şu güzelliğe bak ya!
Kuzey Cephe,soğuk alması ile ünlüdür.rüzgâr yiyen taraftır.O yüzden Kuzey Cephe dayanıklı olmak zorundadır.Rüzgara,kara,fırtınaya karşı hep dik durabilmelidir.Bir de savaşlarda cephe mevzuları vardır.Bizimkisi de Kuzey Cephesi olsun.Serde; zaten Kuzeyliyiz...
şu güzelliğe bak ya!


bizim veledlere blog açtık.iki akşamdır evde bir blog yarışmasıdır gidiyor...kızım da oğlum da kendi blogunun daha güzel görünmesi ve daha çok ilgi çekmesi için var güçleri ile bizi de esir alıyor.kızımın blogu http://durucablog.blogspot.com , oğlumunki de http://karakayra.blogspot.com .kayra nın blogu da aslında kayracablog.blogspot.com du ancak,onu biz bir şekilde kaybettik :) .tekrar geri almak için uğraşımız devam ediyor.dün akşam çok sevdiğim leyla ile mecnun u , oğlumun "baba şu gadget ne işe yarıyor?" "baba şununla ne yaparım?"soruları yüzünden seyredemedim,o kadar yani :) du bakali , şu blog yarışması,evde büyük kavgalara doğru yelken açacak sanıyorum ama hadi hayırlısı...

güzel yakalamıştım,AMA GÜZEL KAÇIRMIŞIM(denizi yamuk çekmişim,dünyanın yuvarlak olduğunu ispatlamak için değil ! :))
bu resmi denizli de bir müşterimin dükkanında çekmiştim(hayal züccaciye).denizli ye antalya dan geçmiştim.bu yazıyı okuduğumda atalarımız ne için savaşmıştı,bir de gelip benim bir gün önce geçtiğim antalya yı görselerdi.
adana da züccaciye sektörünü en iyi temsil eden firma desem abartmamış olurum.turgutlar...
son günlerde,kendisinin zıvanada durmadığını rahat bir şekilde gözlemliyoruz.şaşırıyorum...
48 saat diliminde internet medyasında ismail haniyye nin selahattin demirtaş a "biz de diyarbakır ı özgür görmek istiyoruz(!)" demişliği yayınlandı.inanamadım,aynen şöyle düşündüm "asparagas döşenmiş şerefsizler,biz bunlara mı yardım ettik,diye insanlar kıllansın düşüncesi ile yazmışlardır,çamur at izi kalsın".bunları parça parça zihnimden geçirdim.internette o haberin altına aynı düşündüğüm şekilde yorumlar düşülmüştü.bir yorum da ben yazayım dedim ama,benim yorumlarım,özgür basın (!)milliyet,vatan gibi internet gazetelerinde yayınlanmadığı için vazgeçtim.en azından burada kullanırdım.akabinde haniyye den yalanlama geldi.
kendisini sevmezdim(yazılarını,tarzını,bakış açılarının bir çoğunu),ama yandaş(!) medyanın aynen yiğit bulut u sevmeyen medya gibi zil takıp oynarcasına "ece temelkuran da kovuldu" diye manşet atması zoruma gitti.belki karşıt - intikam tarzı manşetlerdi ama hiç gerek yoktu.kötüden örnek olmazdı,olmamalıydı.bir kurum,bir çalışanı ile yollarını bir sebepten(o sebep her ne ise) ayırabilir,bunun adı kovuldu,sepetlendi olmamalı.üzüldüm.ece temelkuran ı sevmezdim,belki de hiç sevmeyeceğim,yiğit bulut gibi şanslı olduğunu sanmıyorum,inşallah gözcü de yazmaya başlamaz.öyle ya da böyle bir duruşu olan birinin gözcü de heba olmasına da gönlüm razı olmaz.emin çölaşan gözcü ye yakışmıştı :) ece temelkuran? ı-ıh !


beşiktaş taraftarı son maçlarında bir kampanya yaptı.kaşkollarını van a göndereceklerdi.kampanyaya güzel bir görsellik katarak,namımız da yürüsün babında kaşkollarını maç öncesi sahaya fırlattılar.ve bu, federasyon gözlemcisinin,sahaya yabancı madde atıldı şeklinde raporuna yansıdı.şimdi beşiktaş kulübü bu yardım kampanyası yüzünden ceza ödemekle karşı karşıya.komik mi? evlere şenlik, ne komikliği ! tebrikler beşiktaş(ben beşiktaşlı değilim)






evet,bugün tarihe not düştük.7.ağustos.2011.ikizlerim 7.5 yaşında aynı gün oruç tuttular.kızımın bu ikinci oruç günüydü.oğlum iftara 5 dakika kala parmağını pudra şekerinin içine daldırdı ve ardından ben orucumu bozdum diyerek başladı ağlamaya.yanlışlıkla olunca oruç bozulmaz deyip,kitaptan da okuyana kadar ikna olmadı :) .neyse ki; orucun bozulmadığını anlayınca ağlamayı kesti.

dünkü sabah gazetesinde bir kampanya gördüm,gazetenin ekinde de bir haber(!)
gazete, somali için yardım kampanyası başlatmış ve şu ana kadar 18 bin tl para toplanmış.gazete,bunu övünerek yazıyordu(haklılar diyelim).ben bir gazetenin topladığı para anlamında biraz küçümsedim,hadi ilk günler deyip geçelim,sonrasında rakam büyür,Allah yardım edenlerden ve organize edenlerden razı olsun.iyiliğe çamur atacak halimiz yok.benim oradan gelmek istediğim yer başka.
gazetenin günaydın ilavesinde sayfanın yarısını işgal etmiş şekilde "mustafa sandal yeni doğacak ikinci çocuğu için 500 bin euro luk tadilat yapacakmış evinde" ilk çocuğu için aldığı eve girmek istemiyorum.mustafa sandal belki çok hayırsever birisidir,somaliye belki yardım bile etmiştir.ancak bir yerlerde açlıktan ölen çocuklar varken,bu kadar savurganlığı anlamıyorum.
ve dünkü gazetenin bir yerinde yine güzellik ürünlerine harcanan paranın 20 milyar dolar olduğunu,somaliye sadece 1,5 milyar dolar yeteceğini yazıyordu gazete.kimse kimsenin umurunda değil,ya da herkes kafasını kuma gömmüş,o hali ile yaşamanın derdinde.bu yazımda ihaleyi mustafa sandal a çıkarmak gibi bir niyetim yok.o gözüme takıldı,onun üzerinden herkes hakkına düşeni alsın.
orada insanlar açlıktan ölürken(her 15 sn.de 1 çocuk),ali şunu yaptı,veli bunu yapmasaydı da biraz yardım etseydi,ayşe o arabayı almasaydı da şunu alsaydı,üstünü açlıktan insanlar ölmesin diye yardım etseydi deme lüksüm yok.ama insanları bakış açısı değiştirmeye sevkedecek yazı yazma hakkım var diye düşündüm ve yazdım.
Allah din,dil,ırk ayrımı yapmadan yardım edenlerin yanında olmamızı nasip etsin.verilenler(maddi ya da manevi) , imtihan içinse; vermemek,sınavın sonucunun kötü biteceği anlamı taşır.
ayyıldız züccaciye yaşar abi.kendisi ile neredeyse 12 yıldır tanışırız.farklı bir mizaçtadır.önemsemez pek dünyayı.kırıkkale de 3 katlı bir alışveriş merkezi var.tam anadolu insanıdır.gittiğimde yanına yere göğe sığdıramaz.bizde kal bu akşam diye her seferinde söyler.eğer kırıkkale de kalman gerekir de otelde kalırsan,bozulurum der.bu yüzden müşterilerimi seviyorum,çünkü onlar artık müşteriden öte.resmini çektiğim yer bir çay ocağı; ama içerisi sanki antikacı.bir tarafta kitaplar okunsun diye,bir tarafta 50-100 yıllık radyolar vs.