30 Haziran 2010 Çarşamba

SİVRİSİNEK

bugün,milliyetin internet sitesinde gördüğüm bir haber/resimdi.inceleyince, sivrisinekle ilgili ayeti buraya yazarak bloga koymak istedim.ANLAYANA


Sure Adı-AyetNo
AYET
Bakara 26
Şüphesiz Allah (hakkı açıklamak için) sivrisinek ve onun da ötesinde bir varlığı misal getirmekten çekinmez. İman etmişlere gelince, onlar böyle misallerin Rablerinden gelen hak ve gerçek olduğunu bilirler. Kafir olanlara gelince: Allah böyle misal vermekle ne murat eder? derler. Allah onunla birçok kimseyi saptırır, birçoklarını da doğru yola yöneltir. Verdiği misallerle Allah ancak fasıkları saptırır (çünkü bunlar birer imtihandır).




milliyet.com.tr'den alıntıdır.30.06.2010Sinekler pek çok insanı ciddi biçimde rahatsız eder. Özellikle yaz aylarında ortaya çıktıklarında çoğu insan için 'sinek' baş belası demektir. Ancak bu sineğin yetişkin hale gelmesini kare kare gösteren bu fotoğraflar hayranlık uyandıracak cinsten... Fotoğrafçı kardeşler Will ve Matt Burrard-Lucas'ın kadrajına takılan bu mucizevi an, bir sineğin lavradan çıkarak yetişkin hale gelmesini muhteşem bir şekilde ortaya koyuyor. Lucas kardeşler bu çekimleri yapmak için iki haftalık bir takibe başlamış. Ve bu ısrarlı takip sonucunda bu sineğin sudan çıkıp adım adım doğuşunu belgeleyen bu kareler ortaya çıkmış.

29 Haziran 2010 Salı

gitarın kralları...


Habertürk gazetesinden Heja Bozyel'in haberine göre, hepsi müziğin efsanevi isimleri tarafından kullanılmış. Ve hepsi çok değerli; fiyatları lüks otomobillerle boy ölçüşüyor.
1-Fender Stratocaster / 2.7 Milyon DolarBu gitar 2005’te tsunami mağdurları yararına satılırken; Bryan Adams, Jimmy Page, David Gilmour, Mark Knopfler, Liam Gallagher, Paul McCartney, Def Leppard, Ritchie Blackmore gibi isimler tarafından imzalanmıştı. Katar Kraliyet Ailesi tarafından 1 milyon dolara satın alınan gitar, daha sonra bir vakfa bağışlandı. Ardından 2.7 milyon dolara yeniden satıldı.
2-Jimi Hendrix’in 1968 yapımı Stratocaster’ı 2 milyon dolarJimi Hendrix bu gitarı 1969’da Woodstock’ta kullanmıştı. Gerisini varın siz düşünün! 1990’da müzayedeye çıkarıldığında gitarın üstünde Hendrix’ten kalma sigara yanıkları hâlâ duruyormuş. O yıl gitar 198 bin dolara satılmış, ancak 1998’de 2 milyon dolara el değiştirmiş. Rivayete göre o parayı veren kişi, Bill Gates’in sağ kolu olan Paul Allen.
3-Bob Marley’in Washburn 22 serisi Hawk’ı 1.2 milyon $Jamaica hükümeti tarafından “ulusal değer” olarak kabul edilen gitar, reagge ikonu Bob Marley’in hayatı boyunca kullandığı yedi gitardan biri. 21 Kasım 1971’de Vancouver konserinde Marley, gitarını teknisyeni Gary Carlsen’e verirken şöyle demişti: “Bunu al, değerini sonra anlayacaksın.” Carlsen, bu hediyeyi dünyayı değiştirmesi gerektiğinin bir işareti olarak görmüş olmalı ki, “Farklı Yolculuklar Tek Hedef” isimli yardım vakfını kurdu ve gitarı vakıf yararına yapılan bir piyangoda büyük ödül olarak sundu.
4-Stratocaster hibrid 959 bin 500 $Eric Clapton, Jimi Hendrix’e özenip 1970’te Gibson’dan Stratocaster’a geçiş yaptı. Teksas’taki bir ikinci el gitar dükkânından altı tane Strats aldı. Üçünü George Harrison, Pete Townshend ve Steve Winwood’a hediye etti. Diğer üçünün en iyi parçalarını birleştirdi ve yarattığı gitarın adını “Blackie” koydu. 1985’e kadar da bu gitarı kullandı, 2004’te fahiş fiyata sattı.
5-Eric Clapton’ın 1964 Gibson ES0335 TDC’si 847 bin 500 $Yine bir Eric Clapton gitarı... Tamam, Clapton dünyanın en iyi gitaristlerinden biri ama bu listede adının çok geçmesinin nedeni gitarlarını hep satması. Mesela Van Halen gitarını satsaydı, belki daha büyük rakamlar konuşulacaktı. Ama satmadı... 847 bin dolar, Gibson marka bir gitara ödenmiş en yüksek ücretti.
6- Eric Clapton’ın C.F. Martin & Co.’su 791 bin 500 $1939 yılında üretildiği tahmin edilen gitara bu kadar yüksek bir bedel ödenmesinin nedeni, gelirin bir rehabilitasyon merkezine bağışlanacak olmasıydı.
7- Stevie Ray Vaughan’ın Fender Composite Stratcaster’ı 623 bin 500 $Efsane blues gitaristi Stevie Ray Vaughan’a eşi Lenny tarafından hediye edilen gitar, Vaughan’ın favorisiydi. Lenny, kocasına 26’ncı yaş günü hediyesi olarak vermişti bu gitarı. Vaughan gitarını 1990’da ölene kadar kullandı. Üstündeki SRV etiketleri de bunun kanıtı. 2004’te bir hayır kurumu yararına satıldı.
8- Beatles’ın gitarı 1964 tarihli Gibson SG 570 bin $Bu gitar 1966-1969 yıllarında Beatles üyelerince kullanıldı. Yani, Revolver adlı albümün turunda George Harrison’ın, White Album’un kayıtları sırasında John Lennon’un kullandığı gitardı. 2004’te adı açıklanmayan birine 570 bin dolara satıldı.
9- Eric Clapton’ın gitarı Gold Leaf Stratocaster 445 bin 550 $Eric Clapton, Louvre Müzesi’nde bile sergilenebilecek bir gitar istemiş ve 23 karat altın kaplı Gold Leaf Stratocaster’a sahip olmuştu. Bu, Fender’in kişiye özel ürettiği ilk gitardı. 1997’de müzayedede satıldı.
10-1949 yapımı Fender Broadcaster prototip 375 bin $California’lı Fender’in kurucusu tarafından tasarlandı ve daha sonra birçok gitara esin kaynağı oldu. Dünyanın en popüler gitarlarından biri. 1994’te adı açıklanmayan bir koleksiyonere satıldı.

magazine sallama

bugün internet gazetelerinin neredeyse tamamında defne samyeli ve eren talu haberleri(!) vardı.
beni magazinel basın çok ilgilendirmez,bu kez bu konu üzerinden içimi boşaltayım istedim.defne samyeli hanım hanımcık bir görüntü çerçevesinde uzuun yıllar hafızalarımızda yer etti.hanım hanım haber sunardı.eren talu diye biri ile evlenmiş çoluk çocuk sahibi de olmuşlardı.eren talu kendisini aldatmış,o da boşanma davası açmıştı.
boşanma arifesine gelindi mi,herkes eteğindeki taşları döker.kimi tazminattan yırtmak için,kimi kendini haklı göstermek için,vs.ne çocuk hatırı kalır,ne uzun yıllar yaşanmış birlikteliğin hatırı kalır.sanki içten bir şekilde hiç birbirlerine "seni seviyorum"dememişlerdir.sanki,hiç bir zaman kötü bir olayda omuz omuza vermemişlerdir.sanki,sanki,sanki...
bu genel olarak sevgili olup,ayrılan ünlüler için de geçerli.bir röportaj verirler,deli gibi birbirlerini seven iki kişi sanırsınız. "vay be,leyla ile mecnun gibiler" aradan 2 hafta geçmez."o benim param içim benimleydi" " o da bana -bilmem ne - demişti" ne bileyim , bu formatta bir yığın şey çıkar ortaya. sonra "pat" yeni bir sevgili.aradan bir hafta geçmemiştir bile.yeni açıklama şudur "biz birbirimiz için yaratılmışız,birbirimizi çok seviyoruz" lan ne zaman birbirinizi deli gibi sevdiniz? diye sorarlar adama,kadına.birine sorarlar yani.dün yaşadığınız neydi,bugünkü ne?
tiksinti verici ilişkiler.yüzde yüzü böyle olmasa da internet ortamına düşenlere bakarsak,çoğunluğu böyle.
gelelim esas mevzuya;defne-eren...internette onlarla ilgili eski-yeni bir yığın şey dolaşmaya başladı.herkes,bir taraf tutuyor,bu ilişkide.kimi defneci,kimi erenci.erenciler,defnenin çok eski bir klibine kadar geriye gitmişler.eren açıklamalar yapmış,utanılası şeyler.
geçmişte birbirleri hakkında söyledikleri güzel şeyleri internetten okuyunca...kim kime ne yapmış beni ilgilendiriyor,çünkü;her koyun kendi bacağından asılsa da leşine sahiplenen olmayınca kokusu,beni rahatsız eder. mahremiyet diye bir şey vardı,tanırmısınız bu kelimeyi.evli çiftlerin aralarında olanlar onların dışında hiç bir yerde paylaşılmaz,paylaşılamaz.kimbilir ben hala,hangi çağda yaşıyorum di mi? kimi çevrelerde trampa sisteminin bile ayyuka çıktığı varsayıldığında ben kendimden utanmalı,hatta irana,endonezyaya,malezyaya gitmeliyim.
genel kabul görmüş değerlere mermi sıkanların,yaptığı işler normal adledildikten sonra,bu tür muhabbetlerin ortada dönmesine şaşırmıyorum artık.
bu yazıya resimde koymayı düşündüm,her ikisinin ismini yazıp arattırdığımda,4 kişilik aile resimleri sevimli bir şekilde karşımda duruyorlardı.sonra mı,söylem ve fiiliyatlarından BEN utandım.o çocuklardan utandım.çok fazla ayrıntıya girmeden,resim filan koymadan yazmak istediklerimi yazdım,inşallah abartmamışımdır.bir daha yazacağım "ÇOCUKLARA YAZIK!"
ne diyeyim,daha bir şey demiyeyim.Allah ınızdan bulun.

şablon...

at gözlüğü kullanan ne kadar çok insan var çevremizde.ellerinde bir şablon var,eğri mi doğru mu sorgulanmamış...o şablon,yafta yapıştırılacak insanların üzerine konur,şablon içinde gözüken parçaları gördü mü "hah işte bu da bundan !" .ondan sonra onun üzerine senaryolar yazılır,bunların hepsi böyle zaten.

ne kadar acıdır,bir de bunlar doğruymuş gibi,insanlara anlatırlar,kamuoyu oluşturmak istemek midir nedir dertleri? yoksa kin kusmak mı? bunu çözebilmiş değilim. yoksa körü körüne inanışmıdır? hadi sen inandın,milleti rahat bırak be kardeşim.herkes senin gibi bağnaz olmak istemek zorunda değil.

bu genelde kimlerde mi nüksediyor ? sizce?

28 Haziran 2010 Pazartesi

sidikli israil

hürriyetten alıntı olan bu resimlerdeki israil askerlerinin hangisi altına işemiştir?
1.resimdeki
2.resimdeki
3.resimdeki
4.resimdeki











26 Haziran 2010 Cumartesi

İkinci el...

20 yıldır bir çok şeyi,ortamı paylaştığım en iyi dostum dediğim "A." yı satıyorum.çok kafa dengidir.20 yıl sonra sizi yolda bırakacak bir dost(!)a ihtiyacınız varsa kaçırmayın...(pazarlığa açık)

25 Haziran 2010 Cuma

halkalı saldırısı

dün internette izlemiştim,halkalı saldırısı sanıkları yakınlarının alkışını.bu ne fütursuzluk,bu ne cüret,bu ne utanmazlık,bu ne rezilliktir,diyemiyorum.gemi azıya aldı,diyemiyorum.bunun bir izahı yoktur herhalde,provoke etmek istemekten başka.birisi de zafer işareti yapıyor sanıklardan.neyin zaferi ise,17 yaşında bir genç kız ve askerlerin kalleşçe saldırı ile öldürmek nasıl zafer olabilir,bunu anlamıyorum.ve yüzlerde ar yok.ar olmayanda namus olmaz,namus olmayanda şeref.yine dönüp geldiğimiz yer ŞERREFSİZ BUNLAR! bunlar,yanımıza kâr kalır hesabını yaparlarken,yaptıklarından nasıl utanmazlar,nasıl mahluklardır bunlar ...hepsinin ecdadını...............söz bitti çünkü !

11 Haziran 2010 Cuma

Başörtünü Kirletme...!



bu yazı belirli kesimi gözönünde bulundurularak yazılmıştır.


başörtüsü(moda terimle türban) takanların bir kısmına atfen yazılmıştır.


kimseyi niye başörtüsü/türban takıyorsun diye yargılamak haddim olamaz.başörtüsü/türban takan kesim dindar/dinci diye ayrıştırılmıştır,toplumumuzda.ben,dindar düşüncelere sahip olsam da kendimi bu topluluğun merkezine yakın bir yerlerde göremem.icraat da sıkıntılarım vardır.ama bunlar beni bağlar.görünmediği için kimseye örnek ya da kötü örnek olmam.başörtülüler/türbanlılar göz önündedir.bir kere kendini,ilan etmiştir,dindarım diye.artık,o şekline göre yaşamak zorundadır.çünkü,artık kendini değil,başkalarını da temsil etmektedir.bu sorumluluğu olan bir duruştur.öyle,başa örtü takmak ile,dindar olunmuyor,bunun gereklerini yerine getirmek gerekiyor.üniversitelerde başörtüsü yasaklarının başlangıcında gazetelere yansıyan görüntülerde başörtülülerin büyük bir kısmı yumruklarını havaya kaldırdıklarında kolları gözükmesin diye(ki onları o manada kimsenin yargılayacağı da yokken) kazaklarını çekiştirerek ellerinle tutup,bileklerinin görünmesine engel olacak şekilde slogan atıyorlardı.demek ki,bilinçli bir örtünme var üniversitelilerde diye düşündüm.neyse,konumuz bilinçli örtünenler değil,bilinçsiz örtünenler.


geçenlerde bizim ufaklıklar bir imtihana girdiler,biz de bahçede onları beklerken,insanları gözlüyordum(severim gözlemi).iki tane başörtülü kadın dikkatimi çekti.her ikisi de birbirinden bağımsız.birinin giyimi;türban,pardesü(yarım bir pardesü) ve neredeyse dizüstü etek,tırnaklar ojeli,yüzde makyaj.kendi kendime "bu ne yaa!" diye düşünürken,gözüm bir başka türbanlıya gitti.o da hafif makyajlı ve ojeli.doğal olarak dikkat çekiyorlar ve hemen insanlara yorum yapma şansı doğuyor(ki;üzerinden bir ay geçmesine rağmen ben burada onların yüzünden yorum yazıyorum).


islam,dikkat çekmemeyi kadınlara işaret ederken(konumuz başörtülüler/türbanlılar),dikkat çekmek için yapılan makyaj bu kesim için ne ifade eder(provokatif diyecem,o yüzlerde onu göremedim,olsa olsa özenti,bilinçsizlik vs.gibi şablonlar içinde kalırlar).


şimdi;asıl soru şu? başını kapatmışsın be güzel kardeşim? niye ? diye sorarlar kadına ! "sen,bunu Allah ın emrini yerine getirdiğini düşünerek mi yapıyorsun gerçekten? öyle ise,başını örttüğüne göre,islamın beş şartından biri olan (islamın şartlarından biri olarak bize kimse örtünmeyi öğretmedi) namazı kılmadığını anlıyoruz.Allah ın ilk beşini yapmadığını,önem sırası içinde nerede olacağını kestiremediğim başka bir dini vecibeyi yaptığını düşünüyorum.niye mi? her gün 5 vakit abdest alırken,oje sürüp,silmiyorsundur herhalde?! bir iki alimimiz(!)(biri zekeriya beyaz,diğeri de süleyman ateş-o da artık bunadı sanırım-) dışında ojeli abdest almaya icazet veren yok da.


bir de üstü şişhane altı gümüşhane olan tiplerimiz(!) var.yani başı örtülü,altında sıkı bir kot,kısa kollu t-shirt veya kısa kollu gömlek;sanki kafasındaki aksesuar.baş örtülüyse,niye kısa kollu giysi,ya da kısa kollu giysi ise niye başa örtü?


facebook da başörtüsüne karşı olan gruplarda dolaşan resimlere yorum yapmak dahi istemiyorum.sadece yukarıda yazdığım şeylerin,başkalarına yansıması ve dalga konusu yapılması kendince inançlı olan biri olarak kanıma dokunuyor.

10 Haziran 2010 Perşembe

at izi,it izi...

at izinin,it izine karıştığı zamanlardayız.
gündem o kadar yoğun ve karmaşık ki !
önceleri gündem ergenekondu,rüzgar bir esiyor,bir duruyordu.rüzgarın durgun zamanında ortaya baykalın özel(!) hayatı çıktı.iskenderin şehitleri çıktı,gazze yolcuları çıktı.iran-türkiye-brezilya arasında imzalanan uranyum takası çıktı.israille ilgili BM kararları çıktı.uranyum takası ile ilgili BM kararları çıktı.israil askerleri çıktı,şehitler çıktı.bir yığın gündem,her biri birbirinden fazla gündem oluşturacak mevzular.daha çook su kaldırırlar.
fikri olan herkes,önce fikrini beyan etti,sonra tarafını.çünkü taraf olmak zorunluluğu(!) vardı.yoksa karşı taraf haklı da olsa,psikolojik üstünlük sağlayabilirdi(ne hale geldik).başka zamanlarda "lan bu akp değil mi,abd nin her dediğini yapan ? "diyenler,bugün "bak onların istediğini yapmayınca,hiç gözlerinde olmuyorsun işte!" diyebiliyorlar."kahrolsun israil"diyenler birden israilci kesilebiliyor."o ihh (ki;mavi marmara olayı olmasa sorsanız -herhalde bir haber ajansıdır diyecekler-mıdır nedir,zaten hamas yanlısı,hamas kim? terörist(!)(işgal edilen topraklarını savunmak ne zamandır terör olduysa) diyebiliyor.BM deki oylamada red oyu verdiğimiz için "iran dan bize ne? (abd için bize ne diyemiyoruz)niye red oy verdik ki! bakın dünya ile ters düştük,şimdi bize kimbilir neler yaparlar"de derler.böyle korkakça duygular içindedirler. hem derler ki "şöyle delikanlı bir başbakanımız olsun,posta koysun abd ye" hem de "niye elin arabı için dünya ile ters düşelim" derler."israili niye bombalamadık ?" diye soran onlar (ki;ben de böyle düşünüyorum aslında bu konuda),ondan sonra "ama şu ihhlılar da resmen kaşındı,niye onlar yüzünden savaş edelim ki!"diyen yine onlar(bu konuda da ben onlara katılmıyorum.)hani bir laf vardır "NE E..... GELİRLER NE G......"bunu noktalı yazdım,biraz ağır kaçardı,ortamda yazı halinde durması,anlayan anlasın anlamayan boş versin.
ve tam bu noktada siyonistler işlerini yürütme derdindedirler,onlar böyle karışık havaları severler,insanlara birbirlerini yedirmeye bayılırlar.biz de tek yürek olamayız,birileri gaz verir(ki onlara biz kuklacı diyoruz) birileri de kukla olurlar.kendi inandıklarımızı savunamayız bile.başkalarının dikte ettiklerini bağıra bağıra söyleriz,karşımızdaki "SUS LAN!,BOŞ MUHABBETE KARNIMIZ TOK,KENDİ FİKRİN VARSA SÖYLE,SABAH RADYODAN DİNLEDİĞİN LAVUĞUN PAPAĞANLIĞINI YAPMA BANA " demedikten sonra.özetleyecek olursam şerrefsiz,sidikli,korkak,sivillere karşı her türlü zalimliği en gelişmiş silahlarla her ortamda,herkese karşı yapan israile karşı bile ŞEREFLİ,CESUR,MERTÇE,MAZLUMUN YANINDA DURMAKTAN ACİZ KALIYOR,...AMA'LARLA BAŞKALARINI HAKLI ÇIKARMAYA ÇALIŞIYORSAK YAZIK,YAZIK BİZE..!

4 Haziran 2010 Cuma

hürriyet gazetesindeki yorumlara bakış ve ihh

dünkü hürriyetin sitesindeki,ihh başkanı bülent yıldırım ın açıklamalarına yapılmış, bu yazıyı yazana kadar olan, yorumları kopyala yapıştır yaptım.sadece bir sayfadaki yorumlar ve aradan hiç cımbızla bir yorum çekip çıkartmadım.sıradan hepsini yazdım.ŞOK OLDUM.öyle olmadığını biliyorum ama bir an gazetenin israil gazetesi,yorumcularında fanatik israilli olduğunu düşündüm.bir an aklımdan bu geçti.hatta gözlerim,üst tarafa kaydı,kimin sayfasında olduğumu kontrol etmek için.o kadar yani.BUNLARI ANLIK YAŞADIM.

fikren bakış açınız ihh ile paralellik arzetmek zorunda değil.ancak yapılan iş,ölüm göze alınarak insani yardımdır.bunu bu yorumcular içinde yapabilecek yürekte kaç kişi vardır.o yorumcular içinde ben de varım,kopyaladığım yerde değil,bir önceki sayfada.en güzel yaptığımız şey klavye delikanlılığı,klavye savaşçılığı,klavye kabadayılığı.ihh ile ilgili hiç bir şey bilmeyip yorum yapanlardan,bülent yıldırımın tipini sevmeyip,düne kadar ihh yı savunan,fakat televizyonda bülent yıldırımı görünce,ihh yı savunmaktan vazgeçenine kadar geniş bir yelpaze içinde yorumcuya sahibiz.bilmeden bildiğini sanıp biliyormuşçasına yorum yapıp,hiç bir şey bilmeyenleri de bilgi(!)sahibi yapanlardan nefret ediyorum.iş yerinden bir arkadaşımla konuşuyoruz;olay olana kadar ihh nın adını duymamış,dün akşama kadar ihh başkanının silüetini hiç bir yerde görmemiş,tipini beğenmemiş,yobaz tipi(!) var ya! "abi,bunun yardımseverliği tartışılır!"diyecek kadar da cüretkar.ona "istersen kendinle,yardımseverlik anlamında onu teraziye koy,o yüzden fazla ülkedeki aç,sefillere,din ayrımı yapmaksızın yardım ediyor,ettiriyor,organize ediyor,ya sen? ben kendimi teraziye koymak fikrine bile yaklaşamam,ya sen?" "yardımseverlik tartışılır"diye cevap aldım :( :) . bu düşünce bağlamındaki insanların hiç bir şey yapmadan,canını ortaya koymalarına dil uzatmalarını hazmedemiyorum.yapamıyorsun,yapamazsın,bari yapanı takdir et.adam diyor ki "silahlarını aldıklarımız oldu,kullanmadık,denize attık,şehadeti göze almıştık çünkü "diyor.insanoğlu nefsi ile hareket etmeyi sever.eline geçirdiği silahla,dünyaya kan kusturan bir devletin(!)askerini vurmak haz verir,nefs bağlamında.hem de sana saldırmışken.aşağıdaki yorumları görünce üzüldüm,canım sıkıldı.HALBUKİ ASLANLAR GİBİ,YOLA ÇIKMIŞLARDI,YİĞİTÇE ÇARPIŞTILAR(GÖRÜNTÜLERDE BU SABİT-DONANIMLI,SİLAHLI ORDUYA MUKAVEMETTE BULUNUYORSUN-)ASLANLAR GİBİ DÖNDÜLER.bülent yıldırım şöyle diyor "ben yine konvoylarla gideceğim,oradaki ambargoyu,ya günümüz politikacıları çözecek,ya ben bu yolla delmek için uğraşmaya devam edeceğim,bundan sonrası devlet başkanlarının sorunu olur" .insani bir çıkış,bireysel,vicdani bir duruş.kişiler, devletler gibi menfaat mücadelesi içinde hareket etmezler.kendi öz fikirleri,vicdanları doğrultusunda hareket etmelidir.bülent yıldırım ın yaptığı da budur.islami bilinçle hareket edenler,Allah tan başka kimseden korkmazlar,ölüm onlara mükafattır,çünkü işin içinde şehitlik vardır.bu bilinci idrak edemeyenler,bunu algılayamazlar,ölümden korkarlar.bu bilinçle hareket edebilenlere HELAL OLSUN...edemeyenlerde,ya da etmek istemeyenlerde yapılan iyi şeyleri kötülemek yerine sussa bile kardır.

mehmet karasoy (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:19:21

tamam hepsini anladık ama Arap ülkelerinden hiçbir kınama ve tepki gelmemesi sizce ne anlama geliyor.?

osman akçıl (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:19:17

Şimdi ben buradan baktığımda Türk halkını HAMAS ile Dirsek temasına getirerek Dolaylı yoldan Terörist bir gruba destek olmaya getirtiliyor !!!. İnsani yardım adı altında; İnsani Ahlaki ve Etik değerler suistimal ediliyor. İnsani yardıma varım ama Kullanılmaya ASLA.

abdullah tascı (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:19:14

bolca dayak yediniz .kolay gelsin türkiyede hergün şehitler kalkıyor camilerden

NE YAPTINIZ BU ŞEHİTLER İCİN sizin amacınız insani degil sizin amacınız siyası

SİZE TAVSİYEM TEKRAR DENEMEYİN GEMİNİZLE BU SEFER GEMIYLE DENİZİ BOYLARSINIZ BU ADAMLARIN HİÇ ŞAKASI YOK KİMSEDENDE KORKMUYOR CÜNKİ GÜC ONLAR

Alican Berkmen (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:19:11

Bu adami muhatap alip konsuturan zihniyeti kiniyorum... Sehitmisler... hadi ordan ..sen sehitsen 19 yasinda hayatini kaybeden mehmetcik ne? Futursuzca konusuyor medya da dinliyor....ulke ne hale geldi..yazik..

KENAN GÖREN (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:19:02

DÜNYAYI HAREKETE GEÇİRİRİZ. GERİSİ DEVLET BÜYÜKLERİ DÜŞÜNSÜN. Sen kimsin hangi sıfatla hangi cesaretle ve kimin adına bunları söylüyorsun. Ülkem kşmlerin elinde belli değil. Önüne gelen Ülkem adına racon kesiyor.

ihsan çepni (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:18:43

SAYIN BAŞBAKAN'IN SEÇİM YATIRIMI ŞOVU HÜSRANLA NOKTALANMIŞTIR.. MESELE BUNDAN İBARETTİR VE TÜM YAYGARALAR BUNUN İÇİN KOPMAKTADIR..

Çetin Nur (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:18:28

Adamlar Hamas'ı düşman ilan etmişler, ablukaya almışlar, bizimkiler yok diyorlar, illaki gireceğiz diyorlar. Biz de PKK yı düşman ilan ettik. Birileri, yok illaki ben sizin topraklarınızdan geçip kandile yardım götüreceğim dese ne yapardık?

sema elyürek (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:17:34

Ben hala neyi anlayamıyorum biliyo musunuzz,Türküm Müslümanım diye geçinen siz bazılarının bizim vatandaşlarımıza ve tüm dünya vatandaşlarına aynı anda yapılmış bir zulmü kınamayışınızı!!!Ve hatta İsrail gibi haddini aşmış insanlıktan bi haber bir devlete hak vermenizi pes be kardeşim!!!

yaşar meriç (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:17:14

Bu hengamede tek kazanan İHH oldu..

Zira Deniz Feneri rezaletinden sonra bu tür dini motifli derneklere halkın para yardımı azalmıştı..

Bu müthiş reklamdan sonra İHH'ya oluk gibi para akacağı muhakkak..

Ben yiyemedim sen ye..

Afiyet olsun..

Saygılar efendim..

Kenan ÖZTÜRK (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:16:56

Aynı şekilde bunları o tahsis edilen uçaklarla Kuzey Irak a göndersinler. Gidinde Kuzey Irak ta PKK ya karşı savaşında şehit olun. Sizin yüzünüzden 6 tane gencin yasını tutamadı bu ülke onlar siz kafanıza göre takılın rahat rahat İslam kardeşleri için giderken onlar ülke için ŞEHİT oldu..

Fahri Aksöz (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:16:18

10 kisinin olumune sebep oldun.Provakasyon yapmayi ve siyasi lider gibi konusmayi birak.

adil değil (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:16:13

Yaşananlara bir bütün olarak bakıldığında konu AKP'nin ciddi bir propaganda aracına dönüşmüştür. Bu durum gelişmelerin önceden öngörülüp kasıtlı olarak oluruna bırakıldığını veya çuvalladık ama bundan nasıl fayda sağlarız mantığının harekete geçtiğini düşündürüyor.

Yorum tenkit (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:15:08

Benim anlayamadığım bu gemi İstanbul ve Antalya dan yolcu aldı.Bu yolcular bu gemiye nasıl bindiler.Pasaportları varmıydı.çıkış yapıldımı.Bu kadar Türk vatandaşı ilgililerce bile bile bu tehlikeli maceraya nasıl gönderildi.Bu ölenlerin sorumlusu kim.Bu olay böyle geçiştirilemez.Araştırılması gerek.

Brenda MBIR (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:15:02

HER $EYÍ DÜ$ÜNDÜNDE, ÍZÍN ALMAYI NÍYE DÜ$ÜNEMEDÍN? BÍR ÍSRAÍL'LÍ SENÍN BAHÇENE ÍZÍNSÍZ GÍRSE NE YAPARSIN?

!!!!! BİR DE GÖZLEMLEDİĞİM,İŞLERİNE ÇOK GELMEYEN YORUMLARI YA YAYINLAMIYOR,YA DA KIRPIP YAYINLIYOR,BENİM YORUMUMDA "getirilen dializ makinalarının da tarihi geçmiştir" gibi bir cümle vardı "getirilmiş ilaçların tarihi geçmiştir"diye yazan bir yorumcuya cevaben yazmıştım.kırpılmış

arkadaş...



sen hiç yere düştün mü?
kalabalık içinde,herkesin omuz verdiği ortamda,durduk yerde bir kütüğün devrilişi gibi devrildin mi?

sen, düşeceğinin göstergesi sallanışı yaşarken,bir omuza yaslanıp ayakta dururum dediğinde,etrafında gördüklerinin sadece casper tarzı hayaletler olduğunu anladın mı hiç?

tek başına kalmışlığı hissettin mi?

etrafımdakiler de kimdi? dedin mi?

vay be ! dedin mi?

darlıklarında yanlarına koştuğun,darlığında seni yok saydı mı?

Allah kimseyi bu hallere koymasın,ya da Allah her insanı o hallere koysun ki; dostunu düşmanını ayrıştırsın.o zamanlarda düşman dediğin,dostun(!)dan yakın olabiliyor biliyormusun?

hani beraber maça gitmiştiniz,hani beraber konsere...

hani birlikte turlara katılmıştınız...

hani dertlerinizi konuşmuş,paylaşmıştınız...

aşkını anlatmıştın ona,o da sana anlatmıştı,saatlerce...

hani galata köprüsünün altında bira içip,şarkı söylerken birlikte gülmüştünüz "ben seni bi öpiyim abi! "diyen sevimli sarhoşa...

hani ortaköyde denize düştüğünde elinden çekip karaya almıştın o arkadaşını "gülmeyin bak,fena olacak"derken ,yerlerde yatıp eğlendiğiniz o arkadaşların nerede?

nerede birlikte adalar a giderken şarkı söylediğin arkadaşların...

nerede birlikte kavgalara girdiğin dostların...

"sen benim en iyi arkadaşımsın!"diyenlerin nerede?

ben hepsinin masal olduğunu gördüm,yaşadım, henüz görmemişlere tavsiyem, her an olacakmış gibi hazırlıklı olun ki; sıkıntısız geçiresiniz o anları.

Allah bunları göstermedi ya da göstermeyecek mi? o zaman ne mutlu size !

19 Mayıs 2010 Çarşamba

faydalı bilgiler

İyi yoğurt ekşir ve maya olarak kullanılır

Yoğurt, sütün mayalanmasıyla oluşan beyaz koyu kıvamda bir süt ürünü. Tam yağlı ve yarım yağlı olarak ikiye ayrılıyor. Tam yağlı yoğurt daha makbul. En iyi yoğurt koyun ve manda sütünden elde ediliyor. Gıda uzmanlarına göre gerçek yoğurt sulanabilir, küflenebilir, hatta ekşiyebilir. Ama yoğurt sulanmıyorsa, ekşimiyorsa, maya tutmuyorsa sütü doğru değildir. Tüketici aldığı yoğurdu, başka sütle mayalayarak yoğurt yapabilir. Eğer yoğurt tutuyorsa bu, maya olarak kullandığı yoğurt kaliteli anlamına geliyor.

11 Mayıs 2010 Salı

seyahat...

gezdim,geldim bir hafta.
bursa ya dokunarak,izmir e gittim.oradan antalya ya.antalya dan konya ya.konya dan ankara ya.ankara dan samsun a. samsun dan döndüm
izmir 565 km.izmir den antalya 446,antalya dan konya 323,konya dan ankara 258,ankara dan samsun 419,samsun dan istanbul 737 km.
ilginç bir seyahatti.antalya da saat 13.00 de müşterimde oldum,saat 21,45 te siparişimi aldım,dükkanı beraber kapattık,evi dükkanının karşısında olan müşterimin evine gittik.ayıptır söylemesi bir mangal yaptı,biz de yedik.arkasından bir okey çevirdik,oldu saat 03.00 .eee.kalsan kalınmaz,gitsen gidilmez.antalya da kalsam o gün konya yı bitiremeyeceğim.gitsem,gitsem mi diye düşünmek bile bana kalmadı.gittim.05.30 da konya daydım,bir otele atayım kendimi dedim ama oteller dolu.06.00 da toptancıların olduğu sitenin yanına çektim arabayı saat 10.30 a kadar arabanın içinde uyumuşum :) . diğer vilayetleri de sırasıyla turladıktan sonra evde olduğumda yine gece idi ve saat 03.00(aslında sabah)
bir iş seyahati daha mutlu sonla sonlanmıştı.iş iyiydi ve ben tek parça evimdeydim.

Annem...



yaş,65.


34 yaşında 3 çocuğu ile dul kaldı.babamdan kalan emekli maaşı ile,3 tane çocuğunu(en büyükleri bendim 15 yaş,kız kardeşim yaş 13,erkek kardeşim yaş 7)büyüttü,eğitti,öğretti.ucundan köşesinden üniversite de gördük.ben 3.yılda terk,erkek kardeşim 2 yıllıktan mezun.kızkardeşim enstitü mezunu oldu.hepimiz bir şekilde hayata tutunduk.


anneliğin ne olduğunu,benim ikizlerim olduğunda eşimin sabahlara kadar çocukları için uykusuz kaldığında fark ettim.anne için sınır yoktu,yorgunluk yoktu,uykusuzluk yoktu.o zaman anneme daha çok saygı duydum(eşime de).


annem,tahtakaleden kazak,hırka,terlik alır,getirir,semtte konu-komşuya satar,bize yokluğu yaşatmazdı.dikiş dikerdi.kızılaydan ilk yardım kursu görmüştü,iğnecilik yapardı.bu, ben liseyi bitirip,hayata atılana,ev geçimine katkı sağlamaya başladığım zamana kadar devam etti.sonrasında da devam etti.


biz annemizi çok seviyoruz,anneme hakettiği şeyleri ona verebildiğimize inanmıyorum.hala ona hakettiğini vermek için mücadele ediyoruz.Allah bize vermeyi nasip etsin diyorum.


annemin,yüzüne son otuz yılın izleri yerleşmiştir.yüzündeki o çizgiler,bizim üzerimizdeki haklarını,izlerini yansıtır.herkesin annesi bir başkadır.benim için; annem bambaşka.dünya bir yana,annem bir yana.cennet,onun ayakları altında...


bu yazı;annelerle ilgili bir yazı olmakla birlikte anneler günü ile ilgili değildir.


ANNELER GÜNÜNE KARŞIYIM.annesiz çocuklar için!


babalar gününe karşıyım.babasız çocuklar için!

ahlak mı? o da ne?

ben pek tv dizisi seyretmem.öyle aramızda bir bağ oluşmaz yani.göbek bağsız dizilere arada bir ki; bakımlarımda (türk edebiyat tarihinde yapılmış tüm cümlelerin altına mayın döşemiş gibi kendimi hissettiğim kelimeler dizisi yaptım bu arada) gözlediklerimi yazıyorum şu an.
aile dizisi modunda başlar hep,birini yüceltirler,idol olur;iyilik,güzellik,mertlik,dürüstlük(bu bay ya da bayan olabilir)anlamında.sonra topluma şırınga edilmek istenilen şey zerkedilir.dürüst,mert,iyi,yakışıklı olabilirsin bunlarla beraber eşini de aldatabilirsin(sana havada karada ölüm yok,sen şerbetlendin çünkü dizi başlarında).veya tam tersi bir aktris için de geçerlidir.namuslu birini oluştururlar,sonra namusunu şunun için terkedebilirsini aşılarlar.yine veya dizide size çok iyi bir karakter belirlerler,her şeyinizle mükemmel türk evladını oynarsınız,gıpta ile sizi seyreder seyirci;fakat,özel hayatınızda bir dergiye çıplak poz verdirirler size,iyi para karşılığı, tabu yıkarlar.
yani;gelmek istediğim yer,getirildiğimiz yerdir.ahlaki değerlerin hiç biri bir bok değildir,ye iç eğlen keyfine bak,çal çırp parçala,her şey senin için.herkes böyledir,böyle değilse de böyle olmalıdır.beyaz diye bir şey yoktur.her şey lekelidir.yersen...
MAALESEF YİYORUZ !

gün olur alır başımı giderim.DENİZden yeni çıkmış ağların kokusunda(belki de gitmem,dönerim)



izliyorum...
konunun başını kaçırmıştım,seyahatteydim.daha sonra geri kayıtları inceleyerek konuya vakıf oldum.deniz baykal'ın karısını aldattığının(bu kısmı kimsenin konuştuğu yok,konuşulan konu,özel kalem müdürüne milletvekili kapılarını açması)videosu internete düşmüş.dün akşam youtube dan buldum,seyrettim ben de o meşhur videoyu.bana deniz baykal gibi gelmese de erkek aktör,deniz baykal ı istifa ettirdiyse o video,baykal "evet o haltı yedim"demiştir bana göre.konunun eşini aldatma ile hiiç ilgisi yokmuş gibi davranılması,baykal ın kendisinin ve partisinin ve onun savunucularının tamamen konuyu başka bir mecraya kaydırmak istemelerini hiç kimsenin sorguladığı yok.ben konunun eş aldatması kısmına bakarken,onlar bize komplo kurdular , kısmında.o(farzedelim videodaki baykal),o haltı yememiş,karısını aldatmamış,evli bir kadınla birlikte olmamışçasına "bana,bize komplo kurdular!"safsatasını sayıklayıp duruyor.ve bunu da birileri destekliyor."evet,komplo bu! başka türlü olamaz" .yani deniz baykal ve bayan milletvekili,birlikte olmayı tasarlıyorlar,ama komployu başkaları kuruyor.tasarlayan kim ola ki!
deniz baykal ile bayan milletvekilinin birlikte olacağını kim biliyordu ve bunu birilerine ilan mı etmişlerdi.ve o kişiler,hükümet içinden insanlarmıydı.eğer bu komplo ise,demek ki baykal,o odayı sürekli bu işler için kullanıyordu(başka işler içinde kullanılabilirliği söz konusu).vs.vs.
burada dönen filmin adı YAVUZ HIRSIZ EV SAHİBİNİ BASTIRIR dan başka bir şey değildir.
bir kere hükümet,baykal ın muhalefetinden memnun(hiç bir şey yapmadıkları için muhalefet olarak) böyle bir komployu yapması için deli olmaları lazım.akıllı olmak lazım,sayın baykal a destek veren gönüldaşları siz dar düşünmek zorunda hissediyor olabilirsiniz,ama diğer insanlar sizin gibi düşünmek zorunda değil.burada bir tezgah var ise;bunu baykal tezgahlamıştır(mantıken),kendine benzeyen birisi(görüntü net değil çünkü) üzerinden kamuoyu oluşturmak istemiş,istifa ederim,12 gün sonraki kongrede de beni zorla(!) aday gösterirler,tekrar genel başkan olurum.bu komplo teorisi daha mantıklı...BU TEORİ İLE İLGİLİ ELİMDE BİR BELGE Mİ VAR? yoook! onların da yok ama sallıyorlar,ben de salladım ama benimki daha

16 Mart 2010 Salı

kayra duru




birbirlerini bazen yerler...ama bazen de :) "babba,kardeşime kızma!" diye racon keserler...:)





babasının yakışıklısı


ortadaki yastıklar,başına gelecekleri bildiğimizden...akşam nerede yattıkları belli ama sabah nerede kalkacakları belirsiz.:)
kızımın yaramazlık halleri...



çok yorarlar bizleri,öncelikle annelerini.ama ne yaparsalar yapsınlar,onlar bizim herşeyimiz.onların evde olmadıkları zamanlar evin tadı tuzu olmaz.çok da ayrı kalamayız zaten.hani yorgunluktan sıyrılmak için bazen bir-iki günlüğüne anneanne ya da babaannelerine bıraktığımızda daha ilk akşamdan evin ne kadar sessiz kaldığını hissederiz.çocuklarsız bir evlilik,aile kavramını barındırmaz bana göre.Allah, herkese nasip etsin,hem de ikiz,hem bir erkek,bir de kız.oğlunuz "baba hadi kavga edelim"dediğinde,kızınız da "babacığım"diye size sarıldığında,her ikisinin de ayrı güzelliğinin olduğunu hissedersiniz.burada ayrımcılık yapayım,babalar için kız bir başka.çünkü kız için baba başka.Allah o fıtratta yaratmış onları,babaya düşkün,babacı...erkek mi,eşŞek işte :) ...






Allah acılarını göstermesin...

kayra duru











7 Mart 2010 Pazar

dünya kadınlar günü...


dünya kadınlar günü,dünyada bir anlam ifade ediyor olabilir...ancak türkiye de bir anlam ifade edebileceğini düşünemiyorum.çünkü dünya kadınlar gününe sahiplenen kadınlarımız;hemcinsleri ile kendilerini eşitlemeden sahaya çıktıklarından,kendi idealizmlerini tatmin etmekten öteye gidemiyorlar...kadınları ikiye böldüklerinden;aynı görüntüde olunan kadınlar ve aynı görüntüye sokamadıkları kadınlar.aynı görüntüde olamadıkları kadınların dertleri,durumları kendilerini bağlamadığı için türkiye de kadınların gününün hiç mi hiç anlamı yok.

ve bütünlük olmadığı sürece türkiye deki kadınlar gününün sosyalizm kırıntısı bir gün olmaktan öteye gidebileceği yok.DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜZ MÜBAREK OLSUN...

4 Mart 2010 Perşembe

yine chp...

chp,gerçek yüzünü ortaya koyduuu.çarşafa rozet takan chp , baktı ki,buradan bir şey çıkmayacak aslına döndü ve çarşaf parçaladılar...çarşafa dolandılar...yok provakasyonmuş,yok bilmemneymiş; chp nin yaptığı takiyyenin daniskası...

8 Şubat 2010 Pazartesi

BEN!

sultanahmet ticaretten eve dönüşte sultanahmet meydanında otobüs beklemek çok eğlenceli gelirdi bana.ben 39 a binerdim. herkes neredeyse gitmiş olurdu,ben en son duraktan ayrılanlar içinde olurdum.çünkü 39 seyrek gelen bir otobüstü.zaten okula en uzak mesafede oturan öğrencilerdendim.bazen 37 ye binerdim.bazen de aksaraya kadar yürürdük,osmanla veya arifle.osman aksarayda,arif de fındıkzade de otururdu.osman ile hacıbozanoğullarına bazen uğrar,o küçük ama havalı lokantada fıstıklı baklava yerdik.osman tatlının üzerine ayran içerdi.benim de tuhafıma giderdi.aytaçla yürüdüğümüzde ise beyazıtta sayidoğlunda şöbiyet yerdik,ama şöbiyetin esaslısı lalelideki çavuşoğlundaydı...o yolu yürümeyi seviyordum.bazen gülhane parkına giderdik.gülhane parkına bir keresinde sınıfça kavga etmeye gitmiştik.o zaman lise 2 deydik.kız yüzünden (kızımız mehtap günaydın),diğer sınıftan ibrahim diye bir çocukla çıkıyordu,ibrahimin boş boğazlığı yüzünden,sınıfımızın kızını korumakla vazifelendirmiştik kendimizi.diğer sınıfa randevu verdik "gülhaneye gelin lan,orada görüşelim" gülhane hem gezme alanıydı,hem kavga.biz yirmi kişiydik,diğer sınıfın konu ile ilgilileri beş kişi ya da sadece onlar gelebilmişti.ibrahim de vardı gelenler içinde.bizim yanımızda saz da vardı,bir arkadaşımız saz çalardı.biz hem kavga etmeye hem müzik dinlemeye gitmiştik aslında.biz yirmi kişiden onbeşini kenara ayırdık.beşe beş kavga edecektik."eee,ne diyonuz şimdi lan!" muhabbetinden sonra,rakiplerden(!) iki kişiyi dövdük.birinde benim hasar vermişliğim biraz fazla olmuştu.sınıfın kavgacıları içindeydim ve genelde kavgaya ilk ben girerdim.ama üzüldüm sonrasında.mehtap"niye ona vurdun,o çocuk iyi bir çocuktu deyince" üzüntüm daha da arttı.bu kavgadan bir yıl sonra o sınıfın öğrencilerini bizim sınıfa verdiler.o sınıftan gelen arkadaşlardan fikri aydoğdu "o günkü kavgadan sonra aramızda konuştuk-çok delikanlılarmış ama,beşe beş kavgaya girdiler,çoğunluklarını kullanmadılar-dedik"diye anlatınca sınıfımla gurur duydum...
bu da öyle bir anı işte...

BEN!

sultanahmet ticaret lisesi(stl),güzel günlerimin geçtiği okulumdu.güzel arkadaşlıklar,güzel anlar yaşamıştım orada.birinci sınıftaydık.sınıf başkanı yaşar dı.soyadını unutmuşum :).iktidar zaafiyeti olan bir başkandı.iri yarı idi ama iktidar zaafiyetini,öğrencilerin ismini tahtaya yazarak yenmeye çalışırdı.dersin hocası geldiğinde,tahtaya yazılanlara fırça atacaktı ya,o da böylece zamanla iktidar elde edecekti :). o gün,dersin hocası yoktu ve sınıfta oluşan gürültüye okulun rehberlik hocası kayhan bey girdi hiddetle."niye bağrışıyorsunuz! bu tahtadakiler odama gelsin!" beş kişiydik tahtada ismi olan.isimlerini hatırlamadığım diğer dört kişi ile birlikte odasına gittik.odasında bir öğrenci vardı,kayhan beyin angarya yazı işlerini hallediyordu,üst sınıftan bir öğrenciydi.öğretmeni tanıdığını belirten bakışları ile "yandınız"dedi.sonrasında kayhan hoca girdi odaya."evet,niye konuşuyordunuz,söyleyin bakalım,sen!"diye hiddetle en başta duran arkadaşa sordu.ben en sondaydım.her arkadaşım "hocam ben konuşmuyordum"kıvamında cevap verdi.hoca da "tabi,tabi!"diye dalga geçti doğal olarak.en son bana geldiğinde "sen de konuşmadın di mi?"diye sorduğunda aldığı cevapla şaşırdı "hayır,ben konuştum hocam,herkes birbiri ile konuşuyordu zaten,ben de arkadaşlarımla konuşuyordum ve başkan konuşanların bazılarını yazdı.o bazılarından biri de benim"gibi bir cevap verdim.kayhan bey "bu işte.doğru,dürüst,mertçe yaptığınızı söylemelisiniz.sen kal,diğerleriniz çıkın dışarı!" kal dediği bendim :) ."evladım,okulda en ufak bir derdin olduğu zaman mutlaka bana gel,her türlü yardımımı göreceksin,aferin!".ben bir daha kayhan beyin odasına gitmedim,derdim olsa da gitmedim.ama odasından çıkarken yüzümde hoş bir tebessüm vardı.dürüstlük kazanmıştı :).kayhan hocaya o günden sonra daha fazla saygı gösterdim.

7 Şubat 2010 Pazar

bitmedi,bitmeyecek...

chp li antalya belediye başkanı mustafa akaydın dan evlere şenlik beyanat:"camiye ayakkabı ile giriliyor mu ki; gata ya türbanla girilsin!" .bu ne cahilane bir açıklamadır.bunlar,nasıl gata ya başörtülü birinin girmesinin hoşnutsuzluk yaratacağını savunurlar,bunu anlamıyorum ki;orduevlerine türbanlıların alınmamasını da anlayamamıştım.bunun yüzünden kuzenimin düğününe gitmedim.neyse bu salakça söylemlere daha fazla bir şeyler yazmanın anlamı da yok.

4 Şubat 2010 Perşembe

sevgili(!) osman durmuş...

mhp,12 eylül 1980 öncesinde sempati duyduğum,iki partiden biri idi.islami tarafı da vardı çünkü.80 sonrasında taşlar yer değiştirdiğinde mhp tamamen türkçü(ben de menşei türk bir vatandaşım) merkezli bir parti oldu.islam etrafındaki hareket yanlıları bbp yi kurdular,mhp ye sempatim(söylem ve hareketleri buna sebeptir)bir hayli azaldı.muhsin yazıcıoğlu nun bbp si daha sıcak göründü bana.şimdi daha net görebiliyorum tabloyu;osman durmuş gibiler sayesinde.mhp benim için artık hiç bir şey.başörtüsü konusunda yanar-dönerliği ile kendini belli eden mhp,osman durmuş un son çıkışı ile bitmiştir.mhp içinde binlerce başörtülü üye vardır,onların da artık bir şeyleri görmesi gerekmektedir.partisel kaygılar endişesi ile genel olarak başbakanın paralelinde gözükmesi gerekmemektedir sayın(!) osman durmuş un.ancak;emine erdoğan ın gataya alınmama girişiminde(ya da söyleminde),emine erdoğanın yanında olmak zorundaydı.başbakanın söylemini "nasıl böyle bir şey olabilir?"diye desteklemeliydi.renk verdi en sonunda mhp(mhp diyorum bahçeli,aksi bir açıklamada bulunmadı hala).peygamberlik konusuna hiç girmiyorum,saçmalığın tavan yaptığı söylemdi.osman durmuşun daha önce çocukça çıkışları olmuştu,bu söylemi ile çocuk bile olmadığını ortaya döktü.yazık...sizin partiniz için geçmişte döktüğüm dillere yazık!
hiç bir şeymişsiniz...

31 Ocak 2010 Pazar

schaub lorenz

bu marka,taa çocukluk yıllarımızda "benim televizyonum schaub lorenz"reklamıyla hayatımızda iz bıraktı.sonra kaybolup gitti.2 yıldır ulusal marketlerin standlarında yer buldu "arıza halinde birebir değişim"etiketiyle.bugün internette schaub lorenz ile ilgili bir yığın şikayetle karşılaştım.elinde schaub lorenz televizyonu olanlar;servis,değişim gibi garanti içeriklerini unutmalı diye düşündüm birden.bir internet sitesi dahi olmayan bu marka ve ithalatçı firma,vaad ettiği hiç bir şeyi yerine getirmiyor,gibi algı oluşturdu bende.herkes veryansın ediyordu,markaya.anladım ki; ben de elimdeki televizyon bozulursa normal bir tamirciye getirmek zorunda kalacağım.özellikle www.sikayetvar.com adlı şikayet sitesinde yazılanları okuyunca,tüketicinin maduriyetine,kulak tıkayan firmalar hala piyasada at koşturabiliyor.bu tür firmalar,ne olacak ki mantığı ile tüketiciyi madur etmekten sakınmıyor.sahi NE OLACAK!

22 Ocak 2010 Cuma

tarihe not düşülsün...

İŞTE CUNTANIN TUTUKLAMAYI DÜŞÜNDÜĞÜ 36 GAZETECİ:

Abdullah Aymaz
Abdullah Yıldız
Abdurrahman Dilipak
Ahmet Altan
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Bayramoğlu
Ali İhsan Karahasanoğlu
Cengiz Çandar
Ekrem Dumanlı
Emre Aköz
Etyen Mahçupyan
Fehmi Koru
Gülay Göktürk
Haluk Örgün
Hasan Celal Güzel
Hasan Karakaya
Hidayet Karaca
Hrant Dink
Hüseyin Gülerce
Kazım Güleçyüz
Mehmet Altan
Mehmet Ocaktan
Murat Belge
Mustafa Erdoğan
Mustafa Kaplan
Mustafa Karaalioğlu
Nazlı Ilıcak
Nuh Gönültaş
Perihan Mağden
Sadık Albayrak
Serdar Arseven
Sibel Eraslan
Umur Talu
Yavuz Bahadıroğlu

Tarihe not düşülsün...

İŞTE CUNTANIN 'İŞBİRLİĞİ' YAPMAYI PLANLADIĞI 137 GAZETECİ:

Abbas Güçlü
Adnan Bulut
Ali Baransel
Ali Can Değer
Ali Kırca
Ali Sirmen
Alper Turgut
Altemur Kılıç
Arslan Bulut
Ayşe Nur Bulut
Ayşe Nur Arslan
Ayşe Özgün
Baki Şehirlioğlu
Behiç Kılıç
Bekir Coşkun
Bülent Özdemir
Can Ataklı
Cem Aydın
Cüneyt Arcayürek
Coşkun Kırca
Emin Çölaşan
Enis Berberoğlu
Erdal Güven
Erdal Şafak
Erdem Arif Sürek
Ergun Ayaz
Erol Manisalı
Erol Mütercimler
Ertuğrul Özkök
Esin Dalay
Faruk Kırtay
Fatih Altaylı
Fatih Çekirge
Fikret Bila
Filiz Güler
Gül Sülün
Güler Kömürcü
Gündüz Aktan
Güneri Civaoğlu
Güngör Mengi
H. İbrahim Büyükfuran
Hakan Aygün
Haluk Şahin
Hasan Pulur
Hasan Ünal
Hayati Arıgan
Hayrullah Mahmud
Hikmet Bila
Hulki Cevizoğlu
İbrahim Yıldız
İclal Aydın
İlhan Selçuk
İlker Sarıer
İsmail Küçükkaya
İsmail Polat
İsrail K. Kumbasar
Kadri Gürsel
Kemal Yavuz
Kemal Yurteri
Kerim Can Kamal
Levent Gençelli
Leyla Umar
Mehmet Ali Kışlalı
Mehmet Faraç
Mehmet Güler
Mehmet Soysal
Mehmet Şehirli
Mehmet Tezkan
Mehmet Yakup Yılmaz
Melih Aşık
Metehan Demir
Metin Uca
Mine Kırıkkanat
Mine Şenocaklı
Muharrem Sarıkaya
Murat Çelik
Murat Demirel
Murat Yetkin
Mustafa Bağdiken
Mustafa Balbay
Mustafa Mutlu
Mümtaz Soysal
N. Oktay Apaydın
Nail Güreli
Namık Kemal Zeybek
Necati Doğru
Necdet Sevinç
Nejdet Coşkun
Nuray Başaran
Nuri Çolakoğlu
Nuri Elibol
Nuri Sefa Erdem
Oktay Ekşi
Olga Ünaydın
Orhan Birgit
Orhan Saat
Özdemir İnce
Rahmi Turan
Rıza Zelyut
Ruhat Mengi
Ruşen Çakır
Sabahattin Önbikar
Saygı Öztürk
Sedat Ergin
Sefer Darıcı
Serdar Akinan
Serhar Alaattinoğlu
Soner Yalçın
Sultan Uçar
Süheyl Batum
Süleyman Arat
Şenol Demirci
Şükran Pakkan
Şükrü Küçükşahin
Taki Doğan
Taşkın Şenol
Tayfun Devecioğlu
Taylan Sorgun
Tufan Türenç
Tuncay Özkan
Ufuk Büyükçelebi
Ugur Cebeci
Uğur Dündar
Uğur Şefkat
Ümit Özdag
Ümit Zileli
Ünal İnanç
Yalçın Bayer
Yalçın Bel
Yaşar Nuri Öztürk
Yavuz Gökalp Yıldız
Yazgülü Aldoğan
Yılmaz Özdil
Yücel Yener
Zafer Mutlu
Zafer Tokuş
Zekeriya Beyaz
Zübeyir Kındıra

İŞTE CUNTANIN 'İŞBİRLİĞİ' YAPMAYI PLANLADIĞI 137 GAZETECİ:

Abbas Güçlü
Adnan Bulut
Ali Baransel
Ali Can Değer
Ali Kırca
Ali Sirmen
Alper Turgut
Altemur Kılıç
Arslan Bulut
Ayşe Nur Bulut
Ayşe Nur Arslan
Ayşe Özgün
Baki Şehirlioğlu
Behiç Kılıç
Bekir Coşkun
Bülent Özdemir
Can Ataklı
Cem Aydın
Cüneyt Arcayürek
Coşkun Kırca
Emin Çölaşan
Enis Berberoğlu
Erdal Güven
Erdal Şafak
Erdem Arif Sürek
Ergun Ayaz
Erol Manisalı
Erol Mütercimler
Ertuğrul Özkök
Esin Dalay
Faruk Kırtay
Fatih Altaylı
Fatih Çekirge
Fikret Bila
Filiz Güler
Gül Sülün
Güler Kömürcü
Gündüz Aktan
Güneri Civaoğlu
Güngör Mengi
H. İbrahim Büyükfuran
Hakan Aygün
Haluk Şahin
Hasan Pulur
Hasan Ünal
Hayati Arıgan
Hayrullah Mahmud
Hikmet Bila
Hulki Cevizoğlu
İbrahim Yıldız
İclal Aydın
İlhan Selçuk
İlker Sarıer
İsmail Küçükkaya
İsmail Polat
İsrail K. Kumbasar
Kadri Gürsel
Kemal Yavuz
Kemal Yurteri
Kerim Can Kamal
Levent Gençelli
Leyla Umar
Mehmet Ali Kışlalı
Mehmet Faraç
Mehmet Güler
Mehmet Soysal
Mehmet Şehirli
Mehmet Tezkan
Mehmet Yakup Yılmaz
Melih Aşık
Metehan Demir
Metin Uca
Mine Kırıkkanat
Mine Şenocaklı
Muharrem Sarıkaya
Murat Çelik
Murat Demirel
Murat Yetkin
Mustafa Bağdiken
Mustafa Balbay
Mustafa Mutlu
Mümtaz Soysal
N. Oktay Apaydın
Nail Güreli
Namık Kemal Zeybek
Necati Doğru
Necdet Sevinç
Nejdet Coşkun
Nuray Başaran
Nuri Çolakoğlu
Nuri Elibol
Nuri Sefa Erdem
Oktay Ekşi
Olga Ünaydın
Orhan Birgit
Orhan Saat
Özdemir İnce
Rahmi Turan
Rıza Zelyut
Ruhat Mengi
Ruşen Çakır
Sabahattin Önbikar
Saygı Öztürk
Sedat Ergin
Sefer Darıcı
Serdar Akinan
Serhar Alaattinoğlu
Soner Yalçın
Sultan Uçar
Süheyl Batum
Süleyman Arat
Şenol Demirci
Şükran Pakkan
Şükrü Küçükşahin
Taki Doğan
Taşkın Şenol
Tayfun Devecioğlu
Taylan Sorgun
Tufan Türenç
Tuncay Özkan
Ufuk Büyükçelebi
Ugur Cebeci
Uğur Dündar
Uğur Şefkat
Ümit Özdag
Ümit Zileli
Ünal İnanç
Yalçın Bayer
Yalçın Bel
Yaşar Nuri Öztürk
Yavuz Gökalp Yıldız
Yazgülü Aldoğan
Yılmaz Özdil
Yücel Yener
Zafer Mutlu
Zafer Tokuş
Zekeriya Beyaz
Zübeyir Kındıra

ebu zer

bir iki gündür internet medyasında geçilen bir baskın haberinde,ismi geçen afganistanda olan(internet videolarından da öyle anlaşılıyor) ebu zer isimli(lakaplı) mücahid(haberlere göre terörist).haberler,ilk okuduğumda gördüğüm kadarı ile tek noktadan çıkmıştı.geneli aynı kelimelerle baskını anlatıyordu.özellikle yeni şafak ve zaman gazetelerinin internet sitelerinde ebu zer ile çarpıcı bilgiler yazılmıştı.yani aşağılayıcı her türlü etiket yapıştırılmıştı.
ben,özellikle islam coğrafyalarındaki haberlere kulak kabartırım ve gözlerim.ebu zer in videoları internet üzerinde 5 yıldır(takriben) var.en son mayıs 2009 tarihli afganistandaki videoları yayınlandı.daha eskiler çeçenistan topraklarında idi.
tekrar,el kaide uzantılı baskın konusuna gelecek olursak,internet haberlerine göre,bu kişinin video görüntüleri yakalanmış,o görüntülerde türkiyeli müslüman yazarlara dil uzatılıyormuş vs.bilgiler yazıldı.hatta ileri sürüldü tarzı yazıldı.bu videoların baskın evinde olması ve bunun da flaş haber gibi geçilmesi komik olan.bu videolar zaten internet üzerinde,youtube da ve diğer video sitelerinde mevcut.ayrıntılı olarak kendinden bahsediyor,gazete haberlerinde yazmayan bir yığın şeyde dile getiriyor.türkiye deki baskın yapılanlar ile herhangi bir bağı var mıdır,yok mudur bilemem,ancak inanmadığım bir şey var; o da afganistanda olan bu kişi ve arkadaşlarının afganistandaki türk gücüne saldırıda bulunacağı haberleridir.eğer internetten bu zamana kadar izlediğim kişi olan ebu zer. kendini çok iyi kamufle etmediyse...

7 Ocak 2010 Perşembe

gaziosmanpaşa ihlliler...

gop ihl den arkadaşlarla rami kışlasında top oynamaya gittiğimizden bir enstantane :) şu dönemde bu kadar gülen yüzü bir arada görmek biraz zor ...
gaziosmanpaşa imam hatip lisesi orta bölüm öğrencileri...sene 1979-80 gibi...

3 Ocak 2010 Pazar

BEN!

düz lisede aklımda kalan tek öğretmen,ekrem öğretmen.biyoloji öğretmeniydi.o da dışarıdan dersler boş geçmesin diye gelirdi.beni ekstra severdi :) boş derslerde top oynardık,okulun bahçesinde,bir gün çok şık bir hareketimi görmüş, bana "sen bir yerde top oynuyormusun?" diye sormuştu."hayır,oynamıyorum"deyince."Allah Allah,du bi bakalım"demişti,hani bir yere topçu olarak yerleştirecekmiş gibi ama olmadı işte :).bir de bir ingilizceci vardı.ismini hatırlamıyorum,o da beni bir gün dersten atmıştı.nedeni de; hani benim ingilizcem ortaokuldan iyiydi ya.ingilizce dersi bana faso fiso gelirdi,millet dersi anlamaya çalışırken,ben bir insan resmi yapmıştım.öğretmen de yaptığım resmi görüp "neyin resmi bu ?" diye sorduğunda verdiğim cevap dersten atılmama sebep olmuştu.cevap şuydu "sizin resminiz hocam"(resim yamuk yumuk bir tiplemeydi).ben o dersi okulun bahçesinde geçirdim,arkamdan da "bunu sınıfta bırakacam ama kanaati aşan notlar alıyor! ingilizce dersi iyi !" :)
öğrencilerden de hatırladıklarım; duran,ercan,irfan,burada da ahmet siyami gürbüz,nesrin özer,nilay sezer,nurhan...
düz lise de gördüğüm şey aslında içler acısıydı.koskoca sınıftan geçen bir öğrenci vardı;birol.yani direk geçen,diğerlerinin çoğu bütünleme imtihanlarında geçerdi.ihl deki eğitim adam gibiydi,düz lisedeki eğitim ise yetersizdi.

BEN!

bir üst sınıfa ökk ile geçtikten sonra,düştüğüm bölüm edebiyat oldu.ben edebiyat istemiyordum.o ara öğretmen olan bir yakınım,meslek liseleri imtihanına girmem için bana haber gönderdi.ben de imtihana girdim ve ticaret lisesini kazandığım haberini gönderince,edebiyat bölümüne düşmenin ezikliğini ticaret lisesine geçerek atlattım :) .sevimli bir okuldu.yeni arkadaşlar,yeni öğretmenler hayatıma girmeye başladı.ingilizce öğretmenim asuman hanım,fizik öğretmenim filiz hanım,coğrafya öğretmenim lemis hanım,tarih öğretmenim güler hanım,matematik öğretmenim mustafa bey,muhasebe öğretmenim ayhan bey...değer verdiğim öğretmenlerdi.kamil (bey bile diyemiyorum) , değer vermediğim,hatta öğretmen bile sayamadığım bir şahsiyet.aklıma hızlıca gelenler bunlar...
öğrencilerden ise,aytaç güner(mali müşavir şu an),ümit mehmet güven(gümrük komisyoncusu),mehtap günaydın,neşe çelebi,sertaç,serdar arseven(gazeteci-vakit),saadet kızılkan,çiğdem benhesavi,füsun,ahmet tosun(koçların mali müşaviri),fikri(muhasebeci),cengiz şirin(mali müşavir),ramazan kuzu,kamil,ayla kurman,suziye...
bunlarda öğrencilerden aklıma gelenler...
matematik öğretmenimiz mustafa bey,okuldan ayrılacaktı,tayini çıkmıştı.ben de sınıf başkanıydım o ara...mustafa hoca,sert ama adam gibi adamdı.duygusal bir konuşma yaptı,hangi şartlarda öğrenim gördüğünü,siyasi olarak hangi süreçlerden geçtiklerini anlattı,gözlerinin yaşlandığını farkettik.konuşmasının sonuna geldiğinde,en ön sıraya yanaştı ve hoşçakalın kıvamında son cümlesini kullandığında o ana kadar o konuşurken,göz,el,kol hareketleriyle sınıfı ettiğim organizasyonla "şimdi"dercesine yaptığım hareketle sınıfı asker gibi, aynı anda, zıpkın gibi saygı göstergesi olarak ayağa diktiğimi hatırlıyorum; bir kez daha duygulandı.bize hep sert yanını gösteren hocamız,duygu seli içinde yüzmeye başladı.biz kendimizle gurur duyduk,saygıyı hakedene olması gerektiği gibi göstermiştik.o da gerçek öğretmen olduğunu dibine kadar hissetmişti.nerdesin bilmiyorum hocam;yaşıyorsan kulakların çınlasın,vefat ettiysen Allah rahmet eylesin.
ingilizce hocamız asuman hanım; ablam :)) .ingilizcem ortaokuldan beri iyiydi.ortaokul bilgimle liseyi bitirdim diyebilirim.çünkü,genelde ortaokullarda ingilizce ve matematik dersleri boş geçerdi.o nedenle öğretmen ortaokul bilgilerini öğrencilere aktarırdı,ben de o derslerde eğlenirdim:) ,asuman hocam beni severdi ama,bazen zıvanadan çıkarırdım herhalde...özledim o yılları...

2 Ocak 2010 Cumartesi

Gittiğim illerden-Eskişehir-

Eskişehir,bana hep yaşanılası bir il olarak gelmiştir.İnsanları Türkiye geneline göre daha insan,daha seviyeli,daha kültürlü gelir bana.Bir adres sorsanız,neredeyse sizi alıp oraya getireceklermiş gibi davranırlar.Öğrenci şehri olduğundan bir çok kafeteryaya sahiptir.Gecenin bilmem kaçında bir şeyler yemek için açık mekanlar bulabilirsiniz.Eskişehir de yiyilecek şeyler içinde bir çiğ börek,bir de tren garı tarafındaydı sanırım köfteci ali den köfte.Özellikle ilkbahar-yaz dönemlerinde gece hiç olmaz gibi gelir bana.Sokaklarda birileri mutlaka vardır.
Termal otelleri vardır,şehrin göbeğinde.Eskişehirlinin bir de takım tutkusu vardır;es-es.

BU İSİMLERİN KAÇINI BİLİYORSUNUZ?

Bahri Tanrıkulu;Dünya Şampiyonu Tekvandocumuz
Nazmi Avluca;Dünya Şampiyonu Güreşçimiz
Marsel İlhan;Grand slamlerde mücadele kazanan ilk Türk tenisçi
Fatih Avan;Akdeniz oyunlarında cirit atma şampiyonumuz
Selçuk Çebi;Dünya Şampiyonu Güreşçimiz
Sibel Özkan;Dünya Şampiyonasında 1 altın,1 gümüş,1 bronz alan haltercimiz
Gülsüm Tatar;Dünya ve Avrupa Şampiyonu bayan boksörümüz

28 Aralık 2009 Pazartesi

Utansın...

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!
Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan,doğuran kısrak utansın!
Eski çınar şimdi Noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!
Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!
Ey binbir tanede bitmeyen tek renk,
Bayraklaşmıyorsan bayrak utansın!
Üstad Necip Fazıl Kısakürek

26 Aralık 2009 Cumartesi

hepiniz...


osman baydemir denilen yavşak, kendi milletvekillerine "şahin,güvercin"benzetmelerine bozulmuş.ben de bozuldum.siz ne şahinsiniz,ne güvercin.hepiniz,birer yılansınız,koynumuzda beslediğimiz yılanlar...

21 Aralık 2009 Pazartesi

BEN!

...ve ortaokul eğitiminden hatırladıklarım;sınıfta kalan öğrenci sayısı 100 de 2 filandı.sınıfın yarısından çoğu teşekkür,takdir ile sınıf geçerdi.teşekkür ve takdirin kıymetli bir değerlendirme yöntemi olduğunu bu nedenle anlayamamıştım(herkes bunlardan aldığı için).ben takdir hiç alamadım,ancak hep sınırında teşekkür alırdım.takdiri kıl payı kaçırırdım.
babam vefat etti...
okul,saat dörtte,beşte bitiyor,öğle yemeğini okulda yiyorduk.bizi annem,babamın emekli maaşı ve kendince yaptığı ticaretle (tahtakaleden kazak,terlik vs alıp-satmak gibi) bizi okutmaya çalıştı.ben öğle yemeği masrafını bahane ederek,öğleye kadar olan düz liseye gittim.annem de saygı gösterdi.ben sonraki zamanlarda pişman oldum.çünkü neredeyse oradaki tüm arkadaşlarım bir baltaya sap oldular.ben ise kendimi,kaos içine attım.düz lisede fırlamalık prim yapıyordu.hayatında zayıf dersi olmayan ben,ilk dönem sekiz zayıfla tanıştım.yıl sonunda dört zayıf ve ökk ile edebiyat dersinden bir üst sınıfa geçtim.

19 Aralık 2009 Cumartesi

Ürdün'den bir diyalog...

Vakit gazetesi yazarı Nevin Soysal Aydın, Ürdün Notları adı altında bir yazı dizisi hazırlamış,orada ilgimi çeken iki muhabbet vardı...Onun ağzından aktarıyorum:
"Ali bey Türkçe öğrenmek için bir süre konsolostuktaki kursa devam etmiş ama yarıda bırakmış,Kız kardeşi,Mekke'de bir Türkle evli...
...Türkiye'yi Ürdün'den daha çok sevdiklerini söylüyor...Ali bey taksi şoförlerinin yabancı dil bilmediğinden şikayet ediyor."Türkler misyonları gereği yabancı dil bilmiyor ama taksi şoförlerinin bilmesi lazım"diyor.Biz kendisine Recep Tayyip Erdoğan'ın da yabancı dil bilmediğini söylüyoruz.-Onun one minute demeyi bilmesi yeterli-diyor."
"Ürdün'de beni en çok etkileyen olaylardan biri de arkadaşımız Nuri Özcan'ın başından geçiyor.Jerash antik kentinin mescidinde namaz kılmak isterken,orada bulunan Ürdünlüler,imam olmasını istiyorlar.O da kendisi seferi olduğu için imamlık hakkının ev sahibi olarak kendilerinde olduğunu söylüyor.Ürdünlülerin cevabı ise bizi hem gururlandıracak,hem de omuzlarımızdaki yükün bütün ağırlığını hissettirecek mahiyette -TÜRK'ÜN OLDUĞU YERDE,TÜRK İMAM OLUR.-"

16 Aralık 2009 Çarşamba

BEN!

ilkokulda sınıf birincisiydim...
ilk iki senemde osman öğretmenim vardı,iyi öğretmendi.bir kere kendisinden dayak yemişliğim oldu.niye mi?ayhan isminde bir arkadaşımı dövmüştüm,dedesi şikayete geldi,okula.benim ayhanı dövdüğüm gün,öğretmen izinliydi.onun yokluğunda bir çocukluk kavgası yapmıştım ve ben dövmüştüm işte.akşam eve geldiğimde,rahmetli amcam,kimdir,nedir,nerede otururlar bunlar,gidip babasını döveyim ben de,diye tutturdu,zor zaptettiler.
sonraları mutaasım öğretmen diye bir öğretmen geldi.kendine hayrı olmayan birisi diyeyim.sonra sol kuşaktan ekrem öğretmen,o da ayrı bir hikaye...o da beynimizi yıkamaya çalışırdı,biz o yaşlardayken.emek,trabzonspor filan.trabzonspor anadolu takımı,ezilenlerin takımı filan diye takım üzerinden siyaset yapardı.son sınıfta kezban öğretmenim oldu.o da iyi bir öğretmendi.ilkokul böyle geçti.
okuldan hatırladıklarım,daha ilk gün bir kaç okul malzemem çalınmıştı.okulun bahçesinde sıraya girip,andımızı okuduğumuzu hatırlıyorum.arka bahçesinde koşturmamızı,bir de okulun 3 parmak kadar genişliği olan demir korkulukları üzerinde yürüdüğümü,iki kardeş vardı,birinin adı nevzat,diğerinin de erdoğandı galiba...onlarla okul dışında tek başına kavga ettiğimi :). kavgayı seviyordum,çocukken.başkaca hatırladığım,isimler;gülten azem,bir başka erdoğan,atilla dereli,mihriban soyyiğit,reyhan,hatice,ali kocatepe(yok şarkıcı olan değil),veysel doğan,faruk karabacak,haluk torun...
okul müdürü,halukun babasıydı.sertti,sevmediğim terbiye yöntemleri vardı.
sonra babam(rahmetli),beni ihlye vermek istediğini söyledi,istersem gitmeyebilirdim.hatta istediğim zaman,beni normal ortaokula vereceğini de söyledi.babamı dinledim.o zaman ihllere imtihanla giriliyordu.ben 220 kişi içinden 19.olarak okulu kazandım.numaram 59 oldu.ilkokuldaki numaram da 85 ti.okulu sevmiştim,güzel insanlar,güzel abiler vardı.abiler deyince ilk aklıma gelen neslibey abi; şimdi bağcılar merkez cami imamı.aziz abi,erzurumda doktormuş.arkadaşlarıma gelince ismail topal(şu an o da doktor),ahmet siyami gürbüz(nerede bilmiyorum),ahmet aksu(kendi şirketleri varmış),hasan öztürk,numan çetinkaya,ali gel,cevdet külekçi,erol dönmez,

12 Aralık 2009 Cumartesi

dtp de kapatıldı.

dtp muradına erdi...
kapatılmak için ellerinden geleni ardlarına koymayanlar,nihayet o makus talihe erişti.nolacak şimdi?
bir bok olacağı yok,yeni bir parti kurarlar,yeniden apo söylemlerine girerler,o parti de kapanır.bu böyle sürer gider.bizler küfür ederken yeni partiye küfür etmeye başlarız.hepsi bu.değişen ettiğimiz küfürün harfleri,o kadar!şerefsiz ...liler(o üç noktaya yeni partinin adını siz yazın.

9 Aralık 2009 Çarşamba

kravat


7. yüzyıldaki 30 Yıl Savaşları’na Fransız Kralı XIII. Louis
komutasındaki ordu çatısı altında katılan Hırvat askerlerinin üniformalarının diğer askerlerinkinden ufak bir farkı bulunmaktaydı. O da boyunlarına eşleri, sevdikleri ya da annelerinin boyunlarından çıkardıkları atkıları askerlerin,
boyunlarına kötülüklerden uzak duracakları inancıyla özel bir düğümle takılan atkılardı. Bu atkıların takılma sebebi askerlerin yurtlarını, evlerini ve sevdiklerini unutmamaları ve onlar için savaşmalarını istediklerindendi.
Şu tesadüfe bakın ki, şimdileri kocalarının sabahları işe giderken kravatlarını düzelten karılarının davranışları Hırvat eşlerinkine ne kadar benzemekte… Ayrıca ne gariptir ki her sabah yaklaşık 500 milyon erkeğin kravatlarını takarken bilmeden de olsa Hırvat askerlerini yadetmektedirler…
Fakat bu hikayeye sahip olan kravat sonraları Fransız modacıların vazgeçmedikleri bir aksesuar haline gelmiştir.
şimdi ...
bu kravat günümüzde resmi kurumlarda,ya da ciddiyet kazanılması adına kullanılan olmazsa olmaz aksesuar olarak hayatımızdaki yerini aldı.ne idüğü belirsiz bu takıyı takmazsanız laubali,ciddiyetsiz varsayılıyorsunuz işyerinizde.
şöyle bir düşünün boğazınızdan sarkıttığınız bir bez,sizin statünüzü belirliyor.aklı başında birisi olarak bir daha düşünün,hiç bir vasfı,yararı olmayan,hatta zararı bile olabilen(yüzünüzü yıkarken,lavobaya sürtünür örneğin)bu bezi takmaya mecbur bırakılmışız,salakça bir durum ama kimse demiyor ki;"niye biz bunu takıyoruz"veya hiç bir işveren şunu diyemiyor "ben personelime niye bu salak bezi taktırıyorum,bu ne işe yarar ki!"

7 Aralık 2009 Pazartesi

duru,kayra faaliyette...

spor zamanı...
okuma zamanı...
internet zamanı...
gezmek zamanı...
baklava yapma zamanı...:)

ikizler faaliyette :))

odalarını boyatmak istediler,babalarına"beraber boyayacağız"demiştim,birlikte başladık boyamaya,boyları yettiği yerlere kadar kendileri boyadılar,sonrası bize kaldı tabi.niye mi iki renk? öyle istedi haşmetleri,ikisi de kendi renklerini isteyince,odanın yarısı mavi,yarısı pembe boyandı.
hamarat kızım duru.
kafasına boya damlamasın diye fazla sardık herhalde :)) .kayra.
oğlum,aradığını bulamamış,şimdi de nasıl toplayacağını düşünüyor,onların toplanması da bize kaldı.
okuruz biz,araştırırız,bakmayın küçük göründüğümüze,biz okuma yazma da biliyoruz,yüzüyoruz da,satranç da oynuyoruz...akıllı çocuklara benzemiyor muyuz? :)))

5 Aralık 2009 Cumartesi

hücresine...



hücresine,hatta hücrelerine...
köpeği 1 m2 hücreye sokacaksın,sonra da sokacaksın,aç susuz bırakacaksın...
binlerce insanın kanına girmiş şerefsize yer beğendiremiyor türkiye.ha bire açıklama yapılıyor ; "yok efendim,hücresi güzel,yok yanlış anlaşılıyor,yok biz ona bakıyoruz"kime neyin hesabını veriyorsunuz diye sorarlar adama.bir de onun için diğer itler sokaklara dökülüyor.insan olana bunu nasıl izah edersin,bilmiyorum.
bu ite bir fiske vurmamışlardır,ama İBDA-C lideri salih mirzabeyoğlu'nun anasından emdiği süt burnundan getirilmiştir.bu it yani apo iti,binlerce insanın kanının akmasına zemin oluşturmuştur,mirzabeyoğlu ise bir insanın öldürülmesine sebep olmuşmudur,şüpheli.bu nasıl adalettir.nasıl çifte standarttır.niye acep? mirzabeyoğlu için sokaklara kimse çıkmayıp,bir yerleri yakmadığı,polisle çatışmadığı için mi?yazık ya!adalet kavramına yazık.apoya bu muamele reva görülüyorsa "el bebek,gül bebek",mirzabeyoğlu hawai ye tatile gönderilmeli.
adalet olmayan yerde şereflilikten söz edilemez.