29 Eylül 2014 Pazartesi

Önemli Falan Filanlar

Benim yazmadığım dönemde halkın seçtiği bir cumhurbaşkanımız oldu. Evet, biz seçtik :) kimine göre ot kafalı,kimine göre göbeğini kaşıyan, kimine göre örümcek kafalı,kimine göre KOYUN olan bizler seçtik, ne mutlu bize ! Bize hiç bir babayiğit(!)  "tıpış tıpış" gidecek ve oy kullanacaksınız demedi, diyemedi, diyemez ! Dese de bizden o adama bir daha oy falan gitmez! Çünkü sizin icat ettiğiniz algı oluşturmaya çalıştığınız o koyunlardan biz asla olmadık. Ama "tıpış tıpış" sandığa giderek koyunun dik alası olduğunuzu ispatladınız. Bizim oy verdiğimiz ADAMa siz diktatör diyordunuz ya; asıl diktatörlük hevesinde olan kemal kılıçdaroğlu olduğuna şahit olduk (gerçi öyle bir çapı da yok ama neyse) . "Tıpış tıpış gideceksiniz" diyecek kadar diktatör bir söylem Türkiye Cumhuriyetinin sanırım hiç bir döneminde duyulmadı.
Neyse, koyun koyuna siz hayatınıza devam edin...
Sonrasında Davutoğlu Başbakan seçildi. O, benim çok istediğim bir başbakan adayı değildi. Olabilirdi (müthiş bir deneyimi ve donanımı var), ancak benim gönlümde başkaları vardı. Bu da çok önemli değil, Davutoğlu başbakanlığı götürecek nitelikte bir insan, sadece benim isteğim o yönde değildi,o kadar.
Sonrasında twitter aleminde şahit olduğum, tartışmasına girmek zorunda kaldığım bazı mevzular oldu.
Bir gazeteci arkadaşım hakkında akpartili olan insanlar "art niyetliydin" kaabilinde tweetler atmaya ve hakarete varacak sözlere yakın sözlere imza attılar. Neymiş "o, erdoğan 1 dönem daha başbakan kalsın"diye kampanya başlatmış. O, erdoğanın cumhurbaşkanı olmasını istemiyormuşmuş,falan. Arkadaşımın samimiyetini bilmesem "acaba?" ya düşeceğim. Ancak samimiyetini ve ne düşündüğünü bildiğimden, insanlar düne kadar iyi şeyler söyledikleri insanları farklı düşünüyor diye karalamayı ne çok seviyormuş bunu da öğrendik :) Evet, biz takım tutar gibi partiyi desteklemiyoruz,ancak destekleyenlerimiz de varmış,ona şahit olduk.
...ve yine ışid mevzusu ortalıkta etkin özgülağırlık teşkil etmeye başladı. nereden çıkmıştı bu insanlar, nasıl birdenbire teker teker her yeri ele geçirmeye başladı. Kimdi bunlar?
Kendi gözlemimi söyleyeyim; bana göre tepesindekiler şerefsizin önde gidenleri ! ancak alt kademedeki savaşçıların içinde samimi mücahidler olduğuna da inanıyorum. Çünkü, bu insanlar dünyanın değişik yerlerinde cihad ediyorlarken oralardaki etkisizliklerini görüp, bu alanda etkili olacaklarına inanarak koşa koşa buralara gelmişler. Evet, ışidden nefret ettim(yapı olarak), içlerindeki samimi mücahidlere de üzülüyorum, benim terazime göre onlar şehit filan olmayacak, resmen bok yoluna gidecekler. Benim dinim, savaşta dahi kadına,çocuğa dokunmamayı emrediyor (eğer, karalama kampanyası yapılmamış ise, gördüklerimiz müslümana yakışmayacak şeyler) . ve bir de işin farklı boyutu var, müslüman gruplara saldırılıyor ki; bu ışidin islamiyetten uzak olduğunun bir başka göstergesi.
ışidi ortaya çıkaran abd/ingiltere vs. düşüncesindeyim. ışidi doğuran etkenler, ışidi bombalamak için koalisyon kurmuş. komik geliyor doğal olarak ! ancak insan gülemiyor, çünkü ne ocaklar sönüyor, binler evlerini,yurtlarını terk ediyor. bu kaosta kabak Türkiyenin başına patlıyor 2.000.000 a yaklaşan muhacir ! bir devlet nüfusu kadar insan. hiç bir devletin yapmayacağı şeyi benim ülkem yapıyor ve bu insanlara kapılarını,yüreklerini açıyor. Ekonomik olarak kaldırılabilecek bir durum yok ortada aslında.Bu insanların seçimler öncesi Türkiyede tutulmasının sebebi olarak seçimde oy kullanacaklarını ve oylarını akpartiye verecekleri söyleniyordu muhalefet tarafından :) Bunu söyleyen muhalefet kafası bir yığın SALAK seçmeninin olduğunu göstermiş oldu bir yandan. Çünkü o seçmen aynı şeyi SALAKÇA söylerken, seçimden önce akpartide olan HATAYın(ki en çok muhacir burada vardı)  seçimden sonra akpartinin elinden neden çıktığını göremedi(eğer oy kullanabiliyor olsaydı suriyeliler hatayda akparti tulum çıkartırdı) bu yalanlara inanan SALAKLARA da şahit olduk.
ve yine 49 rehinemiz vardı ışidin elinde, elimizi kolumuzu bağlayan. 101 günlük esaretin ardından, sağlam bir operasyon ile burunları dahi kanamadan ülkemize geri getirildiler. Onlar içinde seçimden önce getirilecekler,seçim malzemesi olarak kullanılacaklar denmişti :) o yalan da yatsıdan sonra söndü. bir yığın yalan dolan ile algı operasyonları yapılıyor, birileri de bunlara hala inanıyor, biz salaklıklarını yüzlerine vurmaktan yorulduk onlar salaklık yapmaktan bıkmadı maalesef.
pyd denilen pkk nın suriye kanadı var ya, onları da ışid öttürüyormuş, birbirlerini yesin şerefsizler, pkknın da pydnin de ışidin de Allah belasını verir inşallah bu kaos bahanesiyle.
Bir başka konu ise bizim seçtiğimiz cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, birleşmiş milletler de yine ağzına geleni sıraladı, esada,sisiye,birleşmiş milletlere,abdye,avrupaya...biz bunun için seçmiştik zaten, isteklerimizin karşılığını gördük elhamdülillah :) sümsük bir lider türkiyenin başında olamaz ! Adam gibi lider (gibi de fazla) TÜRKİYENİN LİDERİ OLMALI Kİ; BU DA RECEP TAYYİP ERDOĞAN...
not: dilbilgisi hatalarına takılmayın, isteseydim 10 numara dilbilgili yazı çıkartırdım, istemedim :)





18 Şubat 2014 Salı

CEMAAT İÇİN 11 SORU, KAMALAK'A 1 !

SORU 1 : hükümet yandaşları madem ki yolsuzluk içindeydi, bu savcılar bunu bugünlerde mi fark etti?
SORU 2 : bu savcılar 11 senedir görev yapmıyor, uyuyorlar mıydı?
SORU 3 : 8 ay önce tamamlandığı iddia edilen dosya ve dosyalar neden aralık ayında ortaya çıktı?
SORU 4 : operasyon yapan savcılar cemaatten mi? olmadığını söyleyen cemaat insanları, zaman,bugün gazeteleri ve samanyolu tv ile bugün tv niye bu savcılara sonuna kadar arka çıkıp savundu?
SORU 5 : yolsuzluk dosyalarının art arda devreye girmesini ne ile açıklayabilirsiniz? aynı anda mı yolsuzluk anlaşıldı?
SORU 6 : tıra operasyon neden yapıldı?
SORU 7 : tırın ihh ile ilgisi yokken, neden todays zaman ihh tırı gibi haber yaptı?
SORU 8 : yolsuzluklar, türkiyenin son yıllardaki en büyük projelerinde mi yapılmış?
SORU 9 : cemaatteki safiyane kardeşler, neden chp ye yönlendirilmeye çalışılınıyor?
SORU 10 : her iktidar döneminde islamla problemi olan, her muhalefet döneminde islama muhalif olan chp'ye oy verenin islamlığından şüphe etmesi gerekir mi, gerekmez mi?
SORU 11 : gelelim son soruya; sevgili cemaat, memur sınavlarının,üniversite sınavlarının ve bilumum sınavların soruları ele geçirilip cemaat insanlarına verilmiş, bu diğer sınava girenlere haksızlık değilmidir? insanların geleceği ile oynamak kul hakkı değil de nedir?

BİR SORU DA KAMALAK'A !
HALK TV DE NE İŞİNİZ VARDI? KİMİ KİME ŞİKAYET ETTİNİZ?
akpartinin artık alternatifi filan değilsiniz!

BU SORULARI ÜMMET İÇİN SORDUM ! GENİŞ DÜŞÜN !

19 Ocak 2014 Pazar

Esnafın Nabzı

yine iş gereği düştüm yollara...
bursadan başladım,eskişehir,kütahya,balıkesir,izmir,aydın,muğla,denizli,antalya,konya ve ankarada bitirdim.
iş kısmı gündemle beraber sıkıntılı hal almıştı. aralık ayı zaten genelde durgun geçer, esnafın stok sayımları,hesap kapamaları falan derken ay biter. iş niyeti ile gittiğim müşterilerle işten çok gündem değerlendirmeleri yaptık. müşterilerimle diyaloglarım satan-alan kıvamında değildir; dost-arkadaş abi-kardeş çerçevesindedir.uzun soluklu seyahatlerimi de zevkli hale getiren bu ilişkilerdir.
neyse biz konumuza dönelim.
işlerin durağanlığının şu dönemde bu kadar artmasının sebebini cemaat-hükümet savaşına endekslemişti her müşterim. genel bakış açısı şöyle; "cemaat bizleri çok pis ters köşeye yatırdı" "biz onları sevmiştik" "iyi şeyler yaptıklarına hep inandık" "bilmem kaç ülkede bizim değerlerimizi yayıyorlar" "iyiydiler ya"
sonuç : BİZ SENİ SEVMİŞTİK BE CEMAAT (di'li geçmiş zaman) !
bursadaki bir müşterim neredeyse beddua edecek kıvamdaydı. geçmişte sempati ile baktığını biliyorum. bu manada çok konuşmuşluklarımız olmuştu. ancak şu an vatana ihanetten bahseder duruma gelmişti.
izmirde bir müşteri kardeşim 11 yıldır 1 kez oy verdiğini bir daha oy vermek içinden gelmediğini ancak şu süreçte hükümete oy vermenin(ki; erdoğanı da sevmediğinin altını çizerek) bir vebal olduğunun altını çizdi.
balıkesirde iki müşteri ile görüştüm, bir tanesi hükümetin işinin bittiğini ısrarla söyledi "biz siyasetin içinde de olduk,ondan biliyorum" demesini de buraya düşmem gerekiyor. bu konuda ben yanıldığını söyledim,hatta 31 mart için telefonlaşma randevulaşmasına girdik :) bir diğeri de o müşterimin akrabası idi,onlar da "resmen, hükümete operasyon yapıldı, bunlara biz boşuna sempati ile bakmışız" kıvamında sözler söyledi.hükümete daha fazla sahip çıkılması gerektiğinin altını çizdi. kaldığım otelin yakınında eski bir müşterim büfe işletir. orada oturup hem atıştırıp,hem lafladık; o da "artık cemaat bitti, erdoğanın yaptıklarını görmeyecekmiyiz,hangi dikenli yolları atlatarak geldiğini, 28 şubatta dindar kesime neler yapıldığını,bunları teker teker ortadan nasıl kaldırdığını unutacakmıyız,sonuna kadar destekleyeceğiz" dediğini de buraya yazmam gerek.
zaman gazetesi abonelikleri çoğunda iptal edilmiş(ki; önceleri herkesin dükkanında mutlaka zaman gazetesi olurdu,kiminin ki devam ediyor,parası daha önceden ödenmiş çünkü. kimisi ortada durmasını önemsememiş ama gelen gidenin kendisine artık düşman gözü ile baktığını söylüyor, kimisi yurtdışında olduğundan aboneliği henüz bitirilmemiş,fakat elemanları gelen gazetenin adı gözükmeyecek şekilde katlayıp kaldırmış.yani esnafın dükkanına bir şekilde zaman girmişse bunun ezikliğini yaşıyor(eskiden gurur duyardı herhal)
diğer illerde görüştüğüm müşterilerim de (ikisi hariç) farklı şeyler söylemedi. o ikisine de döneriz.
şunu farkettim, herkesin cemaatle veya fethullah gülenle ilgili kafasında bir kaç soru işareti olmasına rağmen her sempati ile bakan,destekleyen bunları görmemezlikten geliyormuş. artık herkes onları netleştirmiş havasında. muhabbetlerde dillendirilen mevzuuları özet olarak aşağıya sıralayacağım,aklınızın yattığı olabilir yatmadığı olabilir, ama bunlar artık esnaf dediğimiz kitle arasında dillendiriliyor.herkes içindekini kusuyor;
-cemaatin topladığı paraların makbuzu yok, hangi para nereye gidiyor? biz yahudi kuruluşlarına yardım etmek için mi para verdik?
-maddi durumunun iyi olduğu zamanlar cemaate verdiği bursları ödeyemeyecek duruma düşenlere icra yoluna gidilmesi
-hakan fidan ?!
-ihh ya operasyon !
-gezi olaylarında ankarada ağırlığı olan cemaat sorumlusuna ankarayı karıştırmak için elinizde ne kadar imkan varsa kullanın(ancak konuyu anlatan, sorumlunun bunu yapmadığı ve cemaat içinde horlandığını anlattı-bu konu fazlaca derin,ayrıntılar da anlatıldı,oraya girmiyorum) denmesi.
-"son 1 çekim kaldı,onu da ödeyeyim,bankasya ile irtibatı kesiyorum."
-zaman aboneliğini iptal etmek isteyen esnafa "senin maliye ile hiç işin olmaz mı?" tehditleri
ayrıca BİR KUMPAS OLAYI VAR Kİ; ONU ŞU AN DİLLENDİRMİYORUM (yine de)
bir başka hikaye ile yazıyı bitireyim.
bir matematik öğretmeni, çok zeki bir öğrencisini cemaat kursuna götürür."bu çocuk çok zeki,ben onun matematik öğretmeniyim, bu çocuğa siz burs verseniz,%100 olmasın,yarısını ben vereyim,hem bu çocuğun babası şehit polis, olur mu?" kaabilinden soruya "şehit kontenjanımız doldu, ücretten de bir şey yapamayız,kem küm" matematik öğretmeni oradan boynunu bükerek çıkıp, hiç dini hassasiyeti olmayan bir başka dershaneye gider,aynı şeyleri anlatır, dershane "tamamını biz karşılarız" demesine rağmen matematik öğretmeni yarısını vermek için anlaşır.
son olarak da; iki istisna olan müşterime döneceğimi söylemiştim: onlar cemaatin mütevellisi idi, ikisi ile de geniş geniş konuştuk, benim sorduğum sorulara değil de onların anlatmak istediklerine odaklanmamı arzuluyorlardı. ama öyle olmadı,ben yönlendirmek istediğime yönlendirince mevzuu "eee, kem kümlere " tosluyordu.onlardan edindiğim intiba şu: cemaat hocaları,imamları veya işadamları her ne ise, brifing veriyordu mütevellilere" şu soruya şu cevabı verin,siz şuraya yönlendirin "gibi...çünkü 80 öncesi solcular gibi şablon içinde cevaplar veriyorlar. eskiler hatırlar dev-solcuların şöyle bir nakaratı vardı :) "sakıp sabancı,zengin ama istediği yemeği yiyemez,çünkü şeker hastası" neredeyse bu kıvamdalar.
gördüğüm bir başka şey ise mütevellilerde " ya cemaat, örgüt sayılırsa" ; ardından şu gelebilirdi "örgüte yardım ve yataklık suçlaması..." ve temiz,saf insanlara yazık olmasının bir başka noktada başlangıç noktası olur bu.
CEMAAT (!) SAYENİZDE ÜLKEMİZE GEÇMİŞ OLA DEMEK ZORUNDA KALMAYIZ İNŞALLAH !
SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUAT DEME NOKTASINDAYIZ !


 NOT: Üç fotograf da son seyahatten; üstteki fotoda mağaza ismi ilginç :) ironik (konyadan), ikinci fotoda bir ilçe ismi yanlış yazılı, üçüncü fotoda güzel bir mekan, o kadar !

4 Ocak 2014 Cumartesi

ne cemaatmiş ama !

çok emek verildi,biliyoruz. 
ilk okul açılışının hikayesini ilk ağızlardan dinlemiştim. neler konuşuldu,hangi şartlarda okul açıldı, ne emekler verildi. nerelerde ne hikayeler yazıldı. yokluklarla imtihanlar verildi,varlık yollarında!
bu hikayeler oluşurken,bu günlerin hesabı yapılmışmıydı bilemem. 
hep şunu derdim, güzel insanlar, güzel insanlarla iyi şeylere imza atıyor, destan yazıyorlar. ülkeyi elbirliği ile nereden nereye getirdiler. canla başla çalışıyorlar. referandumda yurtdışından gelip oy kullanan insanlara tv ekranlarında şahit olduk,bravo dedik.türkçe olimpiyatlarına gıpta ile baktık, çocuklarımızı onların okulunda okutalım istiyorduk. tırnaklarla kazınarak gelinen nokta da bomba patladı. iyi şeyler düşündüğümüz insanlar, silahlarını bize doğrulttu. şok olduk. "ne oluyoruz" bile diyemedik,sarsılmıştık, sonra dedik ama hiç bir karşılığı olmadı. saygı duyduğumuz,sevdiğimiz gazeteler,tvler ve kalemler bize döndü. biz mi kimiz? islami değerlere sahip çıkmaya çalışan bir partiye oy veren ve ağzından pozitif anlamda islam kelamı çıkan herkesi, seven insanlar...
saydığımız kalemler gülerceler,alkanlar,dumanlılar (bunlar tüm isimlerin üst başlığı olsun) kalemlerini alnımızın ortasına sapladı. önderleri fethullah gülen, bir beddua etti ki, tüm senelerin birikimini sıfırın altına indirdi. onlar beddua değil dese de (tarihsel örnekte peygamberimizin, müslüman olmayanlarla böyle bir lanetleşmesi durumu var, o da müslüman olmayanlarla) ...neyse ben, gördüğüm video karşısında şok oldum, fethullah gülen de o videoyu seyretse şok olur herhalde. kendini ti'ye alan bir yığın video yapıldı o kayıt kullanılarak. 
çok emek veren sadece cemaat miydi? hayır! akparti de ne yollardan geçmişti ! ne badireler atlatmıştı. omuz omuza yürünmüştü belki de! 
soruyorum, peki ne oldu ? 
dershane mi? 
bırakın Allah'ınızı severseniz !  
ne mi oldu ben söyleyeyim! karşıt görüş artık bize kıçıyla gülüyor ! 
en çok onları mutlu ettiniz! 
şimdi mi ne olacak akparti seçimlerden daha da güçlü çıkacak! hep bu böyle oldu! operasyonlardan sonra daha da büyüyen, parti oldu.
size mi ne olacak? halkın gözündeki teveccühü kaybettiniz! şişirme aboneliklerle kimseyi kandıramazsınız,neyi nasıl yaptığınıza şahitliğimiz oldu. zamanında nevval sevindi yi nasıl yücelttiğinizi biliyorum.öğrenci evlerinde kalanların bayiye gelen tüm gazeteleri aldığını bilirim(nevval sevindinin gülenle röportajı mevzuu). bundan sonrasını artık cemaat düşünsün, bireysel rantlananlar Allah ile hesap görür, ümmete zararınız olduysa Allah da gönlünüze göre versin! 
cemaat türkiyede kendi sonuna doğru gidiyor...
cemaat artık hiç mi hiç umurumda değil ! ki; tüm sağ-sol/ din eksenli tartışmalarda köküne kadar savunurdum (onların abd eksenli oluşum söylemlerine karşı). 
ne ettiğinizi Allah biliyor, bizim bilmemizin ya da bilmememizin önemi yok. 
en büyük hesap Allah'ın hesabıdır. o gün de bir gün gelecek ! 

24 Aralık 2013 Salı

BEDDUA RESİTALİ

yeni gündem...
yolsuzluk...
gazetelerin her biri kendi dilince konuyu yazdı, çizdi, değerlendirdi.
düne kadar gazetelerimiz diye varsaydıklarımız örneğin; bugün, zaman; düne kadar televizyonlarımız diye saydıklarımız stv,bugün hiç de alışık olmadığımız bir dille karşımızda duruyorlardı.
bu zamana kadar kullandıkları üsluplar dışına çıkmış, alışık olmadığımız bir dil ile saldırıyorlardı. kime mi?
hükümete!
halk bankasının müdürü, 2-3 bakanın çocukları bir yolsuzluk operasyonunun içinde bulunuyor gözüktüğü için.
KİMSE YOLSUZLUK YAPANI SAVUNACAK DEĞİL.
ancak, akparti ve lideri başka bir yerde duruyor, başka bir dil sergiliyor -medyada yer almayan başka şeyler var,bunlara itibar etmeyin- diyordu.
konu farklı bir tarafa birden kaydı. halk bankası devlet için çok önemli bir noktadaydı(özellikle şu günler içinde).
BİRİLERİ BİR HALT YEDİ İSE BURUNLARINDAN FİTİL FİTİL GETİRİLSİN.
bunlar farklı bir mevzuu.
bir de cemaat dediğimiz kardeş,arkadaş,dostlarımız; onların ağabeyleri ve cemaatin bir de lideri var.
liderinin hakkında bugüne kadar ağzımdan negatif hiç bir şey çıkmadı. cemaate mensup olduğuna inanan insanların da yüzde doksanının samimiyetinden şüphem yok. ancak, şu son dönemeçte gördük ki; bazı cemaat mensupları ya da mensubu gibi gözükenler farklı telden çalıyor.
hani -beraber yürümüştük biz bu yollarda- diye insan sormadan edemiyor.
28 şubatçı şerefsizlere demediklerini akpartiye dediler, 28 şubatçılar için yazmadıklarını akparti ve mensuplarına yazdılar. bugün tvnin halktv edasında yayınını kafam basmıyor.
hani-kardeştik-
demek ki; birlikte yürünecek yol bitmiş...
fethullah gülenin beddua resitali evlere şenlikti, söylemeden geçmeyeyim.
artık ne duamsın, ne de bedduam
ALLAH DOĞRUNUN YANINDA OLSUN !
twitter aleminde destek verdiğim hashtaglar (konu hakkındaki düşüncelerimin ortalamasıdır)




4 Aralık 2013 Çarşamba

akparti ve cemaat

takriben bir aylık dönemde akparti ve cemaat arasında bir didişme var. aslında partiden ziyade cemaat, parti ile uğraşıyor(sebebini hala çözemedim).
geriye dönük, çözemediğim başka konular da olmuştu. örneğin; hakan fidan olayını nereye koyacağız,bilemedim hiç!
hakan fidan, başbakanın %100 sahiplendiği bir isim iken; nasıl olmuştu da cemaat mit müsteşarına operasyon yapmıştı? bunu cemaat mensubu her kime sorduysam(irili,ufaklı),bu soruma sağlıklı bir cevap alamadım. aldığım cevaplar -kem ve küm-den öteye geçemedi.
mavi marmara olayını düşündüğümde sayın gülen "otoriteden izin alınmalıydı" mealinde bir söz sarf etmişti. ki; mavi marmara yardım konvoyunun amacı, oradaki otoriteye başkaldırmaktı,israile "sen de kim oluyorsun" demekti.
bizler hem akpartiye oy verenler, hem de cemaatin genel olarak yaptıklarına sempati ile bakan kişiler olarak,cemaatin bazı yaptıklarını anlamakta güçlük çektik,çekiyoruz. her iki gruba da aynı mesafedeydik diyebiliriz. her ikisi de ülke menfaati için koşuşturuyorlardı. cemaatin referandumdaki emeğini göz ardı etmek, adaletsizlik olur.canla başla çalıştılar,bunu da görüyoruz.
bugün eğer ülkede iyi şeyler yapılabilir duruma gelindiyse,cemaatin desteğini gözardı etmek mümkün değil.
ancak, "ben size destek verdim,siz de bana..." formatı oluştuysa o işin içinde Allah rızası yok, demektir. eğer cemaat ile parti al gülüm-ver gülüm durumunda paslaştı ise ona yorum bile yapmam.
türkiyede bir hükümet var, bu hükümet otoritedir.cemaat penceresinden bakılınca -otoriteye biat etmek gerekiyorsa- biat edeceksiniz. sayın erdoğan da diyor ki; "biz de onların tıkandığı ülkelerde,hep yanında olduk" ee,noldu hep cemaat bir şeyler yapmamış, ümmet bilinci ile karşılıklı bir şeyler yapılmış demek ki!
eğer bu yapılanlar,ümmet bilinci ile değil de menfaat ilişkisi doğrultusunda yapılmışsa alın ilişkinizi başınıza çalın.
özellikle altını çiziyorum; bu süreçte kendine cemaat mensubu diyenler, ya da yayın organları ÜSLUBUNUZ İSLAMİ DEĞİL !
son: haklı olan kazansın! AMA ÜMMETE ZARAR VERMEYİN !

2 Aralık 2013 Pazartesi

TÜRK BAYRAĞI

TÜRK BAYRAĞI KANUNU DİYE BİR KANUN VAR. BAYRAĞIN ŞEKLİ,ŞEMALİ,KULLANIŞ ŞEKLİ BELLİDİR. BAYRAK ÜZERİNDE OYNAMA YAPILAMAZ ANCAK,GÜNÜMÜZDE ÖZELLİKLE CHP BELEDİYELERİÜZERİNE ATATÜRK RESMİ DE KOYARAK ATATÜRKLÜ BAYRAK(!) OLUŞTURDULAR. BEN ONA POSTERVEYA AFİŞ DİYEBİLİYORUM. BİRİLERİ BAYRAĞA BAŞKA İLAVELER DE YAPAR VE BAŞKA BÖLÜNMELERE YOL AÇARSIN.
TÜRK BAYRAĞI BUDUR!DİĞERLERİ AFİŞTİR,POSTERDİR.BAYRAK VARKEN, AFİŞE GEREK VAR MI?
 ÖRNEKLER;







                            TÜRK BAYRAĞI KANUNU
    Kanun Numarası          : 2893
    Kabul Tarihi            : 22/9/1983
    Yayımlandığı R. Gazete  : Tarih : 24/9/1983 Sayı : 18171
    Yayımlandığı Düstur     : Tertip: 5  Cilt: 22  Sayfa : 599
                                       *
                                      * *
Bu Kanun ile ilgili tüzük için, "Tüzükler Külliyatı" nın kanunlara
              göre  düzenlenen nümerik fihristine bakınız.
                                       *
                                      * *
    Amaç

    Madde 1 - Bu Kanunun amacı Türk Bayrağının şekli, yapımı ve korunması ile
ilgili esas ve usulleri belirlemektir.
    Bayrağın Şekli ve Yapımı

    Madde 2 - Türk Bayrağı, bu Kanuna ekli cetvelde gösterilen şekil ve oranlar-
da olmak kaydıyla beyaz ay - yıldızlı albayraktır.
    Bayrak ile özel bayrakların (sembolik bayrak, özel işaret, flama, flandra ve
fors) standartları, hangi kumaş ve maddelerden yapılacağı tüzükte gösterilir.
    Bayrağın Çekilmesi ve İndirilmesi

    Madde 3 - Bayrak, kamu kurum ve kuruluşlarıyla yurt dışı temsilciliklerine
ve kamu kuruluşlarıyla gerçek ve tüzelkişilerin deniz vasıtalarına çekilir. Yurt
içinde ve yurt dışında yetkililerin araçlarına takılır.
    Bayrak çekilirken ve indirilirken tören yapılır. Bayrak törenlerinin gereken
biçimde yapılmasından o mahaldeki yetkili amirler sorumludur.
    (Değişik:14/7/1999-4409/1 md.) Kamu kurum ve kuruluşlarında Türk Bayrağı
sürekli çekili kalır.
    (Değişik: 14/7/1999-4409/1 md.) Bayrağın; nerelerde daimi olarak çekilmeye-
ceği, hangi kapalı yerlere konulacağı, nerelere fon olarak takılacağı veya ası-
lacağı, kamu kurum ve kuruluşlarından başka yerlerde ne zaman ve nasıl çekile-
ceği, Türk Silahlı Kuvvetleri yüzer birliklerinde ve Türk Bandıralı ticaret
gemilerinde Bayrak çekme ve indirme zamanları ile Bayrak çekilirken ve indi-
rilirken yapılacak törene ilişkin hususlar, tüzükte gösterilir.
    Bayrağın Yarıya Çekilmesi

    Madde 4 - Türk Bayrağı, yas alameti olarak 10 KASIM`da yarıya çekilir. Yas
alameti olmak üzere Bayrağın yarıya çekileceği diğer haller ve zamanı Başbakan-
lıkça ilan edilir.
    Bayrağın Selamlanması

    Madde 5 - Çekilmesi ve indirilmesi esnasında veya tören geçişlerinde Bayrak,
cephe alınarak selamlanır.
    Bayrağın örtülebileceği Yerler

    Madde 6 - Türk Bayrağı, Cumhurbaşkanlığı yapmış kişilerin, şehitlerin ve tü-
zükte belirlenecek asker ve sivil kişilerin cenaze törenlerinde bunların tabut-
larına, açılış törenlerinde ATATÜRK heykellerine veya resmi yemin törenlerinde
masalara örtülebilir.
    Ayrıca milli orf ve adetler göz önünde tutularak Bayrağın diğer kullanılma
şekil ve yeri tüzükte gösterilir.
    Yasaklar

    Madde 7 - Türk Bayrağı, yırtık, sökük, yamalı, delik, kirli, soluk, buruşuk
veya layık olduğu manevi değeri zedeleyecek herhangi bir şekilde kullanılamaz.
Resmi yemin törenleri dışında her ne maksatla olursa olsun, masalara kürsülere,
örtü olarak serilemez. Oturulan veya ayakla basılan yerlere konulamaz. Bu yerle-
re ve benzeri eşyaya Bayrağın şekli yapılamaz. Elbise veya uniforma şeklinde gi-
yilemez.
    Hiçbir siyasi parti, teşekkül, dernek, vakıf ve tüzükte belirlenecek kamu
kurum ve kuruluşları dışında kalan kurum ve kuruluşun amblem, flama, sembol ve
benzerlerinin ön veya arka yüzünde esas veya fon teşkil edecek şekilde kullanı-
lamaz.
    Türk Bayrağına sözle, yazı veya hareketle veya herhangi bir şekilde hakaret
edilemez, saygısızlıkta bulunulamaz. Bayrak yırtılamaz, yakılamaz, yere atıla-
maz, gerekli özen gösterilmeden kullanılamaz.
    Bu Kanuna ve tüzüğe aykırı fiiller yetkililerce derhal önlenir ve gerekli
soruşturma yapılır.
    Cezalar

    Madde 8 - Bu Kanuna ve çıkarılacak tüzüğe aykırı olarak Bayrak yapmak, sat-
mak ve kullanmak yasaktır. Bu yasağa aykırı olarak yapılan Bayraklar o mahallin
yetkili amirlerince toplatılır.
    Bu Kanun hükümlerine aykırı davranışta bulunanlar suçları daha ağır bir ce-
zayı gerektirmediği takdirde Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesi uyarınca ceza-
landırılır.
    Tüzük

    Madde 9 - Bu Kanunun ilgili maddelerinde tüzükte düzenleneceği belirtilen
hususlar ile kanunun uygulanmasına ilişkin diğer esaslar, bu Kanunun yayımı ta-
rihinden itibaren altı ay içinde çıkarılacak tüzükte gösterilir
    Yürürlükten kaldırılan kanun:

    Madde 10 - 29 Mayıs 1936 Tarih ve 2994 Sayılı Türk Bayrağı Kanunu yürürlük-
ten kaldırılmıştır.
    Yürürlük

    Madde 11 - Bu Kanun yayımı tarihinden altı ay sonra yürürlüğe girer.
    Yürütme

    Madde 12 - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
                                   5994-1
                                 TÜRK   BAYRAĞI
    NOT: 24.9.1983 TARİH VE 18171 SAYILI R.G.VEYA KÜLLİYATIN AYNI SAYFASINA
         BAKINIZ.
        --------------------------------------------------------------
          G      Genişlik
         ----------------------------------------------- ------------
          A      Dış ay merkezinin uçkurluktan mesafesi    1/2    G
         ----------------------------------------------- ------------
          B      Ayın dış dairesi kutru                    1/2    G
         ----------------------------------------------- ------------
          C      Ayın iç, dış merkezleri arası             0.0625 G
         ----------------------------------------------- ------------
          D      Ayın iç dairesinin kutru                  0.4    G
         ----------------------------------------------- ------------
          E      Yıldız dairesinin ayın iç dairesinden     1/3    G
                 olan mesafesi
         ----------------------------------------------- ------------
          F      Yıldız dairesi kutru                      1/4    G
         ----------------------------------------------- ------------
          L      Boy                                       1 1/2  G
         ----------------------------------------------- ------------
          M      Uçkurluk genişliği                        1/30   G
         -------------------------------------------------------------
                 Not: Bayrak genişliği ne olursa olsun
                      (G) emsali değişmez
                                   5994-2
        2893 SAYILI KANUNA EK VE DEĞİŞİKLİK GETİREN MEVZUATIN YÜRÜRLÜĞE
                  GİRİŞ TARİHİNİ GÖSTERİR LİSTE
   Kanun No     Farklı tarihte yürürlüğe giren maddeler   Yürürlüğe giriş tarihi
  ----------   ----------------------------------------  -----------------------
    4409                         ----                         18.7.1999

24 Eylül 2013 Salı

BEŞİKTAŞ-GALATASARAY MAÇI !

dün gece bir derbi oynandı.
bir yığın sorular var ortada.
işin aslını bilmeden düşündüğünde bir tuhaflık olduğunu düşünüyor insan.
caner kardeşim maçtaymış,onun anlattıklarını dinleyince sanki devlet, bu maçta olay çıksın diye her şeyi rahat bırakmış gibi yorum yapmıştım.
o neler anlatmıştı: "abi, ben 6 yaşından beri beşiktaş maçlarına giderim, böyle rahat maça giriş hiç görmedim. kırık kapılardan insanlar biletsiz rahatlıkla maça giriyordu, bazıları tellerden atlayıp giriyordu ve çevik kuvvet orada hiç kıpırdamadan seyrediyordu. normalde içeriye bir su bile sokamazken, insanlar şişe biralarla içeri giriyorlardı" bunları duyunca tuhaflık tavan yapıyordu.
ve bu arada iki taraftar grubunu konuştuk biri çarşı diğeri 1453kartallar.
1453 kartallar yeni kurulan bir grup, anladığım kadarı ile çarşı grubu gezi eylemlerinde siyasi bir görüntüye girince "çarşı beşiktaşın tamamını temsil etmiyor mantığı ile kurulmuş,1453kartallar grubu ortaya çıkıyor" eğer çarşı siyasi bir kimliğe bürünmüşse, 1453kartallar da karşı kimlikle ortaya çıkmıştır. bu arada çarşı grubu beşiktaşın üzerine çıkmıştır. bir taraftar grubu kulübün üzerine çıkmışsa orada sıkıntı vardır.
neyse, ben asıl konuya döneyim.
bu akşam iki tv kanalını dönüşümlü seyredince bu akşama kadar kafamda şekillenen her şey değişti. olayların müsebbibi olarak çarşı grubunu görüyordum.niye? çünkü gezi olaylarından sabıkalılar ve stadda atılan sloganlar gezi ile ortaya çıkan sloganlardı. fakat tv kanallarından şunları öğrendim. stadın 3 km. etrafının güvenliği tamamen ev sahibi takımın sorumluluğunda ve o güvenlik şu an özel güvenlik şirketleri ile korunuyor(!). stada kaçak girişler doğu blok tarafından oluyor,olaylar da oradan çıkıyor, sahaya girişler o blok tarafından oluyor. yani güvenlik şirketinin müthiş zaafiyeti veya bilinçli güvensizlik oluşturumu söz konusu. hangisi doğru zamanla ortaya çıkar.
maçı stadda seyreden caner kardeşimin söyleminde bir de şu var: " çarşı ve 1453kartallar arasındaki kavgalarda kavgadan kaçanların sahaya kaçması ve arkasından birilerinin sahaya inmesi" bir durumdan da söz ediyor. yani sanki kendi kendine gelişen olaylar zinciri var gibi.
sonuç: a) kavgaların uzantısı maç heba oldu.
b) bilinçli organize olmuş bir kitlenin sahaya sokularak zoraki olay çıkarmak istemesi ve çıkarması.
c) çarşı ve 1453kartalların olaylarda dahli yok.
d) beşiktaşın 5-8 maç stadı seyirciye kapanacak ve canerin kombinesi yandı.
e) geçmiş olsun
herkes aklını başına alsın, çarşı içindeki safraları temizlesin. siyasete çok meraklı ise siyasi parti kursunlar, spordan siyaseti çıkarsınlar. direk siyaset yapsınlar, sen bir siyasi fikir etrafında toplanırsan, bir başkaları da başka siyasi fikir etrafında toplanır,tribünler ikiye,belki üçe bölünür ki,spor camiasına faydası olmaz,zararı olur. he dert bu ise, başarıyorsunuz; dert bu değilse bir daha düşünün. yarın öbür gün o tribünlerde sizin çoluğunuz çocuğunuz da olacak.

18 Ağustos 2013 Pazar

MISIR !

neredeyse 2 ay oldu.
mursi tutuklandıktan (!) sonra neredeyse bu kadar zaman geçti. sisi adındaki kahpenin bu kadar ileri gidebileceğini tahmin edememiştim, içinde birazcık insanlık kırıntısı olduğunu düşünmüştüm." kan dökecek değil ya " diyordum. unutmuşum kabili. unutmuşum firavunu !
ilk sabah namazı katliamını beynime kabul ettiremedim. namaz kılan, silahsız insanlara nasıl mermi sıkılabilirdi. sıkıldı.
mısırlı müslüman kardeşlere gıpta etmemek imkansız !
silahları yok ve mermiye yürüyorlar ! imana bakarmısınız?
daha sonra 250 üzerinde müslüman öldürüldü. noluyoruz kıvamında dumur durumdaydım. bunları yapan, yaptıran illa ki uyuşturucu alıp yapar bunları diyebildim, hayır ! kabildiler,firavundular,firavunun soyuydular.

türkiyemin müslümanları durmaları gereken yerde (taraf olarak) durdular. olması gereken yerde olamıyorlar...mısırda kardeşlerinin yanında omuzlarına omuz veremiyorlar.dua ediyorlar, saf tutuyorlar,toplanıyorlar,mısıra selam gönderiyorlar,dua gönderiyorlar,saraçhanede toplanıyorlar,sultanahmette toplanıyorlar,eminönünde toplanıyorlar,yürüyorlar ama koşamıyorlar. 
eldeki güç bu kadar, elden bu kadarı geliyor, süper güç olmadan yapılacak bireysel hareket, ötesi yok. bir abd gücünde değilsin. abd değilsin ama abdye karşı duruş gösterebiliyorsun, o kadar. 
bunlarla beraber adeviyye meydanının boşaltılma operasyonu yapılacağı haberi düşmeye başlayınca endişelenmeye başlamıştım. meydandakiler silahsızdı ve barışçıl bir eylem yapıyorlardı. istedikleri sadece demokrasi. hani şu avrupa ve abdnin dem vurduğu yönetim şekli. gaspedilen haklarını geri istiyorlardı. 
ve meydanın boşaltılması için harekete geçen sisinin köpekleri,meydanı savaş alanına çevirdi. resmi(?) kaynaklara göre 600 civarı ölü 1000in üzerinde yaralı vardı. müslüman kardeşlere göre 2000in üzerinde şehit, 5000in üzerinde yaralı vardı. yani neredeyse 1000lerce insan ya yaşama devam edecek şekilde yara almış,ya da yaşama devam edemeyecek kadar yara almıştı. yarasız tek şey vardı, insanlık! o hiç mermi yememişti,çünkü oraya daha önce hiç uğramamıştı! 
katliam bu yazıları ben yazarken de muhtemelen devam ediyor. suriyede olduğu gibi, arakanda olduğu gibi,filistinde olduğu gibi ve diğer islam coğrafyalarında olduğu gibi. şunu söyledim geçende "bugün dünyada inancından dolayı kaç hristiyan,yahudi veya budist öldürüldü" cevap "hiç" hep birbirini öldürenler müslüman ya da kendini müslüman zannedenler. 
ben hanef/sünni olarak kodlanmış bir müslümanım. kodlarımı reddediyorum artık.müslümanım, şafi,hambeli,maliki,caferi,alevi kendini müslümanlığın koluyum bende diyen herkesten kendimi soyutluyorum. siz de öyle yapın. mezhep kavramını aramızdan çıkarmamız gerek,kim nasıl ibadet ederse etsin. "lailaheillallahmuhammedenresulullah" diyen her müslüman birbirini sevmeli,saymalı.kardeş olduğunu hatırlamalı. MEZHEPLERİ REDDEDİYORUM,BEN SADECE MÜSLÜMANIM! 
gelelim başka bir boyuta.türkiyede gezi kalkışmasında olan ya da ona yandaş olanların, bu süreçte ağızlarından salya akarak,mısırdaki baltacı ve sisiye nasıl sahip çıktıklarını görürken şoka giriyorum. içimizdeki vahşileri de görmüş oluyoruz.bunların içinde sanatçı bozuntuları da var.şerefsizliğin bile bir değeri olmalı.bu süreçte onun da kahpe olduğunu gördük.
hala gezi olaylarını meşru bir hükümete karşı kalkışma olduğunu, mısırdaki meşru hükümete gayrimeşru bir operasyon yapıldığını göremiyor ya da görmek istemiyor ya da işine gelmiyor.
şerefsizliğin de bir değeri olmalı.
her ele aldığım konu aslında kitap konusu; ancak benim o kadar sabrım yok. bağlıyorum...
müslümanlar kardeştir ( kurana göre ) 
hayatta karşılığını bulamıyor...bulamadığı sürece bu sıkıntılar devam edecektir.
KARDEŞLİK HUKUKUNU KAVRAMADIĞIN VE HAYATA GEÇİREMEDİĞİN SÜRECE "MÜSLÜMANLAR KARDEŞTİR" DEME! 
Allah şahadetlerinizi kabul etsin ey mısır yiğitleri ! bedrin aslanları gibisiniz. 
ölüm kusanlara karşı yiğitçe yürüyorsunuz,korkmadan onurunuzla !
biz? utanıyoruz kardeşliğimizden(!)



1 Temmuz 2013 Pazartesi

KALKIŞTIRILMA !

oyun büyüktü...

ve nasıl oldu bilinmez, bazı insanlar ve başka bazı insanlar(!) o düğmeye basılınca sokaklara dökülmeye başladı.
kornalar, tencere tavalar ve sokakta dolaşan bağıran insanlar. bu insanlar sese cama,balkona çıkan insanları da gece yarısı sokaklara çağırıyorlardı. bir çok insan itibar etmese de bu çağrılara; ortaya bir karmaşa/kargaşa görüntüsü hakimdi. twitterda müthiş bir bombardıman vardı. kesintisiz aynı profillerden tweet yağıyor. fenomen varsayılan insanların takipçisi de çok olduğundan ulaşılan kitle de fazlaydı. sazan insanımız da çok olduğundan doğru yanlış ayrımı yapmadan rt ediyor, her haberin(!) yayılmasına katkı veriyordu. "bu yalan haber " diyene de aynı profillerden küfürler yağıyordu. hep benzeyen tweetler atılıyor, sürekli tünel, dolmabahçe ve beşiktaş tarafları ile ilgili tweetler geliyordu. formatlar birbirine yakındı "tünelde sıkıştırıldım,polis gaz bombası atıyor,buraya gelmeyin" "akaretlere giden yolları polis tuttu,buralara gelmeyin" vs.vs. benzeşik tweetler. sonrasında öğrendim ki; bunlar sadece twitterda olmuyormuş, facebook da aynı şekildeymiş. bir de insanları yönlendirmek için, telsiz uygulama programı da kullanılmış.
gündüz saatlerinde başlayan bu dezenfarmasyon gecelere hatta sabahlara kadar sürdü. kimse de demiyor ki "LAN BUNLAR CEP TELEFONLARINDAN ATILIYORSA VE SÜREKLİ GÖNDERİM OLUYORSA HANGİ AKILLI CEP TELEFONU PİLİ BU KADAR DAYANIKLIDIR" bu işin hiç akla gelmeyen kısmı. çünkü insanlar mantıklı düşünmeden her şeyi paylaşıyor, neye hizmet ettiklerini bilmeksizin. birileri evlerinden,ofislerinden taksimdeymiş gibi tweet atıyor, birileri de onları taksimde sanıp ahlayıp-vahlayıp tuşlara asılıyor. BİR DE TAKSİMDE İNTERNETİN KULLANIM DIŞI BIRAKILDIĞI DURUMU VAR Kİ ONA HİÇ GİRMİYORUM.
ama, insanları ve diğer insanları(!) bu şekilde sokağa dökmeyi başardılar. birileri çıkmak için zaten tetikte bekliyordu. bir kısım sazanca duygularla sokaklara çıktı. neydi dertleri, oturup konuşsan elle tutulur bir dertleri de yok. "ne istiyorsunuz ya da ne istedin?" sorusunun karşısında gelinen nokta şurası "erdoğanı sevmiyorum,tepki için" "SKTR LAN" dedim ve geçtim. tepki gösterdiğin lidere oy verenler ne olacak. onlar enayimiydi, sevmedikleri liderlerle senelerce boyun eğerek idare ettiler. her türlü rezilliğe de yetersiz sesler çıkararak. hiç bir yeri yıkmadan,dökmeden verebildikleri tepki lise önleri,üniversite önleri ve bir de abdurrahman dilipak'ın içinde yer aldığı "elele eylemi" yaptılar. hepsi o kadar. ikna odalarına sokuldular, yurt dışına neredeyse sürgün edildiler. ve bir yığın salaklığa eyvallah dediler. ama çalıştılar verilmeyen haklarını geri alma mücadelesini demokratik yollarla kazanıyorlar. verilmeyen haklar diyorum, günümüzdeki eylemler verilen hakların, "hakkımızı isteriz "formatında gidiyor ilginçliğinde.
neyse, gelelim asıl mevzuya;
gezi parkı ile başlayan (!) eylemlerin boku çıkmıştı. olayların gezi parkı, ağaç mevzuu olduğunu kimse bana anlatmasın.YEMEZLER! gidin o peşinize takılan toy nesle anlatın,onlar yiyor,çünkü.
internette yapılmak istenilen de ülkede iç-savaş çıkartmaktı, bu çok net. olayların üzerinden 1 hafta geçmişti,geçmemişti twitterda şuna benzer bir hashtag çıkarılmaya çalışıldı yeter #akpartilileryürüyoruz . bunu @LiLithriller nickli arkadaşımız fark etti. hesabın sahte(fayk) olduğunu, bu kesimin tasvip etmediği, insanları karşı karşıya getirilmek istendiği uyarısında bulununca hashtagin yürümesi engellendi. bir taraftan da yalan haber pompalanıyordu. insanları galeyana getirecek haberler(!) onları da biri derlemiş ve onları da aşağıya sıraladım.

İşte sosyal medyada çıkan, aslı olmayan; 17 yalan haber.
  1)
Bülent Arınç'ın oğlu gezi parkına açılacak olan AVM'ye ortak: Bu iftira çıktıktan sonra açıklamalar geldi bu olayın aslı yok.
 
2) Panzerle ezilen genç resmi: En çok tepki çeken fotoğraflardan. Olayın aslı yabancı bir ülkede bot motorundan yaralanan bir kişi.
 
3) Sosyal medyalara erişim engellendi: Bu bugün çıkan bir yalandı. Hatta en ufak bir Facebook, Twitter kesintisinde herkes galeyana geldi. Türkiye daha o kadar düşmedi merak etmeyin. Belirtmek gerekir ki ufak bir yavaşlama söz konusu. Ayrıca Taksim'de 3G bağlantısının kesildiği doğru.
  4) Binlerce polis istifa etti: Gelen sayılar abartıydı. Gerçek sayılar en fazla 3-5.
  5)
İstanbul Emniyet Müdürü görevden alındı: Ntv_sondakika adıyla açılmış bir fake hesabın uydurmasıydı.
  6) Polisin gerçek mermi kullanması: Böyle bir durum
olursa ismi katliam diye adlandırılır ki mümkün değildir. Fakat plastik mermi kullanıldığı gerçektir.
  7) Videodaki Kerem Can Karakaş'ın ölmesi: Videodaki cesaretli eylemci yaşıyor. İsmi Kerem Can Karakaş değil. Kerem Can daha önce trafik kazasında ölen bir kişi. Kayıtlara bakabilirsiniz.
  8) Köpeğe
biber gazı sıkan polis: Bu foto daha önce de vardı şu günlerde çok paylaşıldı. Fotoğraftaki kişiler İtalyan polisi. Provakatörlerimiz tarafından fotomontajlanmış.
 
9) Çarşı grubunun bir tomayı ele geçirmesi: Habere göre çarşı grubu TOMA'yı ele geçirip polisleri kovalamış. Bu da yalan haberlerden biriydi.
  10) Polislerin ilaçlı suyla göstericileri bayıltması: Bu gerçekten gülünecek bir haberdi. Fakat paylaşım sayısı on binleri geçti.
  11) Haber kanallarının fake hesabı: Birçok haber kanalının fake hesabı açıldı. Provoke edici söylemleri
anında yayıldı. Takipçileri 300'ü geçmezken rt sayıları 10 binlere ulaştı.
 12) Eylem 48
saat daha devam ederse Anayasa Mahkemesi hükümeti düşürülebilir: Hiç bir ülkede böyle bir yasa mümkün değildir. Eylemin daha uzun sürmesi için uydurulmuştur.
 
13) Eylemlerde Portakal Gazı Kullanıldı: Portakal gazı Birleşmiş Milletler tarafından yasaklanmış, zararları büyük bir kimyasal silahtır. Topluma müdahale için böyle bir gazı kullanmak intihardır, kimse göze alamaz. CNN tarafından doğrulandı diyenler vardı. Ireport olarak CNN'in sitesinde yayınlandı fakat, Ireport'lar normal kişiler tarafından yayınlanır.
  CNN PRODUCER NOTE'u okumanızı tavsiye ederim.
Beşiktaş'ta kullanılan biber gazından farklı görülen turuncu gaz biber gazının ağırlaştırılmış halidir.
  14)
Beyaz Show: Beyaz eyleme gittiği için kanal tarafından sözleşmesi iptal edilerek tümden yayından kaldırıldı. Beyaz Show sadece bu haftalığına iptal edilmiştir. Millet kan ağlarken programı yapması düşünülemezdi zaten.
  15) Eylemcilerin köprüden geçiş fotoğrafı yerine
2012 maraton fotoğrafının paylaşılması.
 
16) Cnn International'ın; Cnn Türk'ün duyarsız alıp direniş haberlerini vermediği için isim hakkını fesh etmesi: Resmi hiç bir yerde böyle bir açıklama yok. CNN Türk'te çalışan tanıdıklarım da böyle bir şeyin olmadığını söylediler.
 
17) Eylemciler Başörtülü Bayanlara Saldırdı: Bu da yayılan haberler arasındaydı. Fakat provakatörler her iki tarafı da karıştırmaya çalışıyor. Hükümet yanlılarının da arasındalar. Kaldı ki; direnişçiler arasında azımsanamayacak kadar başörtülü kişi vardı, bugün hiç bir sorun yaşanmadı.


bunların yanında bazı sanatçı bozuntuları ve milletvekili bozuntuları ilk gece sanki devrim yapıyorlarmış,yapmışlar havasında tweetler atıyordu. muharrem ince nin "gümrükleri tutmak lazım" tweeti bu manada manidardır. mehmet ali alabora ve levent kırca gibileri internette yeterince dillendirildi.
ve chp durumun içinde aktif rol aldı, aydında belediye başkanı sokak sokak dolaşarak "iktidara karşı sokaklara " çağrısı yapmaktan çekinmemiştir. özellikle chpli belediye bölgelerinde daha organize hareket edebildiler. bayraklar asıldı. vs. LAN KİMİN BAYRAĞINI KİME KARŞI ASIYORSUNUZ! bir kısım sokaktaki soysuz (saf vatandaşı ayırıyorum) ellerine türk bayrağımı alıp sokaklarda kalkışmada bulunup, bayrağı utandırdılar.
VE KARŞIT GÖRÜLEN KESİMİN METANETİ/SAĞDUYUSU SAYESİNDE OLAYLAR DAHA İLERİ GİTMEDEN FRENLENDİ.
ancak neler görüldü;
 internet sadece bilgi kaynağı değil. twitter , facebook sadece eğlence değil. bu anlamda bu kanalların önünün bu tür provokelere karşı tedbir alınması gerekiyor, acilen.
hani şu eylemler esnasında kullanılan telefonlardaki telsiz uygulamalarınında takip altına alınması ya da onlara da bir çözüm üretilmesi gerekiyor.
birileri şunu da gördü; türk sazan gençliğini sokağa dökebiliyoruz ve bir şekilde kalabalık olarak da olsa bize destek oluyorlar.

bu konuda kitap yazılır biliyorum.
ancak derdim, derdimi yazmaktı, daha ötesi için başkaları kitap yazsın.
dip not: akpartilileri metanetlerinden dolayı kutluyor, binler olup gece yarısı parti başkanlarını havaalanında karşılayıp aslında eylemcilere; "biz sessizce sizi izliyoruz,biz varız, ama ülkemiz için susuyoruz" dedikleri için alkışlıyorum.
@chyrkyn (twitter)

6 Haziran 2013 Perşembe

TAKSİM GEZİ PARKI

evet ülke bir imtihanın daha içinde. gezi parkı imtihanı...
oturma eylemi ile başlayan süreç, polisin GEREKSİZ sert müdahalesi ile ayrı bir ivme kazandı. birilerinin ekmeğine yağ sürdü polis. taraflı şeyler yazmak istemiyorum, tanıkların anlattığı "durduk yerde biber gazı muamelesi ve çadır yakma operasyonu" yapıldı. bazı gazetelerde de çadırları bazı eylemciler kendi yaktı yazıyordu. (şu süreçte o kadar çok yalan şeyle karşılaştım ki; yorum yapmıyor, olan-biteni aktarmaya çalışıyorum; yorum da yapacağım yer olacak)
diyelim ki eylem barışçıl değildi. bu niyet okumaya girer. diyelim ki eylem barışçıldı,hiç farketmez...
getirilen nokta ağaç eylemi konseptinden daha ilk gün çıktı.
ben, daha önce ağaç kesildi o zaman neredeydiniz sorularını sormuyorum, geçmişte akılları ermemiştir, o ağaçların belki onlar için anısı vardır eylemcilerde, belki de o yüzden ağaçların taşınması istemediler, ne bileyim her şey geliyor insanın aklına.
gezi parkının ne işe yaradığı, ya da yaramadığı konusunda hiç bir şey yazmama gerek yok. taksimi bilen parkı biliyor, gündüz dinlenme,gölgelenme yeridir, akşam başka bir aleme geçer.
gezi parkını orada bırakalım, ister kalksın,ister kalkmasın bana artı ya da eksi bir şey katmıyor.
BEN ÖZELLİKLE İŞİN ŞU KISMINDAYIM !
İNSANLARI SOKAĞA DÖKMEK İÇİN KULLANILAN ARGÜMANLAR (TWİTTER,FACEBOOK ÜZERİNDEN) ÇOK İYİ ÇALIŞILARAK HAZIRLANMIŞ. EYLEMLERİN İLK İKİ GÜNÜ ATILAN TWEETLER (BEN AKTİF TWİTTER KULLANICISIYIM, Kİ; FACEBOOKTA DA AYNI MEVZULAR DÖNMÜŞ) İNSANLARI TAMAMEN SOKAKLARA DÖKME AMAÇLI, HATTA BİRBİRİNE KIRDIRMA HAVASINDAYDI. O NEDENLE İNSANLAR DEMOKRATİK EYLEM İÇİN SOKAKLARA DÖKÜLDÜGÜNÜ SÖYLEYEN BİR KISIM İNSAN ; KUSURA BAKMAYIN, YEMEZLER ! EVET, BİR KISMI SAFİYANE TEMİZ DUYGULARLA ORALARDAYDI, O TEMİZ DUYGULAR SAYESİNDE O İNSANLARI ÇOK PİS OLTAYA GETİRDİLER VE SOKAĞA DÖKTÜLER, MÜTHİŞ BİR OPERASYONDU.
İŞİN BİR BAŞKA BOYUTU, SANATÇI TAYFASI TWEET HESAPLARI ÜZERİNDEN BİR YIĞIN PROVOKATİF HABERLER ATILDI,YAYILDI. HATTA CHPLİ SİYASİLERDEN DE AYNI KIVAMLARDA TWEETLER GELDİ. ONLAR; DEVRİM OLUYOR, HADİ MİLLET KÖŞELERİ ELE GEÇİRMEMİZ LAZIM FORMATINA ÇOKTAN GEÇMİŞLERDİ BİLE.
DÜN İZLEDİĞİM BAZI HABER VİDEOLARINDA BAŞKA BOYUTLAR DA GÖZ ÖNÜNE SERİLDİ, BAZI SANATÇILARIN HESAPLARI YÜKLÜ PARALARLA SATIN ALINMIŞ VE O HESAPLAR KULLANILARAK HALKIN İTİBAR ETTİĞİ KİŞİLER ÜZERİNDEN TWEETLER ATILMIŞTI. OLANLARA ŞAHİT OLUNCA BU DA YABANA ATILACAK BİR GÖZLEM/BİLGİ SAYILMAZ. BUGÜN BİR BAŞKA HABER DE HOUSTONDAN BİR UYGULAMA İLE (ZELLO İSİMLİ İNTERNET PROGRAMI) İNSANLARI YÖNLENDİRDİKLERİ HABERİ GEÇİLDİ.
TUHAF GELİYOR DEĞİL Mİ?
HALBUKİ HALK KENDİLİĞİNDEN SOKAKLARA İNMİŞTİ (!)
BEN O İKİ GÜNE TWİTTER ÜZERİNDEN ŞAHİT OLDUM, KİMSE BANA MAVAL OKUMASIN. RESMEN HALK AYAKLANMASI ÇIKARMAYA ÇALIŞTILAR, ALLAH'A ŞÜKÜR Kİ BAŞARILI OLAMADILAR. İNSANIMIZI KARŞITLAŞTIRDILAR AMA, BUNU YAPTILAR. BİR DE ŞUNU TEST ETMİŞ OLDULAR "LAN BİZ TÜRK MİLLETİNİ SOKAĞA DÖKEBİLİRMİŞİZ "
UYANIK OLMAK GEREKİYOR,ÇOK UYANIK !
YAZACAK ÇOK ŞEY VAR ASLINDA...ONLARI DA HABER GELİŞMELERİNDE GÖRÜRSÜNÜZ...

27 Nisan 2013 Cumartesi

SON GÜNLERE GENEL BAKIŞ

Ülke olarak son günleri tempolu geçiriyoruz. Barış Süreci denilen bir süreç, ulusalcıların bu dilimde duruşları, salak beyanatlar veren kişilikler falan filan.
Önce Barış Sürecine göz atalım. Bu süreci çok içime sindiremediğimi söyleyerek başlayayım. Niye sindiremiyorum? Mehmetçik'e mermi sıkan, 40000 e yakın Türkiye vatandaşınının ölümüne sebep olanların kökünün kazınması gerektiğine inananlardanım. Tabi burada direk hedefimde PKK yok. PKK yı yeşerten,olgunlaştıran,semirten yerli işbirlikçilerin de artıklarının temizlenmesidir arzum(ki; kimi ergenekon,kimi balyoz kimi bilmem ne davaları ile içerde). Ülkenin manevi kaybını bir yana koyuyorum, maddi kaybının 900 milyar tl civarında (500 milyar $)  olduğu dillendirilir. Bu para Türkiye için müthiş kayıptır. Daha iyi anlaşılabilmesi için 2012 yılı ihracatımızın 152 milyar $ olduğunu yazsam yeter sanırım.  Kaybedilenleri bu rakamlar daha net gösteriyor. Geçtim...
Evet, PKK çekiliyor, barış geliyor sanırım, ben bir yerlerden i.nelikler bekliyorsam da inşallah terör biter. PKK dan karayılan açıklama yapmış "Silahları apo serbest bırakılırsa bırakırız" cevap veriyorum " hassktr lan" ...Süreç devam ediyor, inşallah ülkenin her noktasına huzur gelir.
Bugün okuduğum habere göre üniversitelerdeki olayları tetikleyen Suriye istihbaratının elemanları. Komik, değil mi? Ne kadar sazanımız var ki, gaza gelebiliyorlarmış.
Hep söylerim, ulusalcı kanat söylemlerini kaale alanlar gazla çalışıyor diye. Ulusalcılar iyi çalışıyor, iyi gaz veriyor, iyi yalan üretiyor ve bu ürettikleri yalanlar ile toplumu etkiliyorlar.Ör: Erdoğanın kızının 52 bin tl. maaşla danışmanlık yaptığı mevzuu. Buna Akpartiye oy verenlerden dahi inananlar oldu. Lan adama sorarlar Erdoğan kaç para maaş alıyor da danışmanına 52 bin tl. maaş verecek. Bir başka komiklik de buydu. Böyle komiklikler çok. İşim gücüm olmasa , sosyal medyada bu tür dolaşan yayınları toparlasam ansiklopedi kalınlığında kitap yazarım sanırsam :)
Bu süreçte mhpliler, iplilerin peşinden koşa koşa giderken, yeni bir milliyetçilik dalgası(buna ırkçılık diyelim) türetme gayretindeler. Bu dalgada sörf yapma gayreti içinde olan saf türk vatandaşlarını görünce üzülüyor insan. Hiç bir birikimi olmayan, önüne konulan cümle üzerinden "ama...." ile başlayan ard cümleler kullanma çabasında olanların ağzına laf tıkılıyor ancak, her bir beyni sulananın beyin suyunu almak için kim uğraşacak. Denk gelirse uğraşıyoruz, ulusalcı bombardımanın etkisini nötrlemeye çalışıyoruz,yetişebildiğimizce...
Akparti/Akp (ben ayırmıyorum,böyle bir takıntım da yok, ainesi iştir kişinin ünvana bakılmaz :)) , ülkeyi 10 yılda bir yerden alıp bir yere getirmiş, kör gözler karalama kampanyalarının etkisinde müthiş kalıyor ve ülke gücünü hissedemiyor,dinamikleri göremiyor.
Türkiye, kendi iç dinamiklerini randımanlı çalıştırabilirse (işçi partisine,mhpye,chpye rağmen) gelecek bizim çocuklarımızın...
Haydi hayırlısı...
Bu konu peşine yeni konular eklenerek uzar gider de...twittera kısa yazıp geçmeye alışınca uzun yazmak zor gelmeye başladı :) @chyrkyn

20 Ocak 2013 Pazar

İSKENDERUN'DA BAŞÖRTÜLÜ OLMAK (!)

İskenderun'da gördüğüm bir başka şey, başörtülü genç kızlarımız..
Onları fotoğraflamadım  ! Birilerine malzeme vermemek adına.
Baş örtülü o kadar. Vücudun diğer bölümleri nasıl örtünmüş, hiç umurlarında değil gibiydi. Altta tayt, baş da başörtüsü(!) . Beden tamamen ortada ama baş örtülü. Genel hava buydu . Burada baş örtüsü algısı biraz farklı sanırım . İstanbul'dakilere bir kılıf uyduruyorduk da. Burasına bir şey uyduramadım. :))

İSKENDERUN - SURİYE - PATRIOTLAR

İskenderun daydım bugün. Etrafı gözledim. İskenderun un genel havasını severim. Sıkıntı buralara uğramamıştır gibi gelir hep bana (niye böyle bir duygu giriyorsa beynime). Sahilde (Emirganda) kahvaltı yaptım. 10 günlük yorgunluğu ile öğleye kadar uyuduğumdan otel kahvaltısını kaçırmışım( Kaçırmak için ne gerekiyorsa yaptım) Neyse,  kahvaltıdan sonra sahilde biraz turladım. Yerel halk dışında Suriyeliler dikkat çekiyordu. Kimi balık tutuyordu, kimi resim çekiyor,çekiliyordu, kimi bir yerlere oturmuş sohbet ediyordu. İlk Suriye li ile otel resepsiyonunda karşılaştık, iş arıyordu; türkçesi yoktu,yanında iki türk vardı,onun vasıtası ile otel sahibi ile görüşmeye çalışıyordu. Geşmişte Hama da tur rehberliği yapıyor olması, kaldığım otelde iş bulma şansını sıfırladı. Çünkü bu otelin turlarla pek işi yok. Otel sahibi kendilerinin bu manada ihtiyacı olmadığını, İskenderunda da kendisinin tur rehberi olarak iş bulamayacağını, belki Antalya ya giderse şansı(!) olabileceğini söyledi. Ben otelden ayrıldım, sahilde dolaşıp otele tekrar geri dönmeden buradaki bir müşterime uğradım. Onunla durumu muhakeme ettik. Dertliydi; sabahleyin suriyeli genç bir kız,yardım talep etmek için kendine uğradığını söyledi. Daha kaba söylemle "dileniyordu" kızcağız. "Ağabey için acır ya, gencecik kızcağız" dedi. Yarınlarını düşünmek istemiyorum bile bu durumun.
Diğer yandan patriot yüklü gemi İskenderun açıklarında bekliyor (Fotograftaki açıklarda  duran kırmızı-beyaz gemi). Esnaf tedirgin, neler olabileceğini kestiremiyor.İskenderunlunun organizasyonu bir eylem değil,ulusal bir eylem, şehir dışından gelecek insanlar var, onların nasıl davranış içinde olacağını kestiremiyorlar. Görüştüğüm müşterim "İstanbula gitmem gerekiyordu, vazgeçtim, muhtemelen kortejin bizim mağazanın önünden geçme ihtimali var, dükkanımın başında olayım diye gitmedim." dedi. "Burası 4 gün boyunca karışabilir" diye de ilave etti.
Burada fark ettiğim bir başka şey, ulusalcıların burada etkili olmak için sağlam mücadele verdiği(Nereden mi fark ettim, o da bende kalsın)
Sonuç: Esad gitmeden buralar durulmayacak...Ulusalcılar da buradan ne kadar rant elde edebilirse edecek...


28 Eylül 2012 Cuma

bu adam var ya bu adam,yan bakışından da anlayacağınız üzere kötülük abidesi.twitterda da kötülük denilince akla o gelir..EYLEMLERİM DEVAM EDECEK...kardeşime özel yazı.

7 Eylül 2012 Cuma

ARIZAYSA ARIZA !

uzun zaman uzak kaldım sevgili blogdan.seviyorum yazmayı.ancak işi pratiğe döktüm,twitterla yazma işini hallediyorum herhal bu aralar.
yazmadığım zamanlarda gündem bayağı yoğundu aslında.tam yazım zamanıydı.şehitler,şehitler üzerinden hükümeti istifaya davet edenler,şehitlerin üzerinden her türlü çakma operasyonuna girenler,iran,suriye vs.mevzular.
evet,hükümetle herkes uğraşıyor(hükümete inananlar hariç).meyve veren ağaç taşlanır,misali ülkede iyi şeyler oldukça birilerine,bazı ülkelere batıyor.düne kadar dünya karşısındayken yanında olduğumuz,onlar için risk aldığımız iran bile pkk ile işbirliğine girip türkiyeyi yıpratma operasyonu yapabiliyor.kim müslüman ülke,biz mi,iran mı? ve lübnan hizbullahı bu arada suriye diktatoryasına destek verdiğini ilan ediyor.özgür suriye ordusu  eylem koyarken "Allahu Ekber" diye bağırırken,hizbullah esadın yanında nasıl olabiliyor.hizbullah mı müslüman,biz mi?
iç odaklara gelince,pkk,bdp,ulusalcılar,bazen de chpliler aynı noktada birleşip(hükümet karşıtlığı) akpye saldırmayı görev edinmişler.yani aslında genel duruma bakarsak,dışarıdan çok içerideki işbirlikçileri ile daha fazla yoruluyoruz.facebook ve twitterda açmış oldukları hesaplar ile sıkı çalışan ulusalcı kütle,en ufak açık bulduklarında dünya yerinden oynamışçasına saldırabiliyor.gerektiğinde haber çarpıtabiliyor ya da yalan haber pompalayabiliyorlar.acıdır ki bunlara inanan bir yığın insan kitlesi var,akp ye azcık yan bakan,ya da tayyipe azıcık gıcık olan hemen facebookda paylaşıyor,twitterda RT ediyor.artık medya ya da sosyal medya sadece onların güdümünde değil,inançlı insanların da bu alanlarda borusu ötüyor.yani meydanı çakallara bırakmıyorlar.hodri meydan diyebiliyor,diyebiliyoruz.
şu an bulunduğum yer itibarı ile yazıya sonra devam ederim.
özet:MEYDANI ÇAKALLARA BIRAKMAYACAĞIZ,İT ÜRÜYECEK,KERVAN YÜRÜYECEK.
BU ÜLKENİN GERÇEK SAHİBİ BİZİZ,BU BÖYLE BİLİNE!

28 Ağustos 2012 Salı

Ne zamanları vardı

Bu araba işlerimizin önüne parketmişti. Bugün bile imrenerek bakılan bu şey zamanında ne sükselidir )) kimbilir

2 Ağustos 2012 Perşembe

Yazamamışım

neredeyse 3 ay olmuş.3 aydır yazmamışım.yazacaklarımı twittera yazmışım herhalde.onlar da sayfanın sağından akıyor zaten )) . 1milyonkaleme de bir şey yazamadım doğal olarak.kendi bloguna yazamayan,kardeş bloga yazar mı? yazmaz!
gündemim karma karışık...ülke ve dünya almış başını gitmiş.kim kiminle dans ediyor,iş tutuyor belli değil.birileri biliyordur herhalde biz ne kadarını çözersek o kadarını biliyoruz ya da bildiğimizi sanıyoruz.
şahsi olarak bir daral durumum var.ikilemler falan...kesiyorum...devam etmiyorum...sonra belki ilham gitti,hatta gelmemiş bile.

8 Mayıs 2012 Salı

DİKİLİ BİR AĞAÇ

 gonca isimli bir çocuk dergisi var.nisan sayısında bir fidan vermişler(mükemmel bir kampanya).denk geldi aslında.hani bilerek almamıştım.fidanımızı aldık ve sitenin bahçesinde uygun bir yer belirledik.ben,çocuklarıma yapmaları gerekenleri söyledim,onlar kendileri bu işi yaptı :)
 oğlum da, kızım da kazma işlemini,toprakla örtme işlemini,fidanı tutma :) işlemini yapmak istediğinden sırasıyla yaptılar.

 cansuyunu verme işlemi kızıma kaldı.oğlum da bir iki tane çiçek diktik onların cansuyunu döktü :)

artık onların da bir dikili ağaçları oldu.yine gururluyuz :)
fotograflar bozuk farkındayım,fotograf makinasının pili bittiğinden cep telefonu ile çektim; hani anı ölümsüzleştirmekten feragat etmeyelim diye.hava kapalı olunca fotolar böyle oldu,olsun,fotoların bozuk olması fidanımızın varlığını yok etmiyor :)

7 Mayıs 2012 Pazartesi

2011-2012 Futbol Sezonu

evet, futbol adına en renkli,en alacalı/bulacalı,en renksiz denilebilecek bir sezondu.niye zıt anlamlı şeyleri aynı cümlede kullandım.öyleydi bana göre;yorumcuları ile renkli(!),taraftarları ile alacalı/bulacalı,teknik direktör ve futbolcular için renksiz bir dönemdi.
futbolun aslında bir oyun olmadığının şahitliğini yaptı herkes.futbola kutsallık verilmişti.insanları raydan çıkaracak düzeyde futbol vücutlarına şırınga edilmişti.taraftarlar,(mecazi değil) gerçek anlamda ölümüne eylemler yapmaya başladılar.yürüyüşler,sahip çıkmalar,tehdit etmeler vs.anası-babası "oğlum bakkaldan git 2 ekmek kap gel"dese omuz silkeleyecek oğlu,kulübünün başkanı için çağlayanlara gidebildi.başkan,yanlış yaptı mı? yapmadı mı? sorgulamadan.iman etmişti başkanına ve kulübüne,o kadar.gerisi fasa-fiso.
neler gördük?
fenerbahçe şampiyonlar ligine gönderilmedi (niye gönderilmediğini ben çözemedim).trabzonspor,fenerbahçenin yerine gönderildi(trabzonspor bu merkezden hareket ederek,şampiyonluk kupası o zaman bizim,isteriz kupayı dedi).dedi,ama insan biraz ıkınır-sıkınır.sen fenerbahçeyi geçen sezon sanki yenmişsin,sanki ondan daha iyi bir takım olmuşsun.hani fenerbahçe şike ile şampiyon oldu varsaysak dahi,trabzonspora da,galasatasaraya da,beşiktaşa da bariz üstünlük kurdu.siz de mi fenerbahçeye maç sattınız(diye sormazlar mı adama).
ben ligin temiz olduğunu ezelden beri hiç düşünemedim.yaşım yeterince tecrübe için müsait.ancak,bu zamana kadar süregelmiş düzeneğe ses çıkarmayacaksın,bugün ortada iddialar var diye,cartlayacaksın.yok böyle bir şey.
galatasaray camiası da sanki sütten çıkmış ak kaşık gibi beyanat veriyor.kıçımla gülüyorum.
gelelim son olaylara;
play off denilen ilk dört takımın mücadelesine.maçlar oynanıyor,müthiş bir rekabet oluşturuldu.fenerbahçe,şu ana kadar oynadığı 5 maçın 4ünü kazanmış,1ini kaybetmiş.galatasaray 2 galibiyete 2 beraberliğe ve 1 mağlubiyete sahip ve lider.bu tabloya bakınca bile aslında şampiyonluğu kimin hakettiği net ortada çünkü fenerbahçenin galibiyetlerinden biri de galatasaraya karşı.bu düz mantıkla bakış açısı.bir de yamuk mantıkla bakıyorum; fenerbahçenin üzerinde hiç bir dönem olmadığı kadar bu sene baskı oluştu(ister istemez).başkanları hapiste(sebebi şike merkezli olmadığını düşünüyorum ben),takıma şikeci yaftası yapıştırılmış(diğerlerinde de bu yafta var ama fenerbahçenin üzerinde hala duruyor,çünkü ilk ona o paye verildi).bu baskı ile maça çıkıyorsunuz;şampiyonlar ligine gidememişsiniz,neye hizmet ettiğiniz belirsiz,hedef nedir meçhul.ama futbolcular ve teknik direktör bir şekilde inandılar ve müthiş bir performans ortaya koydular,hâlâ daha koyuyorlar.ben, fenerbahçe bu motivasyon eksikliği ile bu ligi ortalarda filan bitirir diye düşünüyordum(ki;sezon başında bir kaç futbolcusu gitti).bunlara rağmen bu noktadalar.
geleyim fenerbahçe taraftarına; onlar da takımlarına imanlarını(iman kelimesini özellikle seçtim)öyle ortaya koydular ki;bir taraftan kıçımla gülerken,öbür taraftan yiğidi öldürüp,hakkını teslim ediyorum.bir taraftar takımına,başkanına böyle mi sahip çıkar.pes dedim.hem olumsuz anlamda,hem olumlu anlamda(onlar adına).
bir de fenerbahçe ve trabzonspor arasında oynanan maçlar var play offda.ilk maçı fenerbahçe kazanırken,fenerbahçeli emre belezoğlu,zokora ya "piszenci"demiş söylemi maça damga vurdu.ben,emre yi kendi çapımda kınadım.dini inançlarını bildiğim emrenin böyle bir söyleme girmesini hazmedemedim.rövanşta zokoranın,emreye attığı tekmeyi hiç bir yere sığdıramadım.zokoranın ten rengi beni hiç ilgilendirmiyor,zokora kaç kuruşluk adam olduğunu göstermiş oldu.zokorayı da bu maçtan sonra kınadım.
geleyim trabzonspora ve taraftarına;böyle bir şey yok diye başlayayım.bir şehir düşünün ki;futbolla yatsın futbolla kalksın ve her şeyini futbol üzerine inşaa etsin.bunun üzerinden nefret üretsin,misafir gelene yapmadığını bırakmasın.bu ne ilk,ne de son.geçmişte de fenerbahçe,trabzona gittiğinde aynı olayların benzerleri hep olmuştur.neden bilinmez,trabzonda etkin bir fenerbahçe düşmanlığı vardır.
bir iki şey de şenol hoca için söyleyeyim;son aykut kocaman ile ilgili söylemleri dışında her söylediği tutarlı,nefret üretmeden,hak arayan bir moddaydı.son maçta da taraftarı bastırmak için yaptıklarını yine alkışlıyorum.ama iki takım arasında bu kadar gerginlik oluşturulmuşken ve herkes seni göklere çıkartmışken,gereksiz bir söylem yine ortamı sertleştirdi inancına girdim.
neyse,bu yazı daha çok su kaldırır.bu kadar spor yazarlığı yeter.sanıyorum sezon özeti oldu.
he,bana gelince ben delikanlılık yıllarımda fenerbahçeliydim,hala da kırıntıları üzerimde vardır ancak benim için futbol eğlenceliktir artık.amcamın etkisi ile fenerbahçeli olmuş ve döneklik olmasın diye,trabzonspor 1.lige çıktığında takım değiştirmemiştim(ben aslen trabzonluyum ya).amcam fenerbahçeli kalmış,babam trabzonsporlu olmuştu(ki;babam öyle futbola pek düşkün de değildi).ben de de amcam da da trabzonspor hep ikinci takımımız olarak kaldı,son dönemlerde ben biraz daha trabzonspora meyletsem de son dönemlerde yaşanılanlar beni o delikanlılık yıllarımdaki fenerbaçe taraftarlığı noktasına geri getirdi(yine eğlencelik ama).trabzonspor 1.lige çıktığında fenerbahçeyi neredeyse her seferinde yenerdi,fark attığı da çok olurdu.rahmetli babam,trabzonsporun,fenerbahçeyi yendiği günler eve girdiğinde bana takılmak için "ne fenermiş be!" derdi,ikimiz de gülüşürdük,ben boynumu bükerdim :).günümüz koşullarını da göz önünde bulundurarak söylüyorum "ne fenermiş be!"

2 Mayıs 2012 Çarşamba

burası akhisar,hani köfteci ramiz in çıktığı ilçe.köfteci ramiz istanbul istikametinde biraz daha ileride solda kalıyor.burası ramiz den sanırım 1 km daha geride yine solda başka bir köfteci mekânı,köfteci hünkâr.bir dost söylemişti,buranın daha güzel olduğunu,oradan aklımda kırıntısı kalmış ismin ve ramize gitmeden buraya daldım;iyi ki dalmışım.hem daha lezzetli,hem daha ucuz,hem tatlısı daha tatlı :) .tavsiye ederim,oralara düşerseniz bence burada bir de köfte yiyin.üzerine de dürüm tatlısı.

gururlarımız...kayra ve duru

bizim veledler 2.sınıfa gidiyor.geçen hafta sbs denem sınavı olmuşlar.bu 3.sınavdı.ilk iki sınavda dereceleri iyiydi,ancak son deneme imtihanı özellikle kızım için mükemmeldi.çünkü;11.283 kişi içenden sıfır hata ile 1.olmuştu.oğlum mu? o da 2 hata ile 163.olmuş.bunlar ne güzel şeyler,bir baba için,bir anne için.gurur duyduk.biri sınıfın birincisi,diğeri ikincisi.hıı,onlar ikiz ve maalesef aynı sınıfta okuyorlar.maalesef diyorum;biz onları ayrı sınıflara vermiştik,ancak öğretmen probleminden dolayı o sınıftan almak zorunda kaldık.o da kardeşinin sınıfını istedi,biz de hayır diyemedik.kızım ilk zamanlar kardeşinin aynı sınıfa gelmesini istemiyordu :) kardeşi ile rekabet etmek istemiyordu çünkü :).kardeşinin daha baskın çıkacağını düşünmüştü,daha güçlü olduğunu düşünmüştü.aslında ilk zamanlar daha baskındı erkek kardeşi,zamanla yavaş yavaş kızım,oğlumu geride bıraktı.erkek de dikkat dağınıklığı var,o da bilgisayar ve oyun takıntısı yüzünden.imtihanlarda bile "bir an önce bitsin,çıkıp top oynayayım"derdi var.evde ders yaparken dersini hızlıca bitirip,bilgisayarda oyun oynama telaşında.kızımın ise böyle saplantısı yok.arada bir girer bakar,az-buz bir şeylerle uğraşır ve sıkılır.çalışan kazanıyor.her ikinizi de seviyorum,teşekkürler çocuklar.

22 Nisan 2012 Pazar

LEYLA İLE MECNUN


DÜN 3.ANTALYA TELEVİZYON ÖDÜLLERİ VARDI.
Benim dizim; Leyla ile Mecnun için çok ödüller bekliyordum.İçimden öyle olmasını istiyordum,içim hakettiklerini düşünüyordu çünkü.Şunu unutamıyorum mesela; bir bölümde herkes dizideki başka karakterleri oynamıştı.Müthiş bir şeydi.Sanki dizi başından beri o karakteri oynamışlar gibiydiler.Beynimi dumura uğratmışlardı.Bunu düşünen senarist müthişti,bunu oynayan oyuncular müthişti.Ve mesaj kaygısı var dizide.Olumlu,pozitif insani mesajlar.Sigara yerine sakız,alkol yerine meyve suyu formatı çok ince bir zekâ.Hep söylüyorum LEYLA İLE MECNUN; ZEKİ İNSANLARIN DİZİSİ.Bunu biraz açayım,başka bir ilde aklını sevdiğim bir müşterimin elemanı var,beyni sürekli icraat halinde.Onunla diziler üzerine az bir kafa yoralım dedik.Hemen LEYLA İLE MECNUN da kalakaldık.Yok ya,ötesi yok.Zekiysen dizin LEYLA İLE MECNUN,diğerlerini altına istersen diz.İstemezsen sıkıntı yok.
Biz LEYLA İLE MECNUN sevenler olarak ödülümüzü kendilerine verdik.Bizim ödül şampiyonumuz onlar.Yarıştıkları dizilere de bok atmak istemem,Onlarda da emek var,onların da dizi olarak kaliteleri var.Ancak LEYLA İLE MECNUN'un yanından geçemezler.

3 Nisan 2012 Salı

mini etekli türbanlı

bugün sabahleyin bir okul önünde (sanırım çocuğunu okula bırakıyordu) bir bayan gördüm.yüzü makyajlı türbanlılardan(hani benim hiç tasvip etmediklerimden),sonra farkettim ki,mini etekli.baya baya mini etekli (dizin 2 parmak üzerinde filan değil,etek boyu diz ile beli ortasında filan(şimdi; hem eleştiriyor,hem ne biçim incelemişin dediğinizi duyuyor gibiyim,vay sapkın da diyeniniz olacaktır,varsa öyle diyen,kendisine bir şey der geçerim).bu gördüğüm en uc türban takan bayan durumuydu.hani bunu internette ben okusam "hadi lan oradan" derdim.maalesef gözlerimle bunu da gördüm.daha önce başörtünü kirletme diyordum,şimdi ne diyeceğimi bilemedim.

29 Mart 2012 Perşembe

seyahatin ardından

uzuunca bir seyahat döneminden sonra ilk yazımı yazıyorum.halbuki seyahatte daha uygun olabilirdi yazmak ancak,otelleri yorgunluk atma yeri,yorulmak alanı olarak düşünemediğimden bu seyahatte kafa ve klavye yormadım.bir önceki seyahatin kötü tecrübesinden sonra daha dikkatli bir seyahat oldu :) şimdilik bu kadar,saat 02.00 bilahare devam ederiz...

15 Mart 2012 Perşembe

otel muhabbetleri

seyahatteyim yine.şu an antepte oteldeyken yazıyorum.otellerin bazılarında yeni bir uygulama başlamış.müşteri tc kimlik numarası ile internete bağlanabiliyor.kimin ne bok yediği bilinsin diye.bunu ben kınıyorum.hem de şiddetle.bu resmen özgürlüğe müdahale.birisi bir halt etmiş (otel görevlisinin açıklaması bu)o yüzden genel olarak oteller böyle bir uygulamaya geçmiş.ankarada 2 otelde kaldım,birinde bu uygulama vardı.dün adanada bir otelde kaldım orada yoktu.şu anki otelde de bu uygulama var.bu benim hiç hoşuma gitmedi.takip edilmeyi hiç sevmem.ne yapıyorum ne ediyorum bu beni ilgilendirir.birinin yaptığının ceremesini bir başkalarının çekmesi hiç adil değil.dedim ya izlenmeyi hiç sevmem,muhtemelen de kimse sevmez(en azından bu anlamda).ki; bir işyerimden ayrılış sebeplerimden biri de buydu,telefonla izlenme,internetten izlenme,araçtan izlenme vs.özgürlük mü dediniz?demediniz mi?

6 Mart 2012 Salı

Allah size de nasip etsin :)

bildiğiniz gibi benim ikizim var.bir kız,bir erkek ve yaşları 8.ikinci sınıfa gidiyorlar ve derslerinde de başarılılar.okul eğitim düzeyi nedir,bilmiyorum ama,sınıfta başarısız öğrenciler varmış,demek ki bizimkilerin başarılarını,başarı sayabiliriz.çalışkanlıkta sınıfın ilk üçü içindeler.bazen biri öne çıkıyor,bazen diğeri,bazen de bir başka arkadaşları var,o öne çıkıyor.öğretmenleri,her ikisinden memnun ve onlar üzerinden de mutlu.ikisinin başkaları ile değil,birbirleri ile yarıştıklarını söyledi.kızım ne zaman erkeği sollasa,erkek kızımı dövmeye kalkıyor :) kızım da azimle,inatla oğlumu geçiyor.oğlum ne zaman "ben senden daha akıllıyım"dese,kızım hemen "ama,bugün ben matematikten 100 aldım,sen 96 aldın" veya "türkçede ben sınıfta kimsenin bilemediği soruyu bildim,sen naptın" gibi kızdırıcı cümleler kurunca,oğlum "hurraaaa,saldırıya geçiyor".bir taraftan gıcık bir şey , bir taraftan onur verici bir şey :)

kmal

ben bıktım kmal diye yazmaktan,o bıkmadı kmal gibi konuşmaktan.resimli bir blog yazısı yapacaktım ona da değmez.bugün bir yığın beyanatta bulunmuş haşmetmeabları(bu da böyle mi yazılıyordu,her neyse).neresinden tutayım da bir şeyler yazayım.yazmayayım...
lan sktrn gidin...onu da yapmıyorlar...oturdukları yer kıymetli...nefs işte...
sonuç:sktrn gidin
özet:sktrn gidin

3 Mart 2012 Cumartesi

Karl Marx ın bir sözü


"cehenneme giden yol iyi niyetle döşenen taşlarla döşelidir"
hassiktir lan! iyi niyetle yapılan şeylerin sonucu ne olursa olsun,niyet iyi ise cehenneme taş filan olmaz.hangi aklın,hangi mantığın ürünü olarak türettiyse marx efendi bu söylemi.-iyilik yapmak için yırtınmayın,kötü olunca da büyük bir sıkıntı yok-kıvamında bir şeymiydi neydi?sanki marx cennete,cehenneme inanıyormuş gibi.bir de bu konuda kendi hadis(!)lerini beyan etmiş.dinimiz islamda yapılan hatada,niyete bakılır.niyet iyiyse sıkıntı yoktur,niyet boktansa zaten "kayanın selamı var!" niyeti bozuk olan da selamı alır mı,almaz mı o da onun sorunu.niyetiniz iyiyse sıkıntı yok! yolunuz her zaman açıktır