Kuzey Cephe,soğuk alması ile ünlüdür.rüzgâr yiyen taraftır.O yüzden Kuzey Cephe dayanıklı olmak zorundadır.Rüzgara,kara,fırtınaya karşı hep dik durabilmelidir.Bir de savaşlarda cephe mevzuları vardır.Bizimkisi de Kuzey Cephesi olsun.Serde; zaten Kuzeyliyiz...
10 Kasım 2010 Çarşamba
otel odaları
otel odaları
seyahat manzaraları
seyahat manzaraları
28 Ekim 2010 Perşembe
otel odaları
seyahatten manzaralar
seyahatten manzaralar
seyahatten manzaralar
20 Ekim 2010 Çarşamba
iş seyahati
geçen hafta seyahatteydim yine.güzergah denizli,antalya,konya,adana,gaziantep-istanbul :)
denizli antalya arasında burdur dolaylarında bir restaurant var.bir kaç gün içinde onunla ilgili resimler yüklerim.her zaman geçerken özellikle durup çay içtiğim bir yer.yemek yiyemedim henüz.oturur,kapısındaki masalardan birinde çayımı yudumlarken,doğal hava görüntüsü içindeki hayvanları izlerim.ördek,kaz,yavru köpekler,ördek yavruları,gölet,eski bir wolksvogen(sanki yanlış yazdım,neyse önemli değil,anlayın artık),kağnı arabaları parçaları,ahşap tekerlekler,samanlar vs.
bu mekanı çok severim,arkasında bir otel var ancak 5 yıldır açamamışlar,sanki biri engelliyor açılmasını.çünkü 5 yıl önce garsonlara sorduğumda -3 ya da 4 ay içinde açılacağını söylüyorlardı.
neyse; seyahatin başlangıcında oradaydım.sonunda da gaziantep den 10 saatte istanbul a neredeyse hiç durmadan döndüm.zor oldu.ama oldu.
7 Eylül 2010 Salı
boş zaman doldurmak için yazılmıştır
Allah tan herkes bir mayışıktı da; sıkıntı olmadı.sadece ramazanın son günlerinde bir uyarı geldi.
bugün ramazanın 28.günü.yani bu yılın ramazanı yarın bitiyor.bir ramazan daha bitmiş oluyor.
üç gün firem var,doktor muhabbetine.yani doktora gittim o ara biraz sıkıntım vardı.doktora gittiğim gün ile beraber üç gün tutmadım.
11 Ağustos 2010 Çarşamba
iş gezisi.
seyahatteydim yine.
bursa dan başladım.bursa ya hep deniz otobüslerinin 7.30 seferi ile giderdim.o sabah geciktim.10 seferi ile gittim.çok da bir şey farketmedi benim için.uğrayacaklarıma uğradım.balıkesire geçtim oradan.balıkesir i severim.o beni sever mi bilmem?bir müşterim vardı uğrayacağım.balıkesirde de işimi bitirdim,sonra ver elini izmir.bursa ve balıkesir de sıcaklığı o kadar çok hissettim ki;klimadan iltihaplandırdığım ciğerlerimin tekrar aynı arızayı yapacağını düşündüm.izmir daha berbattı.kalmayı sevdiğim otelde yer kalmadığından diğer kaldığım otele geçtim,orada yer vardı.sevdiğim otel -sc inn butik otel-.kaldığım -park otel-.sc inn daha sıcak gelir bana,yoksa diğerinin de pek bir farkı yok.resepsiyondaki bayan,güler yüzlüydü,ilgiliydi.kültürlü bir hanıma da benziyordu.ta ki benim bir soruma "tabii ki de" diye cevap verene kadar.gözümden düştü birden.neyse,bu nesli de böyle kabul edeceğiz artık.içimden uyarmak geçtiyse de rencide olacağını düşünerek vazgeçtim.uzuun zamandır ilk defa otele bu kadar erken giriyordum ve keyif alıyordum bu işten.genelde otellere 00.00 dan sonraları girerim ve gün bitiktir zaten.direk yatak.ama bu kez haberlere,tartışma programlarına,belki bir filme bakabilecek zamanım vardı :); belki de yanımda getirdiğim gazetede bir iki yere göz atardım.gazeteyi genelde tuvalette okumak için odama çıkarırım :)) benim için büyük keyif.orada geçirdiğim boş zamanı en iyi kullanma yolu gelir bana.neyse iğrençliği de bırakalım.izmir de önce kemeraltı na gittim.izmir in neredeyse tek sevdiğim bölgesi.sonra pınarbaşına gittim.işler yine bitti.sonrasında ödemiş ilçesini ziyaret ettik.benim meşhur pansiyonuma gittim.birgi çınaraltı pansiyon ( www.birgicinaralti.blogspot.com buradan görebilirsiniz) oturduk aytaç la sohbet ettik.özlemişim muhabbetini.partizanca muhabbetlere girdik,çıktık birbirimizi incitmeden.o gece uyuyabildiğim kadar uyudum.ertesi günün programı zayıftı çünkü.denizli ve muğla ya birer müşteriye uğrayacaktım.denizli deki müşterimden içişleri bakanının talimatları doğrultusunda ihtiyaç giderdim.akşam muğla da oldum,oradaki müşterime de uğradıktan sonra yine düştük yollara.niyetim fethiye ya da kaş da konaklamaktı.ancak kaş a mola vermek için uğradım.daha doğrusu bir asker arkadaşım vardı oralarda ona bakayım diye gittim.o da beş yıldır amerika da yaşıyormuş.annesi ile tanıştık.ve yine bastım antalya ya gittim.oralardan niyetim gündüz geçmekti.yolu bilerek uzatmıştım,fakat geceye denk gelince hayallerim suya düştü.o yolda kaş ile kalkan arasında kabotaj plajı vardır.gece olmasına rağmen -zınk-diye tepede durdum.belki görürüm diye.bir tekne ışığı ve bir kamp ışığı harici bir şey görünmüyordu.bir de kıyıya vuran dalgaların sesi.beni orası hep çeker.müthiş bir koydadır.gece otelde son bir oda bulabildim antalya da.bir daha o otelde kalmamaya karar verdim.o gece yapış yapış olmama rağmen duş alamadım çünkü.otel kayalar.belki birinizin yolu düşerse,madur olmayın diye yazdım.ertesi gün antalya daki müşterimle akşamladık,hatta geceledik.saat 23.00 de denize girdik.müşterimin bir de karavanı var.onu konyaaltına çekti.kapısında oturduk,çay muhabbeti de yaptık.yeni otel arayıp da bulmam saat 02.00 deydi.o da boktan bir otel çıktı.ya yer yok,ya olanların burnu kalkmış vs.tam burnu kalkanlardan birinde karar vermiştim ki "bu otel fenaya benzemiyor"diyerek bir otele daldım sahil boyunda.antalya daki otel rezilliğim o otelle tavan yaptı.neyse.ertesi gün müşteride bıraktığım şarj cihazını almaya gidip çayımı içip yola yine girdim.ısparta.gül şehri.ısparta da bitti.gül lokumu aldım :).kütahyadan iki öğrenci otostop yapıyordu onları aldım.istanbul pendik e bıraktım.yol çabuk geçti onların sayesinde.bol bol konuştuk.ve seyahat bitti.sadece yazmak olsun diye yazdım gibime geldi ama neyse...bir seyahatimin özetini sizle paylaştım.
9 Ağustos 2010 Pazartesi
sektörel yazılar
28 Temmuz 2010 Çarşamba
şehit mi ? niyazi mi?

27 Temmuz 2010 Salı
şamil tayyar
Şamil Tayyar Kimdir?
Şamil Tayyar, (d. 1965 Gaziantep, Türkiye) Star Gazetesi Ankara Temsilcisi ve köşe yazarı, kitap yazarı, gazeteci, eski siyasetçi.
1965 yılında Gaziantep’in İslahiye ilçesinde doğdu. İlk orta ve lise öğrenimini İslahiye ilçesinde tamamladı. 1986 yılında Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesini bitirdi.
Gazeteciliğe 1985 yılında Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesinde son sınıf öğrencisi iken Milliyet Gazetesinde başladı. 21 yıllık meslek hayatının 17 yılı Milliyet ve Sabah gazetelerinde geçti.
Son olarak Yeni Şafak Gazetesinde Ankara Haber Müdürü ve köşe yazarı Tercüman Gazetesinde köşe yazarı olarak çalıştı.
1997 yılında İlk Kitabı olan Refahyol Tutanakları yayınlandı.
Tayyar, son yıllarda birçok kitap derledi ve çıkardı.
Zülfikar Doğan’ın ayrılmasının ardından Star Gazetesi Ankara Temsilciliği görevine getirilmiştir. Aynı zamanda Star Gazetesi’nde köşe yazarlığı da yapmaktadır.
ŞAMİL TAYYAR(yandaş basın).yazdıkça hakkında davalar açılıyor.hakkında 40 dava açılmış,şimdilik 50 ay hapsi kesinleşmiş.açılmış davalardan da 100 yıl hapsi isteniyor.ama yandaş.
...ve en sonunda şamil tayyar -pes-diyor. "artık yazmıyorum".
yani -ALIN DÜZENİNİZİ .........-diyor sanki.ergenekonun ortaya çıkarılmasında en büyük katkı sahibi olan yazar,yazamıyor.ne acı.kim baskı altında acaba.
zaman gazetesi hakkında bin soruşturma açılmış,553 ü davaya dönüşmüş.
star gazetesi hakkında bin beş yüz soruşturma açılmış 300 ü davaya dönüşmüş.
yenişafak hakkında bin soruşturma açılmış,95 i davaya dönüşmüş.
vakit gazetesi hakkında üç yüz elli soruşturma açılmış,200 ü davaya dönüşmüş.
yandaş medya ya bunlar ! bir elleri balda bir elleri yağda.
davaların çoğu ergenekon hakkında yazmanın getirisi.davalar,gizliliği ihlal ve adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs ten açılıyor.ancak,zekeriya öz ve diğer savcılar,hakimler aleyhinde yazılar yazanlara dava-mava yok.niye onlar yandaş basın değil.kim yargıda bir taraf ise o, boru öttürüyor,milletin gözüne sokuyorlar ama gören göz lazım.
dün hasan celal güzel, millet için bir şeyler yapmak istedi hapis yattı.bugün ŞAMİL TAYYAR ın durumunu hazmedemiyorum.ergenekon gibi konularda kalem oynatmak,size şanlı şöhretli bir yaşam sağlamaz,aksine namlu ucunda yaşamana sebep olur.
23 Temmuz 2010 Cuma
yok böyle bir şey !
başbakan,tarabya da bir markette.geçerken uğranılan bir market,milliyet gazetesi öyle diyor.bu manzaraya bakınca, sanki bir amca/dayı çok sevdiği bir yeğeni ile markette karşılaşmış "lan nerelerdesin kerata"yaklaşımı ile şakalaşıyorlar.bu doğallığı insanlar nasıl görmez anlamıyorum.başbakana her olumsuz bir laf edildiğinde,o tarafa bir bakıyorum,sözün içini dolduracak bir şeyler bulup kızamıyorum başbakana.siyasi literatürde eksisi yok mudur,bana göre var.ama artılarının o kadar fazla olduğuna inanıyorum ki,eksiler zihnimden silinmemiş olarak kalsa da bana kızılacak şeyler gibi gelmiyor.daha iyisi çıkana kadar en iyisi buysa :) Allah yolunu hayırlısı ile açık etsin. 19 Temmuz 2010 Pazartesi
fazıl a say ayım
ancak bu dünyanın en zirve adamı kendisini yapmadığı gibi,onun bu şekilde davranmasının da önüne geçemiyor.arada bir beylik laflar ediyor.magazinel olmak için niye böyle bir çabaya girer,bu tip adamlar bilmem.vardır bir bildiği herhalde.belki de bu ara bir sevgilisi yoktur,ortalarda görünerekten piyasa oluşturmaya çalışıyordur,ne dersiniz? kimsenin onunla uğraşmadığı dönemlerde o birileri ile uğraşma çabasına girer.en son yine arabeskle ilgili konuşarak,üzerine şimşekleri çekti.arabesk bir tabu mu? hayır! birilerinin korumasında mı? hayır!ona laf edilemez mi? edilir! de;kantarın topuzuna dikkat edersin.yavşak gibi kelimeler kullanmazsın.üstürupla eleştirirsin,aldığın eğitim içinde bu da olmuştur,sanırsam.teraziye vurduğun zaman piyano resitali ile arabesk müziği; hangisi daha çok sevilir? tabii ki arabesk.piyano müziğin alfabesi olabilir,ancak arabesk müzikler içinden öyle parçalar çıkar ki;piyano resitalinin kralı gelse önüne geçemez.arabeski ben çok mu seviyorum,hayır,hiç sevmediğim müzik türlerinden.ama fazıl a kıllık olsun diye böyle yazıyorum.sanane fazıl,milletin arabeskinden.kimse senin müziğine bir şey diyor mu? sen de deme,otur oturduğun piyanonun başına...
17 Temmuz 2010 Cumartesi
calgon un göz boyaması
calgon bizlere "eğer calgon kullanmazsanız,çamaşır makinanız böyle kireçlenir ve büyük arızalar çıkarır"kaabilinden şeyler söyler senelerdir. bizim evde 10 yıldır hiç bir kireç önleyici deterjan kullanılmaz ve makina hala çalışır(ne hikmetse).diyelim ki makina calgon kullanmadık diye bozuldu.bir hesap edin bakalım.calgon kaç para? bir yılda calgona kaç para verirsiniz,sonra kireçlenen parçayı değil,çamaşır makinası kaç para diye bir düşünün.inanın calgona verdiklerinizle çamaşır makinanızı iki yılda bir yenilersiniz.hem hiç garanti dışına çıkmamış, hem de model yükseltmiş olursunuz,nasıl fikir ama :)9 Temmuz 2010 Cuma
fanta kandırmacası
fanta ya para vermediğimi bilen bilir.ancak gelen misafirler bazen getirirler,biz de beleş içeriz.gelen gelmiştir.kapaklarından da bedava çıkar " 1 lt bedava kazandınız" gibi bir şey yazar içinde.ama o bedavayı kimseden alamazsınız.ulusal marketler oralı değildir,biz kampanya ile ilgili değiliz.normal marketler "abi,kdvsini bizden alıyorlar,o nedenle biz de alıp-vermiyoruz" ee,kime yapılıyor bu kampanya! kimi kandırıyorsunuz LAN.
8 Temmuz 2010 Perşembe
bir ssk hasta babası
neyse,konuma geleyim.bugün ssk ya gittim.yer bçekmece/istanbul.dünden randevu sistemi ile randevularımı aldım,randevularımı diyorum,pek gelmediğim için hastaneye biriktirdiğim göz sıkıntımı da baktırayım diye hem dahiliye hem göze randevu aldım.neyse,ilk randevum 8.40 dahiliye,ikincisi 9.30 göz.dahiliye kapısına geldim,bekliyorum,girenler,çıkanlar vs.benim numaram 3 fakat benden önce giren 2den fazla insan oldu "hani sıra ile işi olmayan,kontrol vs.tarzı" düşüncesi ile pek umursamıyorum,vaktim de bol.ancak,benden sonrakilere hesap verme durumu ortaya çıkmaya başladı; " o kimdi? o niye girdi? kaç numara içerde? giren kaç numaraydı? sizin numaranız kaç?"tabi biraz matematik bilgisi olan içeriye 5 kişi giriyorsa 3 numara niye hala bekliyor diye düşünmekte haklı.
konu mankenimiz resimdeki uzuun beyaz saçlı,bıyıklı,sanırım 55 yaşlarında,yaşlanmayı bir türlü hazmedemeyen,entel bir tip.hatta benim tahminim bir futbolcu eskisi(genelde onlarda bu tip takıntılar olur).neyse; benim önümden kapıyı çaldı,o ara bana da "ben muayene olmayacağım"diyerek içeri girdi.hani,kimsenin sırasını çalmıyorum söylemi vardr ya! sonra,elinde bir reçete ile çıktı.doğal olarak içimden "yalancı" diye bir cümle geçti ama yine de kendi gözlemciliğimi ekarte edecek "yok ya öyle değildir"düşüncem arka plandan sırıtıyor,"yalancı"söylemime karşılık,inançsızca.bir daha girdi,çıktı,yanında 30 yaşlarında,kendisine baba diyen biri ile.sonradan anladım ki,oğluymuş.doktorun yanına ben de sıram gelince girdim,bir röntgen,bir tomografi,bir reçete ile beni gönderdi,tuttum röntgenin yolunu.ben merdivenden inmeyi yeğledim,kahramanımız,asansörle indi,ben önce önüne düşmüştüm kahramanın,o adımlarını hızlandırarak,önüme geçti,önce o fişini verdi.o arada oğluna da "ben tomografiye gideyim,sıra alayım!" diyerek ayrıldı.oğlu sırası gelince,doğal olarak(!) benden önce röntgeni çektirdi,gitti,babacığının yanına tomografi çekilen yere.ben de röntgende beklerken,danışmaya(röntgen,danışma yan yana) "ya,benim bir de göz randevum var,bu arada ona gitsem,onun numarasını verseniz"dedim , görevli de "yok,önce dahiliye işiniz bitsin,sonra o numarayı vereceğiz " dedi.tabi o arada saat 09.30 u geçti.ben röntgenimi çektirip aldım,tomografiye gittim,evrağımı verdim"oturun,seslenecekler,çektirirsiniz"cümlesini alıp oturmaya gittim.tesadüf o ki;kahramanımız ve oğlu ile aynı L şeklindeki koltukta karşı karşıya geldik.ben bayağı bir bekleyeceğimi düşünerek,gazetemi açtım,okuyorum.içimden aynen şu cümle geçti "şimdi bu uzuun saçlı,futbolcu eskisi gazetenin spor ilavesini ister,ben de vermem!"bu düşünce rahatsızlığı ile gazeteyi kapattım,dışarı çıktım,lanet bir şey içtim,tekrar içeri girdim.kahramanımız yine tek başına kalmıştı,yerime oturdum,yine gazeteyi açtım,gazete habertürk,spor gazetesi bağımsız.sayfalara göz atarken o öngördüğüm ses geldi "spor gazetenize bakabilirmiyim?" o hazırladığım cevap "hayır,vermem!" kahramanımız "peki" demek zorunda kaldı,sırıtarak.vermeme sebebini açıklamak gerektiğine inanarak "siz muayene olmayacaktınız değil mi?" diye sordum.o da kendince kılıflı cevabı verdi "ben olmadım!" hadi yaa."ama siz birinin sıra harici muayene olmasına sebep oldunuz di mi?" "evet,ama dün akşam doktorla görüştüm,sabah hastaneye gel " dedi. "inanın,böyle oldu" "inanıyorum,öyle olmuştur,ancak herkes gibi telefonla randevu sistemi ile değil,doktoru tanımanız doğrultusunda gerçekleşti,bu söyledikleriniz değil mi? madem ki doktor tanıdığınız,bir şekilde kendisi ile özel görüşüp,tedavi olabilirdiniz!" "haklısınız!" "hiç şık olmadı?" dedim.o da "haklısınız!" ı tekrarlayarak uzatmadı,işi hepten pişkinliğe vurmadı yani.halbuki randevu sisteminde gitmek istediğiniz doktora kadar soruyorlar,sabit önal ı seçersiniz,evet doktorun adı buydu,o doktora gidersiniz.doktorda da hasta kadar suç var da neyse.ben,içimdekileri kusmuşluğun rahatlığı ya da rahatsızlığı ile kahramanın karşısında daha fazla oturmak istemeyerek yine dışarı çıktım.aradan yarım saat daha geçti.tek başına olduğu bir an,yine gittim oturdum,gazeteyi açtım,fatih altaylı nın ahmet davutoğlu na sallamasını okudum ve yine kalktım,aradan spor gazetesini çıkardım kahramanımızın yanına bıraktım "siz de kalabilir" dedim,kahraman "yok,yok,gerek yok"dediyse de gazeteyi bırakıp,arkamı dönüp yine bahçeye çıktım.lafları koymuştum ama vicdanım rahat etmemişti.benden yarım saat kadar önce işleri bitip,giderlerken,kahramanımız "geçmiş olsun"dedi bana ve yürüdü gitti.yerime gittiğimde gazeteyi aldığını gördüm :) ,ayrıca zamanımı da çalmıştı oysa.sıram geldi,tomografiyi çektirdim,koşturarak göz numaramı aldım,11.30 da göz muayenehanesinin önündeki koltuğa oturduğum da içeriden çıkan bayan "başkası var mıydı?" "evet,ben!" "ama geç kalmışsınız,öğleden evvelki muayeneler doldu!" "niye,saat!,ama,tomografi çektirirken,bekledim" filan gibi gevelemelerimi hiiiç kaale almadı."öğleden sonra!"gelin dedi.benim "yapmayın yaa" deyişim bir şey ifade etmedi,o kişiyi doktor sanmıştım,ama değilmiş,katipmiş,bunu öğleden sonra anladım.öğleden sonra gittiğimde kendimi tartışmak için hazırlamıştım,içimde kaldı.
özet;bir uzun saçlı,entel görüntülü,futbolcu eskisi zannettiğim bir doktor yakını yüzünden ben öğleden sonraya kalmıştım.
bir ssk maceram da böyle kapanmış oldu.Allah orada her daim olanlara yardım etsin.en son gittiğim de (7 yıl önceydi sanırım)bir hasta ile yumruk yumruğa kavga ettiğim aklıma geldi,yazıyı bitirirken.
anayasa mahkemesi(!)

5 Temmuz 2010 Pazartesi
önder sav
önder sav ın halet-i ruhiyyesini ben kaleme aldım "lan ne bok yemeye,bu kılıçdaroğlu nu destekledim,ne işim var benim burda! baykal,ne güzel otururdu oturduğu yerde,koltuklarımıza gerinir,keyfimizi sürerdik.yok mevzide dimdik duracakmış da bilmem ne! noldu buraya geldik de,başımız göğemi erdi aq.bir daha ki kongre de sen bittin olum"yengemin ikizlerinin ninesi...

30 Haziran 2010 Çarşamba
SİVRİSİNEK
| Sure Adı-AyetNo | AYET |
| Bakara 26 | Şüphesiz Allah (hakkı açıklamak için) sivrisinek ve onun da ötesinde bir varlığı misal getirmekten çekinmez. İman etmişlere gelince, onlar böyle misallerin Rablerinden gelen hak ve gerçek olduğunu bilirler. Kafir olanlara gelince: Allah böyle misal vermekle ne murat eder? derler. Allah onunla birçok kimseyi saptırır, birçoklarını da doğru yola yöneltir. Verdiği misallerle Allah ancak fasıkları saptırır (çünkü bunlar birer imtihandır). |



milliyet.com.tr'den alıntıdır.30.06.2010Sinekler pek çok insanı ciddi biçimde rahatsız eder. Özellikle yaz aylarında ortaya çıktıklarında çoğu insan için 'sinek' baş belası demektir. Ancak bu sineğin yetişkin hale gelmesini kare kare gösteren bu fotoğraflar hayranlık uyandıracak cinsten... Fotoğrafçı kardeşler Will ve Matt Burrard-Lucas'ın kadrajına takılan bu mucizevi an, bir sineğin lavradan çıkarak yetişkin hale gelmesini muhteşem bir şekilde ortaya koyuyor. Lucas kardeşler bu çekimleri yapmak için iki haftalık bir takibe başlamış. Ve bu ısrarlı takip sonucunda bu sineğin sudan çıkıp adım adım doğuşunu belgeleyen bu kareler ortaya çıkmış.29 Haziran 2010 Salı
gitarın kralları...

1-Fender Stratocaster / 2.7 Milyon DolarBu gitar 2005’te tsunami mağdurları yararına satılırken; Bryan Adams, Jimmy Page, David Gilmour, Mark Knopfler, Liam Gallagher, Paul McCartney, Def Leppard, Ritchie Blackmore gibi isimler tarafından imzalanmıştı. Katar Kraliyet Ailesi tarafından 1 milyon dolara satın alınan gitar, daha sonra bir vakfa bağışlandı. Ardından 2.7 milyon dolara yeniden satıldı.
2-Jimi Hendrix’in 1968 yapımı Stratocaster’ı 2 milyon dolarJimi Hendrix bu gitarı 1969’da Woodstock’ta kullanmıştı. Gerisini varın siz düşünün! 1990’da müzayedeye çıkarıldığında gitarın üstünde Hendrix’ten kalma sigara yanıkları hâlâ duruyormuş. O yıl gitar 198 bin dolara satılmış, ancak 1998’de 2 milyon dolara el değiştirmiş. Rivayete göre o parayı veren kişi, Bill Gates’in sağ kolu olan Paul Allen.
3-Bob Marley’in Washburn 22 serisi Hawk’ı 1.2 milyon $Jamaica hükümeti tarafından “ulusal değer” olarak kabul edilen gitar, reagge ikonu Bob Marley’in hayatı boyunca kullandığı yedi gitardan biri. 21 Kasım 1971’de Vancouver konserinde Marley, gitarını teknisyeni Gary Carlsen’e verirken şöyle demişti: “Bunu al, değerini sonra anlayacaksın.” Carlsen, bu hediyeyi dünyayı değiştirmesi gerektiğinin bir işareti olarak görmüş olmalı ki, “Farklı Yolculuklar Tek Hedef” isimli yardım vakfını kurdu ve gitarı vakıf yararına yapılan bir piyangoda büyük ödül olarak sundu.
4-Stratocaster hibrid 959 bin 500 $Eric Clapton, Jimi Hendrix’e özenip 1970’te Gibson’dan Stratocaster’a geçiş yaptı. Teksas’taki bir ikinci el gitar dükkânından altı tane Strats aldı. Üçünü George Harrison, Pete Townshend ve Steve Winwood’a hediye etti. Diğer üçünün en iyi parçalarını birleştirdi ve yarattığı gitarın adını “Blackie” koydu. 1985’e kadar da bu gitarı kullandı, 2004’te fahiş fiyata sattı.
5-Eric Clapton’ın 1964 Gibson ES0335 TDC’si 847 bin 500 $Yine bir Eric Clapton gitarı... Tamam, Clapton dünyanın en iyi gitaristlerinden biri ama bu listede adının çok geçmesinin nedeni gitarlarını hep satması. Mesela Van Halen gitarını satsaydı, belki daha büyük rakamlar konuşulacaktı. Ama satmadı... 847 bin dolar, Gibson marka bir gitara ödenmiş en yüksek ücretti.
6- Eric Clapton’ın C.F. Martin & Co.’su 791 bin 500 $1939 yılında üretildiği tahmin edilen gitara bu kadar yüksek bir bedel ödenmesinin nedeni, gelirin bir rehabilitasyon merkezine bağışlanacak olmasıydı.
7- Stevie Ray Vaughan’ın Fender Composite Stratcaster’ı 623 bin 500 $Efsane blues gitaristi Stevie Ray Vaughan’a eşi Lenny tarafından hediye edilen gitar, Vaughan’ın favorisiydi. Lenny, kocasına 26’ncı yaş günü hediyesi olarak vermişti bu gitarı. Vaughan gitarını 1990’da ölene kadar kullandı. Üstündeki SRV etiketleri de bunun kanıtı. 2004’te bir hayır kurumu yararına satıldı.
8- Beatles’ın gitarı 1964 tarihli Gibson SG 570 bin $Bu gitar 1966-1969 yıllarında Beatles üyelerince kullanıldı. Yani, Revolver adlı albümün turunda George Harrison’ın, White Album’un kayıtları sırasında John Lennon’un kullandığı gitardı. 2004’te adı açıklanmayan birine 570 bin dolara satıldı.
9- Eric Clapton’ın gitarı Gold Leaf Stratocaster 445 bin 550 $Eric Clapton, Louvre Müzesi’nde bile sergilenebilecek bir gitar istemiş ve 23 karat altın kaplı Gold Leaf Stratocaster’a sahip olmuştu. Bu, Fender’in kişiye özel ürettiği ilk gitardı. 1997’de müzayedede satıldı.
10-1949 yapımı Fender Broadcaster prototip 375 bin $California’lı Fender’in kurucusu tarafından tasarlandı ve daha sonra birçok gitara esin kaynağı oldu. Dünyanın en popüler gitarlarından biri. 1994’te adı açıklanmayan bir koleksiyonere satıldı.
magazine sallama
bugün internet gazetelerinin neredeyse tamamında defne samyeli ve eren talu haberleri(!) vardı.
beni magazinel basın çok ilgilendirmez,bu kez bu konu üzerinden içimi boşaltayım istedim.defne samyeli hanım hanımcık bir görüntü çerçevesinde uzuun yıllar hafızalarımızda yer etti.hanım hanım haber sunardı.eren talu diye biri ile evlenmiş çoluk çocuk sahibi de olmuşlardı.eren talu kendisini aldatmış,o da boşanma davası açmıştı.
boşanma arifesine gelindi mi,herkes eteğindeki taşları döker.kimi tazminattan yırtmak için,kimi kendini haklı göstermek için,vs.ne çocuk hatırı kalır,ne uzun yıllar yaşanmış birlikteliğin hatırı kalır.sanki içten bir şekilde hiç birbirlerine "seni seviyorum"dememişlerdir.sanki,hiç bir zaman kötü bir olayda omuz omuza vermemişlerdir.sanki,sanki,sanki...
bu genel olarak sevgili olup,ayrılan ünlüler için de geçerli.bir röportaj verirler,deli gibi birbirlerini seven iki kişi sanırsınız. "vay be,leyla ile mecnun gibiler" aradan 2 hafta geçmez."o benim param içim benimleydi" " o da bana -bilmem ne - demişti" ne bileyim , bu formatta bir yığın şey çıkar ortaya. sonra "pat" yeni bir sevgili.aradan bir hafta geçmemiştir bile.yeni açıklama şudur "biz birbirimiz için yaratılmışız,birbirimizi çok seviyoruz" lan ne zaman birbirinizi deli gibi sevdiniz? diye sorarlar adama,kadına.birine sorarlar yani.dün yaşadığınız neydi,bugünkü ne?
tiksinti verici ilişkiler.yüzde yüzü böyle olmasa da internet ortamına düşenlere bakarsak,çoğunluğu böyle.
gelelim esas mevzuya;defne-eren...internette onlarla ilgili eski-yeni bir yığın şey dolaşmaya başladı.herkes,bir taraf tutuyor,bu ilişkide.kimi defneci,kimi erenci.erenciler,defnenin çok eski bir klibine kadar geriye gitmişler.eren açıklamalar yapmış,utanılası şeyler.
geçmişte birbirleri hakkında söyledikleri güzel şeyleri internetten okuyunca...kim kime ne yapmış beni ilgilendiriyor,çünkü;her koyun kendi bacağından asılsa da leşine sahiplenen olmayınca kokusu,beni rahatsız eder. mahremiyet diye bir şey vardı,tanırmısınız bu kelimeyi.evli çiftlerin aralarında olanlar onların dışında hiç bir yerde paylaşılmaz,paylaşılamaz.kimbilir ben hala,hangi çağda yaşıyorum di mi? kimi çevrelerde trampa sisteminin bile ayyuka çıktığı varsayıldığında ben kendimden utanmalı,hatta irana,endonezyaya,malezyaya gitmeliyim.
genel kabul görmüş değerlere mermi sıkanların,yaptığı işler normal adledildikten sonra,bu tür muhabbetlerin ortada dönmesine şaşırmıyorum artık.
bu yazıya resimde koymayı düşündüm,her ikisinin ismini yazıp arattırdığımda,4 kişilik aile resimleri sevimli bir şekilde karşımda duruyorlardı.sonra mı,söylem ve fiiliyatlarından BEN utandım.o çocuklardan utandım.çok fazla ayrıntıya girmeden,resim filan koymadan yazmak istediklerimi yazdım,inşallah abartmamışımdır.bir daha yazacağım "ÇOCUKLARA YAZIK!"
ne diyeyim,daha bir şey demiyeyim.Allah ınızdan bulun.
şablon...
at gözlüğü kullanan ne kadar çok insan var çevremizde.ellerinde bir şablon var,eğri mi doğru mu sorgulanmamış...o şablon,yafta yapıştırılacak insanların üzerine konur,şablon içinde gözüken parçaları gördü mü "hah işte bu da bundan !" .ondan sonra onun üzerine senaryolar yazılır,bunların hepsi böyle zaten.
ne kadar acıdır,bir de bunlar doğruymuş gibi,insanlara anlatırlar,kamuoyu oluşturmak istemek midir nedir dertleri? yoksa kin kusmak mı? bunu çözebilmiş değilim. yoksa körü körüne inanışmıdır? hadi sen inandın,milleti rahat bırak be kardeşim.herkes senin gibi bağnaz olmak istemek zorunda değil.
bu genelde kimlerde mi nüksediyor ? sizce?
28 Haziran 2010 Pazartesi
sidikli israil
hürriyetten alıntı olan bu resimlerdeki israil askerlerinin hangisi altına işemiştir?1.resimdeki
2.resimdeki
3.resimdeki
4.resimdeki

27 Haziran 2010 Pazar
26 Haziran 2010 Cumartesi
İkinci el...
25 Haziran 2010 Cuma
halkalı saldırısı
dün internette izlemiştim,halkalı saldırısı sanıkları yakınlarının alkışını.bu ne fütursuzluk,bu ne cüret,bu ne utanmazlık,bu ne rezilliktir,diyemiyorum.gemi azıya aldı,diyemiyorum.bunun bir izahı yoktur herhalde,provoke etmek istemekten başka.birisi de zafer işareti yapıyor sanıklardan.neyin zaferi ise,17 yaşında bir genç kız ve askerlerin kalleşçe saldırı ile öldürmek nasıl zafer olabilir,bunu anlamıyorum.ve yüzlerde ar yok.ar olmayanda namus olmaz,namus olmayanda şeref.yine dönüp geldiğimiz yer ŞERREFSİZ BUNLAR! bunlar,yanımıza kâr kalır hesabını yaparlarken,yaptıklarından nasıl utanmazlar,nasıl mahluklardır bunlar ...hepsinin ecdadını...............söz bitti çünkü !
11 Haziran 2010 Cuma
Başörtünü Kirletme...!

10 Haziran 2010 Perşembe
at izi,it izi...
gündem o kadar yoğun ve karmaşık ki !
önceleri gündem ergenekondu,rüzgar bir esiyor,bir duruyordu.rüzgarın durgun zamanında ortaya baykalın özel(!) hayatı çıktı.iskenderin şehitleri çıktı,gazze yolcuları çıktı.iran-türkiye-brezilya arasında imzalanan uranyum takası çıktı.israille ilgili BM kararları çıktı.uranyum takası ile ilgili BM kararları çıktı.israil askerleri çıktı,şehitler çıktı.bir yığın gündem,her biri birbirinden fazla gündem oluşturacak mevzular.daha çook su kaldırırlar.
fikri olan herkes,önce fikrini beyan etti,sonra tarafını.çünkü taraf olmak zorunluluğu(!) vardı.yoksa karşı taraf haklı da olsa,psikolojik üstünlük sağlayabilirdi(ne hale geldik).başka zamanlarda "lan bu akp değil mi,abd nin her dediğini yapan ? "diyenler,bugün "bak onların istediğini yapmayınca,hiç gözlerinde olmuyorsun işte!" diyebiliyorlar."kahrolsun israil"diyenler birden israilci kesilebiliyor."o ihh (ki;mavi marmara olayı olmasa sorsanız -herhalde bir haber ajansıdır diyecekler-mıdır nedir,zaten hamas yanlısı,hamas kim? terörist(!)(işgal edilen topraklarını savunmak ne zamandır terör olduysa) diyebiliyor.BM deki oylamada red oyu verdiğimiz için "iran dan bize ne? (abd için bize ne diyemiyoruz)niye red oy verdik ki! bakın dünya ile ters düştük,şimdi bize kimbilir neler yaparlar"de derler.böyle korkakça duygular içindedirler. hem derler ki "şöyle delikanlı bir başbakanımız olsun,posta koysun abd ye" hem de "niye elin arabı için dünya ile ters düşelim" derler."israili niye bombalamadık ?" diye soran onlar (ki;ben de böyle düşünüyorum aslında bu konuda),ondan sonra "ama şu ihhlılar da resmen kaşındı,niye onlar yüzünden savaş edelim ki!"diyen yine onlar(bu konuda da ben onlara katılmıyorum.)hani bir laf vardır "NE E..... GELİRLER NE G......"bunu noktalı yazdım,biraz ağır kaçardı,ortamda yazı halinde durması,anlayan anlasın anlamayan boş versin.
ve tam bu noktada siyonistler işlerini yürütme derdindedirler,onlar böyle karışık havaları severler,insanlara birbirlerini yedirmeye bayılırlar.biz de tek yürek olamayız,birileri gaz verir(ki onlara biz kuklacı diyoruz) birileri de kukla olurlar.kendi inandıklarımızı savunamayız bile.başkalarının dikte ettiklerini bağıra bağıra söyleriz,karşımızdaki "SUS LAN!,BOŞ MUHABBETE KARNIMIZ TOK,KENDİ FİKRİN VARSA SÖYLE,SABAH RADYODAN DİNLEDİĞİN LAVUĞUN PAPAĞANLIĞINI YAPMA BANA " demedikten sonra.özetleyecek olursam şerrefsiz,sidikli,korkak,sivillere karşı her türlü zalimliği en gelişmiş silahlarla her ortamda,herkese karşı yapan israile karşı bile ŞEREFLİ,CESUR,MERTÇE,MAZLUMUN YANINDA DURMAKTAN ACİZ KALIYOR,...AMA'LARLA BAŞKALARINI HAKLI ÇIKARMAYA ÇALIŞIYORSAK YAZIK,YAZIK BİZE..!
4 Haziran 2010 Cuma
hürriyet gazetesindeki yorumlara bakış ve ihh
dünkü hürriyetin sitesindeki,ihh başkanı bülent yıldırım ın açıklamalarına yapılmış, bu yazıyı yazana kadar olan, yorumları kopyala yapıştır yaptım.sadece bir sayfadaki yorumlar ve aradan hiç cımbızla bir yorum çekip çıkartmadım.sıradan hepsini yazdım.ŞOK OLDUM.öyle olmadığını biliyorum ama bir an gazetenin israil gazetesi,yorumcularında fanatik israilli olduğunu düşündüm.bir an aklımdan bu geçti.hatta gözlerim,üst tarafa kaydı,kimin sayfasında olduğumu kontrol etmek için.o kadar yani.BUNLARI ANLIK YAŞADIM.
fikren bakış açınız ihh ile paralellik arzetmek zorunda değil.ancak yapılan iş,ölüm göze alınarak insani yardımdır.bunu bu yorumcular içinde yapabilecek yürekte kaç kişi vardır.o yorumcular içinde ben de varım,kopyaladığım yerde değil,bir önceki sayfada.en güzel yaptığımız şey klavye delikanlılığı,klavye savaşçılığı,klavye kabadayılığı.ihh ile ilgili hiç bir şey bilmeyip yorum yapanlardan,bülent yıldırımın tipini sevmeyip,düne kadar ihh yı savunan,fakat televizyonda bülent yıldırımı görünce,ihh yı savunmaktan vazgeçenine kadar geniş bir yelpaze içinde yorumcuya sahibiz.bilmeden bildiğini sanıp biliyormuşçasına yorum yapıp,hiç bir şey bilmeyenleri de bilgi(!)sahibi yapanlardan nefret ediyorum.iş yerinden bir arkadaşımla konuşuyoruz;olay olana kadar ihh nın adını duymamış,dün akşama kadar ihh başkanının silüetini hiç bir yerde görmemiş,tipini beğenmemiş,yobaz tipi(!) var ya! "abi,bunun yardımseverliği tartışılır!"diyecek kadar da cüretkar.ona "istersen kendinle,yardımseverlik anlamında onu teraziye koy,o yüzden fazla ülkedeki aç,sefillere,din ayrımı yapmaksızın yardım ediyor,ettiriyor,organize ediyor,ya sen? ben kendimi teraziye koymak fikrine bile yaklaşamam,ya sen?" "yardımseverlik tartışılır"diye cevap aldım :( :) . bu düşünce bağlamındaki insanların hiç bir şey yapmadan,canını ortaya koymalarına dil uzatmalarını hazmedemiyorum.yapamıyorsun,yapamazsın,bari yapanı takdir et.adam diyor ki "silahlarını aldıklarımız oldu,kullanmadık,denize attık,şehadeti göze almıştık çünkü "diyor.insanoğlu nefsi ile hareket etmeyi sever.eline geçirdiği silahla,dünyaya kan kusturan bir devletin(!)askerini vurmak haz verir,nefs bağlamında.hem de sana saldırmışken.aşağıdaki yorumları görünce üzüldüm,canım sıkıldı.HALBUKİ ASLANLAR GİBİ,YOLA ÇIKMIŞLARDI,YİĞİTÇE ÇARPIŞTILAR(GÖRÜNTÜLERDE BU SABİT-DONANIMLI,SİLAHLI ORDUYA MUKAVEMETTE BULUNUYORSUN-)ASLANLAR GİBİ DÖNDÜLER.bülent yıldırım şöyle diyor "ben yine konvoylarla gideceğim,oradaki ambargoyu,ya günümüz politikacıları çözecek,ya ben bu yolla delmek için uğraşmaya devam edeceğim,bundan sonrası devlet başkanlarının sorunu olur" .insani bir çıkış,bireysel,vicdani bir duruş.kişiler, devletler gibi menfaat mücadelesi içinde hareket etmezler.kendi öz fikirleri,vicdanları doğrultusunda hareket etmelidir.bülent yıldırım ın yaptığı da budur.islami bilinçle hareket edenler,Allah tan başka kimseden korkmazlar,ölüm onlara mükafattır,çünkü işin içinde şehitlik vardır.bu bilinci idrak edemeyenler,bunu algılayamazlar,ölümden korkarlar.bu bilinçle hareket edebilenlere HELAL OLSUN...edemeyenlerde,ya da etmek istemeyenlerde yapılan iyi şeyleri kötülemek yerine sussa bile kardır.
mehmet karasoy (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:19:21
tamam hepsini anladık ama Arap ülkelerinden hiçbir kınama ve tepki gelmemesi sizce ne anlama geliyor.?
osman akçıl (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:19:17
Şimdi ben buradan baktığımda Türk halkını HAMAS ile Dirsek temasına getirerek Dolaylı yoldan Terörist bir gruba destek olmaya getirtiliyor !!!. İnsani yardım adı altında; İnsani Ahlaki ve Etik değerler suistimal ediliyor. İnsani yardıma varım ama Kullanılmaya ASLA.
abdullah tascı (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:19:14
bolca dayak yediniz .kolay gelsin türkiyede hergün şehitler kalkıyor camilerden
NE YAPTINIZ BU ŞEHİTLER İCİN sizin amacınız insani degil sizin amacınız siyası
SİZE TAVSİYEM TEKRAR DENEMEYİN GEMİNİZLE BU SEFER GEMIYLE DENİZİ BOYLARSINIZ BU ADAMLARIN HİÇ ŞAKASI YOK KİMSEDENDE KORKMUYOR CÜNKİ GÜC ONLAR
Alican Berkmen (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:19:11
Bu adami muhatap alip konsuturan zihniyeti kiniyorum... Sehitmisler... hadi ordan ..sen sehitsen 19 yasinda hayatini kaybeden mehmetcik ne? Futursuzca konusuyor medya da dinliyor....ulke ne hale geldi..yazik..
KENAN GÖREN (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:19:02
DÜNYAYI HAREKETE GEÇİRİRİZ. GERİSİ DEVLET BÜYÜKLERİ DÜŞÜNSÜN. Sen kimsin hangi sıfatla hangi cesaretle ve kimin adına bunları söylüyorsun. Ülkem kşmlerin elinde belli değil. Önüne gelen Ülkem adına racon kesiyor.
ihsan çepni (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:18:43
SAYIN BAŞBAKAN'IN SEÇİM YATIRIMI ŞOVU HÜSRANLA NOKTALANMIŞTIR.. MESELE BUNDAN İBARETTİR VE TÜM YAYGARALAR BUNUN İÇİN KOPMAKTADIR..
Çetin Nur (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:18:28
Adamlar Hamas'ı düşman ilan etmişler, ablukaya almışlar, bizimkiler yok diyorlar, illaki gireceğiz diyorlar. Biz de PKK yı düşman ilan ettik. Birileri, yok illaki ben sizin topraklarınızdan geçip kandile yardım götüreceğim dese ne yapardık?
sema elyürek (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:17:34
Ben hala neyi anlayamıyorum biliyo musunuzz,Türküm Müslümanım diye geçinen siz bazılarının bizim vatandaşlarımıza ve tüm dünya vatandaşlarına aynı anda yapılmış bir zulmü kınamayışınızı!!!Ve hatta İsrail gibi haddini aşmış insanlıktan bi haber bir devlete hak vermenizi pes be kardeşim!!!
yaşar meriç (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:17:14
Bu hengamede tek kazanan İHH oldu..
Zira Deniz Feneri rezaletinden sonra bu tür dini motifli derneklere halkın para yardımı azalmıştı..
Bu müthiş reklamdan sonra İHH'ya oluk gibi para akacağı muhakkak..
Ben yiyemedim sen ye..
Afiyet olsun..
Saygılar efendim..
Kenan ÖZTÜRK (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:16:56
Aynı şekilde bunları o tahsis edilen uçaklarla Kuzey Irak a göndersinler. Gidinde Kuzey Irak ta PKK ya karşı savaşında şehit olun. Sizin yüzünüzden 6 tane gencin yasını tutamadı bu ülke onlar siz kafanıza göre takılın rahat rahat İslam kardeşleri için giderken onlar ülke için ŞEHİT oldu..
Fahri Aksöz (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:16:18
10 kisinin olumune sebep oldun.Provakasyon yapmayi ve siyasi lider gibi konusmayi birak.
adil değil (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:16:13
Yaşananlara bir bütün olarak bakıldığında konu AKP'nin ciddi bir propaganda aracına dönüşmüştür. Bu durum gelişmelerin önceden öngörülüp kasıtlı olarak oluruna bırakıldığını veya çuvalladık ama bundan nasıl fayda sağlarız mantığının harekete geçtiğini düşündürüyor.
Yorum tenkit (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:15:08
Benim anlayamadığım bu gemi İstanbul ve Antalya dan yolcu aldı.Bu yolcular bu gemiye nasıl bindiler.Pasaportları varmıydı.çıkış yapıldımı.Bu kadar Türk vatandaşı ilgililerce bile bile bu tehlikeli maceraya nasıl gönderildi.Bu ölenlerin sorumlusu kim.Bu olay böyle geçiştirilemez.Araştırılması gerek.
Brenda MBIR (Tüm Yorumları) 03.06.2010 09:15:02
HER $EYÍ DÜ$ÜNDÜNDE, ÍZÍN ALMAYI NÍYE DÜ$ÜNEMEDÍN? BÍR ÍSRAÍL'LÍ SENÍN BAHÇENE ÍZÍNSÍZ GÍRSE NE YAPARSIN?
!!!!! BİR DE GÖZLEMLEDİĞİM,İŞLERİNE ÇOK GELMEYEN YORUMLARI YA YAYINLAMIYOR,YA DA KIRPIP YAYINLIYOR,BENİM YORUMUMDA "getirilen dializ makinalarının da tarihi geçmiştir" gibi bir cümle vardı "getirilmiş ilaçların tarihi geçmiştir"diye yazan bir yorumcuya cevaben yazmıştım.kırpılmış
arkadaş...

kalabalık içinde,herkesin omuz verdiği ortamda,durduk yerde bir kütüğün devrilişi gibi devrildin mi?






