1 Şubat 2012 Çarşamba

istanbulda kar

29.01.2012 ile 31.01.2012 arasındaki fark (aynı nokta)

istanbul,kara doydu...

30 Ocak 2012 Pazartesi

28 Ocak 2012 Cumartesi

MUHTEŞEM IŞIKLAR




Yılda iki kez belirginleşiyor kuzey ışıkları. İlki mart, nisan arasında, ikinci
ve en görkemlisi ise eylül, ekim arasında. bilim bu ışıkların nedenini tartışıyor. NASA’nın yaptığı açıklamaya göre,
güneşteki fırtınalardan uzaya saçılan parçacıklar Dünya’nın manyetik alanına
yapışıyor. Yüklenme kritik noktaya ulaştığında, fazlası aniden boşalıyor. İşte
bu işlem sırasında kuzey ışıkları oluşuyor. En parlak ışıklar 11 yıllık güneş
lekeleri döngüsünün tam ortasında görülüyor. Tahminlere göre yeni döngünün
başlama tarihi 2009. Yani 2014’te Tromso’da şölen olacak. Kuzey ışıklarının
dönemleri, şiddeti konusunda internetten (www.nasa.go, www.swpc.noaa.gov) bilgi
alabilir, youtube gibi web sitelerinden büyüleyici görüntüleri
izleyebilirsiniz.(bu görüntü ve yazı internet ortamından aldığım,kendi resim ve bilgilerim değildir,bu güzellikler de blogumda olsun diye aldım)

karikatür


bugün sadece bir karikatür paylaşayım...

26 Ocak 2012 Perşembe

sinbo


sinbo markası piyasaya gireli (hatırladığım kadarı ile) takriben 10 yıl kadar olmuştur.ilk zamanlarda ürünleri sürekli arıza verirdi.arızalı ürünler,firma tarafından bire-bir değiştirilerek tüketici mağdur edilmezdi(müşteri aldığı yere giderse).ben hem sektörden biri olarak,hem bir tüketici olarak arızaların tüketici nezdinde zamanla sinbo için büyük sıkıntı olacağını düşünmüştüm(marka/imaj meselesi).YANILDIM.çünkü sinbo,hiç geri vites yapmayarak,sürekli kendini geliştiren,yenileyen bir çizgi izledi.geldiği nokta mı? sinbo diye bir markamız var.ve bu marka belki de türkiye de bir ilki yaptı ve hala daha yapıyor; arızalanan ürün için yurtiçi kargoyu arıyorsunuz,kargo gelip arızalı ürünü alıyor(ücretsiz),takriben en geç 10-15 gün içinde size yine yuriçi kargo(ücretsiz),yenisini geri getiriyor(sıfır ambalaj ile,yeni almışınız gibi).biz bunu iki kez yaşadık(birisinde sinbo'nun yan markası scarlett almıştık,15 gün içinde sinbo marka vantilatörle değiştiler,ikincisinde de sinbo marka mini fritözümüzü 10-12 gün gibi bir zamanda yenilediler.
niye bunları yazdım,hep kötü şeyleri yazarız,söyleriz ya; iyi şeyler yapanları da yazmak,konuşmak lazım ki;güzellikler artsın,teşekkürler sinbo(reklam metni olsa ancak bu kadar güzel hazırlanırdı :)) iyi şeyler yaptığınız da bu sizin zaten reklamınızdır(chyrkyn).

25 Ocak 2012 Çarşamba

İSKİ ELEKTRONİK SU SAATİ

şu güzelliğe bak ya!

kimin fikriydi bu bilmiyorum(aslında biliyorum) şu elektronik su saatini çıkaranın kulaklarını her su bitişinde çınlatıyorum.insanı paronayak yapan bir uygulama.bitti mi bitmedi mi,ne zaman bitecek,banyoda köpüklü kalırmıyım,kalırsam ne olur ? gibi onlarca soru ile içimi içime yediren bir durum.eskiden faturanı geciktirirdin,ama yine de öderdin,bilirdin nasıl ne zaman ödeyeceğini.şimdi şak diye kestiler şak diye ortada kalmaman için kendilerince bir sistem türetmişler ama,diyelim ki banyodasın,su kesildi,tek başınasın,nasıl çıkıp da kartı ek su akıtsın diye okutacaksın,sorarım sayın yetkililer...yetkililer...yetkililer...kartınızı..! yetkililer..!

vahdettin,atatürk



‘Heyet-i Vükelaca tanzim olunup Padişah Hazretlerinin iradesine sunulan yirmi bir maddelik özel talimatta bana verilen yetkiler doğrultusunda padişah hazretlerimizin Anadolu vilayetlerindeki bütün mülki ve askeri memurlar üzerindeki teftiş ve tedkikat görevimi, padişah hazretlerinin müsaadeleri doğrultusunda iftiharla ve sahip olduğum yetkiler doğrultusunda tüm sadakatimle yapmaya gayret edeceğime vallâh billâhi.”
atatürk,samsun a doğru yola çıkmadan vahdettin e ettiği yemin aynen böyle imiş.daha önceleri tarihçilerin biz türk milletine giydirmiş olduğu "vahdettin in pısırıklığına karşı kurtuluş savaşı için samsun a yola çıktığı "palavrasına inandırılmıştık.takriben 15 yıl öncesinde atatürk ün samsuna çıkışının vahdettin in görevlendirilmesi ile olduğunu öğrendik.bizler için sürpriz olmamıştı.ancak ulusalcı kardeşlerimize -şok,şok,şok-etkisi yapmıştı.hatta 3-4 yıl kadar önce bu konuyu konuştuğum bir ulusalcı kardeş,buna inanmıyor "yok böyle bir şey,nasıl olur,ilk defa senden duyuyorum " formunda cevaplarla bu gerçeğe inanmamak için direniyordu.son 48 saat içinde de yukarıdaki yemini öğrenmiş olduk.sonuç mu "vahdettin vatan haini ilan edildi" doğal olarak "atatürk kahraman"
bakalım daha hangi gerçeklerle yüzleşeceğiz.
64.ölüm yıldönümünde kazım karabekir i de saygıyla anıyorum.
kazım karabekir paşa yı ölümünün 64.yılında saygı ile anıyorum.

prof.dr.ömer özkan


ömer özkan,yüz nakli yapan doktor. sanki ailemizden biri gibi.sempatik,güven veren bir tarafı var.doktorun başarısından çok bu tarafı benim onu yakın görmeme sebep oldu.kalıpsal bir doktor duruşu yok.farklı bir doktor, hem de tıp litaratürüne girmiş olmasına rağmen.kasıntı değil,özverili bir havası var.ben bu doktoru sevdim,Allah yolunu açık etsin.

24 Ocak 2012 Salı

GAFFAR OKKAN-bir yiğit türk evladı !

Aslan gibi derler ya.benim için gaffar okkan öyle biriydi.uzaktan izliyor,yaptığı güzel şeylere gıpta ediyordum."afferin yaa !" diyordum,"oluyormuş işte !" diyordum.ama benim de kursağımda bıraktılar oradaki barış iklimini,diyarbakırlıların da !
istemediler,halk devleti ile barışık olsun,istemediler,halk devletine sevgi,saygı duysun.devletle oranın halkı dertli olsun ki; rantlanma devam etsin.gaffar okkan, öldürüldüğünde onun çocuklarının karnesi nasıldı acaba? o,onların karnesini görebilmişmiydi...
http://video.cnnturk.com/2011/haber/1/24/gaffar-okkan-kimdir

blog

bizim veledlere blog açtık.iki akşamdır evde bir blog yarışmasıdır gidiyor...kızım da oğlum da kendi blogunun daha güzel görünmesi ve daha çok ilgi çekmesi için var güçleri ile bizi de esir alıyor.kızımın blogu http://durucablog.blogspot.com , oğlumunki de http://karakayra.blogspot.com .kayra nın blogu da aslında kayracablog.blogspot.com du ancak,onu biz bir şekilde kaybettik :) .tekrar geri almak için uğraşımız devam ediyor.dün akşam çok sevdiğim leyla ile mecnun u , oğlumun "baba şu gadget ne işe yarıyor?" "baba şununla ne yaparım?"soruları yüzünden seyredemedim,o kadar yani :) du bakali , şu blog yarışması,evde büyük kavgalara doğru yelken açacak sanıyorum ama hadi hayırlısı...

23 Ocak 2012 Pazartesi

müslüman kardeşler

müslüman kardeşler (ihvan-ı müslimin) hareketinin ismi ile orta okul yıllarımda tanışmıştım.mısır yönetiminin zulmü altındaydılar.sürekli baskın yiyorlar,hapislere atılıyorlar,eziyet ve ölüm yaşıyorlardı.bir müslüman olarak içim burkulur,acırdı.o zaman ki; okuduğumuz yayınlarda bir tarafta afganistan dan gelen haberler ( o dönem,afganlar,ruslara karşı savaşırdı)yüzümüzü güldürürken,bir yandan da mısır dan gelen haberler içimizi burkardı.
bu gün geldiğimiz noktada mısır da müslüman kardeşler in egemenliği başlıyor.çekilen eziyetlerin semeresi görülüyorsa,hasan el benna ların seyyid kutup ların mekanları cennet olsun.



21 Ocak 2012 Cumartesi

hepsi ermeni...


hepimiz ermeniyiz diye yürüyüş yapanlar,bir yürüyüş de fransa da organize etsinler...hepinizin hrant olmasını bir yerde anlıyorum da, hepinizin ermeni olmasını anlamıyorum...

20 Ocak 2012 Cuma

hrant dink için adalet...

hrant dink için adalet istiyorum ! AMA ;
ermeni değilim,hiç olmayacağım da !
kardeşimsinhrant formatına hiç girmeyeceğim,hrant müslüman değildi.
ancak ve ancak "müslümanlar kardeştir" keşke hrant da müslüman ölseydi,ben de kardeşimsinhrant diye twitter da paylaşsaydım.
etnik kökeni-niz ne olursa olsun,müslümansanız kardeşimsiniz,değilseniz kardeşimiz olmak isterseniz bizim kollarımız açık bekleriz.
MÜSLÜMAN OLARAK hrant için adalet istiyorum.durumum budur...
bir de elinize bir tabela alıp "hepimiz ermeniyiz"diye ortada dolaşmayın."ben de ermeniyim" diye dolaşın.halk adına kimse racon kesmesin...

16 Ocak 2012 Pazartesi

insan halleri...


burası tahtakale ! yolda inşaat varken yola bırakılan kamyonet ! yol inşaatını yapanlar,kamyonetin sahibi arayıp bulamıyorlar,işlerini yarım yamalak yapıp,gidiyorlar.ancak gitmeden,kamyonetin hem önüne hem arkasına taş ve moloz yığıp gidiyorlar.araç çıkamasın diye :))

15 Ocak 2012 Pazar

hayvanlar & insanlar


konuşup,düşünebilen varlığa hakaret edeceğiniz zaman,hayvanlardan birini söyleyerek,aşağıladığınızı düşünmeyin,onları yüceltmiş oluyorsunuz
hayvanlar,insanlar kendilerine zarar vermedikten sonra kolayına zarar vermek için çaba sarfetmezler.ama,insan dediklerimiz...

13 Ocak 2012 Cuma

SÜLEYMANİYE VE SÜLEYMANİYE CAMİİ

bu akşam bir dost ile telefonda sohbet ettik.kendisini daha önceleri ateist olarak tanımladığını söylüyordu.bu benim hep canımı sıkardı.ben her görüşmemizde kendisine "müslüman gibi yaşayıp,ateist olduğunu söylemen zoruma gidiyor,müslümanım deyip de müslümanlıktan uzak şeyler yapanların çok olduğu şu dünyada ! " bu konuşmamızda yine bunu deştim.duyduğum şeyler hoşuma gidecek şeylerdi.konuyu süleymaniye üzerinden devam ettirdi.süleymaniye camii nin etrafa yaydığı sinerjiye hayranlığını ve süleymaniye semtinin o ihtişamın kanatları altında nasıl güzellikler barındırdığını dile getirişi çok farklıydı.günümüz insanlarının teknoloji sarmalındayken,süleymaniye nin insani,samimi duruşundan bahsetti.semtin nasıl sıcak kaldığının altını çizerek anlattı.ben de bu duyguya hiç uzak değildim,çünkü;10 yılım süleymaniye de geçti.tahtakale ile iç içe olan süleymaniye,küçükpazar a,vefa ya komşuluğu ile sıcak kalan semtlerdendir.minik esnaf lokantaları,köhne otelleri,uyduruk imalathaneleri ile tarih kokan bir semttir istanbul da.en salaş yerlerini gezerken,eski siyah-beyaz filmlerde zannedersiniz kendinizi...
esnafların birbirlerine laf sokmaları bile lezzet katar sokaklara...
bu akşam bu sohbetle,insani değerler tavan yaptı benim ruhumda da.
hı,dostum mu? telefon görüşmemizi duymak istediğim şeylerle kapattı.
benim için farklı hoş bir akşam oldu.
size de böyle dostluklar temenni ederim...

11 Ocak 2012 Çarşamba

resimin kraliçesi

güzel yakalamıştım,AMA GÜZEL KAÇIRMIŞIM(denizi yamuk çekmişim,dünyanın yuvarlak olduğunu ispatlamak için değil ! :))

ibre vurdurma denemesi...


çanakkale takvimi

bu resmi denizli de bir müşterimin dükkanında çekmiştim(hayal züccaciye).denizli ye antalya dan geçmiştim.bu yazıyı okuduğumda atalarımız ne için savaşmıştı,bir de gelip benim bir gün önce geçtiğim antalya yı görselerdi.

sektörel yazılar

adana da züccaciye sektörünü en iyi temsil eden firma desem abartmamış olurum.turgutlar...
yeni yaptıkları depo-teşhir yeri ile adana da olabilecek en güzel pozisyonda konumlandılar.yaptıkları yer adana nın değil türkiye nin de parmakla gösterilecek yerlerinden oldu.sabit telefonla konuşan murat turgut,telsiz telefonla konuşmaya çalışan mustafa turgut :)

ovit dağı


ovit dağından haziran başında geçerken,çekim faruk turutoğlu tarafından yapılmıştır :)
kasvetli bir yol...

10 Ocak 2012 Salı

adnan oktar 2

evet sayın adnan oktar.
şu yakın zamana kadar, yemedik,içmedik,ağzınızdan samimiyetle pozitif anlamda Allah kelamı çıktığına inandık.Her mecliste savunmanızı yaptık;eviniz basıldığında,soruşturma açıldığında,mahkeme süresinde,akıl hastanesinde olduğunuz dönemde,kan bankası için kan topladığınızda hep sizi savunduk.Bunlar iyi şeyler yapıyorlar;siyonizme,masonluğa,darvinizme posta koyuyorlar, diye.E noldu biz boş bir silüetin davasını mı gütmüşüz.Belki sizden birileri bu bloga düşer de okur ya da ben bir ara blog adresimi size mail atarım,duygularımı bilmenizi istiyorum çünkü.Değişik kanallarda gece muhabbetlerinizin artık bokunun çıktığını üzülerek,kahrolarak görüyoruz.Hiç yobazlık kisvesine insanları sokmaya kalkmayın; alımlı hatunlara gereksiz iltifatlarınızı siz dinen nereye koyuyorsunuz bilmiyorum.sulandırılmış "maşallah" muhabbetini bilinçli mi yapıyorsunuz."maşallah"ın da kendince bir ağırlığı varken,bir cümle içinde birden fazla maşallah demenin esprisi nedir? insanları islamdan uzaklaştırma gayreti mi var?
islam da kadının duruşu belliyken; yüzünde makyaj olmadan kaç tane hatunla programa çıktınız,merak ediyorum.bu da tesettürün içini boşaltma çabasımıdır? geçmişte israil ve abd ürünlerini boykot listemize -tekbir giyim-i de koymuştuk.tesettür elbiselerini allı pullu mankenlerle tanıttığı ve genç kızlarda -böyle de oluyormuş-algısı oluşturdukları için.sizlerin de böyle bir çabası mı var.şehveti bir tesettür neyin nesidir? şehvet ve tesettür kelimelerini aynı cümlede kullanmak dahi benim içimi ürpertti ya siz bundan haz mı alıyorsunuz?
yazık,sizin için, sizler için, döktüğüm dile yazık.harcadığım nefese acıyorum.yazık.
renginizi artık netleştirin.ya islam camiasından uzaklaşın,ya da ben şunlara hizmet ediyordum,özür dilerim deyin.türklüğü,islamı kullanarak artık bir yere gelemeyeceksiniz,çünkü yukarı çıkışınız bitti,aşağı inişe geçtiniz gözümüzde.

adnan oktar

son günlerde,kendisinin zıvanada durmadığını rahat bir şekilde gözlemliyoruz.şaşırıyorum...
düne kadar kendisini her ortamda savunduğum,Allah rızası için bir şeyler yaptığını düşündüğüm adnan oktar,artık gönül rızası için bir şeyler yaptığını ilan ediyor.kime ne için hizmet ettiğini anlamakta zorlanıyorum.bu zamana kadar kurduğu düzenek çok iyi işledi diye düşünmeden kendimi alamıyorum.bu düzenek artık yemez.artık bu düzeneği yemezler.haydi geçmiş olsun adnan hoca(!).
ben senin defterini kapattım,Allah başkalarına da nasip etsin.bu manada daha geniş bir yazı yazarım,artık adnan oktar çok su kaldırır.

5 Ocak 2012 Perşembe

ismail haniyye

48 saat diliminde internet medyasında ismail haniyye nin selahattin demirtaş a "biz de diyarbakır ı özgür görmek istiyoruz(!)" demişliği yayınlandı.inanamadım,aynen şöyle düşündüm "asparagas döşenmiş şerefsizler,biz bunlara mı yardım ettik,diye insanlar kıllansın düşüncesi ile yazmışlardır,çamur at izi kalsın".bunları parça parça zihnimden geçirdim.internette o haberin altına aynı düşündüğüm şekilde yorumlar düşülmüştü.bir yorum da ben yazayım dedim ama,benim yorumlarım,özgür basın (!)milliyet,vatan gibi internet gazetelerinde yayınlanmadığı için vazgeçtim.en azından burada kullanırdım.akabinde haniyye den yalanlama geldi.
n'oldu şimdi şerefsizler,kime hizmet ettiniz,yine siyonistlere.bir kaç hafta sonra filistin ile ilgili arkadaş ortamında yaptığımız sohbetlerde bunu önüme koyarlar "bu adamlar değilmi,diyarbakır için özgürlük isteyen?"lakırtılarınla cebelleşir dururum.tıpkı bir facebook efsanesi haline gelen "aslında orada 80 şehit var,ama hükümet bunu gizliyor,çünkü anayasanın bir maddesine göre 50 nin üzerinde şehit olursa hükümet düşer" palavrası gibi.üzerinden 2 ay geçmesine rağmen,bunu birilerine söylediğimde "ama var öyle bir şey(!)" tarzı salaki bir cevapla karşılaşıyorum(cahilimiz çok).

ECE TEMELKURAN

kendisini sevmezdim(yazılarını,tarzını,bakış açılarının bir çoğunu),ama yandaş(!) medyanın aynen yiğit bulut u sevmeyen medya gibi zil takıp oynarcasına "ece temelkuran da kovuldu" diye manşet atması zoruma gitti.belki karşıt - intikam tarzı manşetlerdi ama hiç gerek yoktu.kötüden örnek olmazdı,olmamalıydı.bir kurum,bir çalışanı ile yollarını bir sebepten(o sebep her ne ise) ayırabilir,bunun adı kovuldu,sepetlendi olmamalı.üzüldüm.ece temelkuran ı sevmezdim,belki de hiç sevmeyeceğim,yiğit bulut gibi şanslı olduğunu sanmıyorum,inşallah gözcü de yazmaya başlamaz.öyle ya da böyle bir duruşu olan birinin gözcü de heba olmasına da gönlüm razı olmaz.emin çölaşan gözcü ye yakışmıştı :) ece temelkuran? ı-ıh !

YİĞİT BULUT

"Bir Yiğit feda olsun Türkiye'ye!" böyle noktaladı.
Bana göre de Yiğit'ti.Uzun zamandır takip ederdim hem yazılarını,hem televizyon programlarını.Yazılarını Habertürk almayı bıraktığım, o sırtından bıçaklanmış kadının posterini ilk sayfadan Habertürk yayınladığı güne kadar.Sonralarında internetten okuduğum kadar,takip ettim.Hem ekonomi yazılarında, hem siyasi ya da gündem yazılarında farklı duruşu,benim doğrularım doğrusundaki yazımları ayrı bir yere koymamı sağlamıştı kendini.Benim penceremden görünen adam gibi adamdı.Neye kurban gittiğini bilmiyorum.Ama adamlara açık kapı çoktur.Hatta tercih yapma hakkı da bu adamlarındır.Ben bu ayrıştırmanın sadece ilk anda psikolojik olarak birilerinin eline koz geçirmişlik hevesini tatmin edeceğini düşünüyorum.Onlar da bana göre adam değil.Mevlana'nın sözü var ya; "Bir söze bakarım söz mü diye,bir adama bakarım,adam mı diye!" Yiğitçe yazdığın yazılar için,yiğitçe yaptığın programlar için eline,ağzına sağlık.Yiğit'i kaybetmedik,galiba Yiğit'i kazandık.Evet,bu bir yandaşın(!),bir başka yandaşa(!) destek yazısıdır.Eğriye eğri,doğruya doğru diyebilenler yandaşsa,biz yandaşız.Yanıldığımız olmuyor mu?Oluyor bazen.O da iklim koşullarındandır.Eğriye doğru,doğruya eğri diyenlere de bir çift laf koymak lazım "HASSİKTİRİN LAN !"
Yiğit kardeşim,daha iyi konumlarda görürüz seni inşallah.

4 Ocak 2012 Çarşamba

KURBAĞA ORKESTRASI

bu resmi,ikitelli de demirciler sitesinde bir ferforje firmasının önünde teşhir için konser verirlerken çektim :) aslında itina göstersem firmanın ismini de resme alabilirmişim.firmanın da reklamını yapmış olurdum,hay Allah !

28 Aralık 2011 Çarşamba

ŞU İSTANBUL BAROSU


İSTANBUL BAROSU YÖNETİMİ SEMİNERLERE BAŞÖRTÜLÜ STAJYER AVUKATLARI ALMIYORMUŞ.İSTANBUL BAROSUNUN BU ZAMANA KADAR HAYRA DAİR BİR ŞEY YAPTIĞINI GÖRMEDİM,DUYMADIM,BUNDAN SONRA DA DUYMAYACAĞIM SANIYORUM.HAYR İLE İLGİLİ DUYACAĞIM ŞEYLERİ ŞİMDİDEN ENGELLEDİKLERİ İÇİN.

27 Aralık 2011 Salı

SİNOP ALAADDİN CAMİ

cami dar ve enlemesine uzuyor.bir çok eski camide de bu yapı var.enlemesine geniş,yeni camilerimiz gibi kare şeklinde değil,dikdörtgen ama uzun.


yurdum insanının yazdırttığı yazı

habertürk ün altındaki yazıyı okuyun,lütfen.

ŞANLIURFA BALIKLI GÖL

böyle geziyorlar orada...

yiyecek atıldığında böyle kümelenme görüntüsü oluyor.çekim akşam ve pikseli düşük cep telefonu ile olduğundan bu görüntülere razı oldum :)

HELEZON YAZMAK İSTENMİŞ...

bunu yazan arkadaş bilin bakalım,nereli?

nergis çiçeğimi fsm köprüsü üzerinde dinlemek...

fatih sultan mehmet köprüsü üzerinde nergis çiçeğimi dinlemek...:)

DİZ DİZE ŞARKISI EŞLİĞİNDE GECE YOLCULUĞU

seyahatleri tek başına yaparım,herkes"sıkıcı olur"diye düşünür.ama benim için yalnız seyahat etmek daha keyiflidir.istediğim müziği dinler,istediğim kadar sesini açar,istediğim kadar kısarım.istediğim yerde durur,istemediğim yerde durmam...konu dışına çıkmadan bağlayayım;evet,yine bir seyahat ve dinlediğim parça sevgili kardeşimin yaptığı beste.aynı zamanda 2011 yılının en iyi parçası seçilmiş karadenizin sesi radyosu dinleyicileri tarafından.biz demiştik,bu parça 10 numara diye:)


bu akşam bir kaç gün öncesinin gazetesinin ilavesinde(iyi tamladım :)) kedilerle ilgili yazılar okudum.bir kaç aydın(aydın demek geldi içimden) semtlere göre kedileri analiz etmiş.sonrasında köpeklerin şehirlere göre analizini yapan bir başka aydın aklıma geldi.ve yine bir pazartesi akşamında kaçırmadığım (yani bu akşamki bölümünü)leyla ile mecnun dizisini seyrederken; bu üçlemeyi harmanladım.kediler,köpekler,leyla ile mecnun.dizi oyuncuları bu yazıyı okusa "lan kedi köpekle eşdeğer tutulmuşuz"diyecekler.bir art niyetim yok.kedilerin sosyal hayat içindeki yeriydi,aydınların işlediği.yani bizden birileri gibi yaşayan kediler ve köpekler.semtine,şehrine,teklik ya da çokluklarına göre farklı hareket alanları oluşturan canlılar.ama bizden biriler gibiler.bizden birilerini,benden birilerini farklı karakterler üzerinde gördüğüm -leyla ile mecnun- dizisi. farklı espriler,eğlendiren diyaloglar,benim doğup büyüdüğüm sokaklar tadında sokaklar,oralarda gezdiğimi,sıcaklığını hissettiğim mekanlar.kendimi bazen deniz kıyısında bankta hayal ediyorum,orada otururcasına.bazen bakkalın laf sokmalarını düşünüyorum ya da kanka dediklerim insanların sıcaklığını.sokağımızın kedileri,sokağımızın köpekleri.evimizin tekiri,bahçemizin barbie isimli köpeğini,ya da çocukluğumun sokağının bir aşağı bir yukarı koşturan diğer köpeklerini.



dizilere genelde pek bakmam.pek de tad vermez bana.diziler,entrikalar üzerine,aldatmalar üzerine,topluma zıt olan değerlerle donatılmıştır ki; ilgi çeksin.bunu da başarırlar genelde.ben bunu başaramayanların dizilerini seviyorum.farklı tadlar oralarda var.seyretmediğim dizilerde binde bir olacak olaylar işlenir,milletin ağzı açık kalır.benim seyrettiklerim ise binde yedi yüzün yaşadıklarıdır.ben gerçekleri seviyorum,neşeliliği seviyorum.zeka ürünü esprileri seviyorum,insancıllığı seviyorum,sıcak diyalogları seviyorum...vs.vs.

22 Aralık 2011 Perşembe

HER YER DAR GELMEYE BAŞLADI BİRİLERİNE..

24 şehitten sonra,başbakan "her şey çok farklı olacak!" demişti.o gün bugün her şey olması gerektiği gibi oluyor.ülkenin güvenlik kurumları;polis,asker,özel harekat birimlerinin kimi şehirlerde,kimi dağlarda operasyon üzerine operasyon yapıyor.30 yıldır çıkılamayan ve girilemeyen cudi dağında operasyon yapılıyor,girilemez denilen vadilere giriliyor,her gün leş haberleri yayınlanıyor ekranlarda,gazetelerde.teslim olanlar,teslim alınanlar,inleri dağıtılanlar,kck ile paketlenenler gözle net bir şekilde görülüyor.gün yok ki; pkk ya da kck ya da başka şerefsiz oluşumdan birileri haberlere mevzuu olmasın.ve bdpli bir şeyler de kuyruk acısı had safhada olduğundan sağa sola saldırmaya devam ediyorlar.iş başa düştü gibi.neredeyse,bdpli milletvekilleri sokağa çıkıp polise taş atmaya başlayacak.

15 Aralık 2011 Perşembe

9 Aralık 2011 Cuma

seyahat yazısı



sen hiç, dolunayın denize yansıması ile yol arkadaşlığı yaptın mı?
ben yaptım,senden daha iyi arkadaş,söyliyeyim!

çünkü; içine huzur veriyor.

sen hiç, kapkaranlık yollarda,bulutsuz havada,binlerce yıldızla yol arkadaşlığı yaptın mı?

ben yaptım,senden daha iyi arkadaşlar,söyliyeyim!

çünkü; hep yanındalar.

onların önüne bulut geçince,yapacakları bir şey yok!

ama senin kafan bulutlandımı,senin yapacakların var!

söyliyeyim istedim!


not:üstteki resim,benim eserim değildir,http://bostanciogludevran.wordpress.com/2011/09/03/bu-gece-dolunay-mi-var/ den alıntıdır.

seyahat yazıları

konyaya geçtim ankaradan.genelde konya otellerinde yer bulmak da güçlük çekerim,ancak bu kez öyle olmadı,ilk aradığım özkaymak otelde yer vardı.orada kaldım.orada kalmanın en büyük avantajı,toptancıların hemen dibinde olması.ancak sabah ilk toptancılara girmedim,büsan ilk gittiğim alan oldu.karpuzoğlu ile görüştüm,ahmet yeni açtıkları perakende de idi,toptandan perakendesine geçtim,güzel bir mekan yapılmış,biraz desteklenmesi gerekiyor,görsellerle.inşallah bahtı açık olur.biraz sohbet,biraz yemek ve sonrasında toptancıların dibinde olan perakendeden ayrıldım.toptancılara girdim.toptancılara girerken,hep içimden küfretmek geçen bir oyuncak dükkanının önünden geçerim.neyse.toptancılarım; msd,parlayan,erdem,oflaz.
burada da sohbet,muhabbet merkezli geçti çünkü işler konya da biraz zayıftı.

bir seyahat yazısı daha

biraz uzun bir seyahat oldu.ankara dan başladım.ankara müşterilerini dolaştım,toptancıdır benim müşterilerim.polat timur,kardeş aş,istanbul plastik,gürbüzler,taştoka,bayburt plastik,mesut mutfak(çay içmeye uğradım),önderler,demirsoy ithalat.kardeş aş de bayağı bir zorlandım.emin abi,süleyman,çağatay neredeyse 4lü toplantı yaptık,ayak üstü.onlar tezgahlarında çok hızlı,haftada devir olacak ürün olsun istiyorlardı.neyse ki;ayak üstü toplantı,tezgaha ürünlerimizi koymakla sonuçlandı.demirsoy ithalat ın perakende ayağı da olması,bizim ürünü perakende merkezli deneme amaçlı tezgahına koymak noktasında işimi kolaylaştırdı.polattimur ile zaten çalışıyoruz,yeni siparişle mekandan çıktım.istanbul plastikte hala zorlanıyorum,rakip ürün ile rekabetimiz o noktada bayağı yoğun.hayırlısı.istanbul plastik bünyesinde çok hoş bir mescid var.oraya girince,içeriden çıkmak istemiyorum.huzur veren bir havası var,bir çok camide dahi alamadığım bir huzur.5 vakit namaz mı kılıyorum,hayır; bir türlü beceremedim.bayburt plastik,mahmut abi ile uzuun muhabbet ettik,onun ben de ayrı bir yeri vardır.bu ara bayağı kafası yoğun.mesut abi ile de biraz sohbet ettik.onunla arada bir az ötesinde olan karadeniz mutfağı sunan tır-lokanta da kuymak yemeyi seviyorum.genelde benim seyahatlerde aç kalmam kaçınılmaz.bu seyahatte gerçi istanbul plastiğin yemekhanesinde öyle yemeğini geçiştirdim :)
ankarayı şehir olarak oldum olası sevemedim.ama müşterilerimi seviyorum.

23 Kasım 2011 Çarşamba

çocuk büyütmek...

bildiğiniz üzere benim bir çift ikizim var.benim derken,eşim alınmasın;lafın gelişi...düzelteyim o zaman bizim bir çift ikizimiz var.düzeltmem iyi oldu,konunun içeriğinde eşim de rol sahibi.ikimizin de çocuk eğitimi,öğretiminde yöntemleri biraz farklı.aslında biraz kelimesi hafif kalıyor ama neyse...evliliklerin böyle de bir boyutu var.örneğin; ben yemek yemek istemeyen kızıma "bırak kızım yeme,bir daha ki öğüne kadar yemek yok!" diyebilirken,eşim -aman kızım aç kalır-mantığı ile bakarak boğazına tıkıştırır da tıkıştırır.tıkıştırınca yemek yenmiş mi olur,hayır 10 dakikada yenilip,kalkılacak masadan kızım 1,5 saatte ancak kalkar(abartı filan değil 2 saatlik rekorlarımız da var),hanım habire "kızım ye de kalk artık,seni bekliyorum,masayı silecem,bulaşık makinasını çalıştıracam,uyku vakti,okul vakti vs.vs.".ben diyebilirken derken,diyebilecek dilim var da etkinliği yok.çünkü,hanım vicdanen baskın geliyor."kızım çok zayıfladı,yemesi lazım"filan ...
eğitim,çocuk,zor işler...

3 Kasım 2011 Perşembe

oha diyebilirmiyim?

beşiktaş taraftarı son maçlarında bir kampanya yaptı.kaşkollarını van a göndereceklerdi.kampanyaya güzel bir görsellik katarak,namımız da yürüsün babında kaşkollarını maç öncesi sahaya fırlattılar.ve bu, federasyon gözlemcisinin,sahaya yabancı madde atıldı şeklinde raporuna yansıdı.şimdi beşiktaş kulübü bu yardım kampanyası yüzünden ceza ödemekle karşı karşıya.komik mi? evlere şenlik, ne komikliği ! tebrikler beşiktaş(ben beşiktaşlı değilim)

kusuyorum!

13 yaşındaki bir kızın mahkeme kararı ile (bunu yazmaya elim gitmese de anlatmak istediğimi tam anlatması açısından yazmam gerekiyor) bir kez daha ırzına geçilmesine şahit olduk.ağzımız açık kalmadı ! geçmişte de enteresan mahkeme kararlarına şahit olmuştuk çünkü. gazetelerde, internette ismi n.ç. diye geçiyor.isminin ne önemi var ki;sadece insan diyebiliriz.sadece insan,varlık.değerleri vardır ya da yoktur.öğrenmiştir ya da öğrenmemiştir.o nun durduğu yer,sahip olduğu akıl,bulunduğu ortamın hiç önemi yok.o na bu zulmü yapanların bulundukları durum,yer,konum,akıl durumları önemlidir.o nun yaşı 13.ama ona şerefsizliği yapanların listesini ben de f.altaylı dan kopyalayarak aşağıya döküyorum,hem yaşlarını,hem konumlarını,hem durumlarını görün.tarihe şerh düşmek adına bu ŞEREFSİZLERİ teşhir etmek benim de boynumun borcu,her insan olanın olduğu gibi.bu yazı belki 3-5 kişi tarafından okunup kalacak,ben kendi adıma nefretimi kusayım,içimde kalmasın,şerhimi düşeyim de.belki de,bu kişilerin etrafında olanlardan birinin gözüne çarpıp,yüzlerine tükürülmelerine vesile olur.umudu bile güzel.
: Jandarma Yüzbaşı. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

: Bayındırlık Müdürlüğü'nde işçi. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.


: Matbaacı. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

: Ziraat Bankası'nda memur. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

: Derik Belediyesi'nde memur. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

: İlköğretim Okulu Müdür Başyardımcısı. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi. Ömür boyu kamu hizmetinden men edildi.

: Traktör bayii. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

: Beyaz eşya bayii. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

: TEDAŞ teknisyeni. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, cezası iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle cezası 4 yıl 2 aya indirildi. Ömür boyu kamu hizmetinden men edildi.

: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

: 15 yaşmdan küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan 5 yıl hapis verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 2 aya indirildi.

: Kızıltepe Kaymakamlığı'nda yazı işleri müdürü. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

: TEDAŞ vinç operatörü. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

: Nakliyatçı. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle cezası 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi. (Fuhşiyata tahrik suçundan 7.5 yıllık zamanaşımı dolduğundan dava düşürüldü.)

: Ziraat Bankası'nda veznedar. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

: Muhtar. 15 yaşmdan küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi. (Fuhşiyata tahrik suçundan 7.5 yıllık zamanaşımı dolduğundan dava düşürüldü.)

: Derik Ziraat Odası Başkanı. 15 yaşından küçük kızm ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

: Orman İşletme Şefliği'nde şoför. 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, cezası iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi. Kamu hizmetinden ömür boyu men edildi.

: 15 yaşmdan küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

: Mardin Vakıflar İmareti'nde çalışıyor. 15 yaşmdan küçük kızın ırzına geçmek suçundan ve bunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis cezası verildi, iyi hal indirimiyle 4 yıl 10 ay 10 güne indirildi.

: 15 yaşından küçük kızın ırzına geçmek suçunu birden fazla işlediği gerekçesiyle 5 yıl 10 ay hapis verildi, ancak iyi hal ve yaşının olay tarihinde küçük olmasından dolayı cezası 3 yıl 10 ay 20 güne indirildi.

: Dava açıldı, ancak eylem teşebbüs aşamasında kaldığı gerekçesiyle ve iyi hal indirimleriyle 1 yıl 4 ay 20 gün hapis verildi.

: Gündelikçi. Irza geçmeye iştirak ve fuhşiyata tahrik suçlarından 9 yıl hapis.

: Irza geçmeye iştirak ve fuhşiyata tahrik suçlarından 9 yıl hapis.
YAZDIĞIM BİR BAŞKA BLOGDA,BİR BLOG YAZARININ "AYNI İSİMDE BAŞKA İNSANLAR ZARAR GÖREBİLİR!"UYARISI,İSİMLERİ KALDIRMAMA SEBEP OLMUŞTUR.BİRAZ TÜKÜRDÜĞÜMÜ YALADIM AMA,VEBAL ALTINDA KALMAKTAN İYİDİR.

1 Kasım 2011 Salı

bir linç girişimi...



pazartesi günü tüm internet gazetelerinde(!) volkan konak ile ilgili haber vardı.haberin özeti; volkan konak "van depremi umurumda değil" diye açıklamada bulunmuş.sonra kağıttan basına düştü.e sonra ne oldu? volkan konak ın sorulara verdiği cevabın videosu düştü internete.adam resmen gazetecileri(!) başından savmak için bir iki laf savurup,gitmiş.gayri resmi olarak volkan konak üzerinden rayting toplamak için adamı linç etmeye kalkmış sevgili medyamız.yazıktır ya.



volkan konak,hemşerimdir.fikirsel bazda ters cephelerde dursak da,adam gibi adam olma gayretinde bir şahsiyet olarak tanıdım onu.ilk albümünü çıkardığında dedemden (dedem karadeniz müziğinin eskilerindendir) iki parça kullandığından ve altına isim yazmamasından dolayı içerlemiş,kendisine mektup yazmıştım-bir maddi beklenti içinde olmadığımızı,ancak dedemin isminin türkü altına yazıldığını görmek arzumuz olduğunu belirtmiştim-,o zamanlar mektup yazılıyordu.ve çok geçmeden,kendisinden özür cevabı geldi,bir resmini imzalamış,göndermiş,ayrıca açıklama yapmış,bir daha dikkat edeceğini söylemişti.incelikti bu.adamlıktı.bu adama kıyamazsınız,siyasi perspektif de zıt yerlerde dursak da; volkan konak ı harcatmayız size; adamların azaldığı şu ülkede.

31 Ekim 2011 Pazartesi

saat med-cezirleri




evet,geçen gece saatleri yine geri aldık.
bana biri şunu izah edebilir mi? cuma günü,hava 18.30 da kararıyordu,şimdi 17.30 da kararıyor.yani 1 saat önceden elimiz elektrik prizine gidiyor.biz 19.00 da paydos ettiğimize göre fazladan 1 saat elektrik harcıyoruz.sabah ışığından da şu an faydalamadığımıza göre(sabah evden çıkarken hava karanlık cuma da olmuyordu,bugün de farklı değildi!); biz elektrik tasarrufunu nasıl yapıyoruz.ben düz mantıkla bakıyorum ,vardır büyüklerimizin bir bildiği ya da bu konuyu iyi bilen biri,lütfen beni aydınlatır mı? saati ileri almadan! :)

23 Ekim 2011 Pazar

24 şehit ve van depremi




internet ortamı bir çok şeye gebe bırakacak bir ortam.24 şehitle ısınan internet ortamında;özellikle facebook'ta bir yığın yalan beyan bilgilerle başka bir saldırı başladı.hükümete,tayyip erdoğan a , hükümet mensuplarına ve müslüman kesime saldırmak için bekleyen mekanizmalar devreye girdi.bu yoğunluktan anladığım ergenekon-pkk iyi çalışıyor.öyle paylaşımlar gördüm ki! bunlara inanan ve bunları paylaşan bayağı cahilimiz olduğunu bir kez daha anladım.bu aziz nesin in işaret ettiği aptallıkla ne kadar paralellik arzeder kestiremedim.bir zihniyet hemen sazan gibi,doğruluğuna bakmaksızın,kafasında hedef belirlediği yere çamur olsun da ne olursa olsun saflığı ile paylaşmaya meyilli.bir örnek; (hesapta) bir şehit annesi (hesapta) bir televizyon kanalına bağlanmış(!),"aslında şehit 24 değil,86 " demiş ve yayından hemen alınmış.hükümet özellikle 86 yı kabul etmiyormuş.çünkü anayasadaki bir maddede şehit sayısı 50 yi geçerseymiş,hükümet düşermiş.bunu hükümet şerefsizce(!)gizliyormuş.bunun doğruluğuna bakmak için netten anayasaya bir bakmak kimsenin aklına gelmiyor.en son tanıdığım bir genç bayan paylaşmış bunu,kendisini uyarınca,hemen kaldırdı.hani tayyip e gareziniz olabilir,ancak yaptığınız şeyleri bir düşünün de pkk ya yardım etmiş olmayın.istediği ortamı oluşturmayın.bugün de bir yakınımın paylaştığı bir yazımda net ortamında deprem ile ilgili yapılan yorumlarda van halkı için ırkçı bir yığın yorum yapılmış.bu da ayrı bir problem.özeti mi "beter olun!". niye kürt vatandaşların çoğunlukta olduğu bölge ya!


ayıptır ya! he bu bir boyutu,bir başka boyutu da,kameralar karşısında bir kaç genç "devlet yok,devletten hiç kimse gelmedi" diye tv8 e açıklama yapıyor,özellikle depremi de devlete karşı kullanmak isteyen bir söylem.ancak şu satırları yazarken,hükümetin başı erciş'te geziyordu.ekranda bir taraftan onu görüyorum.


geleyim,internet ortamındaki insafsızca yapılan yorumlara tekrar.genelin bilmediği bir şey yazayım,genel de bilmiş olsun.van'da van gölünün kıyılarında yaşayan bir çok trabzonlu var,biliyormuydunuz.sizlerin baktığı mantıkla onlar ne olacak.bırakın bu yaftalama işlerini.ister van'lı,ister trabzon'lu,ister istanbul'lu insansa canımız,insanlıktan uzaksa Allah verir belasını,bir şekilde.bakacağımız pencere insanlık olmalı.gerisi bize zarar verir.

18 Ekim 2011 Salı

esir takası



bugün israilli asker ile filistinli tutukluların takası vardı.israil borazanı olan gazetelerimizin hepsinde israilli esir askerin resmi yer alırken,genelde yazılar,manşetler,ağıtlar onun üzerine yazılıydı.filistinlilerin içinde yer alan tutukluların bazılarının türkiye'ye gönderilecek olması bir kısım gazete ve gazete okuyucularının zoruna gitmiş.neymiş efendim "ne işleri varmış o militanların bizim ülkemizde?" .neredeyse terörist gözü ile bakılan bu filistinlilerin aslında ülkelerini işgalci israil'den korumaktan başka yaptıkları hiç bir şey yoktu.bu mantıkla bakan medyamıza (!)sorayım, kurtuluş savaşında ülkesini savunmak için savaşan kuva-i milliyecilerimizin hepsi militan/terörist mü oluyor?

17 Ekim 2011 Pazartesi

habertürk manşeti/posteri



Kaç gündür, herkes , her yazar bu konu hakkında bir şeyler yazdı.Ben ilk manşet olduğu gün niyetlendim,ancak fırsat bulamadım.Şimdi yazmak kısmet oldu.
Nasılsa bu konu gündemde hep durur.Ben sabahları genelde sabah,star,habertürk alırım,işe giderken okumak için.Sabah ve star ayın 25 günü değişimli,3-4 günü de habertürk alırım.
O gün (hani şu bıçaklanmış kadıncağızın posterinin basıldığı gün) habertürk almak gelmişti içimden.Elimi habertürk e attım,kaldırdım,resmi görünce,hani iğrenç bir şeye denk gelir eliniz hemen bırakırsınız,refleksle;aynı öyle olup gazeteyi bıraktım.
İğrenç bir göze sokuştu.O gün bu gün elim habertürk e gitmiyor.

sınıf başkanlığı yarışı



bu ara ihmal ediyorum yine blogumu.bir şeyler yazmıyor ya da yazamıyorum,bir yığın sebepten dolayı.

aile tarihine not düşmek adına bir şeyler yazayım bugün dedim.:)

geçenlerde bizim ikizlerin sınıfında sınıf başkanlığı seçimi yapılmış.öncesinde aday adayları açıklanmış,bizimkilerin her ikisi de aday adayı,sonra aday olmuşlar.bu süreçte herkes bir kaç isim yazıp öğretmene vermiş(yani sınıftaki sevdikleri isimleri yazmışlar).bu süreç sonucunda ortaya çıkan isimler başkanlık seçimine girmiş.hem kayra,hem duru aday olmuşlar.kayra 11 oy ile sınıf başkanı,8 oyla bir başka arkadaşları da yardımcısı,duru da 5 oyla seçilemeyen aday olarak kalmış.duru "baba beni bu sınıf sevmiyor" gibi bir serzenişte bulundu doğal olarak.ona "genelde erkeklere oy verme meyili insanlarda vardır"ı anlatana kadar göbeğim çatladı.o da bana "ama baba,sınıfta 10 kız var sadece 4 ü bana oy vermiş,inanabiliyormusun?"diye tekrar tekrar sorup duruyordu.anlatmakta güçlük çeksem de sonunda anlatmayı başarmıştım :)