27 Mayıs 2011 Cuma

TAŞKIN - DİZ DİZE (ALBÜM TANITIMI)

Bu blogda ilk defa bir albüm tanıtıyorum.çünkü bu albümün benim için çok büyük önemi var.

Albümün adı : Diz Dize

Sanatçı : Taşkın (Küçük)

Eserler:

1.Diz Dize

Söz & Müzik : Halil Karabacak

2.Sandal

Söz & Müzik : Halil Karabacak

3.Nergiz Çiçeğim

Söz & Müzik : Halil Karabacak

4.Koydun Beni Sen Derde

Söz & Müzik : Hüseyin Dilaver

5.Karasu'da Pazar Var

Söz & Müzik : Anonim

6.Gemiciler

Söz & Müzik :Anonim

7.Koydun Beni Sen Derde (Remix)

Söz & Müzik : Hüseyin Dilaver



buradan tanıtım kesitlerini dinyebilirsiniz

http://http://www.youtube.com//watch?v=sWQ4okdagEY

buradan da tanıtım klibini seyredebilirsiniz.


İlk 3 parça mükemmel.tarz olarak çok farklı bir albüm.Şiddetle tavsiye ediyorum















duru

kızım duru, ona özel uzun zamandır bir şey yazmamıştım.duru,çok soru sorar,bir fıkra anlatmaya kalksanız ya da bir hikaye,onu burnunuzdan fitil fitil getirir.fıkrada ya da hikayede geçen bilmediği tüm kelimeleri sorar,açıklatır;o arada sizin bütün anlatma keyfinizin yerinde yeller esiyor olur.
o,birinci sınıf öğrencisi;öğretmeni bu halinden o kadar yılmış ki; kendisine nihayet "ömrümü bitirdin duru!"dedirtmiş.
geçen hafta beden eğitimi dersine çıkmışlar,öğretmen bir oyun oynayacaklarını söylemiş ve oyunu öğretmek için başlamış anlatmaya.duru,oyunla ilgili o kadar soru sormuş ki;öğretmeninin oyunun anlatımı bitemeden,ders bitim zili çalmış. :)))

21 Şubat 2011 Pazartesi

gop ihl

bugün 30 yıl önceki arkadaşlarla buluştuk.gop ihl li arkadaşlarla,neslibey abi,selahattin,idris,erdinç,siyami,hasan,adem,süleyman ve tam hatırlayamadığım başka arkadaşlar.hala arkadaş diye yazabiliyorum haklarında,hepsi çok candandı.okul anıları anlatıldı.kahvaltı yapıldı.sabah namazında buluşulacaktı,ben ve bir kaç arkadaş namazdan sonra vardık,buluşma yerine...sonrasında ali gedik hocamız hastahanede yatıyormuş onu ziyarete gittik.çok memnun oldu.helallik istedim kendisinden,çünkü dersinde kopya çekme teşebbüsünde bulunmuştum(hayatımın ilk kopya denemesiydi),yakalamıştı beni ve kitabımı masanın üzerine koyup "devam et oğlum" demişti.utanmıştım,utandırmıştı beni hocam.Allah kendinden razı olsun.

19 Şubat 2011 Cumartesi

yerse...

birbirinize karşı "yerse" yapabilirsiniz.ama Allah YEMEZ!

16 Şubat 2011 Çarşamba

14 Şubat 2011 Pazartesi

insancıklar

insanlar;doğarlar,büyürler,mücadele içine girerler.kiminin ki zorlu geçer,benim ki gibi.kiminin ki,zorsuz.kimi zorluklardan dersler çıkarır,tecrübe der adına,yarınlarına katık eder tecrübelerini.kimi hayatın boş şeylerle kaplı olduğunu idrak eder.hayata sonra boş bakar.nedir,bizi birbirimize kırdıran? diye sorgular.ve boşuna yaşadığını farkeder aslında.karşılaştığı insanlara bunları anlatır,anlatamaz.anlatamayınca,kendisinin bir çok şeyi aştığını farkeder.anlamsızdır onun anlattıkları başkalarına.bu kadar vurdumduymazlık kendince serkeşliktir.umursamazlıktır.kendince aşmıştır artık derdi tasayı.bağlantıları yüzünden,çektiklerini çekiyordur.bağlantıları da vazgeçilmezleridir hani.
"dünya boştur,ahirete bakmak lazım"der ve yürür.ahirete bakabilir mi? bakmak istemesi yetmez...

melek balığı

bir melek balığı aldım 11 şubat 2011 de.ömrü 10 yıl oluyormuş bu balıkların.iyi bakmayı hayal ediyorum ona.10 yıl yaşasın istiyorum.o 10 yılı acı-tatlı benimle birlikte geçirsin istiyorum.bir derdi olmasın 10 yıl boyunca, en büyük temennim.acı hiç yaşamasın.ben başka dertlerle uğraşayım ama o dertlere toslamasın.toslamasın ki,10 yılın sonunda "ne güzel baktım bu balığa !" diyebileyim.ne güzel oldu şimdi diyebileyim 10 yıl sonra.5 yıl sıkıntılı geçecek biliyorum ama o dayanır benimle beraber,buna inanıyorum.6.yılda daha mutlu oluruz balığımla.güle oynaya geçer günler.ben balığımı seviyorum,kardeşlerim de seviyor biliyorum.en çok da eşim seviyor.10 yıl birlikte,hep birlikte bakacağız balığımıza.melek balık,sen çok yaşa.ömrünü doldurmadan ölme emi?

çekirdek...

DiaSa dan çekirdek almıştım.Beni tanıyanlar bilir,yabancı sermayeli şirketleri marketleri sevmem...
öyle denk geldi işte,arada bir öyle denk geliyor.% 100 yerli sermayeyi kullanamıyorsunuz işte,ne kadar uğraşsanız da.
neyse,çekirdek çıtlatıyordum :) (bu ara buna sardım,televizyona bakarken,elim ağzım çalışsın diye :)).çekirdeğin ortalarına kadar gelmiştim ki; şok,şok,şok ! sigara izmariti ! çekirdeğin paketinin içinde !
şimdi bunu burada niye paylaştım.diasa'nın kendisine bir mail attım "nolacak şimdi ?" tarzında,geri dönülen mailde;"bizden alışveriş yaptığınız için teşekkür ederiz,bize paket dolum tarihi ,seri no vs"tarzında yazılar döktürmüş her kim döktürdüyse.yazıda bir özür kelimesi yok! bu beni daha da uyuz etti !
ben istenilen numara ve tarihleri yazdım ve kendilerine gönderdim.ardından başka biri telefon numarası vermiş ve bizi arayın demiş,ben onu görmedim(o ara mailime girmemiştim)daha sonra bir mail daha gelmiş,bize telefon numaranızı verin,biz sizi arayalım diye,bir telefon numarası verdim,henüz arayan yok.
şimdi sevgili dostlar,bunlara ne demeli? bu konudaki engin yorumlarınızı bekliyorum ...

güzellikler...

her şey mükemmel olmuyor.bir yerlerden bir şeyler ya eksik,ya fazla oluyor.bir güzellik yaşadığım gün,bir arıza oldu.arızanın telafisi var.güzellik de devam eder inşallah.

cezayir...


mübarek insan(!)dan kurtuldu mısır.şimdi sıra cezayir'de. Allah nurunu tamamlayacak ya; acaba grafik yukarı doğru çıkmaya mı başladı.Allah ın nurunu tamamladığına şahid olmak ne mükemmel bir şey olmalı.çok mu şey görmek istedim.müslüman halklar benliğini bulmaya doğru gidiyor,ne mutlu!

7 Şubat 2011 Pazartesi

neler oluyor?


yoğunluktan (çok çalışıyorum bu aralar:)) bir şeyler yazamamıştım.gündemden uzak kalmışım onu hissettim.gündemim cam balkon olmuş çıkmış :)
tunus da bir ayaklanma oldu,arkadan mısır.sonra diğer islam ülkelerinde dalgalanmalar oldu.mısır hala gündemi doldurmaya devam ediyor.inşallah mübarek insan(!),siktir olur gider.mısır idari yönetimini kendimi bildim bileli hazzetmemişimdir.ondan önce de enver sedat tan nefret ederdim.müslüman kardeşler,onun döneminde az çekmemişti.çocukluktan gençlik yıllarıma geçişti o yıllar.dünya üzerindeki kardeş müslüman toplulukları sıkı takip ettiğim yıllardı.afganistanda o zaman taliban adı geçmezdi.türkiye den,ihl lerden afganistan a rusya ya karşı savaş etmeye gençler giderdi.şimdi zaman değişti,o zaman müslümanlara yardım eden (tabii ki menfaati öyle gerektiriyordu)abd,şimdi o müslümanlarla savaş ediyor.neyse,mısır da da ihvan-ı müslümin(yani müslüman kardeşler),sisteme karşı örgütlü hareket ediyordu.müslümanlara dikine uzatılan her parmağa gıcık olduğumdan enver sedat a da gıcık olurdum.o öldürüldü,sonrasında hüsnü mübarek e gıcıklık başladı.bugün de mübarek in gittiiğini mutlulukla izleyeceğim.
türkiye de de bu tür kalkışmalara zemin oluşturmak isteyen chp idarecilerinden halkı,sokaklara dökmenin çığırtkanlığı yapılıyor.oralarda özgürlükleri tıkayanlara karşı kalkışma varken burada özgürlüklere karşı kalkışma isteniyor,bu gözden kaçırılıyor.bir de gözden kaçırılan her iki kişiden biri kalkışmaya karşı duracak.belki de bunun için birileri sookaklara çıksın isteniyor.bu isteklerin sahiplerinin hiç mi vicdanı yok diye de düşünmeden edemeyeceğim.Allah ım islam coğrafyasında islam insanlarını birbirlerine düşürmek isteyenlere fırsat verme.

16 Ocak 2011 Pazar

esnaf

çocukluk yıllarında semtteki esnafların bir havası olduğunu hatırlıyorum.bakkal,kasap,elektrikçi,vs.
her işçi,memurun gıpta ettiği mekanlardı.günümüzde alışveriş merkezlerinin,ulusal marketlerin artmasından sonra,gıpta edilen esnafların artık acınacak hallerde olduklarını gözlemlemek üzüyor beni.hadi hayırlısı...

10 Ocak 2011 Pazartesi

haberevet


sevgili arkadaşım serdar ,internette haber sitesi kurmuş www.haberevet.com . bu blog izleyicilerinin de takip etmesini arzu ediyorum.şimdiden teşekkür ediyorum

21 Aralık 2010 Salı

gün bitmemiş...

bugün, ölümle ne kadar da burun buruna yaşadığımızı fark ettim.
iş yerinde 3lü elektrik fişi arızalıydı,oyalanmak için tamir edeyim dedim.tamiratı bitirdik,denemek için elektrik olan bir başka fişe taktı bir çalışan (takriben 55-60 yaşlarında).o ara daha vidalarını takmamıştım.fişi denedik.çalışır hale gelmişti.55-60 yaşlarındaki çalışan abi,o 3lü fiş yerine,elektrik olan kablodan başka bir fişi çekmemiş mi? ben de fiş çekili diye,vidaları takmak için 3lü fişi elime aldığımda bir çarpılma yaşadım.az sonrasında da yaşamayacaktım :) .Allah tan sigorta attı,sanırım kısa devre yaptırmışım(öldürmeyen Allah öldürmüyora kılıf ya da verilmiş sadakam varmış vs).sigorta atmamış olsaydı.bu akşam blogumdan bu yazdıklarımı okuyamayacaktınız.okuduğunuz şey ruhuma fatiha olacaktı.

yine kayra (bilmeyenler için kayranın yaşı 7)


kayra,babasına "baba biliyormusun? annem,bana şiddet oyunlarını ve silahlı oyunları yasakladı!"

annesi hemen söze girer "ben yasaklamadım,silah ve şiddet içeren oyunları oynamanı istemiyorum sadece"

kayra da buna cevaben "annee, sen şimdi silah var diye beni askere de göndermezsin!"

19 Aralık 2010 Pazar

bıldırcın yumurtası

bıldırcın yumurtasının faydalarını biliyormusunuz.her değeri normal yumurtanın en az 4-5 katı.
google dan bıldırcın yumurtası diye arattırın,faydalarına şaşıracaksınız.
şu kadarını söyleyeyim.ciğerlerinizle ilgili probleminiz varsa,her gün 2-3 adet yemekten önce çiğ olarak için neler yaptığına şahit olacaksınız.ben yaptım oldu.ancak yumurtalar fazlaca tazeydi.çiftlikten günlük geliyordu.getireni de bu anlamda saygı ile anmış olayım.

17 Aralık 2010 Cuma

kayra'nın dersi bitti,duru ders yapıyor...

kayra,yatağına gider,dersi bitmiştir uyuma moduna geçecektir.duru,annesinin baskısını üzerinde hissederek ders yapma gayretindedir o ara. kayra dersini bitirmişlik edasıyla "babaa,süper ikili sabaha kadar ders yaparlar artık!"der ve kahkahayı basar.tabii ben de!

11 Aralık 2010 Cumartesi

duru sınıf başkanı :)

dün duru sınıf başkanı olmuş (bir günlüğüne öğretmeni başkan olarak atamış ).ancak,ilk tecrübesi biraz zorlu olmuş.arkadaşlarına söz geçirmekte güçlük çekmiş.öğretmeni kimler ses yaptı diye sorduğunda konuşanları sayarken ikizi kayra yı da saymış :) öğretmeni: "bu konuşanlara çizgi film seyretmeme cezası vereceğim" dediğinde duru "kayra konuşmamıştı sanırım :)"demiş.o arada kayra çizgi filmden mahrum kalacağını hissedince ağlak olmuş :)

duru kayra ve matematik


kayra ve duru nun okudukları rakamlar.bunları bu akşam öğrendiler.

duru trilyonlara gelmeden önce,milyonları öğrendiğinde (yine bu akşam ) camın buğusuna "öğrendim"yazarken mutluluğu gözlerinden okunuyordu.o milyonlu rakamları ilk okuduğunun öncesinde kayra "ben milyonları okuyabiliyorum"diye sevinmişti.duru nun mutluluğu kayra ya yetişmesiydi.ancak aradan çok geçmeden; duru trilyonu okumayı da öğrenince,kayra fırladı ve ona da sormamızı istedi.o da ilk yazdığım rakamı okudu.bu rakamlar okuyabildikleri en iyi rakamlar olarak blogda yerini almış oldu :)

israil köpeği...

bir söylem koşuşturmasıdır gidiyor.biraz israil gazetelerinden,biraz türk gazetelerinden haberler sızıp duruyor.israil dolaylı özür dileyecek,yok tazminat verecek,yok bilmem ne olacak diye.

geçen gün ihh yetkilileri ve mavi marmara mağdurları bir açıklama yaptılar.o açıklamalardan iki tanesi dikkat çekiciydi.birisi "yangına gönderilen uçaklar gibi,mavi marmara ya da uçak gönderselerdi,içimiz şu an acıyor olmazdı".bir diğeri de "tazminat verileceği söyleniyor,tazminatlar hiç bir şeyi düzeltmez,abluka kalkarsa acımız biter"
konu bu kadar basit.
PARANIZI ALIN ........ .....!
BAĞIRA BAĞIRA ÖZÜR DİLEMEDİĞİNİZ SÜRECE,HİÇ BİR ŞEYİN ÖNEMİ YOK.SİZİN HİÇ ÖNEMİNİZ NEZDİMİZDE ZATEN YOK DA; BİRİLERİ İÇİN MECBURİYETLERDEN (!) ÖNEM ARZEDİYORSUNUZ SANIRIM.
TAZMİNATIN KARŞILIĞI MİLYAR DOLARLAR OLMADIĞI SÜRECE (O DA BELKİ BİRAZ KUYRUĞUNUZ ACIR DİYE) HİÇ BUNUN SÖYLEMİNE GİRMEYİN.O PARAYI DA ALANLAR İNANIYORUM Kİ; FİLİSTİN İÇİN HARCARLAR...

4 Aralık 2010 Cumartesi

kayra duru


BÖLÜM I

anne:-yaa kayra,daha şimdi üstünü değişmedik mi?yine mi üstüne çay döktün? niye dikkat etmezsin,niye dolaşarak çay içersin? Allah canımı alsa da kurtulsam!

der ve kayra ya yeni kıyafet getirmek için odasına gider.arkasından kayra,babasının ve kızkardeşinin duyacağı ses ile :

kayra:-Allah benim canımı alsa da kurtulsanız! der.

BÖLÜM II

kayra nın üstü değişmiş,anne ve babasının olmadığı ortamda kız kardeşi duru,ona öğüt vermeye başlar,baba da tesadüfen kulak misafiri olur.

duru:-kayra,bir daha öyle söyleme,annem kızgındı öyle söyledi,ama aslında öyle söylemek istememiştir,çok kızmıştı,ağzından kaçmıştır.

kayra:-ama ben de kızgındım.

duru:-olsun sen yine de öyle söyleme,annem düzeltmek ister hemen,sen de öyle söyleyince annemi üzersin,kendini üzersin,beni üzersin,babamı üzersin.bu evdeki tüm aileyi üzersin.hatta,bu evde olmayan aileyi de üzersin.herkes çok üzülür.

kayra:-ingiltere kraliçesi de mi?

duru:-dalga geçme kayra!


10 Kasım 2010 Çarşamba

sivrisinek



dev gibi diyecem,ayıp olacak ama,kallavi bir sivrisinek.yukarıdaki resimde çocuklarımın bakışlarından büyüklüğünü anlayabilirsiniz.


seyahat manzaraları

muhtemelen hemşehrimdir.kırıkkale-ankara arasında,ankara girişinde sağ tarafta bir vakfıkebir ekmek fırını.tabelaya 25 saat açık yazmış mübarek adam.ilginçti.

seyahat manzaraları

yol boyunca hoşuma giden çayır,çimen resimleri çektim.burada belki çok güzel gözükmüyorlar ama,yanlarındayken,çok güzeldi.yemyeşil çayırlar ve kırmızı killi toprak.sorgun dan ankara ya gidiş .neredeyse hep düzlük.ova vs.















otel odaları

sivas tan yozgat a giderken,sorgun dan geçiyorsunuz.bu termal otel de sorgun un hemen girişinde yolun solunda kalıyor.üstünde bir restaurant var.otel güzel olabilecekmiş,ancak hakkını vermemişler.salaş bir havası vardı.kahvaltı yetersizdi.bu oteli de sorgun daki müşterim vehbi tavsiye etti.zaten,kalınacak başka da otel yok gibiydi.bir daire tahsis ettiler,70 tl.fiyat iyiydi ama dediğim gibi 100 üzerinden ancak 60 alır.ama,resmen dublex bir dairede kalıyorsunuz.
üst kattaki diğer oda.
üst kattaki bir oda.
üst kata çıkış merdivenleri...
banyo ve wc.banyo yerini küvetin büyültülmüşünü düşünün.termal suda banyo yapılsın diye yapmışlar.
soldaki oturma grubu ve tv.
büyük termal otel,sorgun-yozgat.giriş kat,sağda mutfak,solda oturma grubu ve tv.




seyahat manzaraları

kayseri-sivas yoluna paralel,bir süre yan yana gittiğimiz tren.


kayseriden henüz sivasa doğru yola çıkmadan uğradığım bir benzin istasyonunda duran impala.
ne günleri olmuştur...

otel odaları







kayseri de kalacaksam,kendimi bir an önce içine atmak istediğim otel.özgür kardeşimden bana kalan yadigar otel.temiz,sevimli bir otel.her seferinde bulmakta güçlük çekerim yerini.çünkü;her defasında şehre başka bir yerden giriyorum.en sonunda otogar ve gar istikametinde olduğunu,soley fabrikasının yakınında olduğunu beyine kazıdım.buraya da yazıyorum ki,yarın öbür gün yine bulamazsam buraya bakayım :)



otel odaları

yeni gitmeye başladığım temiz bir otel.20 günde ikinci kez burada kalıyorum.nedenini unuttum ama,bir daha kalmayayım dediğim bir otele döndü,galiba bir şeyler eksik bu otelde,mesela ruh.(gerçi konya da her daim boş otel bulma oranım düşük,o nedenle büyük konuşmamakta fayda var).

seyahat manzaraları


istanbul dan eskişehir e giderken bilecik bozöyük dolaylarında yolun sağında(gidiş) doğa içinde bir restaurant var;şelale restaurant.restaurantın hemen yanından akan dere,çay herneyse,restauranta ayrı bir hava katıyor.oradan geçerken, aç isem uğrar bir köfte yerim :) .bu kez de öyle oldu.öğle vaktiydi,açtım,bir köfte yedim.

seyahat manzaraları

istanbul'dan çıkış saatlerim, fatih sultan mehmet köprüsü sis altında. biraz geriden köprü direklerini göremiyordum.