliğim o otelle tavan yaptı.neyse.ertesi gün müşteride bıraktığım şarj cihazını almaya gidip çayımı içip yola yine girdim.ısparta.gül şehri.ısparta da bitti.gül lokumu aldım :).kütahyadan iki öğrenci otostop yapıyordu onları aldım.istanbul pendik e bıraktım.yol çabuk geçti onların sayesinde.bol bol konuştuk.ve seyahat bitti.sadece yazmak olsun diye yazdım gibime geldi ama neyse...bir seyahatimin özetini sizle paylaştım.


9 Ağustos 2010 Pazartesi

sektörel yazılar

ayhan çağlar, ayhan abi...
izmir ödemiş te züccaciyecilik yapar.
toptan züccaciye sektörünün en asil insanı.onun için söyleyecek başka bir şey yok.çünkü asil kelimesi söylenecek her şeyi içinde barındırıyor.ne mutlu onu tanıyanlara.