19 Mayıs 2010 Çarşamba

faydalı bilgiler

İyi yoğurt ekşir ve maya olarak kullanılır

Yoğurt, sütün mayalanmasıyla oluşan beyaz koyu kıvamda bir süt ürünü. Tam yağlı ve yarım yağlı olarak ikiye ayrılıyor. Tam yağlı yoğurt daha makbul. En iyi yoğurt koyun ve manda sütünden elde ediliyor. Gıda uzmanlarına göre gerçek yoğurt sulanabilir, küflenebilir, hatta ekşiyebilir. Ama yoğurt sulanmıyorsa, ekşimiyorsa, maya tutmuyorsa sütü doğru değildir. Tüketici aldığı yoğurdu, başka sütle mayalayarak yoğurt yapabilir. Eğer yoğurt tutuyorsa bu, maya olarak kullandığı yoğurt kaliteli anlamına geliyor.

11 Mayıs 2010 Salı

seyahat...

gezdim,geldim bir hafta.
bursa ya dokunarak,izmir e gittim.oradan antalya ya.antalya dan konya ya.konya dan ankara ya.ankara dan samsun a. samsun dan döndüm
izmir 565 km.izmir den antalya 446,antalya dan konya 323,konya dan ankara 258,ankara dan samsun 419,samsun dan istanbul 737 km.
ilginç bir seyahatti.antalya da saat 13.00 de müşterimde oldum,saat 21,45 te siparişimi aldım,dükkanı beraber kapattık,evi dükkanının karşısında olan müşterimin evine gittik.ayıptır söylemesi bir mangal yaptı,biz de yedik.arkasından bir okey çevirdik,oldu saat 03.00 .eee.kalsan kalınmaz,gitsen gidilmez.antalya da kalsam o gün konya yı bitiremeyeceğim.gitsem,gitsem mi diye düşünmek bile bana kalmadı.gittim.05.30 da konya daydım,bir otele atayım kendimi dedim ama oteller dolu.06.00 da toptancıların olduğu sitenin yanına çektim arabayı saat 10.30 a kadar arabanın içinde uyumuşum :) . diğer vilayetleri de sırasıyla turladıktan sonra evde olduğumda yine gece idi ve saat 03.00(aslında sabah)
bir iş seyahati daha mutlu sonla sonlanmıştı.iş iyiydi ve ben tek parça evimdeydim.

Annem...



yaş,65.


34 yaşında 3 çocuğu ile dul kaldı.babamdan kalan emekli maaşı ile,3 tane çocuğunu(en büyükleri bendim 15 yaş,kız kardeşim yaş 13,erkek kardeşim yaş 7)büyüttü,eğitti,öğretti.ucundan köşesinden üniversite de gördük.ben 3.yılda terk,erkek kardeşim 2 yıllıktan mezun.kızkardeşim enstitü mezunu oldu.hepimiz bir şekilde hayata tutunduk.


anneliğin ne olduğunu,benim ikizlerim olduğunda eşimin sabahlara kadar çocukları için uykusuz kaldığında fark ettim.anne için sınır yoktu,yorgunluk yoktu,uykusuzluk yoktu.o zaman anneme daha çok saygı duydum(eşime de).


annem,tahtakaleden kazak,hırka,terlik alır,getirir,semtte konu-komşuya satar,bize yokluğu yaşatmazdı.dikiş dikerdi.kızılaydan ilk yardım kursu görmüştü,iğnecilik yapardı.bu, ben liseyi bitirip,hayata atılana,ev geçimine katkı sağlamaya başladığım zamana kadar devam etti.sonrasında da devam etti.


biz annemizi çok seviyoruz,anneme hakettiği şeyleri ona verebildiğimize inanmıyorum.hala ona hakettiğini vermek için mücadele ediyoruz.Allah bize vermeyi nasip etsin diyorum.


annemin,yüzüne son otuz yılın izleri yerleşmiştir.yüzündeki o çizgiler,bizim üzerimizdeki haklarını,izlerini yansıtır.herkesin annesi bir başkadır.benim için; annem bambaşka.dünya bir yana,annem bir yana.cennet,onun ayakları altında...


bu yazı;annelerle ilgili bir yazı olmakla birlikte anneler günü ile ilgili değildir.


ANNELER GÜNÜNE KARŞIYIM.annesiz çocuklar için!


babalar gününe karşıyım.babasız çocuklar için!

ahlak mı? o da ne?

ben pek tv dizisi seyretmem.öyle aramızda bir bağ oluşmaz yani.göbek bağsız dizilere arada bir ki; bakımlarımda (türk edebiyat tarihinde yapılmış tüm cümlelerin altına mayın döşemiş gibi kendimi hissettiğim kelimeler dizisi yaptım bu arada) gözlediklerimi yazıyorum şu an.
aile dizisi modunda başlar hep,birini yüceltirler,idol olur;iyilik,güzellik,mertlik,dürüstlük(bu bay ya da bayan olabilir)anlamında.sonra topluma şırınga edilmek istenilen şey zerkedilir.dürüst,mert,iyi,yakışıklı olabilirsin bunlarla beraber eşini de aldatabilirsin(sana havada karada ölüm yok,sen şerbetlendin çünkü dizi başlarında).veya tam tersi bir aktris için de geçerlidir.namuslu birini oluştururlar,sonra namusunu şunun için terkedebilirsini aşılarlar.yine veya dizide size çok iyi bir karakter belirlerler,her şeyinizle mükemmel türk evladını oynarsınız,gıpta ile sizi seyreder seyirci;fakat,özel hayatınızda bir dergiye çıplak poz verdirirler size,iyi para karşılığı, tabu yıkarlar.
yani;gelmek istediğim yer,getirildiğimiz yerdir.ahlaki değerlerin hiç biri bir bok değildir,ye iç eğlen keyfine bak,çal çırp parçala,her şey senin için.herkes böyledir,böyle değilse de böyle olmalıdır.beyaz diye bir şey yoktur.her şey lekelidir.yersen...
MAALESEF YİYORUZ !

gün olur alır başımı giderim.DENİZden yeni çıkmış ağların kokusunda(belki de gitmem,dönerim)



izliyorum...
konunun başını kaçırmıştım,seyahatteydim.daha sonra geri kayıtları inceleyerek konuya vakıf oldum.deniz baykal'ın karısını aldattığının(bu kısmı kimsenin konuştuğu yok,konuşulan konu,özel kalem müdürüne milletvekili kapılarını açması)videosu internete düşmüş.dün akşam youtube dan buldum,seyrettim ben de o meşhur videoyu.bana deniz baykal gibi gelmese de erkek aktör,deniz baykal ı istifa ettirdiyse o video,baykal "evet o haltı yedim"demiştir bana göre.konunun eşini aldatma ile hiiç ilgisi yokmuş gibi davranılması,baykal ın kendisinin ve partisinin ve onun savunucularının tamamen konuyu başka bir mecraya kaydırmak istemelerini hiç kimsenin sorguladığı yok.ben konunun eş aldatması kısmına bakarken,onlar bize komplo kurdular , kısmında.o(farzedelim videodaki baykal),o haltı yememiş,karısını aldatmamış,evli bir kadınla birlikte olmamışçasına "bana,bize komplo kurdular!"safsatasını sayıklayıp duruyor.ve bunu da birileri destekliyor."evet,komplo bu! başka türlü olamaz" .yani deniz baykal ve bayan milletvekili,birlikte olmayı tasarlıyorlar,ama komployu başkaları kuruyor.tasarlayan kim ola ki!
deniz baykal ile bayan milletvekilinin birlikte olacağını kim biliyordu ve bunu birilerine ilan mı etmişlerdi.ve o kişiler,hükümet içinden insanlarmıydı.eğer bu komplo ise,demek ki baykal,o odayı sürekli bu işler için kullanıyordu(başka işler içinde kullanılabilirliği söz konusu).vs.vs.
burada dönen filmin adı YAVUZ HIRSIZ EV SAHİBİNİ BASTIRIR dan başka bir şey değildir.
bir kere hükümet,baykal ın muhalefetinden memnun(hiç bir şey yapmadıkları için muhalefet olarak) böyle bir komployu yapması için deli olmaları lazım.akıllı olmak lazım,sayın baykal a destek veren gönüldaşları siz dar düşünmek zorunda hissediyor olabilirsiniz,ama diğer insanlar sizin gibi düşünmek zorunda değil.burada bir tezgah var ise;bunu baykal tezgahlamıştır(mantıken),kendine benzeyen birisi(görüntü net değil çünkü) üzerinden kamuoyu oluşturmak istemiş,istifa ederim,12 gün sonraki kongrede de beni zorla(!) aday gösterirler,tekrar genel başkan olurum.bu komplo teorisi daha mantıklı...BU TEORİ İLE İLGİLİ ELİMDE BİR BELGE Mİ VAR? yoook! onların da yok ama sallıyorlar,ben de salladım ama benimki daha

16 Mart 2010 Salı

kayra duru




birbirlerini bazen yerler...ama bazen de :) "babba,kardeşime kızma!" diye racon keserler...:)





babasının yakışıklısı


ortadaki yastıklar,başına gelecekleri bildiğimizden...akşam nerede yattıkları belli ama sabah nerede kalkacakları belirsiz.:)
kızımın yaramazlık halleri...



çok yorarlar bizleri,öncelikle annelerini.ama ne yaparsalar yapsınlar,onlar bizim herşeyimiz.onların evde olmadıkları zamanlar evin tadı tuzu olmaz.çok da ayrı kalamayız zaten.hani yorgunluktan sıyrılmak için bazen bir-iki günlüğüne anneanne ya da babaannelerine bıraktığımızda daha ilk akşamdan evin ne kadar sessiz kaldığını hissederiz.çocuklarsız bir evlilik,aile kavramını barındırmaz bana göre.Allah, herkese nasip etsin,hem de ikiz,hem bir erkek,bir de kız.oğlunuz "baba hadi kavga edelim"dediğinde,kızınız da "babacığım"diye size sarıldığında,her ikisinin de ayrı güzelliğinin olduğunu hissedersiniz.burada ayrımcılık yapayım,babalar için kız bir başka.çünkü kız için baba başka.Allah o fıtratta yaratmış onları,babaya düşkün,babacı...erkek mi,eşŞek işte :) ...






Allah acılarını göstermesin...

kayra duru











7 Mart 2010 Pazar

dünya kadınlar günü...


dünya kadınlar günü,dünyada bir anlam ifade ediyor olabilir...ancak türkiye de bir anlam ifade edebileceğini düşünemiyorum.çünkü dünya kadınlar gününe sahiplenen kadınlarımız;hemcinsleri ile kendilerini eşitlemeden sahaya çıktıklarından,kendi idealizmlerini tatmin etmekten öteye gidemiyorlar...kadınları ikiye böldüklerinden;aynı görüntüde olunan kadınlar ve aynı görüntüye sokamadıkları kadınlar.aynı görüntüde olamadıkları kadınların dertleri,durumları kendilerini bağlamadığı için türkiye de kadınların gününün hiç mi hiç anlamı yok.

ve bütünlük olmadığı sürece türkiye deki kadınlar gününün sosyalizm kırıntısı bir gün olmaktan öteye gidebileceği yok.DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜZ MÜBAREK OLSUN...

4 Mart 2010 Perşembe

yine chp...

chp,gerçek yüzünü ortaya koyduuu.çarşafa rozet takan chp , baktı ki,buradan bir şey çıkmayacak aslına döndü ve çarşaf parçaladılar...çarşafa dolandılar...yok provakasyonmuş,yok bilmemneymiş; chp nin yaptığı takiyyenin daniskası...

8 Şubat 2010 Pazartesi

BEN!

sultanahmet ticaretten eve dönüşte sultanahmet meydanında otobüs beklemek çok eğlenceli gelirdi bana.ben 39 a binerdim. herkes neredeyse gitmiş olurdu,ben en son duraktan ayrılanlar içinde olurdum.çünkü 39 seyrek gelen bir otobüstü.zaten okula en uzak mesafede oturan öğrencilerdendim.bazen 37 ye binerdim.bazen de aksaraya kadar yürürdük,osmanla veya arifle.osman aksarayda,arif de fındıkzade de otururdu.osman ile hacıbozanoğullarına bazen uğrar,o küçük ama havalı lokantada fıstıklı baklava yerdik.osman tatlının üzerine ayran içerdi.benim de tuhafıma giderdi.aytaçla yürüdüğümüzde ise beyazıtta sayidoğlunda şöbiyet yerdik,ama şöbiyetin esaslısı lalelideki çavuşoğlundaydı...o yolu yürümeyi seviyordum.bazen gülhane parkına giderdik.gülhane parkına bir keresinde sınıfça kavga etmeye gitmiştik.o zaman lise 2 deydik.kız yüzünden (kızımız mehtap günaydın),diğer sınıftan ibrahim diye bir çocukla çıkıyordu,ibrahimin boş boğazlığı yüzünden,sınıfımızın kızını korumakla vazifelendirmiştik kendimizi.diğer sınıfa randevu verdik "gülhaneye gelin lan,orada görüşelim" gülhane hem gezme alanıydı,hem kavga.biz yirmi kişiydik,diğer sınıfın konu ile ilgilileri beş kişi ya da sadece onlar gelebilmişti.ibrahim de vardı gelenler içinde.bizim yanımızda saz da vardı,bir arkadaşımız saz çalardı.biz hem kavga etmeye hem müzik dinlemeye gitmiştik aslında.biz yirmi kişiden onbeşini kenara ayırdık.beşe beş kavga edecektik."eee,ne diyonuz şimdi lan!" muhabbetinden sonra,rakiplerden(!) iki kişiyi dövdük.birinde benim hasar vermişliğim biraz fazla olmuştu.sınıfın kavgacıları içindeydim ve genelde kavgaya ilk ben girerdim.ama üzüldüm sonrasında.mehtap"niye ona vurdun,o çocuk iyi bir çocuktu deyince" üzüntüm daha da arttı.bu kavgadan bir yıl sonra o sınıfın öğrencilerini bizim sınıfa verdiler.o sınıftan gelen arkadaşlardan fikri aydoğdu "o günkü kavgadan sonra aramızda konuştuk-çok delikanlılarmış ama,beşe beş kavgaya girdiler,çoğunluklarını kullanmadılar-dedik"diye anlatınca sınıfımla gurur duydum...
bu da öyle bir anı işte...

BEN!

sultanahmet ticaret lisesi(stl),güzel günlerimin geçtiği okulumdu.güzel arkadaşlıklar,güzel anlar yaşamıştım orada.birinci sınıftaydık.sınıf başkanı yaşar dı.soyadını unutmuşum :).iktidar zaafiyeti olan bir başkandı.iri yarı idi ama iktidar zaafiyetini,öğrencilerin ismini tahtaya yazarak yenmeye çalışırdı.dersin hocası geldiğinde,tahtaya yazılanlara fırça atacaktı ya,o da böylece zamanla iktidar elde edecekti :). o gün,dersin hocası yoktu ve sınıfta oluşan gürültüye okulun rehberlik hocası kayhan bey girdi hiddetle."niye bağrışıyorsunuz! bu tahtadakiler odama gelsin!" beş kişiydik tahtada ismi olan.isimlerini hatırlamadığım diğer dört kişi ile birlikte odasına gittik.odasında bir öğrenci vardı,kayhan beyin angarya yazı işlerini hallediyordu,üst sınıftan bir öğrenciydi.öğretmeni tanıdığını belirten bakışları ile "yandınız"dedi.sonrasında kayhan hoca girdi odaya."evet,niye konuşuyordunuz,söyleyin bakalım,sen!"diye hiddetle en başta duran arkadaşa sordu.ben en sondaydım.her arkadaşım "hocam ben konuşmuyordum"kıvamında cevap verdi.hoca da "tabi,tabi!"diye dalga geçti doğal olarak.en son bana geldiğinde "sen de konuşmadın di mi?"diye sorduğunda aldığı cevapla şaşırdı "hayır,ben konuştum hocam,herkes birbiri ile konuşuyordu zaten,ben de arkadaşlarımla konuşuyordum ve başkan konuşanların bazılarını yazdı.o bazılarından biri de benim"gibi bir cevap verdim.kayhan bey "bu işte.doğru,dürüst,mertçe yaptığınızı söylemelisiniz.sen kal,diğerleriniz çıkın dışarı!" kal dediği bendim :) ."evladım,okulda en ufak bir derdin olduğu zaman mutlaka bana gel,her türlü yardımımı göreceksin,aferin!".ben bir daha kayhan beyin odasına gitmedim,derdim olsa da gitmedim.ama odasından çıkarken yüzümde hoş bir tebessüm vardı.dürüstlük kazanmıştı :).kayhan hocaya o günden sonra daha fazla saygı gösterdim.

7 Şubat 2010 Pazar

bitmedi,bitmeyecek...

chp li antalya belediye başkanı mustafa akaydın dan evlere şenlik beyanat:"camiye ayakkabı ile giriliyor mu ki; gata ya türbanla girilsin!" .bu ne cahilane bir açıklamadır.bunlar,nasıl gata ya başörtülü birinin girmesinin hoşnutsuzluk yaratacağını savunurlar,bunu anlamıyorum ki;orduevlerine türbanlıların alınmamasını da anlayamamıştım.bunun yüzünden kuzenimin düğününe gitmedim.neyse bu salakça söylemlere daha fazla bir şeyler yazmanın anlamı da yok.

4 Şubat 2010 Perşembe

sevgili(!) osman durmuş...

mhp,12 eylül 1980 öncesinde sempati duyduğum,iki partiden biri idi.islami tarafı da vardı çünkü.80 sonrasında taşlar yer değiştirdiğinde mhp tamamen türkçü(ben de menşei türk bir vatandaşım) merkezli bir parti oldu.islam etrafındaki hareket yanlıları bbp yi kurdular,mhp ye sempatim(söylem ve hareketleri buna sebeptir)bir hayli azaldı.muhsin yazıcıoğlu nun bbp si daha sıcak göründü bana.şimdi daha net görebiliyorum tabloyu;osman durmuş gibiler sayesinde.mhp benim için artık hiç bir şey.başörtüsü konusunda yanar-dönerliği ile kendini belli eden mhp,osman durmuş un son çıkışı ile bitmiştir.mhp içinde binlerce başörtülü üye vardır,onların da artık bir şeyleri görmesi gerekmektedir.partisel kaygılar endişesi ile genel olarak başbakanın paralelinde gözükmesi gerekmemektedir sayın(!) osman durmuş un.ancak;emine erdoğan ın gataya alınmama girişiminde(ya da söyleminde),emine erdoğanın yanında olmak zorundaydı.başbakanın söylemini "nasıl böyle bir şey olabilir?"diye desteklemeliydi.renk verdi en sonunda mhp(mhp diyorum bahçeli,aksi bir açıklamada bulunmadı hala).peygamberlik konusuna hiç girmiyorum,saçmalığın tavan yaptığı söylemdi.osman durmuşun daha önce çocukça çıkışları olmuştu,bu söylemi ile çocuk bile olmadığını ortaya döktü.yazık...sizin partiniz için geçmişte döktüğüm dillere yazık!
hiç bir şeymişsiniz...

31 Ocak 2010 Pazar

schaub lorenz

bu marka,taa çocukluk yıllarımızda "benim televizyonum schaub lorenz"reklamıyla hayatımızda iz bıraktı.sonra kaybolup gitti.2 yıldır ulusal marketlerin standlarında yer buldu "arıza halinde birebir değişim"etiketiyle.bugün internette schaub lorenz ile ilgili bir yığın şikayetle karşılaştım.elinde schaub lorenz televizyonu olanlar;servis,değişim gibi garanti içeriklerini unutmalı diye düşündüm birden.bir internet sitesi dahi olmayan bu marka ve ithalatçı firma,vaad ettiği hiç bir şeyi yerine getirmiyor,gibi algı oluşturdu bende.herkes veryansın ediyordu,markaya.anladım ki; ben de elimdeki televizyon bozulursa normal bir tamirciye getirmek zorunda kalacağım.özellikle www.sikayetvar.com adlı şikayet sitesinde yazılanları okuyunca,tüketicinin maduriyetine,kulak tıkayan firmalar hala piyasada at koşturabiliyor.bu tür firmalar,ne olacak ki mantığı ile tüketiciyi madur etmekten sakınmıyor.sahi NE OLACAK!

22 Ocak 2010 Cuma

tarihe not düşülsün...

İŞTE CUNTANIN TUTUKLAMAYI DÜŞÜNDÜĞÜ 36 GAZETECİ:

Abdullah Aymaz
Abdullah Yıldız
Abdurrahman Dilipak
Ahmet Altan
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Bayramoğlu
Ali İhsan Karahasanoğlu
Cengiz Çandar
Ekrem Dumanlı
Emre Aköz
Etyen Mahçupyan
Fehmi Koru
Gülay Göktürk
Haluk Örgün
Hasan Celal Güzel
Hasan Karakaya
Hidayet Karaca
Hrant Dink
Hüseyin Gülerce
Kazım Güleçyüz
Mehmet Altan
Mehmet Ocaktan
Murat Belge
Mustafa Erdoğan
Mustafa Kaplan
Mustafa Karaalioğlu
Nazlı Ilıcak
Nuh Gönültaş
Perihan Mağden
Sadık Albayrak
Serdar Arseven
Sibel Eraslan
Umur Talu
Yavuz Bahadıroğlu

Tarihe not düşülsün...

İŞTE CUNTANIN 'İŞBİRLİĞİ' YAPMAYI PLANLADIĞI 137 GAZETECİ:

Abbas Güçlü
Adnan Bulut
Ali Baransel
Ali Can Değer
Ali Kırca
Ali Sirmen
Alper Turgut
Altemur Kılıç
Arslan Bulut
Ayşe Nur Bulut
Ayşe Nur Arslan
Ayşe Özgün
Baki Şehirlioğlu
Behiç Kılıç
Bekir Coşkun
Bülent Özdemir
Can Ataklı
Cem Aydın
Cüneyt Arcayürek
Coşkun Kırca
Emin Çölaşan
Enis Berberoğlu
Erdal Güven
Erdal Şafak
Erdem Arif Sürek
Ergun Ayaz
Erol Manisalı
Erol Mütercimler
Ertuğrul Özkök
Esin Dalay
Faruk Kırtay
Fatih Altaylı
Fatih Çekirge
Fikret Bila
Filiz Güler
Gül Sülün
Güler Kömürcü
Gündüz Aktan
Güneri Civaoğlu
Güngör Mengi
H. İbrahim Büyükfuran
Hakan Aygün
Haluk Şahin
Hasan Pulur
Hasan Ünal
Hayati Arıgan
Hayrullah Mahmud
Hikmet Bila
Hulki Cevizoğlu
İbrahim Yıldız
İclal Aydın
İlhan Selçuk
İlker Sarıer
İsmail Küçükkaya
İsmail Polat
İsrail K. Kumbasar
Kadri Gürsel
Kemal Yavuz
Kemal Yurteri
Kerim Can Kamal
Levent Gençelli
Leyla Umar
Mehmet Ali Kışlalı
Mehmet Faraç
Mehmet Güler
Mehmet Soysal
Mehmet Şehirli
Mehmet Tezkan
Mehmet Yakup Yılmaz
Melih Aşık
Metehan Demir
Metin Uca
Mine Kırıkkanat
Mine Şenocaklı
Muharrem Sarıkaya
Murat Çelik
Murat Demirel
Murat Yetkin
Mustafa Bağdiken
Mustafa Balbay
Mustafa Mutlu
Mümtaz Soysal
N. Oktay Apaydın
Nail Güreli
Namık Kemal Zeybek
Necati Doğru
Necdet Sevinç
Nejdet Coşkun
Nuray Başaran
Nuri Çolakoğlu
Nuri Elibol
Nuri Sefa Erdem
Oktay Ekşi
Olga Ünaydın
Orhan Birgit
Orhan Saat
Özdemir İnce
Rahmi Turan
Rıza Zelyut
Ruhat Mengi
Ruşen Çakır
Sabahattin Önbikar
Saygı Öztürk
Sedat Ergin
Sefer Darıcı
Serdar Akinan
Serhar Alaattinoğlu
Soner Yalçın
Sultan Uçar
Süheyl Batum
Süleyman Arat
Şenol Demirci
Şükran Pakkan
Şükrü Küçükşahin
Taki Doğan
Taşkın Şenol
Tayfun Devecioğlu
Taylan Sorgun
Tufan Türenç
Tuncay Özkan
Ufuk Büyükçelebi
Ugur Cebeci
Uğur Dündar
Uğur Şefkat
Ümit Özdag
Ümit Zileli
Ünal İnanç
Yalçın Bayer
Yalçın Bel
Yaşar Nuri Öztürk
Yavuz Gökalp Yıldız
Yazgülü Aldoğan
Yılmaz Özdil
Yücel Yener
Zafer Mutlu
Zafer Tokuş
Zekeriya Beyaz
Zübeyir Kındıra

İŞTE CUNTANIN 'İŞBİRLİĞİ' YAPMAYI PLANLADIĞI 137 GAZETECİ:

Abbas Güçlü
Adnan Bulut
Ali Baransel
Ali Can Değer
Ali Kırca
Ali Sirmen
Alper Turgut
Altemur Kılıç
Arslan Bulut
Ayşe Nur Bulut
Ayşe Nur Arslan
Ayşe Özgün
Baki Şehirlioğlu
Behiç Kılıç
Bekir Coşkun
Bülent Özdemir
Can Ataklı
Cem Aydın
Cüneyt Arcayürek
Coşkun Kırca
Emin Çölaşan
Enis Berberoğlu
Erdal Güven
Erdal Şafak
Erdem Arif Sürek
Ergun Ayaz
Erol Manisalı
Erol Mütercimler
Ertuğrul Özkök
Esin Dalay
Faruk Kırtay
Fatih Altaylı
Fatih Çekirge
Fikret Bila
Filiz Güler
Gül Sülün
Güler Kömürcü
Gündüz Aktan
Güneri Civaoğlu
Güngör Mengi
H. İbrahim Büyükfuran
Hakan Aygün
Haluk Şahin
Hasan Pulur
Hasan Ünal
Hayati Arıgan
Hayrullah Mahmud
Hikmet Bila
Hulki Cevizoğlu
İbrahim Yıldız
İclal Aydın
İlhan Selçuk
İlker Sarıer
İsmail Küçükkaya
İsmail Polat
İsrail K. Kumbasar
Kadri Gürsel
Kemal Yavuz
Kemal Yurteri
Kerim Can Kamal
Levent Gençelli
Leyla Umar
Mehmet Ali Kışlalı
Mehmet Faraç
Mehmet Güler
Mehmet Soysal
Mehmet Şehirli
Mehmet Tezkan
Mehmet Yakup Yılmaz
Melih Aşık
Metehan Demir
Metin Uca
Mine Kırıkkanat
Mine Şenocaklı
Muharrem Sarıkaya
Murat Çelik
Murat Demirel
Murat Yetkin
Mustafa Bağdiken
Mustafa Balbay
Mustafa Mutlu
Mümtaz Soysal
N. Oktay Apaydın
Nail Güreli
Namık Kemal Zeybek
Necati Doğru
Necdet Sevinç
Nejdet Coşkun
Nuray Başaran
Nuri Çolakoğlu
Nuri Elibol
Nuri Sefa Erdem
Oktay Ekşi
Olga Ünaydın
Orhan Birgit
Orhan Saat
Özdemir İnce
Rahmi Turan
Rıza Zelyut
Ruhat Mengi
Ruşen Çakır
Sabahattin Önbikar
Saygı Öztürk
Sedat Ergin
Sefer Darıcı
Serdar Akinan
Serhar Alaattinoğlu
Soner Yalçın
Sultan Uçar
Süheyl Batum
Süleyman Arat
Şenol Demirci
Şükran Pakkan
Şükrü Küçükşahin
Taki Doğan
Taşkın Şenol
Tayfun Devecioğlu
Taylan Sorgun
Tufan Türenç
Tuncay Özkan
Ufuk Büyükçelebi
Ugur Cebeci
Uğur Dündar
Uğur Şefkat
Ümit Özdag
Ümit Zileli
Ünal İnanç
Yalçın Bayer
Yalçın Bel
Yaşar Nuri Öztürk
Yavuz Gökalp Yıldız
Yazgülü Aldoğan
Yılmaz Özdil
Yücel Yener
Zafer Mutlu
Zafer Tokuş
Zekeriya Beyaz
Zübeyir Kındıra

ebu zer

bir iki gündür internet medyasında geçilen bir baskın haberinde,ismi geçen afganistanda olan(internet videolarından da öyle anlaşılıyor) ebu zer isimli(lakaplı) mücahid(haberlere göre terörist).haberler,ilk okuduğumda gördüğüm kadarı ile tek noktadan çıkmıştı.geneli aynı kelimelerle baskını anlatıyordu.özellikle yeni şafak ve zaman gazetelerinin internet sitelerinde ebu zer ile çarpıcı bilgiler yazılmıştı.yani aşağılayıcı her türlü etiket yapıştırılmıştı.
ben,özellikle islam coğrafyalarındaki haberlere kulak kabartırım ve gözlerim.ebu zer in videoları internet üzerinde 5 yıldır(takriben) var.en son mayıs 2009 tarihli afganistandaki videoları yayınlandı.daha eskiler çeçenistan topraklarında idi.
tekrar,el kaide uzantılı baskın konusuna gelecek olursak,internet haberlerine göre,bu kişinin video görüntüleri yakalanmış,o görüntülerde türkiyeli müslüman yazarlara dil uzatılıyormuş vs.bilgiler yazıldı.hatta ileri sürüldü tarzı yazıldı.bu videoların baskın evinde olması ve bunun da flaş haber gibi geçilmesi komik olan.bu videolar zaten internet üzerinde,youtube da ve diğer video sitelerinde mevcut.ayrıntılı olarak kendinden bahsediyor,gazete haberlerinde yazmayan bir yığın şeyde dile getiriyor.türkiye deki baskın yapılanlar ile herhangi bir bağı var mıdır,yok mudur bilemem,ancak inanmadığım bir şey var; o da afganistanda olan bu kişi ve arkadaşlarının afganistandaki türk gücüne saldırıda bulunacağı haberleridir.eğer internetten bu zamana kadar izlediğim kişi olan ebu zer. kendini çok iyi kamufle etmediyse...

7 Ocak 2010 Perşembe

gaziosmanpaşa ihlliler...

gop ihl den arkadaşlarla rami kışlasında top oynamaya gittiğimizden bir enstantane :) şu dönemde bu kadar gülen yüzü bir arada görmek biraz zor ...
gaziosmanpaşa imam hatip lisesi orta bölüm öğrencileri...sene 1979-80 gibi...

3 Ocak 2010 Pazar

BEN!

düz lisede aklımda kalan tek öğretmen,ekrem öğretmen.biyoloji öğretmeniydi.o da dışarıdan dersler boş geçmesin diye gelirdi.beni ekstra severdi :) boş derslerde top oynardık,okulun bahçesinde,bir gün çok şık bir hareketimi görmüş, bana "sen bir yerde top oynuyormusun?" diye sormuştu."hayır,oynamıyorum"deyince."Allah Allah,du bi bakalım"demişti,hani bir yere topçu olarak yerleştirecekmiş gibi ama olmadı işte :).bir de bir ingilizceci vardı.ismini hatırlamıyorum,o da beni bir gün dersten atmıştı.nedeni de; hani benim ingilizcem ortaokuldan iyiydi ya.ingilizce dersi bana faso fiso gelirdi,millet dersi anlamaya çalışırken,ben bir insan resmi yapmıştım.öğretmen de yaptığım resmi görüp "neyin resmi bu ?" diye sorduğunda verdiğim cevap dersten atılmama sebep olmuştu.cevap şuydu "sizin resminiz hocam"(resim yamuk yumuk bir tiplemeydi).ben o dersi okulun bahçesinde geçirdim,arkamdan da "bunu sınıfta bırakacam ama kanaati aşan notlar alıyor! ingilizce dersi iyi !" :)
öğrencilerden de hatırladıklarım; duran,ercan,irfan,burada da ahmet siyami gürbüz,nesrin özer,nilay sezer,nurhan...
düz lise de gördüğüm şey aslında içler acısıydı.koskoca sınıftan geçen bir öğrenci vardı;birol.yani direk geçen,diğerlerinin çoğu bütünleme imtihanlarında geçerdi.ihl deki eğitim adam gibiydi,düz lisedeki eğitim ise yetersizdi.

BEN!

bir üst sınıfa ökk ile geçtikten sonra,düştüğüm bölüm edebiyat oldu.ben edebiyat istemiyordum.o ara öğretmen olan bir yakınım,meslek liseleri imtihanına girmem için bana haber gönderdi.ben de imtihana girdim ve ticaret lisesini kazandığım haberini gönderince,edebiyat bölümüne düşmenin ezikliğini ticaret lisesine geçerek atlattım :) .sevimli bir okuldu.yeni arkadaşlar,yeni öğretmenler hayatıma girmeye başladı.ingilizce öğretmenim asuman hanım,fizik öğretmenim filiz hanım,coğrafya öğretmenim lemis hanım,tarih öğretmenim güler hanım,matematik öğretmenim mustafa bey,muhasebe öğretmenim ayhan bey...değer verdiğim öğretmenlerdi.kamil (bey bile diyemiyorum) , değer vermediğim,hatta öğretmen bile sayamadığım bir şahsiyet.aklıma hızlıca gelenler bunlar...
öğrencilerden ise,aytaç güner(mali müşavir şu an),ümit mehmet güven(gümrük komisyoncusu),mehtap günaydın,neşe çelebi,sertaç,serdar arseven(gazeteci-vakit),saadet kızılkan,çiğdem benhesavi,füsun,ahmet tosun(koçların mali müşaviri),fikri(muhasebeci),cengiz şirin(mali müşavir),ramazan kuzu,kamil,ayla kurman,suziye...
bunlarda öğrencilerden aklıma gelenler...
matematik öğretmenimiz mustafa bey,okuldan ayrılacaktı,tayini çıkmıştı.ben de sınıf başkanıydım o ara...mustafa hoca,sert ama adam gibi adamdı.duygusal bir konuşma yaptı,hangi şartlarda öğrenim gördüğünü,siyasi olarak hangi süreçlerden geçtiklerini anlattı,gözlerinin yaşlandığını farkettik.konuşmasının sonuna geldiğinde,en ön sıraya yanaştı ve hoşçakalın kıvamında son cümlesini kullandığında o ana kadar o konuşurken,göz,el,kol hareketleriyle sınıfı ettiğim organizasyonla "şimdi"dercesine yaptığım hareketle sınıfı asker gibi, aynı anda, zıpkın gibi saygı göstergesi olarak ayağa diktiğimi hatırlıyorum; bir kez daha duygulandı.bize hep sert yanını gösteren hocamız,duygu seli içinde yüzmeye başladı.biz kendimizle gurur duyduk,saygıyı hakedene olması gerektiği gibi göstermiştik.o da gerçek öğretmen olduğunu dibine kadar hissetmişti.nerdesin bilmiyorum hocam;yaşıyorsan kulakların çınlasın,vefat ettiysen Allah rahmet eylesin.
ingilizce hocamız asuman hanım; ablam :)) .ingilizcem ortaokuldan beri iyiydi.ortaokul bilgimle liseyi bitirdim diyebilirim.çünkü,genelde ortaokullarda ingilizce ve matematik dersleri boş geçerdi.o nedenle öğretmen ortaokul bilgilerini öğrencilere aktarırdı,ben de o derslerde eğlenirdim:) ,asuman hocam beni severdi ama,bazen zıvanadan çıkarırdım herhalde...özledim o yılları...

2 Ocak 2010 Cumartesi

Gittiğim illerden-Eskişehir-

Eskişehir,bana hep yaşanılası bir il olarak gelmiştir.İnsanları Türkiye geneline göre daha insan,daha seviyeli,daha kültürlü gelir bana.Bir adres sorsanız,neredeyse sizi alıp oraya getireceklermiş gibi davranırlar.Öğrenci şehri olduğundan bir çok kafeteryaya sahiptir.Gecenin bilmem kaçında bir şeyler yemek için açık mekanlar bulabilirsiniz.Eskişehir de yiyilecek şeyler içinde bir çiğ börek,bir de tren garı tarafındaydı sanırım köfteci ali den köfte.Özellikle ilkbahar-yaz dönemlerinde gece hiç olmaz gibi gelir bana.Sokaklarda birileri mutlaka vardır.
Termal otelleri vardır,şehrin göbeğinde.Eskişehirlinin bir de takım tutkusu vardır;es-es.

BU İSİMLERİN KAÇINI BİLİYORSUNUZ?

Bahri Tanrıkulu;Dünya Şampiyonu Tekvandocumuz
Nazmi Avluca;Dünya Şampiyonu Güreşçimiz
Marsel İlhan;Grand slamlerde mücadele kazanan ilk Türk tenisçi
Fatih Avan;Akdeniz oyunlarında cirit atma şampiyonumuz
Selçuk Çebi;Dünya Şampiyonu Güreşçimiz
Sibel Özkan;Dünya Şampiyonasında 1 altın,1 gümüş,1 bronz alan haltercimiz
Gülsüm Tatar;Dünya ve Avrupa Şampiyonu bayan boksörümüz

28 Aralık 2009 Pazartesi

Utansın...

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!
Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan,doğuran kısrak utansın!
Eski çınar şimdi Noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!
Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!
Ey binbir tanede bitmeyen tek renk,
Bayraklaşmıyorsan bayrak utansın!
Üstad Necip Fazıl Kısakürek

26 Aralık 2009 Cumartesi

hepiniz...


osman baydemir denilen yavşak, kendi milletvekillerine "şahin,güvercin"benzetmelerine bozulmuş.ben de bozuldum.siz ne şahinsiniz,ne güvercin.hepiniz,birer yılansınız,koynumuzda beslediğimiz yılanlar...

21 Aralık 2009 Pazartesi

BEN!

...ve ortaokul eğitiminden hatırladıklarım;sınıfta kalan öğrenci sayısı 100 de 2 filandı.sınıfın yarısından çoğu teşekkür,takdir ile sınıf geçerdi.teşekkür ve takdirin kıymetli bir değerlendirme yöntemi olduğunu bu nedenle anlayamamıştım(herkes bunlardan aldığı için).ben takdir hiç alamadım,ancak hep sınırında teşekkür alırdım.takdiri kıl payı kaçırırdım.
babam vefat etti...
okul,saat dörtte,beşte bitiyor,öğle yemeğini okulda yiyorduk.bizi annem,babamın emekli maaşı ve kendince yaptığı ticaretle (tahtakaleden kazak,terlik vs alıp-satmak gibi) bizi okutmaya çalıştı.ben öğle yemeği masrafını bahane ederek,öğleye kadar olan düz liseye gittim.annem de saygı gösterdi.ben sonraki zamanlarda pişman oldum.çünkü neredeyse oradaki tüm arkadaşlarım bir baltaya sap oldular.ben ise kendimi,kaos içine attım.düz lisede fırlamalık prim yapıyordu.hayatında zayıf dersi olmayan ben,ilk dönem sekiz zayıfla tanıştım.yıl sonunda dört zayıf ve ökk ile edebiyat dersinden bir üst sınıfa geçtim.

19 Aralık 2009 Cumartesi

Ürdün'den bir diyalog...

Vakit gazetesi yazarı Nevin Soysal Aydın, Ürdün Notları adı altında bir yazı dizisi hazırlamış,orada ilgimi çeken iki muhabbet vardı...Onun ağzından aktarıyorum:
"Ali bey Türkçe öğrenmek için bir süre konsolostuktaki kursa devam etmiş ama yarıda bırakmış,Kız kardeşi,Mekke'de bir Türkle evli...
...Türkiye'yi Ürdün'den daha çok sevdiklerini söylüyor...Ali bey taksi şoförlerinin yabancı dil bilmediğinden şikayet ediyor."Türkler misyonları gereği yabancı dil bilmiyor ama taksi şoförlerinin bilmesi lazım"diyor.Biz kendisine Recep Tayyip Erdoğan'ın da yabancı dil bilmediğini söylüyoruz.-Onun one minute demeyi bilmesi yeterli-diyor."
"Ürdün'de beni en çok etkileyen olaylardan biri de arkadaşımız Nuri Özcan'ın başından geçiyor.Jerash antik kentinin mescidinde namaz kılmak isterken,orada bulunan Ürdünlüler,imam olmasını istiyorlar.O da kendisi seferi olduğu için imamlık hakkının ev sahibi olarak kendilerinde olduğunu söylüyor.Ürdünlülerin cevabı ise bizi hem gururlandıracak,hem de omuzlarımızdaki yükün bütün ağırlığını hissettirecek mahiyette -TÜRK'ÜN OLDUĞU YERDE,TÜRK İMAM OLUR.-"

16 Aralık 2009 Çarşamba

BEN!

ilkokulda sınıf birincisiydim...
ilk iki senemde osman öğretmenim vardı,iyi öğretmendi.bir kere kendisinden dayak yemişliğim oldu.niye mi?ayhan isminde bir arkadaşımı dövmüştüm,dedesi şikayete geldi,okula.benim ayhanı dövdüğüm gün,öğretmen izinliydi.onun yokluğunda bir çocukluk kavgası yapmıştım ve ben dövmüştüm işte.akşam eve geldiğimde,rahmetli amcam,kimdir,nedir,nerede otururlar bunlar,gidip babasını döveyim ben de,diye tutturdu,zor zaptettiler.
sonraları mutaasım öğretmen diye bir öğretmen geldi.kendine hayrı olmayan birisi diyeyim.sonra sol kuşaktan ekrem öğretmen,o da ayrı bir hikaye...o da beynimizi yıkamaya çalışırdı,biz o yaşlardayken.emek,trabzonspor filan.trabzonspor anadolu takımı,ezilenlerin takımı filan diye takım üzerinden siyaset yapardı.son sınıfta kezban öğretmenim oldu.o da iyi bir öğretmendi.ilkokul böyle geçti.
okuldan hatırladıklarım,daha ilk gün bir kaç okul malzemem çalınmıştı.okulun bahçesinde sıraya girip,andımızı okuduğumuzu hatırlıyorum.arka bahçesinde koşturmamızı,bir de okulun 3 parmak kadar genişliği olan demir korkulukları üzerinde yürüdüğümü,iki kardeş vardı,birinin adı nevzat,diğerinin de erdoğandı galiba...onlarla okul dışında tek başına kavga ettiğimi :). kavgayı seviyordum,çocukken.başkaca hatırladığım,isimler;gülten azem,bir başka erdoğan,atilla dereli,mihriban soyyiğit,reyhan,hatice,ali kocatepe(yok şarkıcı olan değil),veysel doğan,faruk karabacak,haluk torun...
okul müdürü,halukun babasıydı.sertti,sevmediğim terbiye yöntemleri vardı.
sonra babam(rahmetli),beni ihlye vermek istediğini söyledi,istersem gitmeyebilirdim.hatta istediğim zaman,beni normal ortaokula vereceğini de söyledi.babamı dinledim.o zaman ihllere imtihanla giriliyordu.ben 220 kişi içinden 19.olarak okulu kazandım.numaram 59 oldu.ilkokuldaki numaram da 85 ti.okulu sevmiştim,güzel insanlar,güzel abiler vardı.abiler deyince ilk aklıma gelen neslibey abi; şimdi bağcılar merkez cami imamı.aziz abi,erzurumda doktormuş.arkadaşlarıma gelince ismail topal(şu an o da doktor),ahmet siyami gürbüz(nerede bilmiyorum),ahmet aksu(kendi şirketleri varmış),hasan öztürk,numan çetinkaya,ali gel,cevdet külekçi,erol dönmez,

12 Aralık 2009 Cumartesi

dtp de kapatıldı.

dtp muradına erdi...
kapatılmak için ellerinden geleni ardlarına koymayanlar,nihayet o makus talihe erişti.nolacak şimdi?
bir bok olacağı yok,yeni bir parti kurarlar,yeniden apo söylemlerine girerler,o parti de kapanır.bu böyle sürer gider.bizler küfür ederken yeni partiye küfür etmeye başlarız.hepsi bu.değişen ettiğimiz küfürün harfleri,o kadar!şerefsiz ...liler(o üç noktaya yeni partinin adını siz yazın.

9 Aralık 2009 Çarşamba

kravat


7. yüzyıldaki 30 Yıl Savaşları’na Fransız Kralı XIII. Louis
komutasındaki ordu çatısı altında katılan Hırvat askerlerinin üniformalarının diğer askerlerinkinden ufak bir farkı bulunmaktaydı. O da boyunlarına eşleri, sevdikleri ya da annelerinin boyunlarından çıkardıkları atkıları askerlerin,
boyunlarına kötülüklerden uzak duracakları inancıyla özel bir düğümle takılan atkılardı. Bu atkıların takılma sebebi askerlerin yurtlarını, evlerini ve sevdiklerini unutmamaları ve onlar için savaşmalarını istediklerindendi.
Şu tesadüfe bakın ki, şimdileri kocalarının sabahları işe giderken kravatlarını düzelten karılarının davranışları Hırvat eşlerinkine ne kadar benzemekte… Ayrıca ne gariptir ki her sabah yaklaşık 500 milyon erkeğin kravatlarını takarken bilmeden de olsa Hırvat askerlerini yadetmektedirler…
Fakat bu hikayeye sahip olan kravat sonraları Fransız modacıların vazgeçmedikleri bir aksesuar haline gelmiştir.
şimdi ...
bu kravat günümüzde resmi kurumlarda,ya da ciddiyet kazanılması adına kullanılan olmazsa olmaz aksesuar olarak hayatımızdaki yerini aldı.ne idüğü belirsiz bu takıyı takmazsanız laubali,ciddiyetsiz varsayılıyorsunuz işyerinizde.
şöyle bir düşünün boğazınızdan sarkıttığınız bir bez,sizin statünüzü belirliyor.aklı başında birisi olarak bir daha düşünün,hiç bir vasfı,yararı olmayan,hatta zararı bile olabilen(yüzünüzü yıkarken,lavobaya sürtünür örneğin)bu bezi takmaya mecbur bırakılmışız,salakça bir durum ama kimse demiyor ki;"niye biz bunu takıyoruz"veya hiç bir işveren şunu diyemiyor "ben personelime niye bu salak bezi taktırıyorum,bu ne işe yarar ki!"

7 Aralık 2009 Pazartesi

duru,kayra faaliyette...

spor zamanı...
okuma zamanı...
internet zamanı...
gezmek zamanı...
baklava yapma zamanı...:)

ikizler faaliyette :))

odalarını boyatmak istediler,babalarına"beraber boyayacağız"demiştim,birlikte başladık boyamaya,boyları yettiği yerlere kadar kendileri boyadılar,sonrası bize kaldı tabi.niye mi iki renk? öyle istedi haşmetleri,ikisi de kendi renklerini isteyince,odanın yarısı mavi,yarısı pembe boyandı.
hamarat kızım duru.
kafasına boya damlamasın diye fazla sardık herhalde :)) .kayra.
oğlum,aradığını bulamamış,şimdi de nasıl toplayacağını düşünüyor,onların toplanması da bize kaldı.
okuruz biz,araştırırız,bakmayın küçük göründüğümüze,biz okuma yazma da biliyoruz,yüzüyoruz da,satranç da oynuyoruz...akıllı çocuklara benzemiyor muyuz? :)))

5 Aralık 2009 Cumartesi

hücresine...



hücresine,hatta hücrelerine...
köpeği 1 m2 hücreye sokacaksın,sonra da sokacaksın,aç susuz bırakacaksın...
binlerce insanın kanına girmiş şerefsize yer beğendiremiyor türkiye.ha bire açıklama yapılıyor ; "yok efendim,hücresi güzel,yok yanlış anlaşılıyor,yok biz ona bakıyoruz"kime neyin hesabını veriyorsunuz diye sorarlar adama.bir de onun için diğer itler sokaklara dökülüyor.insan olana bunu nasıl izah edersin,bilmiyorum.
bu ite bir fiske vurmamışlardır,ama İBDA-C lideri salih mirzabeyoğlu'nun anasından emdiği süt burnundan getirilmiştir.bu it yani apo iti,binlerce insanın kanının akmasına zemin oluşturmuştur,mirzabeyoğlu ise bir insanın öldürülmesine sebep olmuşmudur,şüpheli.bu nasıl adalettir.nasıl çifte standarttır.niye acep? mirzabeyoğlu için sokaklara kimse çıkmayıp,bir yerleri yakmadığı,polisle çatışmadığı için mi?yazık ya!adalet kavramına yazık.apoya bu muamele reva görülüyorsa "el bebek,gül bebek",mirzabeyoğlu hawai ye tatile gönderilmeli.
adalet olmayan yerde şereflilikten söz edilemez.

24 Kasım 2009 Salı

hava kirliliği

geçenlerde ankaradaydım."istanbula kurban olayım"dedim.hava kirliydi.millet kömür yakmaya başlamıştı.istanbula döndüğümde aynı kirliliği istanbulda da hissedince;insanlar doğalgazdan vazgeçmeye,kömüre yönelmeye başlamış diye düşündüm.nasıl dönmesin kömüre,doğalgaza yüzde 40-50 zam geleceğinden söz ediliyor ki;zaman gazetesinin resmettiği belgeye bakılırsa öyle gözüküyor.zaten zor geçiniyordu millet,eğer doğalgaza zam gelecekse,vay haline milletin.kimi kömüre yönelecek(kömür sobası bir yerde duruyorsa),kimi elektrik sobasına(bu da kaçak elektrik kullanmaya itecek birilerini),ya da doğalgazı en tasarruflu haliyle kullanmaya çalışacaklar.bu da zor.çoluk var,çocuk var.az yaksan,ya da yakmasan sonrası tufan,yani hastane kapıları,doğalgaza vermediğin parayı doktora vereceksin.Allah türkü korusun.

22 Kasım 2009 Pazar

OVİT DAĞI

Erzurum - Rize yolu üzerinde (İspir üzerinden gidilirse) bir dağ.Adı,Ovit dağı.Hani tam da kulağa geliş şekli gibi ürkütücü bir yer.Hele kışın.Orada bugün mahsur öğrenciler bulunduğu haberlerde geçti.O bölgede yoğun kar da varmış.O yol,zaten kışın tekin değil.Haziranın ilk haftası oradan geçtiğimde,yol kenarında 1 metre kar vardı ve sisten 2 metre ötesi gözükmüyordu.İkinci kez oradan geçerken de,biraz daha aşağıda sel manzaralarına şahit olmuştum.O bölge ilginç sahalara sahip.Oralarda yaşayanlar,sanki şansa yaşıyormuş gibi gelir bana,fakat yaşayanlar da hallerinden memnun gibi.O bölgeye düşecek olanlara nasihat,akşamdan sonra o yola girmeyin,hele kışın hiç girmeyin.İki şehir arasında yolculuk yapacaksanız;Trabzon,Maçka,Erzurum güzergahını kullanın.
Eğer macera aramıyorsanız...

6 Kasım 2009 Cuma

SMILE ADSL ...AMAN HA..!



DİYELİM Kİ;BİR YANLIŞLIK YA DA HATIR İÇİN, SMILE ADSL ALDINIZ(ŞİDDETLE KARŞIYIM DA,HANİ KABUS BU YA!!!).BAĞLADILAR SİZİ.
VE DİYELİM Kİ;İPTAL ETTİRMEYE KALKTINIZ...ARARSINIZ,DEĞİŞİK İSİMLERLE BİR SÜRÜ İNSANLA TANIŞIRSINIZ.GARANTİLİ!BEN NEREDEYSE SMILE DE ÇALIŞAN TÜM PERSONELLE GÖRÜŞTÜM,BİLGEHAN MI DESEM,MESUT MU DESEM,İSMİNİ HATIRLAYAMADIĞIM(ÇÜNKÜ TANIŞMAK İÇİN ARAMADIĞIMDAN,İSİMLERİ AKLIMDA TUTMAK GİBİ BİR SAPLANTIM DA YOK),TAKRİBEN 10 KİŞİ İLE DAHA GÖRÜŞMÜŞÜMDÜR.SANKİ BU İNSANLARA BİR ÇİP TAKMIŞLAR,AYNI ŞEYLERİ SÖYLESİNLER,SİZİ APTAL YERİNE KOYSUNLAR,SİZİN SÖYLEDİĞİNİZ DOĞRULTUDA DEĞİL DE,FARKLI KALIPLARDA CÜMLELERLE SİZE CEVAPLAR VERSİNLER DİYE.HANİ BEN NE DİYOM,KEMANIM NE ÇALIYOR ATASÖZÜ VAR YA,O KIVAMDA.BİR HAFTADIR,İPTAL EDEMEDİKLERİ İNTERNETİM VAR(YOK).ONLAR İPTAL ETMİŞLER DE,TURKTELEKOM PORTLARI BOŞALTMAMIŞ DA,ONLARIN ELİNDEN BİR ŞEY GELMEZMİŞ DE.FALAN FİLAN...HER NEYSE ! DEMEM ŞUDUR Kİ SMILE ADSL Mİ AMAN,BİR YERİNİZİ KAPTIRMAYIN.HE, DİYORSANIZ Kİ; BENİM HİÇ GÜNAHIM YOK,BİRAZ KÜFRETMEK,GÜNAH SAHİBİ OLMAK İÇİN SMILE ALACAM,ONA DA BEN KARIŞMAYAYIM.BUNU YAPACAKSANIZ;NE DİYECEKSENİZ,100 MİSLİ DE ÜSTÜNE BEN KOYARIM(BUNU YAPARIM)
MALİYE BUNLARA AZ BİLE YAPIYOR...

4 Kasım 2009 Çarşamba

DOĞAL OLMAYAN BESİNLER

Son günlerde basın, doğal olmayan sebze ve meyvelerle uğraşmaya başladı.On yıldır bize birilerinin itelediği doğal olmayan besinlerin farkına neden şimdi vardılar.Sanki yeni bir olaymış gibi,bir çok basın kuruluşunda bu haber var.Bir de üstüne üstlük sevgili Deniz Baykal'ımız da bu konuda konuşmaya başladı ki;artık bu muhabbetin sonu gelmez.ADAMA SORARLAR "10 YILDIR BU İŞİN ÜZERİNE NEDEN GİTMEDİNİZ?" DİYE...Tarımla uğraşanlar bilirler ki;bazı sebzelerin ya da meyvelerin tohumu bir yıllıktır.Ekersin,toplarsın,yersin.Ondan tohum elde edemezsin.Çünkü bozuk genli tohumlar kullanıyorsun ve bunlardan tohum olmuyor.Örnekleme de yapalım:Yazın Trabzon'a gitmiştim, teyze oğlu,salataları gösterdi(tohumluk için bekletilenleri) "Bunları,alıp sevabına sağa sola dağıtmak lazım,tohumları,bir daha salatalık versin diye.Artık bu tür salatalık yok.Ürünler bir dönemlik ürüyor,tohumluk vermiyor,İsrail'den alınan tohumlar,maalesef,bizim tohumlarla aynı değil,onlarınki; bir yıl sonra tohum vermiyor".
Tablo senelerdir böyle iken;neden durduk yerde organik olmayan ürünler gündeme geldi.Senelerdir,bu gazeteciler,bu siyasetçiler neredeydi,başka ülkelerde mi yaşıyorlardı.Ben teyze oğlundan bunu duyduğumda içim acıdı.Ben sade bir vatandaşım,ülkedeki her şeyi bilme şansım yok.Ama siyasiler ve gazeteciler, her boku takip ettiklerinden,bu ihmalin(10 yıldır ses çıkarmama ihmalinin)hesabını vermeliler.Bununla ilgili kanun meclisten yeni geçti,güncel oldu,vs.geyiklerini kullanmaları da kaçınılmaz cevap olacaktır.He,ayrıca meclisten bu kanunu geçirenlerin,senelerdir buna göz yuman hükümet mensuplarının da vermesi gereken bir hesap var...O da ilgili merciilere duyurulur...

31 Ekim 2009 Cumartesi

120


dün akşam bir kanalda seyrettim bu filmi.sinemada seyredememiştim.film çok güzel anlatmıştı,anlatılmak istenileni.birileri vatan sevdası ile canını ortaya koyarken,birilerinin de yaptıklarının bedelini ödemesini,birilerinin korkaklığını afişe ediyordu.mesela vali;durumu en iyi nasıl idare ederimin derdini güderken,birileri vatan için herşeyini verebileceğini dillendiriyordu.tüccar olan savaşta da tüccardı.savaşa tüccar zihniyeti ile bakıp,savaştan nasıl sıyrılacağının hesaplarını yapıyordu.filmde gözlerinizin ıslanmaması neredeyse imkansız.onlar (120 delikanlı)vatan için(namus,şeref,onur,bayrak için),ne verebileceklerini gösterdiler.üçte ikisi dönüş yolunda şehit oldu,dönenlerin de 22 si sağ kaldı. bir sahnesi çok etkiliydi.dönenlerden biri tedavisi sırasında şehit oluyor,dedesine bu söylenirken; asker, dedeye "babası nerede?" diye soruyor.dede "yemende"diyor.tarihten gördüğümüz kadarı ile,bu vatanın her köşesinde destanlar yazılmış,namus için,vatan için,bayrak için(belki masadakiler başka şeylerin peşindeydiler bilinmez).ancak,cephedekiler,sıkı destanlar yazmışlar.Allah onlardan razı olsun.ben bir ticari seyahatimde,(mevsim yaz)antalyadan denizliye geçmiştim.antalyada kimin eli,kimin cebinde belli değil(namus anlamında);denizlide de bir müşterimin ofisinde çanakkale ile ilgili hikayelerin afişleri vardı.namus için yazılan destanlar.nereden...nereye...biz kurtuluş savaşını kazanmışmıydık sahiden...

25 Ekim 2009 Pazar

ŞEREFSİZ DTP...

izliyorum...neler olacak diye...
hükümet,bir çok şeyi göze alarak,oy kaybını göze alarak,insanlardan küfür yemeyi göze alarak,açılım adı altında bir şeyler yapmaya kalktı.ancak,malların sınırdan ilk teslimatında,dtp şerefsizleri,sanki ecellerine susamışçasına mallarının üzerinden büyük,hem de çok büyük provokasyona giriştiler.herkesin sabrının çatlamasına sebep oldular.ya bizi vurun,öldürün,demeye getiriyorlar,ya da biz birilerinin köpeğiyiz,bize havla dediklerinde havlarız diyorlar.hiç bir anlam veremediğim davranış içine girdiler.daha önceleri bu tür şeyler yapmamışlarmıydı,yapmışlardı.ancak şu dönem,adam olan kızılcık şerbeti içer,yine bunu yapmazdı.ama adam olan dedik ya.şerefsizler.şimdi her türk vatandaşı,açılıma gıcık kaptı.birilerinin tam da istediği buydu ve bunu yaptılar.bir iki gün önce, ergenekon mahkemesi,apo şerefsizinin ergenekonla bağlantısını boşuna sormamış demek ki! ne kadar kana susamışsınız,şerefsizler...durduk yerde; açılım iyi olacak,kan duracak,kardeş kardeşi vurmayacak diye umut ederken; bu sefer içimize atalım diye düşünürken, bir kaç gündür,almanyadan gelecek ikinci mal kafilesini karşılamaya,oraya onları karşılamaya gelen dtplilere "öyle karşılanmaz böyle karşılanır"demeye gitmek için program yapmaya başladım.benim gibi düşünen az da değil.atatürk havalimanı belki de tarihe şahit olacak! ancak,gelişleri ertelenmiş...türk milleti olarak çok üzüldük...inanıyorum ki; zaten bunu istiyorlar,yani "biz kaşınıyoruz,bizi kaşıyın".yeter lan şerefsizler,kendilerini bir bok sanan zürriyetsizler,kendinize gelin, ya da s.kt.r olun gidin.ya da bekleyin,bir yere gitmeyin,elimizde hıncımızı alacak birileri olsun...

20 Ekim 2009 Salı

ADAM OLMAK...

adam,bu kelimenin içinde yaşamak için uğraşmıştı hayatınca.söz vermesine gerek yoktu; "olur,hallederiz,tamam,bakarız"gibi kelimeleri bile ağzından çıktığında bilinirdi ki;elinden geliyorsa halletmek için uğraşırdı.yerine gelmeyen,bakarızlar ise,hep başkası tarafından engellenmişliğe maruz kalırdı.
çocuklarına bisiklet sözü verdi.çocukları da bilirdi ki;babaları söz verdi mi,tutardı.öyle bolca gelire sahip de değildi hani.aybaşını ucu ucuna denk ya getirirdi,ya getiremezdi.çoğunlukla getiremezdi.hep açık verirdi,ödenecek üstüste 2-3 faturası mutlaka olurdu.ama bir kez söz vermişti,çocuklarına işte.ne yapıp edip sözünü yerine getirmeliydi.çok da istiyordu,bunu yapmayı.
"acaba 2 ay sonra denk düşürüp alabilirmiyim?"diye düşündüğü zamanlarda,güzellik yaptığı birisi telefonda ona "hesap numaranı verirmisin?"demez mi? "hayırdır?"diye sorduğunda "ya abi,senin bana güzelliğin çok oldu,sağolasın,ben sana para çıkartmak istiyorum,senin bana yaptığın güzellikler sayesinde 100.000 tl den fazla para kazandım,sana da 1000 tl göndereyim!".inanamadı,sevindi,çocuklarının bisiklet parası geliyordu işte,çocukları da bu telefon konuşmasına şahit olmuştu,onlar da "ne zaman alacaksın,baba?" diye mutluluklarını paylaştılar ve içleri içlerine sığmamaya başladı.sevinmişti bizimki.ve para o saat hesabına havale edildi. ertesi gün hesabından parayı çekti,çocuklarını yanına aldı,gittiler,bisiklet beğendiler,çocukların hali görülmeye değerdi.çocuk işte...
paranın yarısından çoğu arttı,onları da hayrına ihtiyaç sahiplerine dağıttı,halbuki kendinin de ihtiyacı vardı.belki onların da çocuklarına bisiklet sözleri vardır diye...

18 Ekim 2009 Pazar

alem adam deniz baykal :)

başbakanla yapacağı görüşmeyi kameralara kayıt edecekmiş.bu adam bir partinin,hem de ana muhalefet partisinin genel başkanı.bu konuda "baykal,beyinsel yeterliliğe sahip mi?(yaştan dolayı)"diye sorgulayacak doktorlara ihtiyaç olduğu anlaşılıyor.

11 Ekim 2009 Pazar

ATA ÖZER




bu akşam, üzerinden 1 aydan fazla zaman geçmişliği ile değerli hocam ata özer in il milli eğitim müdürlüğünden alındığını öğrendim.o kadar haberlerden uzaklaşmışım ki(sağolsun çocuklar); bu haberi duymamışım bile.
çok üzüldüm.hayatımda tanıdığım ender değerlerdendi.dürüst,mert,şerefli,adam gibi adam.kendisinden bu ülke faydalanabilecekken...
internetten araştırdım,ancak ayrılış nedenini öğrenemedim.ata hocam,orta okulda benim öğretmenimdi.sonrasında otakçılar lisesinde kardeşimin müdürü.birileri koltuğundan rantlanıp,araba/ev alırken, o,arabasını satıp okula halı saha yaptırmış,okula gelir elde etmiş,oradan gelen gelir ile özel olmayan devlet okuluna bilgisayar laboratuarı kurmuştu.sonrasında iğrençliklerle çalkalanan şehremini lisesine tayin olmuş,şehremini lisesini adam etmiş,okulda spor alanında da başarılara imza atmasını sağlamıştı.sonrasında da istanbul il milli eğitim müdürü olmuştu.3,5 yıl da orada görev yapmış ve görevinden alınmıştı.yazık.böyle insanlar kolay kolay gelmiyordu oysa.vefasız bir öğrencisi olarak,kendi çocuklarımı okula kaydedeceğim zaman,il milli eğitim müdürlüğünü aramış,sekreterine not bırakmıştım.sekreteri "toplantıdan çıkınca notunuzu iletirim sizi arar" dediğinde,benim tanıdığım ata hoca arar dedim kendi kendime ki;öğrenciliğimin üzerinden 27 sene geçmişti.15 dakika sonra sekreteri aradı "Ata beyi bağlıyorum"dedi.sevgili hocamdan önce vefasızlığın özrünü diledikten sonra okuldan kayıt için para istediklerini söyledim verdiği cevap şu oldu "şayet,adresin,okula kayıt için uygunsa,bir kuruş isterlerse beni ara,gereğini yapayım,yok adresin uygun değilse,uygun olan okula kayıt için gitmen gerekir ve kaydınızı o okula yaptırmalısın.sistem ne ise odur.hiç bir müdür para isteyemez"demişti.keşke ata özer, milli eğitim bakanı olsaydı,keşke.
HOCAM, ALLAH HAYIRLI HAYAT NASİP ETSİN SİZE...

9 Ekim 2009 Cuma

KORSAN TAKSİLER(AİLENİZİN TAKSİCİSİ)

BU ARA TAKSİCİLERE TAKTIM.TAKMA SEBEBİM DE "KORSANA HAYIR"MİTİNGİ DÜZENLİYORLAR...KENDİLERİ KORSAN OLAN BU MESLEK(!) GRUBU ÜYELERİ,HANGİ YÜZLE,MİTİNG AFİŞLERİNİ HAZIRLAMIŞLAR VE MİTİNG YAPACAKLAR MERAK EDİYORUM.BUNDAN 15 YIL KADAR ÖNCE TAKSİCİLERİN YÜZDE 20 Sİ,SİZDEN 3 KURUŞ FAZLA ALABİLMEK İÇİN GEZDİRMEK İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPARDI.ŞİMDİ BU ORAN YÜZDE 80-90 LARA ÇIKTI.BU YÜCE MESLEK SAHİBİ İNSANLAR(BURADA YAZDIKLARIM,TAMAMEN VELİNİMETİNİ SOYMAK NİYETİNDE OLANLARADIR,NAMUSLUSUNA DEĞİLDİR)YAĞMUR YAĞDIĞINDA,KENDİLERİNİ KRAL ZANNEDERLER.BİR DE YAĞMUR-ÇAMUR DİNLEMEDEN KENDİNİ KRAL ZANNEDENLER VARDIR.BEN TAKSİCİ MİLLETİ İLE YAŞADIKLARIMI ANLATAYIM İSTEDİM.TAKSİYE BİNERKEN BİR KEZ DAHA DÜŞÜNÜN DİYE(BEN ARTIK BİNMİYORUM,STRESE GİRİYORUM -ACABA YOLCULUĞUN KAÇINCI DAKİKASINDA KAVGA ETMEYE BAŞLAYACAĞIZ DURUMU İLE KARŞILAŞMAMAK İÇİN-)
1-ESENLER OTOGARDAN TAKSİYE BİNME GAFLETİNDE BULUNDUM(OTOGAR VE HAVAALANI TAKSİLERİ MEŞHURDUR)TAKSİCİYE GİDECEĞİM YERİ SÖYLEDİM,GİDİŞ MESAFESİ TAŞ ÇATLASIN 10 DK.TAKSİCİ BANA GİDİŞ MESAFESİNİN EN AZ 20 DAKİKAYA ÇIKACAK BAŞKA BİR YERDEN Mİ GİDELİM GİBİ SALAKÇA BİR SORU SORUYOR,ŞOK OLUYORUM,BEN DE KENDİSİNE GİDİŞ MESAFESİNİN 90 DAKİKA KADAR SÜRECEĞİ BAŞKA BİR GÜZERGAH SÖYLÜYORUM DALGA GEÇEREK...
2-(BURADA SEMT İSİMLERİ VERİYORUM,HER İSTANBULLU BURALARI BİLİR) MİLLET CADDESİNİN BİTTİĞİ CEVİZLİBAĞDAN TAKSİYE BİNİYORUM,FATİH CAMİİNE GİDECEĞİM.TAKSİ,MİLLET CADDESİNDEN FINDIKZADE GÖBEĞE KADAR GELİYOR,SOLA DÖNÜYOR,ANCAK ANAYOLDAN DEĞİL,ARA SOKAKTAN VATAN CADDESİNE İNİYOR(ANAYOLDAN İNSE,DİREK FATİHE ÇIKAN KAVŞAĞA GELECEK,BU İŞİNE GELMİYOR BEYİMİZİN)KARŞIYA GEÇİŞ OLMAYAN NOKTADAN VATAN CADDESİNE İNİYORUZ,TAA AKSARAYA KADAR GİDİYORUZ, U DÖNÜŞÜ YAPIP ÇIKMAMIZ GEREKEN KAVŞAĞA GELİYORUZ,ORADAN FATİHE ÇIKIYORUZ...
NİYE BU ŞEKİLDE GİTTİĞİNDE ŞU CEVABI ALIYORUM "ABİ BEN ASLINDA TAKSİCİ DEĞİLİM(EEE),PAZAR GÜNLERİ TAKSİYE ÇIKIYORUM,YOLLARI İYİ BİLMİYORUM"!!!!!
YOLLARI BİLMEYEN ŞEREFSİZ ANAYOL VARKEN,DAR SOKAKLARI BİLİYOR NASIL OLUYORSA.KENDİLERİNİN ŞEREFSİZ OLDUĞUNU YÜZÜNE SÖYLÜYORUM,HATTA ABARTIYORUM TÜM TAKSİCİ CAMİASININ YÜZDE 95İNİ AYNI KATAGORİYE KOYUYORUM.O TARİHLERDE NORMALDE 2,5 TL TUTMASI GEREKEN YOL,3,5 TL TUTUYOR.TAKSİCİ FARK EDEN KISMI ALMAYACAĞINI SÖYLESE DE(LÜTFEDİYOR)BEN KENDİSİNİN EN YAKININA KÜFREDERCESİNE 5 TL VERİYORUM,ÜSTÜ SENİN OLSUN DİYORUM(ZENGİNLİKTEN DEĞİL YANLIŞ ANLAŞILMASIN)
3-(HİKAYE ÇOK AMA EN CANIMI ACITAN BUYDU,KENDİMİ ÇARESİZ HİSSETTİM O AN ÇÜNKÜ-OKURKEN ANLAYACAKSINIZ-)BAYRAMPAŞA METRONUN ÖNÜNDE DURAN TAKSİLERDEN BİRİNE BİNDİK.BEN,EŞİM, 2 ADET 3 YAŞINDA ÇOCUĞUM VE 10 YAŞINDA KIZ OLAN YEĞEN.ARABAYA BİNERKEN HAFİFTEN YAĞAN YAĞMUR,EYÜPTE METREKAREYE 100 M3 YAĞAN YAĞMURA DÖNDÜ.EYÜPTE 5 DAKİKA BEKLEMEK ZORUNDA KALDIK.TAKSİCİ DEMEZ Mİ:"BEN BEKLEYEMAM,İNİN TAKSİDAN"BU CÜMLE İLE,BAŞLAYIP UZAYAN BİR TARTIŞMA İÇİNE GİRDİK,ÇOLUK ÇOCUK OLMASA (YUKARIDA NE DEMEK İSTEDİĞİMİ ANLAMIŞSINIZDIR),BU ŞEREFSİZ BÖYLE BİR ŞEY SÖYLEYEMEYECEK,İNERSİN,İNMEM,KARAKOLA ÇEK MUHABBETLERİNİN HİÇ BİR BOKA YARAMADIĞI BİR TARTIŞMA YAŞADIK.(HEE,BİR DE O GÜN DİNİ BİR BAYRAMIMIZ)HERİFE GİRİŞMEM LAZIM,ÇOLUK ÇOCUK OLDUĞUNDAN O YAĞMURDAKİ PERİŞANLIĞI DÜŞÜNEMİYORUM BİLE.VE BİZ O YAĞMURDA TAKSİDEN İNMEK ZORUNDA KALDIK.
-4.(BU DA ANKARALI BİR TAKSİCİNİN AĞZINDAN,KENDİ MESLEKTAŞLARINI ANLATTIĞI OLAY)ANKARADA TAKSİYE BİNDİM,TAKSİCİ,GERÇEKTEN İŞİNİ YAPIYOR.SOHBET İLERLİYOR,TAKSİCİLERDEN BAHSEDERKEN "BAK ABİ "DİYOR."ANKARA TAKSİCİLERİNİN BAZILARI ŞUNU YAPAR "50 TL VERMİŞSİNDİR,SEN 10 TL YA DA 20 TL VERMİŞSİN GİBİ PARA ÜSTÜ VERMEYE KALKAR.SENİN VERDİĞİN 50 TL Yİ YAN TARAFLARINDA BİR ZULA VARDIR,ORADA KAYBEDERLER,-BAK KARDEŞİM,PARALAR BURDA,VAR MI İÇİNDE 50 TL-DİYE DE İDDİA EDERLER VE ÇOĞUNLUĞA YEDİRİRLER,BUNU"
-5.YİNE DÜRÜSTLÜĞÜNE İNANDIĞIM BİR TAKSİCİYLE SOHBETİMİZDE "BANA GÖRE TAKSİCİLERİN % 80 İ ŞEREFSİZ" DEMİŞTİM,O DA BANA "YOK ABİ 90" DEMİŞTİ
...BU HİKAYELER UZAR GİDER,GEÇMİŞTE TAKSİ KULLANIMIM YÜKSEKTİ,HEM ŞAHSİ,HEM İŞSEL ANLAMDA.AYRICA BUNLARIN BİR KISMI YOLLARI GERÇEKTEN BİLMEZ(AMA SORSAN TAKSİCİ-YANİ; SADE VATANDAŞIN,BİRİNİ AMELİYAT ETMEK İSTEMESİ GİBİ BİR ŞEY-)
BU KADAR ÖRNEKLEME YETER DEDİKTEN SONRA...
Gelelim Korsan Taksicilere;korsanlardan biri ile başlarsın gidip gelmeye,aklın yattıktan sonra sürekli onunla bir yerlere gidip gelirsin,arkadaş olursun,hatta dost olursun.gittiğin yerin ücreti bellidir,o istediği kadar dolaşsın.zaman zaman ikinizde müsaitseniz,çekersiniz bir çay bahçesine birlikte çay içersiniz.ailenizi ona emanet edebilirsiniz(sanki taksicilikten tiksinmiş taksiciler korsan olmuşcasına iyidirler yani).ücret de normal taksinin 2/3 ü kadar ödersiniz.şekil,racon budur.korsan diye ifade edilen taksiciler ailenizin taksicisi olur.neredeyse her semtte vardır,bunlardan.korsan dediğiniz insanların yamuk işleri olması lazım değil mi? ancak onlar taksi plakasız(tek arızalı durumları bu) ,gerçek taksicilerin olması gerektiği gibi oluyorlar,taksiciler ise yamuk-yumuk.
Bu yazdıklarımdan korsanı desteklediğim çıkıyor değil mi? Benim ki sadece görünen resmi çekmek!

8 Ekim 2009 Perşembe

kevin costner

bir kevinımız eksikti.yok açılımdan yanaymış,yok karşıymış,yok karışmamış,yok ucu değmiş,yok kenarda duruyormuş.lan kevin costner kim? açılımı desteklese nolur,desteklemese nolur? bir de mhpliler utanmadan ona sormuşlar,ya da menecerine.çok uğraşmışlar kendinden cevap almak için.ne kompleksli milletiz.kevina sorular:
-biz açılalım mı?
-açılırsak,ne kadar açılalım?ne kadar sonra su derinleşiyor,yüzme bilmeyen boğulur mu?
-yoksa açılmayıp,kapansak mı?ülkece,başörtülenelim mi?
-bizim için en iyi şey açılmamaktır,değil mi kostner bey?
ayıptır ya...muhalif de olamıyorsunuz bari yerinizde oturun,ses çıkarmayın...

7 Ekim 2009 Çarşamba

peygamber devesi

peygamber devesi...internetten bu yaratığın resmini yüzlerce bulup görebilirsiniz,ama bunu ben çektim :) hem de ödemiş'te.fotograf makinem yoktu,cep telefonu ile çektim.

seyahatlerden kareler...

manisa gönen'de yunus emre'nin kabri denilen yerde resimledim.ancak,sanki emin değillermiş gibi algıladım.yunus emre'nin kabri burası mı değil mi?gerçekten burada mı yatıyor?

4 Ekim 2009 Pazar

marmarada köpekbalığı...

bu köpekbalığı 1,5 ay kadar önce marmara denizinde yakalanmış.önünden geçiyorduk,durduk,resimledik.Allah muhafaza,denizde denk gelmek istemezsiniz.Boyu rahat 2,5-3 metre vardı.kafanız ağzına girer :)

kaza !

dün gece 1.30 gibi şiddetli bir ses duyduk dışarıdan gelen.balkona fırladım,yolda yatan birini görebiliyordum.ne olduğunu anlamaya çalıştım,trafik kazası olduğunu farkedince koşturdum,insanlar başında toplanmışlar yaralının.iki araba çapraz yola savrulmuş,hatta biri duvara bindirmiş,airbagi açılmış.yerde yatan genç(sanırım 25 yaşlarındaydı) "bacaklarımı hissetmiyorum"diyordu,titriyordu.polis anında orada oldu,sanırım çok yakındaydı,sese geldiler.ancak ambulans bir türlü gelmiyordu ki;acil hastane 30 saniyelik mesafedeydi.sanırım bir 25 dakika sonra geldi.halktan homurdanmalar oldu doğal olarak,polis "yapmayın kardeşim,bırakın adamlar işini yapsın"muhabbeti ile homurtuları kesmeye çalıştı.araçların biri hatalıydı ki;şoförü kaçmıştı.yerde yatan gencin arkadaşları o an o şoförü ellerine geçirse parçalardı herhalde.
hoş bir olay değildi,ortada duran;ancak,halkın duyarlılığı iyiydi.herkes bir şeyler yapmak istiyordu.kimi,yerdeki gence moral vermeye çalışıyordu,kimi su getirdi,kimi (belki dış kanama vardır diye)pamuk,genç titriyor diye kimi battaniye...mağdura sahiplenilmesi hoştu.bu semti o yüzden seviyorum.çoğunluğun başını çevirip gitmemesi duyarlılığın göstergesiydi.

3 Ekim 2009 Cumartesi

ödp-ayakkabı :)

taklitçilik,her yanımızı sarmış :) bush'a atılan ayakkabıdan sonra da bizimkiler(!) imf başkanına ayakkabı fırlattı.komik oldu her haliyle.öncelikle taklit bir eylem.ödp'den daha yaratıcı eylemler beklerdim.daha elit,daha farklı bir görüntüleri var çünkü.eylemin bir başka boyutu daha var ki;o kısmı hepten komik,hatta karamizah desek daha doğru olacak.emperyalizme/kapitalizme karşı fırlatılan ayakkabı -nike-.hani fırlatılanın -nike-olması tuhaf değil de,fırlatanın -nike-ı satın alıp kapitalizme destek vermiş olması trajikomik olan.yani bu ürünü satın alarak ben sizin sistemlerinize karşıyım diyor ama bir yandan da sizi destekliyorum :)))).
bu kadar mı aptalca bir eylem yapılır...ödp sitesinde de eylemi desteklediğini yazmış.insan biraz utanır...nike giyen bir ödpliden.
demek ki; neymiş...
herkes kurusıkı ateşliyor...

2 Ekim 2009 Cuma

bir imam...

işyerimin yakınında bir mescid var.cumaları orada kılarım.güzel bir de imamı var.günümüz imamlarının genelinin bakışından dünyaya bakmayan güzel bir insan.cumaya nereye gidiyorsunuz diye her sorulduğunda,soranı alıp oraya götürürüm.her götürdüğüm de hoşnut olur.bu blogun mail adreslerinde onun da mail adresi kayıtlıydı,unutmuşum...bugün "senin resmini görünce,fark ettim "
dedi,"blog sahibini".güzel şeyler de söyledi-güzel insan,güzel şeyler söylenerek olunuyor :)-,belki de şu an bunu da okuyordur.
evet,güzel bir imamımız var,ardında namaz kılınası,ardından gidilesi.